16

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Birinci Grup : Kararlar Merkezi

Eski çağlarda Meksika’da yaşamış olan şamanlar ile don Juan’ın silsilesinin tüm şamanları için en önemli konu, kararlar merkezi idi. Şamanlar uğraşlarının eylemsel sonuçlarına göre şuna inanırlar; insan bedeninde karar verme için bir nokta vardır: V noktası—boynun alt kısmında, köprücük kemiklerinin bir V harfi oluşturacak biçimde bir araya geldiği göğüs kemiğinin tepe bölgesindedir bu nokta. Burası enerjinin yoğunluğunun nerdeyse farkedilemeyecek ölçüde inceldiği bir merkezdir, ve öyle özel bir tür enerjiyi depolar ki, şamanlar onu betimlemekten âciz kalmışlardır. Bununla birlikte, bu enerjinin varlığını ve etkilerini duyumsadıklarından tümüyle emindirler. Şamanların inancına göre, bu özel enerji daima insanoğlunun yaşamının çok erken evrelerinde o merkezden dışarı itilir ve hiç geri dönemez, bu da insanoğlunu belki de tüm öbür bölgelerin toplam enerjisinden daha önemli bir şeyden yoksun bırakır: karar verme yeteneği.

Karar verme konusuna ilişkin olarak, don Juan, silsilesinin büyücülerinin yadsınamayacak kanılarını dile getiriyordu. Yüzyıllar süren gözlemleri, insanların kararlar alabilme yeteneğine sahip olmadığı, ve bu nedenden dolayı karar alma sorumluluğunu yüklenecek devasa kurumlar içeren bir toplumsal düzen yarattığı kanısına yöneltmişti onları. Bu devasa kurumlar onlar için kararlar alır, insanlar da kendileri adına alınmış olan bu kararlara uyarlar, sadece.

Boynun altındaki V noktası o şamanlar için öylesine önemli bir bölgeydi ki, elleriyle oraya çok ender olarak dokunurlardı; ve dokunulduğunda da ayinsel biçimde, daima bir başkası tarafından, ve bir nesnenin yardımıyla olurdu bu. Çok iyi cilalanmış sert tahta parçaları ya da hayvan kemikleri kullanırlardı; kemiğin yuvarlak ucundan boyundaki çukur noktanın boyutlarına uyan mükemmel dış çizgilere sahip bir nesne olarak yararlanılırdı. O kemikler ya da tahta parçalarıyla bastırarak, bu çukur bölgenin kenarlarında baskı oluştururlardı. Bu nesneler, ender olarak da olsa, kendi kendine masaj için, yani günümüzde acupressure3 (Parmaklarla belli noktalara bastırılarak yapılan masaj vb.) olarak anladığımız edim için de kullanılırdı.

“O çukur noktanın kararlar merkezi olduğunu nasıl keşfetmişler?” diye sordum bir keresinde don Juan’a.

“Bedendeki her enerji merkezi,” diye yanıtladı, “bi enerji yoğunluğu sergiler, bi tür enerji burgacı; içine bakan görücünün perspektifinden saatin aksi yönüne doğru dönüyormuş gibi görünen bi huni gibidir. Belirli bi merkezin kuvvet derecesi, o hareketin gücüne bağlıdır. Zar zor deviniyorsa, merkez tükenmiş, enerjisi önemli ölçüde azalmıştır.

“Eski çağ büyücüleri,” diye don Juan devam etti, “gören gözleriyle bedeni tararlarken, o burgaçların varlığını fark ettiler. Bu çok ilgilerini çekti—onların bi haritasını çıkardılar.”

“Bedende bu merkezlerden çok var mı, don Juan?” diye sordum.
“Yüzlerce var,” diye yanıtladı, “hatta binlerce! İnsanoğlunun fırıl fırıl dönen binlerce burgaçtan oluşmuş bi kümeden başka bi şey olmadığı söylenebilir; bazıları son derece küçük burgaçlardır bunların; diyelim iğne delikleri gibi, ama çok önemli iğne delikleri. Bunların çoğu enerji burgaçlarıdır. Enerji serbestçe içlerinden akıp geçmektedir, ya da içlerinde sıkışıktır. Yalnız altısı öyle büyüktür ki, özel ilgiyi hak eder. Bunlar yaşam ve canlılık merkezleridir. Enerji onlarda asla takılmaz, ama bazen enerji stoku öyle kıttır ki, merkez giiçbela döner.”

Don Juan, bu büyük canlılık merkezlerinin bedenin altı ayrı bölgesinde bulunduklarını açıkladı. Şamanların vermiş oldukları öneme göre sıralıyordu onları. Birincisi, karaciğer ve safrakesesi bölgesindeydi; İkincisi, pankreas ve dalak; üçüncüsü, böbrekler ve böbreküstü bezleri; dördüncüsü, bedenin ön kısmında, boynun dibindeki çukur noktadaydı. Beşincisi, dölyatağı çevresinde, ve altıncısı da, başın üzerindeydi.

Yalnız kadınlara özgü olan üçüncü merkez, don Juan’ın dediğine göre büyücülere akışkanlık izlenimi veren özel bir tür enerjiye sahipti. Bu sadece bazı kadınların sahip olduğu bir özellikti. Gereksiz etkileri engelleyen bir tür doğal filtre görevi yapıyor gibiydi.

Başın üzerinde yer alan altıncı merkez, don Juan’a göre bir anormallikten de öte bir şeydi, ve bununla ilgilenmekten kesinlikle kaçmıyordu. Onu öbürleri gibi dairesel bir enerji burgacına değil, bir sarkaç gibi, sanki bir kalbin atışını andıran ileri geri bir devinime sahip olarak tanımlıyordu.

“Neden bu merkezin enerjisi bu denli farklı, don Juan?” diye sordum ona.
“Altıncı enerji merkezi,” dedi, “tam olarak insana ait sayılmaz. Görüyorsun, biz insanoğulları kuşatma altındayız, deyim yerindeyse. O merkez, bi istilacı, görünmeyen bi yağmacı tarafından devralınmış bulunuyor. Ve bu yağmacıyı yenmenin tek yolu, öbür merkezlerin tümünü güçlendirmek.”

“Kuşatma altında olduğumuzu düşünmek biraz paranoyakça olmuyor mu, don Juan?” diye sordum.
“Eh, belki senin için öyledir, ama benim için kesinlikle değil,” diye cevap verdi. “Ben enerjiyi görüyüm, ve başın üzerindeki merkezde, enerjinin, öbür merkezlerde bulunanlardan farklı biçimde dalgalandığını görüyorum. İleri-geri bir devinimi var; çok itici, ve bi o kadar da yabancı. Aynı zamanda şunu da görüyorum: büyücülerin yabancı düzen, diye adlandırdıkları zihni alt etme yeteneğini göstermiş olan bi büyücüde, o merkezin dalgalanışı tamamıyla öbür merkezlerin dalgalanması gibi oluyor.”

Don Juan, tüm çömezlik yıllarım boyunca, altıncı merkez hakkında konuşmayı düzenli biçimde reddetmişti. Bu kez de, bana canlılık merkezlerini anlatırken, heyecanlı kurcalamalarımı bir hayli kabaca geçiştirerek, dördüncü merkez olan kararlar merkezi hakkında konuşmaya başladı.

“Dördüncü merkez,” dedi, “görücünün gözüne eşsiz bi şeffaflıkta görünen özel bi tür enerjiye sahiptir; ancak suya benzetilerek betimlenebilecek bi şey; sıvı görünecek kadar akıcı bi enerji. Bu özel enerjinin sıvısal görünümü, kararlar merkezinin kendine doğru gelen enerjiyi süzen, ve içinden yalnızca akışkan tarafını ayırıp çeken kendine özgü filtremsi niteliğinin bir işaretidir. Bu sıvısallık niteliği, bu merkezin bağdaşık ve tutarlı bi özelliğidir. Büyücüler ona sulak merkez de derler.

“Kararlar merkezindeki enerjinin dönüşü, hepsinin arasında en zayıf olanıdır,” diye devam etti. “Bu yüzden insanın bi şey için karar alabilmesi çok enderdir. Büyücüler belirli geçişleri uyguladıktan sonra bu merkezin etkin duruma geldiğini görürler; daha önce ilk adımı bile atamazken artık diledikleri kadar karar alabilirler.”

Don Juan, eski çağ Meksika’sı şamanlarının, kendi boyunlarının altındaki çukur bölgeye dokunma konusunda fobi sınırlarına varan bir çekince duydukları gerçeğini hep vurguluyordu. O noktaya herhangi bir müdahale için kabul ettikleri tek yol, sihirli geçişlerin kullanımıydı; dağılmış enerjiyi bu yöntemle oraya getirerek o merkezi güçlendiriyor, günlük yaşamın yıpratıcı etkisiyle dağılan enerji yüzünden karar alma konusunda doğan duraksamaları bu yolla ortadan kaldırıyorlardı.

“Bi insanoğlu,” dedi don Juan, “bi enerji alanları kümesi olarak algılandığında, içine enerjinin giremeyeceği, ve dışına enerjinin kaçamayacağı somut ve kapalı bi birimdir. Zaman zaman hepimizin yaşadığı enerji yitirme duyumu, enerjinin beş büyük yaşam ve canlılık merkezinden dağılıp uzağa sürülmesinden doğar. Herhangi bi enerji kazanma duyumu ise, daha önce bu merkezlerden dağılmış olan enerjinin yeniden konuşlandırdmasının sonucudur. Yani enerji, o beş yaşam ve canlılık merkezine yeniden yerleşmiş olmaktadır.”


Kararlar Merkezi İçin Sihirli Geçişler

1. Enerjiyi, Avuçlar Aşağı Dönük Olarak, Ellerin ve Kolların Arkaya-Öne Bir Hareketiyle Kararlar Merkezine Getirme

Bir yandan nefes verilirken, eller avuçları aşağıya dönük biçimde tutularak, kollar kırk beş derecelik bir açıyla öne doğru uzatılır (res. 125). Sonra soluk alınırken göğsün iki yanına, koltuk altlarına geri çekilir. Eğim açısının aynen korunması için omuzlar yukarıya kaldırılır (res. 126). Bu hareketin ikinci bölümünde kollar soluk alınırken aşağıya doğru uzatılır, ve soluk verilirken geriye çekilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-061.jpg

2. Enerjiyi, Avuçlar Yukarıya Dönük Olarak, Ellerin ve Kolların Arkaya-Öne Bir Hareketiyle Kararlar Merkezine Getirme

Bu sihirli geçiş, bundan önceki gibidir—tamamıyla aynı yöntemle yapılır; yalnızca avuçlar yukarı doğru dönük olacaktır (res. 127). Soluk alıp vermeler de tıpkı bir önceki hareketteki gibidir. Eller ve kollar öne doğru kırk beş derecelik bir açıyla eğilirken soluk verilir; kollar geri çekilirken soluk alınır. Sonra eller ve kollar aşağı doğru indirilirken soluk alınır, ve geri çekilirken soluk verilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-062.jpg

3. Enerjiyi, Avuçlar Aşağıya Doğru Dönük Olarak, Eller ve Kolların Dairesel Bir Hareketiyle Kararlar Merkezine Getirme

Bu sihirli geçiş, bu grubun birinci geçişi ile tümüyle aynıdır, yalnızca eller tümüyle uzatılmış konumda iken eller ve kollarla dışarıya doğru, ve göğüs kafesinden yaklaşık on beş santimetre uzaklığa kadar açılan iki tam daire çizilir. Eller daireleri tamamladığında (res. 128), kollar göğüs kafesinin iki yanında koltuk altlarına doğru çekilir.

Bu sihirli geçiş iki bölümden oluşur. Birincisinde daireler çizilirken soluk verilir, ve kollar geriye çekilirken alınır. İkincisinde eller ve kollar daireleri çizerken soluk alınır, kollar geri çekilirken verilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-063.jpg

4. Enerjiyi, Avuçlar Yukarıya Doğru Dönük Olarak, Eller ve Kolların Dairesel Bir Hareketiyle Kararlar Merkezine Getirme

Bu sihirli geçiş tümüyle bir önceki gibidir; aynı soluk alıp vermeleri içerir, ama eller ve kollar iki daireyi çizerken avuçlar yukarıya doğru dönüktür (res. 129).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-064.jpg

5. Enerjiyi, Bedenin Orta Bölümünden Kararlar Merkezine Getirme

Kollar dirseklerden bükülü ve yukarıda, omuzların hizasındadır. Parmaklar gevşek biçimde, V noktasına yönelik olarak ama oraya değdirilmeden tutulur (res. 130). Kollar bir tahterevalli gibi sağdan sola ve soldan sağa hareket ettirilir. Bu hareket omuzlar ya da kalçalar oynatılarak değil, beli sağa, sola, tekrar sağa, vb. şeklinde devindiren mide kaslarının kasılmasıyla gerçekleştirilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-065.jpg

6. Enerjiyi, Kürek Kemikleri Bölgesinden Kararlar Merkezine Getirme

Bir önceki hareketteki gibi kollar bükülüdür, ama dirsekler iyice öne doğru çekilecek şekilde omuzlar yuvarlanmıştır. Sol el sağ elin üzerindedir. Parmaklar gevşek olarak, ve değmeksizin V noktasına doğru yönelik biçimde, ileriye doğru çıkarılan çene, sol elin baş ve işaretparmakları arasındaki çukur bölge üzerindedir (res. 131). Bükülü dirsekler öne doğru itilerek, kürek kemikleri birer birer azami şekilde gerilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-066.jpg

7. Enerjiyi, Bükülü Bilekle Kararlar Merkezi Çevresinde Karıştırma

Her iki el boynun altındaki V noktasına getirilerek, değdirilmeden tutulur. Eller hafifçe kıvrılmış, parmaklar kararlar merkezi ne doğru yöneliktir. Sonra önce sol, sonra sağ olmak üzere, eller bölge çevresinde sanki sıvı bir maddeyi karıştırıyormuş gibi ya da her elin bir dizi yumuşak devinimiyle V noktasına hava yelpazeliyormuş gibi hareket ettirilmeye başlanır; bu hareketler tüm kolu yana doğru uzatarak, sonra da V noktasının önündeki bölgeye geri çekerek gerçekleştirilir (res. 132). Bundan sonra, el keskin biçimde içe dönük ve elin arkası bir darbe yüzeyi olarak kullanılıp, sol kol V noktasının önünde dışarı savrulur (res. 133). Sağ kol da aynı hareketi yapar. Bu yöntemle V noktasının önündeki bölgeye bir dizi güçlü darbe yapılmış olur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-067.jpg

8. Enerjiyi, Bedenin Önündeki İki Canlılık Merkezinden Kararlar Merkezine Aktarma

Her iki el bedenden beş-altı santimetre uzakta tutularak, pankreas ve dalak bölgesine getirilir. Sol el, ayası yukarıya dönük olarak, ayası aşağıya dönük olan sağ elin beş-altı santimetre altındadır. Sol önkol doksan derece açı yapacak şekilde dosdoğru öne uzatılmış durumdadır. Sağ önkol da doksan derecelik açıdadır, ancak parmak uçları sola bakacak şekilde bedene yakın tutulmuştur (res. 134). Sol el, pankreas ve dalak bölgesi üzerinde, yaklaşık otuz santimetrelik çapta ve içeri doğru olmak üzere iki daire çizer. İkinci daireyi tamamladığı anda, sağ el öne fırlar, ve kenarı ile karaciğer ve safrakesesinin önündeki bölgede bir kol boyu mesafede bir darbe yapar (res. 135).

Tamamıyla aynı hareketler bedenin öbür yanında, ellerin konumu tersine çevrilerek uygulanır; bu kez karaciğer ve safrakesesi bölgesine getirilirler; sağ el daire çizerken, sol el pankreas ve dalağın önündeki bölgeye bir kol boyu mesafede öne doğru darbe yapar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-068.jpg

9. Enerjiyi, Dizlerden Kararlar Merkezine Getirme

Sol el ve kol V noktasının önünde, biraz sol tarafa doğru yaklaşık otuz santimetre çapında iki daire çizer (res. 136).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-069.jpg

Elin ayası aşağıya doğru dönüktür. Daire çizilince önkol omuz hizasına kaldırılır—el, sanki bir kırbaç tutar gibi, bileğin bir hareketiyle V noktasının hizasında, çaprazlama olarak sağ tarafa ve yüzden uzağa doğru bir darbe yapar (res. 137).
Sonra derin bir soluk alınır; ellerle kollar, avuçlar yukarıya dönük biçimde, dizlerin tepelerine erişene dek aşağıya doğru kayarken soluk verilir. Orada derin bir soluk alınır, ve kollar kaldırılır; önce sol kol, sonra da onun üzerinden geçirilen sağ kol, parmaklar enseye gelecek şekilde başın arkasına getirilirler. Soluk tutulur, ve gövde sırayla üç kez tahterevalli hareketiyle devinir; önce sol omuz iner, sonra sağ, vb. (res. 138). Sonra soluk verilirken kollar ve eller tekrar geriye, dizlerin üstüne indirilir; avuç içleri gene yukarı dönüktür.
Derin bir soluk alınır, sonra soluk verilirken eller dizlerden V noktası hizasına kaldırılır, parmak uçları ona yönelik olarak ama değdirilmeden tutulur (res. 139). Eller bir kez daha nefes verme esnasında dizlere getirilir. Son bir derin nefes alınır—eller gözlerin hizasına kaldırılır, sonra nefes verilirken yanlara indirilir.
Bundan sonraki üç sihirli geçiş, don Juan’a göre, ışıltılı kürenin ön yüzünde yıllardır birikmiş, ve sadece kararlar merkezine ait olan enerjiyi arkaya, sonra da ışıltılı kürenin arkasından önüne aktarır. Dediğine göre, arkaya-öne aktarılan enerji V noktasının içinden geçer, ve burası sadece uygun olan enerjiyi kullanıp gerisini atan bir filtre işlevi görür. V noktasının bu seçici işleminden ötürü, bu üç sihirli geçişi mümkün olduğu kadar çok sayıda uygulamanın gerekli olduğunu don Juan özel likle vurgulamaktaydı.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-070.jpg


10. Enerjinin İki Darbe ile Önden Arkaya ve Arkadan Öne Kararlar Merkezinin İçinden Geçmesi

Derin bir soluk alınır. Sonra yavaşça verilirken sol kol karındaki güneş sinirağı bölgesi hizasında dışarıya doğru uzatılır; elin ayası yukarıya dönük, el ayası dümdüz, parmaklar bitişiktir. Sonra el yumruk yapılır. Kol kalça hizasından geriye doğru, elin tersiyle bir darbe yapar (res. 140). El açılırken nefes verme sona erer.
Derin bir soluk daha alınır. Yavaşça soluk verilirken, hâlâ bedenin arkasında bulunan, ve açık durumdaki elin ayasıyla, sanki katı, yuvarlak bir nesneye vuruluyormuş gibi on kez hafifçe darbe indirilir. Sonra el yumruk yapılıp, kol bir salıncak hareketiyle öne doğru getirilerek V noktasının önünde, ona bir kol boyu uzaklıktaki bölgeye bir darbe vurulur (res. 141). El sanki içindeki bir şeyi bırakıyormuş gibi açılır. Kol aşağı iner, arkaya döner, sonra başın üzerinden aşıp elin ayası aşağıya dönük olmak üzere V noktasının önüne gelir—sanki biraz önce bırakmış olduğu şeyi kırıyoımuş gibi bir darbe indirir. Nefes verme orada sona erer (res. 142). Aynı hareketler sağ kolla tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-071.jpg

11. Enerjiyi, Kolun Bir Çengeli ile Önden Arkaya ve Arkadan Öne Aktarma

Derin bir soluk alınır. Sonra ağır ağır verilirken, sol kol el ayası yukarıya dönük biçimde ileriye doğru devinir. El hemen yumruk yapılır. Yumruk, elin arkası yukarıya dönüp omuz üzerinden arkaya darbe indirecek şekilde kendi çevresinde döndürülür. Yumruğun içi yukarıya bakar durumdadır. El açılır, aşağıya doğru bakacak şekilde çevrilerek, soluk verme sona erer.

Yeni bir derin nefes alınır. Sonra yavaş bir nefes verme başlar; bu arada el aşağıya doğru bakacak biçimde çengel yapılarak, katı bir maddeyi bir top haline getiriyormuşçasına üç kez kepçeleme hareketi yapar (res. 143). El ile önkolun hafif ve çabuk bir hareketiyle, top yukarıya, baş hizasına fırlatılır (res. 144), sonra tekrar bilekten bir kanca şeklinde bükülmüş olan el ile hızla kapılır (res. 145). Kol önce öne, sonra sağ omzun hizasına getirilerek, bilek ile elin arkası ile V noktasının tam önünde, ve ona bir kol boyu mesafede ileriye doğru bir darbe yapılır (res. 146). Sonra el, tuttuğu şeyi bırakacakmış gibi açı lir, kol aşağıya ve arkaya doğru, başın üzerinden, düzleştirilmiş el ayası ile çok güçlü bir darbe yapar. Bu darbenin şiddetiyle beden sarsılırken soluk verme sona erer. Aynı hareketler öbür kolla tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-072.jpg

12. Enerjiyi, Üç Darbe ile Önden Arkaya, ve Arkadan Öne Aktarma

Derin bir soluk alınır. Ağır ağır soluk verilirken, sol el açık, ve ayası yukarıya dönük biçimde ileriye doğru bir darbe yapar. El hızla yumruk yapılır, ve kol sanki geriye doğru bir dirsek darbesi yapıyormuş gibi arkaya doğru gider. Sonra yan tarafa, sağa doğru bir yumruk atar, ve bedeni önkolla oğuşturur (res. 147). Dirsek sanki gene arkaya bir darbe yapıyormuş gibi geriye çekilir. Kol uzatılır, sol yana ve arkaya doğru açılır—yumruk yapılmış elin arkasıyla dördüncü bir darbe yapılır. El açılırken soluk verme sona erer (res. 148).

Tekrar derin bir soluk alınır. Yavaş bir soluk verme sürer ken, aşağıya doğru bir çengel biçiminde kıvrılmış olan el önce üç kez kepçeleme hareketi yaparak devinir. Sonra da sanki katı bir maddeyi kavrıyormuş gibi bir kapma hareketi yapar (res. 149). El öne doğru savrularak kararlar merkezinin hizasına kadar çıkar. Sağ omza doğru yoluna devam eder; bu arada önkol yukarıya doğru bir halka çizer—V noktasının önünde, ona bir kol boyu uzaklıkta bir yumruk arkası darbesi yapar (res. 150). El, tutmakta olduğu bir şeyi bırakıyormuş gibi açılır. Sonra aşağı iner, bedenin arkasına geçer ve ayası aşağı dönük olarak, bırakmış olduğu şeyi açık elle güçlü bir darbe yaparak ezer. Ağır soluk verme orada sona erdirilir (res. 151). Aynı hareketler sağ kolla tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-073.jpg

17

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

İkinci Grup : Özetleme

Özetleme, don Juan’ın öğrencilerine öğretisine göre, eski çağ Meksika’sı büyücülerince keşfedilen, sonraları da her şaman uygulayıcı tarafından kullanılmakta olan, yaşamlarının tüm deneyimlerini gözden geçirmeyi, ve yeniden yaşamayı içeren bir teknikti ve iki deneyüstü amaca yönelikti: bir, farkındalığın ölüm anında terk edilmesini talep eden bir evrensel şifreyi tamamlamaya ilişkin soyut hedef; ve iki algısal akışkanlık edinmeye ilişkin son derece yararcı hedef.

Birinci hedefi biçimlendirmenin, o büyücülerin enerjiyi evrendeki akışı içinde doğrudan görme yetenekleri aracılığıyla yaptıkları gözlemlerin sonucu gerçekleştiğini söylüyordu. Evrende devasa bir gücün var olduğunu görmüşlerdi: Kartal; ya da farkındalığın karanlık denizi adını verdikleri muazzam bir enerji alanları kümesi idi bu. Virüslerden insanoğluna kadar, tüm yaşayan varlıklara bu farkındalığı sunan gücün, farkındalığın karanlık denizi olduğunu gözlemlemişlerdi. Yeni doğan bir varlığa farkındalığı onun sunduğuna; ve iadesini talep ettiği ana dek, o varlığın, yaşam deneyimleri aracılığıyla bu farkındalığı çoğaltıp zenginleştirdiğine inanıyorlardı.

O büyücülerin anlayışına göre, tüm yaşayan varlıklar, kendilerine ödünç verilen farkındalığı iade etmeye zorlandıkları için ölürler. Büyücüler çağlar boyunca anlamışlardır ki, çağdaş insanın bizim doğrusal düşünme yöntemimiz olarak adlandırdığı özelliğimizle böyle bir olguyu açıklamanın hiç yolu yoktur; çünkü bu yöntem farkındalığın neden ve nasıl ödünç verilip de sonra geri alındığına dair bir neden-sonuç ilişkisi uslamlamasına yer bırakmaz. Eski çağ Meksika’sı büyücüleri bunu evrenin enerji bağlamındaki bir gerçeği olarak görüyorlardı; neden-sonuç ilişkisi yönünden, ya da önsel bir amaca dayanılarak açıklanabilecek bir gerçek değildi bu.

Don Juan’ın silsilesine ait büyücülerin inanışına göre özetlemenin anlamı, farkındalığın karanlık denizine peşinde olduğu şeyi vermekti: yaşam deneyimlerini. Bununla birlikte, yaşam deneyimlerini yaşam güçlerinden ayırabilmelerine izin verecek ölçüde bir denetimi de özetleme aracılığıyla kazanabileceklerine inanıyorlardı. Onlara göre bu ikisi ayrılamayacak derecede iç içe geçmiş değildiler; sadece koşullara bağlı olarak bir araya gelmiş bulunuyorlardı.

O büyücülerin iddiası, farkındalığın karanlık denizinin insanoğlunun yaşamını almak istemediği; onun talebinin sadece yaşam deneyimleri olduğu idi. İnsanlardaki disiplin eksikliği, insanların iki gücü birbirinden ayırmalarını engelliyordu ve sonunda yaşamlarını yitiriyorlardı; yani yaşam deneyimlerine ait gücü yitiriyorlardı yalnızca. O büyücüler, özetlemeyi, farkındalığın karanlık denizine yaşamlarının yerini tutacak bir şey verebilmeleri için bir yöntem olarak görüyorlardı. Yeniden üzerlerinden geçerek yaşam deneyimlerini terk ediyorlar, ama yaşam güçlerini alıkoyuyorlardı.

Batı dünyasının tek yönlü kavramları açısından bakıldığında, büyücülerin algısal iddiaları hiçbir anlam taşımıyor. Batı uygarlığı, Yeni Dünya şamanları ile beş yüz yıldır ilişkidedir; bu şamanların ifadelerini temel alan ciddi bir felsefi çalışma konusunda bilim adamları hiçbir gerçek girişimde bulunmamıştır. Örneğin özetleme, batı dünyasının bir üyesine, psikolojik yöntemler içinde psikanalize uygun olan, bir tür kendi kendine yardım tekniği olarak görünebilir. Hiçbir şey gerçeğe bundan daha uzak olamaz.

Don Juan Matus’a göre, insan daima hükmen mağluptur. Büyücülüğün önermeleri açısından, batılı insanın, farkındalığını arttırma konusunda çok büyük bir fırsatı kaçırmakta olduğuna ve batılının evren, yaşam ve farkındalık ile olan bağlarını kurarken tutmuş olduğu yolun, çok çeşitli seçeneklerden yalnızca biri olduğuna inanıyordu.

Özetlemenin şaman uygulayıcılar için anlamı, kavranamayacak bir güce—farkındalığın karanlık denizine—tam da görünüşte peşinde olduğu şeyi vermektir: yaşam deneyimlerini; ya da işte o yaşam deneyimleri sonucunda çoğalttıkları farkındalığı. Bana bu olguları standart mantıkla açıklaması mümkün olmadığı için, don Juan, büyücülerin amaç edinebileceği tek şeyin, nasıl yapıldığını bilmeseler de, yaşam güçlerini alıkoyma ustalığını göstermek olduğunu söylüyordu. Bu başarıyı elde eden binlerce büyücü olduğunu da söylemişti. Farkındalığın karanlık denizine yaşam deneyimlerinin gücünü verdikten sonra yaşam güçlerini korumuşlardı. Don Juan’a göre bunun anlamı, o büyücülerin bizim anladığımız manada ölmedikleri, ama ölümün sınırlarını aştıkları idi; yaşam güçlerini alıkoyarak, nihai bir algı yolculuğuna girişmek üzere dünya yüzünden kayboluyorlardı. Don Juan’ın silsilesindeki şamanların inancına göre, ölüm bu yöntemle gerçekleştiğinde tüm varlığımız enerjiye dönüşüyordu; bireyselliğimizin işaretini koruyan özel bir tür erkeydi bu. Don Juan bunu mecazi anlamda açıklamaya çalıştı; bizim ayrı uluslardan oluştuğumuzu söyledi: akciğerler ulusu, kalp ulusu, mide ulusu, böbrekler ulusu, vb. Bütün bu uluslar bazen birbirlerinden bağımsız çalışmalarına karşın ölüm anında tek bir varlık halinde birleşir. Don Juan’ın silsilesindeki büyücüler bu duruma mutlak özgürlük adını veriyordu. Onlar için ölüm bir birleştiricidir; yoksa sıradan insan için olduğu gibi bir imha edici değil.

“Bu ölümsüzlük mü, don Juan?” diye sordum.
“Hiçbi şekilde ölümsüzlük değil,” diye yanıtladı. “Bu sadece bi evrimsel sürece giriş; ve bu evrim insanın emrindeki tek ortam kullanılarak yapılıyor: farkındalık. Benim silsilemin büyücüleri insanın biyolojik olarak daha fazla evrimleşemeyeceğine inanıyorlardı; bu yüzden, insanın farkındalığının evrim için var olan tek ortam olduğunu düşündüler. Ölüm anında, büyücüler ölüm tarafından yok edilmez; bunun yerine organik olmayan varlıklara dönüşürler: farkındalığı olan, ama organizmaya sahip olmayan varlıklara. Organik olmayan bi varlığa dönüşmek onlar için evrimdi, ve onlara yeni, betimlenemeyecek bi tür farkındalık verilmesi anlamına geliyordu; gerçekten milyonlarca yıl sürecek bi farkındalıktı bu, ama o da sonunda bi gün iade edilecekti vericisine: farkındalığın karanlık denizine.”

Don Juan’ın silsilesindeki şamanların en önemli buluşlarından biri, evrendeki başka her şey gibi, dünyamızın birbirinin karşıtı, ama aynı zamanda tamamlayıcısı olan iki gücün birleşimi olduğuydu. Bu güçlerden biri, büyücülerin organik varlıkların dünyası dedikleri, bildiğimiz dünyadır. Öteki gücü ise, organik olmayan varlıkların dünyası, diye adlandırmışlardı.

Don Juan, “Organik olmayan varlıkların dünyasında,” dedi, “farkındalığa sahip, ama organizması olmayan varlıklar yaşar. Onlarda enerji alanlarından oluşan kümelerdir, tıpkı bizim gibi. Bi görücünün gözüne, insanoğlu gibi ışıltılı değil, oldukça donuk görünürler. Yuvarlak olmayan; uzun, muma benzeyen enerji biçimlenmeleridir. Aslında tıpkı bizler gibi, birleşikliğe ve sınırlara sahip enerji alanları kümeleridirler. Bizim enerji alanlarımızı bi arada tutan birleştirici gücün aynısı onları da bi arada tutar.”

“Bu organik olmayan dünya nerede, don Juan?” diye sordum.
“O bizim ikiz dünyamız,” diye cevap verdi. Bizim dünyamızla aynı zamanı ve mekânı işgal ediyor; ama bizim dünyamızın farkındalık türü, organik olmayan dünyaya ait farkındalığın türünden öylesine farklı ki, onlar bizimkinin farkında olsalar bile, biz organik olmayan varlıkların mevcudiyetini asla fark etmiyoruz.”

“Bu organik olmayan varlıklar evrimleşmiş insanoğulları mı?” diye sordum.
“Kesinlikle değil!” diye bağırdı. “İkiz dünyamızın bu varlıkları baştan beri, yani yaradılıştan organik olmayan varlıklardır; tıpkı bizim yaradılıştan organik olduğumuz gibi. Onlar da bizim gibi varlıklardır; farkındalığı evrim geçirebilen türden— bunun nasıl olduğuna ilişkin doğrudan bilgim yoksa da, kuşkusuz geçirirler. Bununla birlikte benim bildiğim bi şey var ki, o da, farkındalığı evrim geçirmiş bi insanoğlu parlak, ışık saçan, yuvarlak, özel bi tür organik olmayan varlığa dönüşür.”

Don Juan bana bu evrim süreci ile ilgili bir dizi betimleme yapmıştı, ama ben bunları hep şiirsel mecazlar olarak almıştım. En fazla hoşlandığım, mutlak özgürlüktü. Mutlak özgürlüğe ulaşan bir insanı, olabilecek en cesur, en yaratıcı varlık olarak hayal ediyordum. Don Juan hiç de hayal kurmuş olmadığımı söyledi; mutlak özgürlüğe ulaşmak için, insanın sahip olduğu, ama kullanmayı asla akıl etmediği yüce yanını işe koşması gerekiyordu.

Don Juan, özetlemenin ikinci ve yararcı hedefini akışkanlık edinme olarak tanımlıyordu. Bunun dayandığı temel, büyücülüğün en ele avuca sığmaz konularından biriyle ilgiliydi: birleşim noktası; büyücülerin insanı bir enerji alanları kümesi olarak gördüklerinde algılanabilen, tenis topu büyüklüğünde, yoğun bir ışıltı noktası.

Don Juan gibi büyücüler, evrende serbest dolaşan ışık lifçikleri biçimindeki trilyonlarca enerji alanının, birleşim noktasında bir araya geldiğini ve onun içinden geçtiğini görürler. Birleşim noktasına sahip olduğu parlaklığı veren, lifçiklerin birlikteki bu akışıdır. Bir insanın bu trilyonlarca enerji lifçiğini duyusal veriye dönüştürerek algılamasını birleşim noktası sağlar. Sonra bu veri gene birleşim noktası tarafından günlük yaşamın dünyasına göre, yani insan toplumsallığına ve insan potansiyeline uygun olarak yorumlanır.

Özetleme, yaşamış olduğumuz deneyimlerin tümünü ya da yaklaşık olarak tümünü yeniden yaşamak ve bunu yaparken birleşim noktasını, özetlenen olayın geçtiği zamandaki konumunu alması için belleğin gücüyle ilerletip, çok hafifçe ya da büyük ölçüde yerini değiştirmektir. Geçmişteki konumlarla o andaki konumu arasındaki bu ileri-geri gidiş geliş edimi, şaman uygulayıcılara, sonsuzluğun içine yolculuklarındaki olağandışı olasılıklara karşı koyabilmeleri için gerekli akışkanlığı verir. Tensegrity uygulayıcılarına da, özetleme, alışılmış bilişlerine hiçbir şekilde uymayan olasılıklara dayanmaları için gerekli akışkanlığı sağlar.

Eski çağlarda özetlemenin kurallara uygun yapılma yöntemi, uygulayıcıların tanıdıkları her insanı ve o insanların içinde yer almış olduğu her olayı anımsamalarından geçiyordu. Çağdaş insanın örneği olan benim olayımda, don Juan’ın önerisi, anımsatıcı bir araç olarak, yaşamımda tanıdığım her insanın yazılı bir listesini yapmamdı. Listeyi tamamladığımda, bana onu kullanmayı öğretti. Günümüzden geriye doğru, ilk deneyimimin yaşandığı zamana gidecek, listemdeki ilk insanla olan son etkileşimimi belleğimde kuracaktım. Bu edim, özetlenen olayın düzenlenmesi olarak adlandırılmaktadır.

İnsanın anımsama yeteneğini bilemek için en küçük noktaların ayrıntılı şekilde hatırlanması zorunludur. Bu anımsama, örneğin olayın geçtiği yerin çevresi gibi, konuyla ilgili tüm fiziksel ayrıntıların hatırlanmasını gerektirir. Olayın düzenlenmesi bittiğinde, insanın kendisi sanki gerçekten oraya gidiyormuş gibi o yerin içine girmeli ve doğrudan konuyla ilgili her fiziksel biçimlenmeye özel bir dikkat sarfetmelidir. Eğer etkileşim, örneğin bir büroda olmuşsa, anımsanacak şeylerin arasında zemin kaplaması, kapılar, duvarlar, resimler, pencereler, masalar, masaların üzerindeki nesneler, bunlar gibi bir bakışta gözlemlenip sonra unutulacak olan her şey vardır.

Kurallı bir işlem olarak özetleme, henüz olmuş olayların üzerinden tekrar geçilmesi ile başlamalıdır. Bu yöntemle, kıdem açısından yeni olan olaylar öncelik kazanır. Henüz olmuş bir şeyi insan eksiksiz biçimde anımsar. Büyücülerin daima güvendikleri gerçek, insanoğlunun farkında olmadan ayrıntılı bilgi depolama yetisine sahip olması ve farkındalığın karanlık denizinin peşinde olduğu şeyin de bu ayrıntı olmasıdır.

Bir olayın gerçek özetlenmesi şu biçimde olur: kişi derin bir soluk alır, başını sağdan ya da soldan başlayarak bir yandan öbür yana yavaşça, hafifçe, adeta yelpazeliyormuş gibi sallar. Ulaşılabilen her ayrıntı anımsanırken, başın sallanması gerektiği kadar sürdürülür. Don Juan’ın söylediğine göre, büyücülerin bu edimi tanımlaması şöyleydi; kişi, anımsadığı olaya ilişkin yaşamış olduğu tüm duyguları soluğuyla birlikte içine çeker, içinde kalmış tüm istenmeyen ruh durumlarını ve konu dışı duyguları soluğu ile birlikte dışarı verir.

Büyücüler, özetlemenin gizeminin soluk alıp verme ediminde yattığına inanırlar. Soluk almanın işlevi yaşamı sürdürme olduğuna göre, büyücüler onun aracılığıyla insanın aynı zamanda farkındalığın karanlık denizine kendi yaşam deneyimlerinin tam bir kopyasını da teslim edebileceğinden emindirler. Don Juan’ı bu fikrin ussal bir açıklamasını yapması için zorladığımda, bana özetleme gibi şeylerin açıklanamayacağını, yalnızca yaşanabileceğini söyledi. Dediğine göre insan, özgürlüğe, yapma ediminde kavuşabilirdi ancak; açıklamalar yapmaya çalışmak enerjimizi sonuçsuz çabalarla boşa harcamak olurdu. Çağrısı, bilgisine ilişkin her şey ile uyum içindeydi: harekete geçme çağrısıydı bu.

İsim listesi, özetlemede belleği inanılmaz bir yolculuğa sürükleyecek anımsatıcı bir araç olarak kullanılır. Bu hususta büyücülerin kanısı, yeni yaşanmış olan olayların anımsanmasının, daha gerilerde kalanların da aynı netlik ve yakınlıkla hatırlanmasına zemin hazırladığı yönündedir. Bu yöntemle deneyimleri anımsamak, onları yeniden yaşamak, ve canlılık merkezlerimizden uzağa dağılmış olan enerjiyi harekete geçirip yerine geri döndürebilecek yetiyi taşıyan olağanüstü bir itme gücünü bu anımsama işleminden çıkarmak demektir. Özetlemenin sağladığı bu enerjinin yeniden konuşlandırılmasını, büyücüler, farkındalığın karanlık denizine istediği şeyi verdikten sonra akışkanlık kazanmak olarak tanımlarlar.

Daha dünyasal açıdan bakarsak, özetleme uygulayıcılara yaşamlarındaki tekrarları gözden geçirme yeteneği verir. Özetleme, hepimizin, nihai olarak hiçbir anlamı olmayan güçlerin— ilk bakışta akla yakın görünseler bile; örneğin karşı cinsle ilişkiler gibi—elinde olduğumuza hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ikna olmamızı sağlar. Bazı insanlar için karşı cinsle ilişkiler tüm bir ömür boyunca peşinden koşulan tek şeydir. İleri yaşlardaki insanlardan hayattaki tek ideallerinin mükemmel bir eş bulmak olduğunu, tüm emellerinin aşkla dolu belki tek bir yıl geçirebilmek olduğunu kulaklarımla duymuşumdur.

Don Juan, bütün ateşli itirazlarıma karşı koyarak, sorunun aslında hepimizin gerçekte birisini sevmeyi değil, sevilmeyi istememizde olduğunu söylerdi. Bu aşk takıntısı, yüzeysel değeri açısından bizim için dünyadaki en doğal şeydi, ona göre. Yetmiş beş yaşındaki bir erkek ya da kadından, hâlâ mükemmel bir eş arayışı içinde olduğunu duymak, idealist, romantik, güzel bir şey gibi görünebilir. Ama bu saplantıyı tüm bir ömrün sayısız yinelemeleri bağlamında incelemek, onun gerçek niteliğini göz önüne serer; tuhaf, gülünç bir şeydir bu.

Don Juan’ın savına göre, herhangi bir davranışa ilişkin değişiklik yapılacaksa bunun özetleme yoluyla yapılması gerekiyordu, çünkü bu yöntem insanı normal koşullarda farkında bile olmadığı, doğal karşıladığı, toplumsallaşmanın kendiliğinden işleyen ve sözü edilmeyen taleplerinden kurtararak farkındalığını arttırabilecek tek araçtı.

Özetleme edimi aslında ömür boyu süren bir uğraştır. Özellikle binlerce kişiyle tanışmış ve etkileşimde bulunmuş olanlar için insanların listesini bitirebilmek yıllar alır. Bu liste kişisel olmayan ve içinde insanların yer almadığı, ama özetlenen kişi ile bir şekilde ilintili olduğu için incelenmesi gerekli olayların anılarıyla daha da genişler.

Don Juan, eski çağ Meksika’sı şamanlarmın özetleme esnasında hırsla peşine düştükleri şeyin aslında etkileşimin anısı olduğunu ileri sürüyordu; zira etkileşimin içinde toplumsallaşmanın derin etkileri yatmaktaydı ve onların bulabildikleri her yöntemle üstesinden gelmeye uğraştıkları da buydu.


Özetleme İçin Sihirli Geçişler

Özetleme, don Juan’ın enerji bedeni, diye adlandırdığı şeyi etkiler. Onun enerji bedeni açıklaması şuydu: insan bedeni doğrudan enerji olarak görüldüğünde onu oluşturan enerji alanlarının izdüşümü olan küme. Ona göre, büyücülerin örneğinde fiziksel beden ve enerji bedeni tek bir birimdir. Özetleme ile ilgili sihirli geçişler, enerji bedenini fiziksel bedene getirir ki, bu da bilinmeyene yolculuk için şarttır.

13. Enerji Bedeninin Gövdesini Şekillendirme

Don Juan, enerji bedeninin gövdesinin, ellerin avuçları ile yapılan üç darbe ile şekillendirildiğini söylüyordu. Eller avuç içleri ileriye bakacak biçimde kulakların hizasında tutulur; o konumdan öne, omuz hizasına doğru, sanki çok gelişmiş bir vücudun omuzlarına vuruyormuş gibi darbe yapar. Sonra kulak çevresindeki ilk konumuna getirilen eller, avuçlar aşağıya dönük şekilde, imgesel vücudun gövdesinin ortasına, göğüs hizasına bir darbe yapar. İlk darbe ilki kadar geniş değildir—üçüncü darbe çok daha dar tutulur; çünkü bu kez üçgen gövdenin bel bölgesi darbelenmektedir (res. 152).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-074.jpg

14. Enerji Bedenini Şamarlama

Sol ve sağ eller başın üzerinden aşağıya indirilir. Her iki elin avuçları, enerji bedeninin kolları, önkolları ve ellerinin yerini saptayan bir enerji akımı yaratıp aşağı doğru taşır. Sol el, enerji bedeninin sol kolunu darbelemek üzere bedenin yanına vurur (res. 153), sonra sağ el de aynısını yapar: enerji bedeninin sağ elini darbelemek üzere bedenin yanma vurur.

Bu sihirli geçiş, enerji bedeninin kol ve önkollarının, özellikle de ellerinin yerini saptar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-075.jpg

15. Enerji Bedenini Yanlara Doğru Yayma

Bilekler X şeklinde çaprazlanarak bedenin önünde, ona değdi değecek biçimde tutulur. Karın boşluğu hizasında, önkola doksan derecelik bir açı yapacak şekilde geriye bükülmüşlerdir. (res. 154). O konumdan eller uyum içinde yanlara doğru açılır; bu yavaş bir şekilde, sanki muazzam bir dirençle karşı karşıyaymış gibi yapılır (res. 155). Kollar azami açıklığa ulaştıklarında, avuçlar önkollara doksan derecelik açıyla dönük olarak, ve iki yandan bedenin ortasına katı bir maddeyi itiyormuş gibi bir duyum yaratacak şekilde tekrar merkeze getirilir. Sol el sağ elin üzerinden geçerek, yanlara doğru yeni bir darbe için hazırlanırlar.

Fiziksel beden, enerji alanları kümesi olarak kesinlikle belirlenmiş sınırlar taşırken, enerji bedeninin bu özelliği yoktur. Enerjiyi yanlara doğru yaymak, enerji bedenine yoksun olduğu belirlenmiş sınırları sağlar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-076.jpg

16. Enerji Bedeninin Merkezini Saptama

Önkollar dik konumda göğüs hizasında, dirsekler bedene yakın ve gövde eninin açıklığındadır. Bilekler önkolları oynatmadan, önce yavaşça arkaya, sonra büyük bir güçle öne doğru bükülür (res. 156).

Bir enerji alanları kümesi olarak insan bedeni yalnız kesinlikle belirlenmiş sınırlar taşımakla kalmaz, aynı zamanda şamalıların insan bandı, diye tanımladığı, insanın en aşina olduğu enerji alanlarından oluşan yoğun bir ışıltı merkezine de sahiptir. Şamalıların düşüncesine göre, insanın enerji bağlamındaki olanaklarının tümünü oluşturan ışıltılı kürenin içinde, insanoğlunun tam farkında olmadığı enerji bölgeleri de vardır. Bunlar insan bandına en uzak mesafede yer alan enerji alanlarıdır.

Enerji bedeninin merkezini saptamak, o bilinmeyen enerji bölgelerine girmeyi göze almak üzere enerji bedenini güçlendirmek içindir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-077.jpg

17. Enerji Bedeninin Topuklarını ve Baldırlarını Şekillendirme

Sol ayak bedenin önünde, topuğu baldırın orta hizasına kadar kaldırılmış olarak tutulur. Topuk öbür bacağa dik açı oluşturacak konuma getirilmiştir. Sonra sağa doğru, sağ bacağın incik kemiğine on beş-yirmi santimetre uzaklıkta olmak üzere, sanki topukla tekme atıyormuş gibi bir darbe yapılar (res. 157, 158).

Sonra aynı hareket öbür bacakla uygulanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-078.jpg

18. Enerji Bedeninin Dizlerini Şekillendirme

Bu sihirli geçiş iki bölümlüdür. İlk bölümde, sol diz bükülerek kalça hizasına, eğer mümkünse daha da yukarı kaldırılır. Bedenin tüm ağırlığı, hafifçe öne doğru bükülii duran sağ bacağın üzerindedir. Sol dizle, kasık yönünde ve içe doğru üç daire çizilir (res. 159). Aynı hareket sağ bacakla tekrar edilir. Bu sihirli geçişin ikinci bölümünde hareketler her iki ayakla tekrar edilir; ancak bu kez diz dışa doğru bir daire çizer (res. 160).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-079.jpg

19. Enerji Bedeninin Uyluklarını Şekillendirme

Soluk verme ile başlayarak, eller uyluklar boyunca aşağı kayarken beden dizlerden hafifçe bükülür. Eller dizkapakları üzerinde durur; sonra bir soluk alınırken, katı bir maddeyi sürüklüyorlarmış gibi, kalça hizasına kadar uyluklar boyunca çekilir. Her iki el de pençeyi andırır biçimde hafifçe bükülmüştür. Hareketin bu bölümü uygulanırken beden dikleştirilir (res. 161).

Yukardakinin aksi bir soluk alma modeliyle hareket tekrar edilir; soluk alınırken dizler kırılarak, eller diz kapaklarının üzerine doğru indirilir; soluk verilirken geriye çekilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-080.jpg

20. Kişisel Tarihi Esnekleştirerek Harekete Geçirme

Bu sihirli geçiş, her bacağın teker teker dizden kırılıp topuğun yumuşak bir vuruşuyla kaba etlere değdirilmesiyle, diz arkası kirişini kasar ve gevşetir (res. 162). Sol topuk sol kaba ete, sağ topuk sağ kaba ete vurulur.

Şamanlar uylukların arkalarındaki kasların sıkıştırılmasına büyük önem verirler. Onların inancına göre bu kaslar ne denli sıkı olursa, uygulayıcı yararsız alışkanlık şablonlarını tanımlama ve onlardan kurtulma konusunda o denli hünerli olur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-081.jpg

21. Topuğu Devamlı Yere Vurarak Kişisel Tarihi Harekete Geçirme

Sağ bacak sol bacağa doksan derecelik açı yapacak konuma getirilir. Beden adeta sağ bacağın üzerinde oturur durumdayken, sol bacak bedenin önünde olabildiğince uzatılmıştır. Her iki bacağın da arka kaslarındaki gerilim ve kasılma azami düzeydedir. Sağ bacak topuğuyla sürekli olarak yere vurur (res. 163). Sonra aynı hareketler öteki bacakla yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-082.jpg

22. Topuğu Yerde Tutarak ve Bu Konumu Sürdürerek Kişisel Tarihi Harekete Geçirme

Bir önceki sihirli geçişin hareketleri gene her bacakla ayrı ayrı uygulanır; ancak bu kez topukla vurma yerine, bacağın gerginliği korunarak bedenin gerilimi sabit bir düzeyde tutulur (res. 164). İzleyen dört sihirli geçiş, derin soluk alıp vermeler içerdiğinden, idareli yapılmalıdır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-083.jpg

23. Özetleme Kanatları

Eller kulak hizasında, avuçlar öne dönük olmak üzere, her iki önkol omuz hizasına kaldırılırken derin bir soluk alınır. Önkollar diklemesine ve birbirinden eşit uzaklıkta tutulmalıdır. Soluk verilirken, önkollar hiçbir yönde yana kaymadan, olabildiğince arkaya çekilir (res. 165). Yeni bir derin soluk alınır. Uzun bir soluk verme boyunca, önce sol kol öne doğru olabildiğince uzatılıp sonra da yana açılarak mümkün olduğu kadar geriye doğru dönüp bir yarım-daire çizer, ardından sağ kol bunu izler; böylece her iki kol da kanada benzeyen birer yarım-daire çizmiş olurlar. Kol geriye doğru uzatıldıktan sonra bir kavis yaparak (res. 166) öne, bedenin önündeki başlangıç konumuna geri döner (res. 167). Sonra sağ kol aynı modeli izleyerek, aynı nefes verme süresinde o da devinimini bitirir. Bu hareketler tamamlandığında karından derin bir soluk alınır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-084.jpg

24. Özetleme Penceresi

Bu sihirli geçişin ilk bölümü tamamıyla bir önceki gibidir; eller avuçları öne dönük biçimde kulak hizasına kaldırılarak derin bir soluk alınır. Önkollar tam bir dikeyi iği korurlar. Kollar geriye doğru çekilirken uzun bir soluk verme bunu izler. Sonra dirsekler omuz hizasında yanlara açılırken derin bir soluk alınır. Eller önkollara göre doksan derecelik açıdadır, parmak uçları yukarı dönüktür. Önkollar birbirinin üzerine çaprazlanana dek, eller bedenin ortasına doğru yavaşça itilir. Sol kol bedene daha yakındır; sağ kol onun üzerindedir. Bu durumda eller don Juan’ın özetleme penceresi, diye adlandırdığı konumu yaratırlar: don Juan’ın belirttiğine göre, bir uygulayıcının içinden sonsuzluğu gözleyebileceği küçük bir pencereye benzeyen, gözlerin önündeki bir açıklıktır bu (res. 168). Beden dikleşirken derin bir soluk verme başlar; dirsekler yanlara açılmış, eller dümdüz uzatılmış, dirseklerle aynı hizaya getirilmiştir (res. 169).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-085.jpg

25. Beş Derin Soluk

Bu sihirli geçişin başlangıcı bundan önceki iki geçişin tümüyle aynıdır, ikinci soluk alışta kollar aşağıya, dizlerin hizasına iner uygulayıcı yarı çömelmiş bir şekilde durur. Eller dizlerin arkasına konur; sağ el sol dizin arkasındaki tendonu; sol el de, önkolu sağ önkolun üzerinde olmak şartıyla, sağ dizin arkasındaki tendonu kavrar. İşaretparmakları ve ortaparmaklarla dıştaki tendonlar tutulmuş; başparmaklar da dizlerin iç kısmının çevresine sarılmıştır. Soluk verme orada sona erer, ve derin bir soluk daha alınır; bu arada tendonlara bastırılır (res. 170). Bu şekilde beş kez soluk alınır.

Bu sihirli geçiş sırtın düz, başın da omurga ile bir hizada olmasını sağlar; diyaframı aşağı iterek, akciğerlerin alt kısmını olduğu kadar üst kısmını da dolduracak derin nefesler almak için uygulanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-086.jpg

26. Enerjiyi Bacaklardan Çekme

Bu sihirli geçişin ilk bölümü de bu dizinin öbür üç geçişinin başlangıcı ile tümüyle aynıdır. İkinci soluğu alırken önkollar aşağıya indirilir—uygulayıcı çömelerek, içten dışa olmak üzere ayak bileklerini kavrar. Ellerin arkaları ayak parmaklarının üzerine konur; bu durumda üç derin soluk alınır, üç derin soluk verilir (res. 171). Son soluk verişin ardından, derin bir soluk alma eşliğinde sihirli geçişi bitirmek üzere beden dikleştirilir.

İnsanoğlunda kalan tek farkındalık pırıltısı, ışıltılı kürelerinin dibinde bir halka biçiminde yayılan ve ayak parmakları düzeyine kadar uzanan bir saçak gibidir. Bu sihirli geçişle saçağa parmak arkaları kullanılarak hafifçe vurulur—soluk ile de harekete geçirilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-087.jpg

18

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Üçüncü Grup : Rüya Görme

Don Juan Matus, rüya görmeyi insan farkındalığının başka algılama âlemlerine yapacağı gerçek bir giriş için normal rüyaların kullanılması edimi, diye tanımlıyordu. Bu tanım onun için, sıradan rüyaların, günlük yaşamımızın dünyasındaki enerjiden farklı olmakla birlikte temel özünde düpedüz benzer olan enerji alanlarını algılamaya açılan bir kapı olarak kullanılabileceği anlamına geliyordu. Büyücüler için böyle bir girişin sonucu, içinde yaşayıp ölebilecekleri gerçek dünyaların algılanmasıydı; bizimkinden şaşırtıcı ölçüde farklı, ancak temelde benzer dünyalardı bunlar.

Bu çelişkiye doğrusal bir açıklama getirmesi için sıkıştırıldığında, don Juan Matus büyücülerin alışılmış konumunu yineliyordu: yani, bütün bu soruların yanıtının uygulamada olduğu— entelektüel soruşturmada değil. Dediğine göre, bu tür olasılıklardan söz etmek için dilin sözdizimini kullanmak zorunda kalıyorduk, hangi dili konuşuyorsak onunkini; bu sözdizimi, kullanımın zorlamasıyla, anlatım olanaklarını kısıtlıyordu. Zira bir dilin sözdizimi, yalnızca içinde yaşadığımız dünyada bulunan algısal olasılıklara ilişkindir.

Don Juan İspanyolcadaki iki fiil arasında bulunan dikkate değer bir ayrıma işaret ediyordu: bunlardan biri rüya görmek anlamına gelen soñar idi; öteki ise, büyücülere ait olan rüya görme biçimini ifade eden ensoñar. Normal rüya görmek olan sueño ile daha karmaşık olan ve büyücülerin ensueño olarak adlandırdıkları durumu birbirinden net bir şekilde ayırmak İngilizcede mümkün değildi.

Rüya görme sanatı, don Juan’ın öğretisine göre, eski çağ Meksika’sı şamanlarının uyuyan insanları gördüklerinde yaptıkları çok sıradan bir gözlemden kaynaklanmıştı. Uyku esnasında birleşim noktasının çok doğal ve kolay bir biçimde yerinden oynayıp alışılmış konumunu değiştirdiğini, ışıltılı kürenin dış çevresi boyunca ya da onun iç kısmında her yana devindiğini fark etmişlerdi. Kendi gördükleri ile uyurken gözlemledikleri insanların anlatılarını bir araya getirdiklerinde şunu anladılar: birleşim noktası yerinden ne denli uzağa kayarsa, rüyalarda yaşanan olaylar ve görüntüler de o denli şaşırtıcı oluyordu.

Bu gözlemden sonra, o büyücüler kendi birleşim noktalarını yerinden oynatmak için fırsat kollamaya başladılar. Bunu başarmak için sanrılandırıcı bitkiler kullanmaya giriştiler sonunda. Ne var ki, bu bitkileri kullanmanın, sonucu belli olmayan, zorlama ve denetim dışı bir eylem olduğunu çok çabuk anladılar. Gene de, bu başarısızlığın ortasında çok değerli bir şey keşfetmişlerdi. Buna rüya görme dikkati adını verdiler.

Don Juan bu olguyu açıklamaya, ilk etapta, günlük yaşantımızın dünyasındaki öğeler üzerinde konumlanan dikkat olarak söz ettiği, insanoğlunun gündelik farkındalığı ile başlamıştı. İnsanların kendilerini çevreleyen her şeye üstünkörü, ancak kalıcı bir bakış attıklarına işaret ediyordu. Nesneleri incelemekten çok, onların varlığını sadece saptıyordu insanoğlu; genel farkındalığının belirli bir cephesini oluşturan özel bir tür dikkat ile. Onun kanısına göre, aynı tür üstünkörü, ancak kalıcı olan—deyim yerindeyse— ’bakış’, sıradan bir rüyanın öğelerine de uygulanabilirdi. Genel farkındalığın bu öbür belirli cephesini, rüya görme dikkati; ya da farkındalıklarını rüyalarının unsurları üzerinde kararlı bir biçimde odaklanmış olarak tutabilmek için uygulayıcıların edindikleri yetenek olarak tanımlıyordu.

Rüya görme dikkatinin geliştirilmesi, don Juan’ın silsilesine ait büyücülerin rüyalara ilişkin bir temel sınıflandırma yapmalarını sağladı. Rüyalarının çoğunun imgesel; gündelik dünyalarına ait bilişin ürünleri olduğunu keşfetmişlerdi; ama bu sınıflandırmanın dışında kalan bazı rüyalar da vardı. Bu tür rüyalar salt imgesel değildi; enerji-iiretici olgulardan oluşan, gerçek yükseltilmiş farkındalık durumları idiler. O şamanlar için enerji-iiretici öğeleri olan rüyalar, içlerinde evrende akış halindeki enerjiyi görme yeteneğine sahip oldukları rüyalardı.

Bu şamanlar rüya görme dikkatlerini rüyalarındaki herhangi bir öğe üzerinde odaklayabiliyorlardı; bu yolla iki tür rüya olduğunu keşfetmişlerdi. Birisi hepimizin aşina olduğu, tutarsız hayallere ilişkin unsurların rol oynadığı rüyaydı; zihnimizin, ruhumuzun bir ürünü olarak sınıflandırabileceğimiz, belki sinir sistemimize ilişkin bir olgu. Başka tür rüyalara ise enerji üretici rüyalar adını verdiler. Don Juan’ın dediğine göre, o eski çağ büyücüleri kendilerini aslında rüya olmayan, bu dünyanın dışında bulunan gerçek yerlere ziyaretler yaptıkları rüya-benzeri durumlar içinde bulmuşlardı; tıpkı içinde yaşadığımız dünya gibi gerçek dünyalardı bunlar; gören bir büyücü için bu rüyalardaki nesneler de, tıpkı gündelik dünyamızdaki ağaçların, hayvanların, hatta kayaların bile yaptığı gibi enerji üretiyordu.

Lâkin bu tür yerlerin görüntüleri o şamanlar için bir değer taşıyamayacak kadar süreksiz ve geçiciydi. Bu kusuru birleşim noktalarının yer değiştirdiği konumda kayda değer bir süre sabit kalamamasına bağladılar. Bu durumu düzeltme girişimleri, büyücülüğün bir başka yüksek sanatının doğuşuyla sonuçlandı: iz sürme sanatı.

Bir gün don Juan bana, rüya görme sanatının, birleşim noktasını alışılmış konumunun dışına amaçlı olarak çıkarmaktan oluştuğunu söylemiş, ve böylelikle iki sanata da çok net bir tanım getirmişti. Iz sürme sanatı da, onu yerleştirildiği yeni konumda istençli olarak sabit tutmaktan ibaretti.

Bu sabitleme, eski çağ Meksika’sı şamanlarına başka dünyaları tam anlamıyla gözleme fırsatı verdi. Don Juan o büyücülerden bazılarının yolculuklarından hiç dönmediklerini söylüyordu. Başka bir deyişle, orada kalmayı yeğlemişlerdi; “orası” her neresi ise.

Don Juan bir keresinde bana, “Eski büyücüler, insanoğlunun ışıltılı küreler olarak ayrıntılarını çıkarmayı tamamladıklarında,” dedi, “ışıltılı kürenin tümünde, gerçek dünyaların alanı olan altı yüz civarında nokta keşfetmişlerdi. Yani birleşim noktasının o noktalardan birine bağlanması, uygulayıcının tümüyle yeni bi dünyaya girişiyle sonuçlanıyordu.”

“Ama o altı yüz değişik dünya nerede, don Juan?” diye sordum. “Bu soruya verilecek tek yanıt, bunun akıl ermez olduğudur,” dedi, gülerek. “Bu, büyücülüğün özüdür; oysa sıradan zihne hiç anlam ifade etmiyor. O altı yüz dünya, birleşim noktasının konumlarındadır. Bu yanıttan anlam çıkarabilmek için ölçüsüz miktarda enerjiye gereksinim var. Enerjiye sahibiz biz. Sahip olmadığımız, onu kullanacak hüner ya da heves.”

Hiçbir ifadenin bu cümlelerden daha doğru olamayacağını ekleyebilirdim, gene de bundan daha anlamsız bir şey olamazdı.

Don Juan, olağan algılamayı kendi silsilesinin anladığı terimlerle açıklıyordu: Birleşim noktası, daimi konumunda, evrenden sayıları trilyonlara varan ışıltılı lifler biçiminde bir enerji alanları akışı alır. Konumu sürekli aynı olduğundan, büyücülerin uslamlamasına göre, aynı enerji alanları, ışıltılı lifler olarak birleşim noktası üzerinde toplaşıp onun içinden geçer ve bize sürekli bir sonuç halinde bildiğimiz dünyanın algılamasını sunar. Büyücüler buradan şu kaçınılmaz sonuca ulaşmışlardı: birleşim noktasının yeri değiştirilip başka bir konuma getirilirse, başka bir enerji lifleri takımı onun içinden geçecek; bu da günlük yaşamdaki dünya ile aynı olmayan, farklı bir dünyanın algılanmasıyla sonuçlanacaktı.

Don Juan’ın kanısına göre, insanoğlunun genelde algılama saydığı, daha çok duyusal verinin yorumlanmasıdır. Doğum anından başlayarak, çevremizdeki her şeyin bize bir yorumlama olasılığı sağladığını ve zamanla bu olasılığın dünyadaki tüm algısal işlerimizi yönettiğimiz tam bir sistem haline dönüştüğünü ileri sürüyordu.

Birleşim noktasının sadece algımızın toplandığı merkez olmakla kalmayıp, aynı zamanda duyusal verilerin yorumlanmasının da tamamlandığı yer olduğuna işaret etmekteydi; bu yüzden yer değiştirdiğinde, yeni enerji alanları akışını yorumlayışı da günlük yaşantımızın dünyasını yorumlama biçimiyle hemen tümüyle aynı biçimde olacaktır. Bu yeni yorumun sonucu, bizimkine garip biçimde benzeyen, oysa özgül olarak farklı bir dünyanın algılanması olacaktır. Don Juan’ın dediğine göre, bu başka dünyalar enerji açısından bizimkinden olabildiğince farklıdır. Görünürdeki benzerlikleri yaratan sadece birleşim noktasının yorumlamasıdır.

Don Juan, birleşim noktasının bu olağandışı niteliği ile rüya görmenin ortaya çıkardığı algılama olasılıklarını ifade edebilmek için yeni bir sözdizimine gereksinim olduğunu söylüyordu. Gene de, bu deneyim salt şamanlara özgü kalmayıp hepimize uygun duruma gelirse, belki dilimizin mevcut sözdiziminin bunları içermesi için zorlanabileceği kanısındaydı.

Rüya görmeye ilişkin bir şey vardı ki, müthiş ilgimi çekiyor, ama aynı zamanda da beni alabildiğine şaşkına çeviriyor du; don Juan’ın kimseye rüya görmeyi öğretebilecek bir yöntem bulunmadığını söylemesiydi bu. Rüya görme, her şeyden önce, diyordu, eski çağ Meksika’sı büyücülerinin adına niyet dedikleri, ve her yana nüfuz eden o tanımlanamaz güç ile temasa geçebilmek için zahmetli bir çabadır. Bu bağlantı kurulduğu anda, rüya görme de akıl almaz bir şekilde başarılmış oluyordu.

Don Juan bu bağlantının disiplin gerektiren herhangi bir model izlenerek başarılabileceğini belirtiyordu. Anılan yöntemlerle ilgili özlü bir açıklama istediğimde, güldü bana.

“Büyücülerin dünyasına doğru yola çıkmak,” dedi, “araba sürmeyi öğrenmeye benzemez. Araba kullanmak için kılavuz kitapçıklara, yönergelere gereksinmen vardır. Rüya görmek için ise, ona niyetlenmen yeter.” “Ama buna nasıl niyetlenebilirim ki?” diye üsteledim.

“Niyetlenebilmek için sahip olduğun tek yol, buna niyetlenmekten geçer,” dedi. Günümüz insanı için kabullenilmesi en zor şeylerden biri bu; yöntem yoksunluğu. Çağdaş insan kılavuzların, uygulamaların, yöntemlerin, başlangıç adımlarının pençesinde. Hiç durmaksızın notlar alıyor, çizelgeler yapıyor, yol-yordam tekniklerine iyice gömülmüş durumda. Ama büyücülerin dünyasında yöntemler de ayinler de yalnızca dikkati çekme, odaklama amacına yöneliktir. İlgi ve kararlılıkta odaklanmaya zorlama için araçtırlar sadece. Başka hiçbi değerleri yoktur.”

Don Juan sihirli geçişlerin özenle uygulanmasının rüya görme için çok büyük önem taşıdığını düşünüyordu; silsilesine ait büyücülerin birleşim noktasının yerini değiştirme konusunda destek olarak kullandıkları tek araçtı bu.

Sihirli geçişlerin uygulanması, o büyücülere gerekli dengeyle enerjiyi sağlıyordu, rüya görme dikkatlerinin ortaya çıkması için gerekliydi bu; bunlar olmaksızın rüya görme olasılığı söz konusu olamazdı onlar için. Rüya görme dikkati belirmedikçe, uygulayıcılar tutarsız hayal dünyalarına ilişkin aklı başında rüyalar görmeyi bekleyebilirlerdi en fazla. Belki enerji üreten dünyaların görüntüleri ile karşılaşabilirlerdi; ama bunları uygun biçimde sınıflandıracak, her şeyi kapsayan bir temel olmadan, bütün bunlar onlar için hiçbir anlam ifade etmezdi.

Don Juan’ın silsilesinin şamanları, rüya görme dikkatlerini geliştirdikleri anda, sonsuzluğun kapılarını tıklatmış olduklarını anladılar. Kendi normal algılarının parametrelerini genişletmeyi başardılar. Rüya görme dikkatlerinin ortaya çıkışından sonra, normal farkındalık durumlarının da önceye oranla sonsuz ölçüde daha değişken olduğunu keşfettiler. O andan sonra, o büyücüler bilinmeyene doğru gerçekten yol alabilirlerdi artık.

Don Juan bir keresinde bana, “Gökyüzünün uçsuz bucaksız olduğu özdeyişi,” dedi, “eski çağların büyücülerine tam anlamıyla uygundu. Kuşkusuz kendilerini aşmışlar.”

“Gökyüzü gerçekten uçsuz bucaksız mıydı onlar için, don Juan?” diye sordum.
“Bu soru ancak her birimizce bireysel olarak yanıtlanabilir.” dedi, kocaman bir gülümsemeyle. “Bize araçları bıraktılar. Bireysel olarak bize kalmış bi şey; onları kullanmak ya da reddetmek. Aslında sonsuzluğun önünde tek başınayız—sınırlarımızı zorlayacak yeteneğimizin olup olmadığı sorusu kişisel olarak yanıtlanmalı.”


Rüya Görme İçin Sihirli Geçişler

27. Birleşim Noktasını Gevşetme

Sol kol, elin ayası yukarı dönük olarak, kürek kemiklerinin arkasındaki bölgeye uzanır; bu arada gövde biraz öne doğru eğilmiştir. Sonra kol bedenin sol yanından öne doğru alınır ve ani bir hamle ile el ayası sola dönük olacak şekilde yüzün önüne getirilir. Parmaklar bitişiktir (res. 172, 173). Bu sihirli geçiş her kolla sırayla yapılır. Dizler daha iyi denge ve hamle gücü için kırık tutulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-088.jpg

28. Birleşim Noktasını Aşağı Düşmesi İçin Zorlama

Sırt olabildiğince diktir. Dizler gergindir. Sol kol, iyice uzatılmış olarak arkada, bedenden üç-beş santimetre uzakta tutulur. El, önkola doksan derecelik açı yapacak şekilde bükülmüş, elin ayası aşağı dönük, ve iyice uzatılmış parmakların uçları arkaya doğru bakar durumdadır. İyice gergin olarak uzatılmış sağ kolda ön tarafta aynı konumdadır; bilek doksan derecelik açı yapacak kadar bükülü, elin ayası aşağıya doğru, ve parmak uçları öne dönük vaziyettedir. Baş arkada tutulan kola doğru döndürülür, o anda bacakların ve kolların tendonlarında tam bir gerilme olur. Bu gerilim bir an korunur (res. 174).
Aynı hareket sağ kol arkada, sol kol da önde tutularak tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-089.jpg

29. Enerjiyi Böbreküstü Bezlerinden Çekip Öne Alarak Birleşim Noktasını Düşmesi İçin Ayartma

Sol kol bedenin arkasına, böbrekler hizasında erişebildiği kadar uzağa yerleştirilir; el, pençe biçimindedir. Pençe yapılmış el, böbrek bölgesinde sanki katı bir maddeyi sürüklüyormuş gibi sağdan sola doğru devinir. Sağ kol uyluğun yanında, normal konumundadır.

Sonra sol el öne doğru gelir, avuç açılır, ve sağ tarafta, karaciğer ve safrakesesi üzerine konur. Sol el sert bir maddenin yüzeyini düzlüyormuş gibi yaparak bedenin üzerinden sola, pankreas ile dalak bölgesine gelir; aynı anda pençe biçimine getirilmiş sağ el bedenin arkasında, böbreklerin üzerinde sanki katı bir maddeyi sürüklüyormuş gibi yaparak soldan sağa doğru ilerler.

Sonra sağ el bedenin önüne getirilip avuç açılarak pankreas ve dalak üzerine konur. El bedenin önünde, sert bir maddenin yüzeyini düzlüyormuş gibi yaparak karaciğer ve safrakesesi bölgesini geçer; bu arada pençe yapılmış sol el, gene böbrekler bölgesinde sert bir maddeyi sürükler gibi sağdan sola hareket etmektedir (res. 175, 176). Dizler daha çok denge ve güç için kırık vaziyettedir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-090.jpg

30. A ve B Tipi Enerjinin Mücadelesine Son Verme

Sağ önkol, doksan derecelik açı ile diklemesine bükülmüş olarak bedenin önüne yerleştirilir; dirsek yaklaşık omuz hizasında, elin ayası ise sola dönük durumdadır. Sol önkol dirsekten yatay olarak bükülmüş, elin arkası sağ dirseğin altına yerleştirilmiştir. Gözler önkolların hiçbiri üzerinde odaklanmadan, ikisini birden görüş alanı içinde tutar. Sağ kol aşağı, sol kol da yukarı baskı yapar. İki güç de eşzamanlı olarak her iki kolun üzerindedir— bu gerilim bir an için korunur (res. 177).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-091.jpg

Sonra aynı hareket, sırası, ve kolların konumu ters çevrilerek tekrar yapılır. Eski çağ Meksika’sı şamanları, evrendeki her şeyin iki yanlı güçlerden oluştuğuna, insanoğlunun bu iki yanlılık ile yaşamının her cephesinde karşı karşıya olduğuna inanırlardı. Enerji düzeyinde de iki gücün iş başında olduğunu düşünüyorlardı. Don Juan bunlara A ve B güçleri diyordu. A Gücü normalde gündelik olaylarımızda iş başındadır, ve düz bir dikey çizgi ile simgelenir. B gücü ise ender olarak eyleme geçer— gizli kalan karanlık bir güçtür. Dikey çizginin tabanında, sola doğru çizilmiş bir yatay çizgi ile simgelenir; bu yöntemle ters bir büyük L harfi çizilmiş olur.

Don Juan’a göre şamanlar, erkek olsun, kadın olsun, B gücünü, genelde kullanılmayan yatay çizgiyi, etkin bir dikey çizgi haline getirebilen yegâne insanlardır. Bunun sonucu olarak, A gücünü dinlenmeye bırakmışlardır. Bu süreç de dikey çizginin tabanına, bu kez sağ yanına bir yatay çizgi çizerek, ve böylece bir büyük L harfi yapılarak simgelenir. Don Juan bu sihirli geçişi iki yanlılığı, ve onun etkilerini ters çevirmek için büyücülerin harcadığı çabayı en iyi örnekleyen geçiş olarak tanımlıyordu.

31. Enerji Bedenini Öne Çekme

Kollar dirsekten bükülü olarak omuz hizasında tutulur. Eller birbirinin üzerinde, avuçlar aşağıya dönüktür. Hareket iç tarafa, yüze doğru dönük olmak üzere, eller birbirinin çevresinde döndürülerek bir daire yapılır (res. 178). Birbirleri çevresinde üç tur atarlar; sonra sol kol, eli yumruk şeklinde olmak üzere bedenin önünde, ve ondan bir kol boyu uzaklıktaki görünmez bir hedefi vuruyormuşçasına, öne doğru bir hamle yapar (res. 179). Her iki elle üç daire daha yapılır, sonra da sağ kol, sol kol ile aynı biçimde öne hamle yapar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-092.jpg

32. Birleşim Noktasını Bir Bıçak Gibi Omuz Üzerinden Savurma

Sol el başın üzerinden arkaya, kürek kemikleri bölgesine döner— katı bir maddeyi kaparmış gibi yapar. Sonra bir şeyi öne doğru fırlatma hareketi gibi, başın üzerinden öne doğru atılır.

Fırlatırken denge sağlanması için dizler kırıktır. Aynı hareket sağ kolla tekrar edilir (res. 180,181).

Bu sihirli geçiş, birleşim noktasını savurmak için gerçek bir girişimdir—onun alışılmış konumunu değiştirme amacını taşır. Uygulayıcı, birleşim noktasını sanki bir bıçakmış gibi tut maktadır. Birleşim noktasını savurma niyeti içinde yer alan bir şey, onun yerini gerçekten değiştirmeye yönelik esaslı bir etki yapar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-093.jpg

33. Birleşim Noktasını Bir Bıçak Gibi Arkadan, Bel Hizasından Savurma

Beden öne eğilirken dizler kırık tutulur. Sonra sol kol yandan arkaya, kürek kemiklerinin arkasındaki bölgeye uzanır, oradan sanki katı bir şeyi kapar, ve belden öne doğru, bileğin hafif bir darbesiyle düz bir disk, ya da bıçak fırlatıyormuş gibi yapar (res. 182, 183). Aynı hareketler sağ elle tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-094.jpg

34. Birleşim Noktasını Bir Disk Gibi Omuzdan Savurma

Belden sola doğru—sağ kolu itip sol bacağın yanına dönmesine olanak verecek kadar—esaslı bir dönüş yapılır. Sonra belin aksi yöne hareketi, sol kolun sağ bacağın sağ yanına kadar dönmesini sağlar. Belin yeni bir dönüşü, tekrar sağ kolu itip sol bacağın sol yanına getirir. Bu noktada sol el dairesel bir hareketle aniden arkaya uzanarak, kürek kemiklerinin arkasındaki bölgeden katı bir maddeyi kavrıyormuş gibi yapar (res. 184). Sol el bu nesneyi dairesel bir devinimle bedenin önüne getirip, sağ omzun hizasına çıkarır. Pençe biçimindeki elin içi yukarı dönüktür. Sol el bu konumdan—bir disk gibi katı bir nesneyi savuruyormuşçasına— bileğin hafif bir darbesiyle öne doğru bir savurma hareketi yapar (res. 185).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-095.jpg

Dizler hafifçe kırıktır—uylukların arka kısmı üzerinde büyük bir baskı vardır. Sağ kol, diski savurma hareketine denge sağlamak amacıyla, dirseği hafifçe bükülü olarak bedenin arkasına uzatılmıştır. Bu biçimde bir an durulur; bu arada sol kol bir nesneyi henüz fırlatmış durumdaki konumunu korumaktadır. Aynı hareketler öbür kolla yinelenir.

35. Birleşim Noktasını Bir Top Gibi Başın Üzerinden Savurma

Sol el hızla geriye, kürek kemiklerinin arkasındaki bölgeye dönerek, katı bir şeyi kapıyormuş gibi yapar (res. 186). Kol, başın üzerinde itme gücü kazanmak ister gibi iki büyük daire çizerek (res. 187), ileriye doğru bir top fırlatma hareketi yapar (res. 188). Dizler kırık durumdadır. Bu hareketler sağ elle tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-096.jpg http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-097.jpg

19

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Dördüncü Grup : İçsel Sessizlik

Don Juan, içsel sessizliğin, eski çağ Meksika’sının şamanları tarafından en fazla peşine düşülen durum olduğunu söylüyordu. Onun tanımlamasına göre bu insan algılamasının doğal bir durumudur; bu durumda düşüncelerin önü kesilir—kişinin tüm melekeleri bizim gündelik bilişsel sistemimizin kullanılmasını gerektirmeyen bir farkındalık düzeyinde işler.

İçsel sessizlik, don Juan’ın silsilesindeki şamanlara hep karanlığı çağrıştırmıştır; belki de insan algısı, alışılmış yoldaşından, içsel söyleşiden yoksun kalınca karanlık bir kuyuya düşmüş gibi olduğu için. Don Juan’ın dediğine göre, beden her zamanki gibi işler; ama farkındalık keskinleşmiştir. Kararlar anidir— sanki dile getirilen düşünceler içermeyen özel bir tür bilgiden kaynaklanıyormuş gibidir.

İçsel sessizlik durumunda işleyen insan algısı, don Juan’a göre, tanımlanamayacak düzeylere erişme yetisine sahiptir. O algı düzeylerinden bazıları kendi içlerinde dünyalardır; bunlar rüya görme yoluyla erişilen dünyalara hiç benzemezler. Betimlenemeyecek durumlardır onlar; alışılmış insan algısının evreni tanımlamak için kullandığı terimlerin tek yönlü sınırları içinde izah edilemezler.

Don Juan’ın yorumuna göre, içsel sessizlik, evrimin dev bir adımı için ortamı oluşturur; suskun bilgi için, ya da bilmenin kendiliğinden ve ansızın olduğu insan farkındalığı düzeyi için. Bu düzeydeki bilgi, beyinsel biliş ya da mantıksal tümevarım ve tümdengelim ya da benzerlikler ve benzemezlikleri temel alan genellemelerin ürünü değildir. Suskun bilgi düzeyinde önsel hiçbir şey yoktur; bir bilgi kitlesi oluşturabilecek hiçbir şey bulunmaz, çünkü her şey hemen şimdidir. Karmaşık bilgi parçaları, herhangi bilişsel bir ön hazırlık olmaksızın kavranabilir.

Don Juan, eski çağ insanının, kendilerine suskun bilginin anıştırılmasına karşın, ona aslında tam olarak sahip olamadıklarına inanıyordu. Böyle bir anıştırma, bilginin büyük kısmının ezber ürünü olduğu çağdaş insan deneyimlerine oranla, sonsuz ölçüde daha güçlüydü. Bu anıştırmayı yitirmiş olmamıza karşın, insanoğlunu suskun bilgiye götüren yolun her zaman içsel sessizlik aracılığıyla açık olacağı, büyücülüğün bir temel önermesi idi.

Don Juan, silsilesinin değişmez görüşünü öğretti: içsel sessizlik tutarlı bir baskı ve disiplin yoluyla edinilmeli. Çoğaltılmalı ve biriktirilmeli—yavaş yavaş, azar azar. Başka bir deyişle, insan kendini sessiz olmaya zorlamalı; birkaç saniye için olsa bile. Kişi eğer bunda ısrarlı davranırsa, bu ısrarın bir alışkanlık haline gelip, insandan insana değişen bir süre ile, saniyeler ya da dakikalar süresince gerçekleşen bir eşiğe ulaşılabileceği, büyücüler arasında yaygın bir kanıydı, don Juan’a göre. Örneğin bir kişinin içsel sessizlik eşiği on dakikaysa, bu eşiğe ulaşıldığında içsel sessizlik bir bakıma, istenmeden, kendiliğinden gerçekleşir.

Kendi eşiğimin ne olabileceğini bilmenin mümkün olmadığı, ve bunu öğrenmenin tek yolunun doğrudan deneyim olduğu konusunda önceden uyarılmıştım. Yaşadığım da tam olarak buydu. Don Juan’ın önerisine uyarak kendimi ısrarla sessiz kalmaya zorluyordum ki, bir gün UCLA’da yürürken gizemli eşiğime ulaşıverdim. Bunu hemen anladım; zira don Juan’ın bana uzun uzadıya betimlemiş olduğu şeyi yaşamıştım bir anda. O buna dünyayı durdurmak derdi. Göz açıp kapayana dek, dünya daha önce olduğu şey olmaktan çıktı; ömrümde ilk kez enerjiyi evrendeki akışı içinde görmekte olduğumun bilincine vardım. Tuğla basamaklar vardı; onların üzerine iliştim. Tuğlaların üzerinde oturduğumu biliyordum, ama bunu salt zihinsel olarak bilmekteydim—bellek yoluyla. Deneysel olarak ise, enerji üzerinde idim. Kendim de enerji idim, çevremdeki her şey de. Yorumlama sistemimi iptal etmiştim.

Enerjiyi doğrudan gördükten sonra, günümün kâbusuna dönüşen bir şeyi kavradım; bu öyle bir şeydi ki, don Juan’dan başka kimseye uygun şekilde açıklayamazdım. Hayatımda ilk kez görmeme karşın, enerjiyi evrendeki akışı içinde tüm ömrümce görmüş, ancak bunun bilincine varamamış olduğumu anlamıştım. Evrendeki akışında enerjiyi görmek değildi alışılmadık olan. Asıl ilginci içimde öfkeyle yükselen soruydu; öyle bir öfkeydi ki bu, günlük yaşam düzeyine geri döndürmüştü beni. Evrendeki akışı içinde enerjiyi tüm ömrümce görmekte olduğumu fark etmekten beni neyin alıkoyduğunu soruyordum kendi kendime.

Bu çıldırtıcı çelişkiyi don Juan’a sorduğumda, “Burada iki ayrı konu var,” diye açıkladı bana. “Biri genel farkındalık. Öteki ise apayrı; üzerinde düşünülüp taşınılmış ölçünmeli bilinçlilik. Dünyadaki her insan, genelde, evrendeki akışı içinde enerjiyi görme açısından farkındalıklıdır. Ama sadece büyücüler eksiksiz ve amaçlı bi şekilde bunun bilincindedir. Genel anlamda farkında olduğun bi şeyin bilincine varman, enerjiyi gerektirir; bunu elde etmek için de demir yumruklu bi disiplin. Disiplin ve enerji ürünü olan içsel sessizliğin, genel farkındalığınla özel bilinçliliğin arasındaki gediği kapattı.”

Don Juan, pratik bir tutumun içsel sessizliğin belirişini desteklemedeki değerini, bulabildiği her yolla vurgulamıştı. Pratik tutumu, yol boyu karşılaşılacak her türlü beklenmedik engeli yok etme yeteneği olarak tanımlıyordu. Kendisi benim için bu tutumun yaşayan bir örneğiydi. Salt varlığının yetmediği hiçbir belirsizlik, hiçbir engel yoktu. Bana her fırsatta tekrarladığına göre, içsel sessizliğin etkileri çok sarsıcıydı; bu durumu önleyebilecek tek olgu, mükemmel şekilde esnek, çevik ve güçlü bir bedenin ürünü olan pratik tutumdu. Büyücüler için anlam ifade eden tek varlığın fiziksel beden olduğunu; ve onlar için beden ile zihin arasında bir ikiliğin söz konusu olmadığını belirtiyordu. Daha da ileri giderek, fiziksel bedenin bizim bildiğimiz şekildeki bedeni ve zihni aynı anda içerdiğini; fiziksel beden bütünsel bir birim olarak değerlendirildiğinde, büyücülerin karşı denge olarak, içsel sessizlik yoluyla ulaşılan bir başka enerji biçimini; enerji bedenini ortaya koyduklarını söylüyordu. Dünyayı durdurduğum anda yaşadığım deneyimin, enerji bedenimin yeniden canlanması olduğunu, evrendeki akışı içindeki enerjiyi her zaman görebilmiş olanın da bu enerji biçimlenmesi olduğunu açıklamıştı.


İçsel Sessizliğe Erişmeye Destek Olan Sihirli Geçişler

36. Her İki Ayakla İki Yarım-daire Çizme
Bedenin tüm ağırlığı sağ bacaktadır. Sol ayak onun yarım adım önüne konur; yerde kayarak sola doğru bir yarım-daire çizerek, tabanı sağ topuğa nerdeyse değecek biçimde durur. Oradan geriye doğru yeni bir yarım-daire çizer (res. 189). Bu daireler sol ayağın tabanıyla yapılır. Hareketi düzgün ve ahenkle yapmak için topuk yere değdirilmez.

Hareket ters çevrilir—bu kez geriden başlanıp öne gelinerek iki yarım-daire daha çizilir.

Aynı hareketler sağ ayakla da tekrarlanır; bunun için önce bedenin tüm ağırlığı sol bacağa aktarılır. Ağırlığın üzerinde ol duğıı bacağın dizi, güç ve denge için kırık biçimde tutulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-098.jpg

37. Her İki Ayakla Birer Yarım-Ay Çizme

Bedenin ağırlığı sağ bacağa verilir. Sol ayak sağ ayağın yarım adım önüne çıkarılır—önden sola, oradan da bedenin arkasına doğru yerde geniş bir yarım-daire çizer. Bu yarım-daire ayağın tabanı ile çizilir (res. 190). Başka bir yarım-daire de aynı yöntemle, ama bu kez arkadan öne doğru çizilir. Aynı hareketler sağ bacakla da uygulanır; bunun için ağırlık sol bacağa verilmiştir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-099.jpg

38. Kolları Aşağı Konumda Rüzgârdaki Korkuluk

Kollar yanlara doğru omuz hizasında açılır; dirseklerden bükülüp önkollar aşağıya doğru doksan derece açı yapacak şekilde sarkıtılır. Önkollar sanki rüzgârda hareket ediyorlarmış gibi, bir yandan öbür yana serbestçe sallanırlar. Önkollarla bilekler dümdüz ve dikey biçimde tutulmaktadır. Dizler kırık değil, gergindir (res. 191).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-100.jpg

39. Kolları Yukarı Konumda Rüzgârdaki Korkuluk

Tıpkı bir önceki sihirli geçişte olduğu gibi, kollar omuz hizasında yanlara açılır; yalnız bu kez önkollar doksan derecelik bir açı ile yukarıya dönük konumdadır. Önkollarla bilekler düz ve dikey tutulur (res. 192). Sonra serbestçe önden aşağıya doğru dönerek (res. 193), tekrar yukarıya doğru kalkarlar. Dizler gergindir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-101.jpg

40. Enerjiyi Tüm Kolla Arkaya İtme

Dirsekler iyice bükülü, önkollar da bedenin iki yanına sıkıca bastırılmış biçimde, olabildiğince yüksekte tutulur—eller yumruk yapılmıştır (res. 194). Soluk verilirken önkollar aşağıya ve geriye doğru gidebildiğince uzatılır. Dizler gergin, gövde öne doğru hafifçe eğik durumdadır (res. 195). Soluk alınırken kollar dirseklerden bükülüp öne alınarak baştaki konumlarına getirilir.

Sonra soluk alıp verme tersine döndürülerek hareket tekrar edilir; kollar geriye uzatılırken soluk verme yerine bu kez soluk alınır. Bunu, dirsekler bükülüp, önkollar yukarı, koltuk altlarına doğru çekilirken, soluk verme izler.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-102.jpg

41. Önkolu Çevirme

Kollar bedenin önünde, dirseklerden bükülü, önkollar ise dikey durumdadır. Her iki el de bilekten bükülmüş, bir kuş başı gibi, göz hizasında, parmak uçları yüze dönük biçimde tutulur (res. 196). Dikeylikleri korunan dirsekler kıpırdatılmaksızın, bilekler önkolların üzerinde öne ve arkaya döndürülerek, parmak uçları bir yüze doğru, bir ileriye bakar konuma getirilir (res. 197). Dizler güç ve dengeyi korumak için kırıktır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-103.jpg

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-104.jpg

42. Enerjiyi Dalgalandırma

Dizler gergin, gövde öne doğru eğiktir. Her iki kol yanlarda sarkık durumdadır. Sol kol, elin üç küçük dalgası ile öne doğru gider; el, sanki üzerinde üç yarım-daire olan bir yüzeyin dış çizgilerini izler gibidir (res. 198). Sonra el bedenin önünde önce soldan sağa doğru, sonra da sağdan sola doğru düz bir çizgi çizer (res. 199), sonra geriye, bedenin yanma doğru ilerleyerek üç dalgacık daha yapar; bu yöntemle ters çevrilmiş kalın—en az on beş santimetre kalınlığında—bir büyük L harfi çizmiş olur. Aynı hareketler sağ kolla yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-105.jpg

43. Ellerin T Enerjisi

İki önkol, karın boşluğunun önünde bir T harfi meydana getirecek şekilde birbirine dik açı ile tutulur. Sol el, T harfinin yatay çubuğudur, ayası yukarıya doğru bakmaktadır. Sağ el ise T harfinin dikey çubuğunu oluşturur, avuç içi aşağı dönüktür (res. 200). Sonra eller oldukça güçlü bir şekilde aynı anda öne arkaya döndürülür.

Sol elin ayası aşağıya, sağ elin ayası ise yukarıya döner—her iki el aynı T harfi biçimini korur (res. 201). Bu hareketler bir kez de sağ el T harfinin yatay çubuğunu, sol el de dikey çubuğunu oluşturacak şekilde tutularak tekrar uygulanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-106.jpg

44. Enerjiyi Başparmaklarla Ezme

Önkollar dirseklerden bükülmüş olarak bedenin tam önünde, gövdenin eni ölçüsünde kusursuz bir yatay konumda tutulur. Parmaklar gevşek bir yumruk biçiminde kıvrılmış, ve başparmaklar kıvrık durumdaki işaret parmakları üzerine düz biçimde yerleştirilmiştir (res. 202, 203).

Başparmak, işaretparmağı ve kıvrılmış parmaklar arasında elin ayasına yönelik olarak aralıklı bir baskı uygulanır. İtici gücü kollara doğru yayarak kasılır ve gevşerler. Denge için dizler kırıktır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-107.jpg

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-108.jpg

45. Bacakların Arasındaki Kollarla Bir Dar Açı Çizme

Diz arkası kirişleri olabildiğince kasılarak, dizler gergin tutulur. Gövde öne eğilmiş; baş yaklaşık olarak dizlerin hizasına gelmiştir. Kollar bedenin önünde sarkık durumdadır—sürekli arkadan öne doğru hareket ederek tepe açısı bacakların arasında bulunan bir dar açı çizerler (res. 204, 205).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-109.jpg

46. Yüzün Önündeki Kollarla Bir Dar Açı Çizme

Diz arkası kirişleri olabildiğince kasılarak, dizler gergin tutulur. Gövde öne eğilmiş; baş yaklaşık olarak dizlerin hizasına gelmiştir. Kollar bedenin önünde sarkık durumdadır; sürekli arkadan öne doğru hareket ederek tepe açısı yüzün önünde olan bir dar açı çizerler (res. 206, 207).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-110.jpg

47. Bacakların Arasında ve Bedenin Önünde Bir Enerji Halkası Çizme

Diz arkası kirişleri olabildiğince kasılarak, dizler gergin tutulur. Gövde öne eğilmiş; baş yaklaşık olarak dizlerin hizasına gelmiştir. Kollar bedenin önünde sarkık durumdadır. İki kol, sol önkol sağın üzerinde olmak üzere bileklerde çaprazlanır. Çaprazlanmış kollar bacakların arasından arkaya doğru savrulur (res. 208). Oradan, her ikisi de yüzün önünde dışa doğru birer halka çizerler. Halkanın sonunda, kollar öne uzatılmış, sol bilek sağ bileğin üzerine gelmiştir (res. 209). Oradan da içe doğru iki halka çizerek, bunları bacakların arasında tamamlarlar; bilekler bir kez daha baştaki konumda çaprazlanmıştır. Sonra sağ bilek sol bileğin üzerine konarak aynı hareketler yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-111.jpg

48. Yerde Üç Parmak

Derin bir soluk alınırken kollar yavaşça başın üzerine kaldırılır. Ağır bir soluk verme başlar—bu arada kollar yere kadar indirilir; dizler gergin, diz arkası kirişleri olabildiğince kasılıdır. Her iki elin önce işaret ve ortaparmakları bedenin bir ayak mesafesi önünde yere değdirilir, sonra başparmak da yere konur (res. 210). Bu konumda derin bir soluk alınır. Beden dikilir, ve kollar başın üzerine kaldırılır. Kollar bel hizasına indirilirken soluk verilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-112.jpg

49. Ayak Parmakları Üzerinde El Parmakları Eklemleri

Derin bir soluk alınırken kollar başın üzerine kaldırılır. Soluk verilirken, kollar yere kadar indirilir; bu arada dizler gergin, diz arkası kirişleri de olabildiğince kasılıdır. Soluk verme biterken parmak eklemleri ayak parmaklarının üzerine konur (res. 211). Bu konumda derin bir soluk alınır. Beden dikilir—kollar başın üzerine kaldırılır. Kollar aşağıya, bel hizasına getirilirken soluk verme başlar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-113.jpg

50. Enerjiyi Soluk ile Yerden Çekme

Kollar başın üzerine kaldırılırken derin bir soluk alınır; dizler kırık durumdadır. Soluk verme başlar—bu arada gövde sola dönüp olabildiğince aşağı eğilir. Eller, avuç içleri aşağıya dönük olarak, sol ayağın çevresine getirilir; sağ el ayağın önünde, sol el de arkasındadır; soluk verme biterken arkaya ve öne beş kez gider gelirler (res. 212). Sonra derin bir soluk alınır—beden dikilerek kollar başın üzerine kaldırılır. Gövde sağa doğru dönerek olabildiğince eğilirken soluk verme başlar. Eller sağ ayak etrafında beş kez arkaya ve öne gidip gelirken soluk verme sona erer. Yeni bir derin soluk alınır; beden dikilirken kollar başın üzerine kaldırılarak gövde öne doğru döner; sonra kollar aşağı indirilirken soluk verilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-114.jpg

20

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Dördüncü Dizi Sol Beden ile Sağ Bedeni Ayırma: Kızışma Dizisi

Don Juan öğrencilerine, insanoğlunun biri solda ve biri sağda olmak üzere iki tam işlevsel bedenden oluşması kavramının, eski çağlarda Meksika’daki şamanlara özgü büyücülük uğraşlarının temelini teşkil ettiğini öğretmişti. O büyücüler açısından bu tür bir sınıflandırma düzeninin, zihinsel konumlarla, ya da bedendeki kütle dağılımı olasılıklarıyla hiç ilgisi yoktu. Don Juan bana bunu açıkladığında, çağdaş biyologların iki cepheli simetri diye bir kavramları olduğunu, ve bunun “bir organizmamn sol ve sağ yanlarının ortadan bir çizgi boyunca bölündüğünde birbirinin yaklaşık izdüşümlerini verebileceği bir temel beden planı” anlamına geldiğini söyleyerek karşılık verdim.

“Eski çağ Meksika’sı şamanlarının sınıflandırması,” dedi don Juan, “çağdaş bilginlerinkinden daha derinlemesineydi; çünkü onların çıkış noktaları, evrende akış halindeki enerjiyi doğrudan algılama idi. İnsan bedeni enerji olarak algılandığında, iki kısımdan değil, iki farklı tür enerjiden oluştuğu düpedüz bellidir; iki ayrı enerji akımıdır bu; iki zıt, ama aynı zamanda birbirini tamamlayan güçtür—bunlar, genel anlamda, evrendeki her şeyin ikili yapısının aynası olarak birlikte var olurlar.”

Eski çağ Meksika’sı şamanları, bu iki farklı tür enerjinin her birini tüm bir beden gibi ele aldılar—sol beden ile sağ beden olarak ayrı ayrı anlattılar. Sol bedene verdikleri önem daha büyüktü; çünkü onu, enerji bağlamındaki biçimlenmesinin doğası açısından, şamancılığın nihai amaçları için en etkin yan saymışlardı. İki bedeni enerji akımları olarak betimleyen o şamanlar, sol yandaki akımı daha çalkantılı ve saldırgan olarak; dalgacıklar halinde alçalıp yükselen ve enerji dalgaları fırlatan biçimde tanımlıyorlardı. Anlatmak istediğini örnekler vererek açıklarken, don Juan sol bedeni gözümün önünde yarım bir güneş olarak canlandırmamı istemişti; bütün alevlenmeleri o yanında oluşan bir güneş olacaktı bu. Enerji dalgaları sol bedenden dışarıya doğru, çıktıkları yuvarlak yüzeye her zaman dik olarak, tıpkı güneşin alevleri gibi fırlıyordu.

Don Juan’ın anlattığına göre, sağ bedenin enerji akışı yüzeyde hiç çalkantılı değildi. Öne arkaya hafifçe eğilen bir kazanın içindeki su gibi deviniyordu. Hiç dalgalanmıyordu; bunun yerine sürekli bir sallanma hareketi içindeydi. Ama daha derinlerde, sarmallar halinde, anaforlar yaparak dönüyordu. Don Juan çok geniş, sakin görünümlü bir tropikal nehir canlandırmamı istedi gözlerimin önünde; yüzeydeki suyu nerdeyse hiç hareket etmeyen, ama yüzeyinin hemen altında çırpıntılı gelgitleri olan bir nehir. Günlük yaşamın dünyasında, bu iki akım tek bir birim halinde birleşiyorlar: bildiğimiz insan bedeni.
Bununla birlikte, bir görücünün gözüne tüm bedenin enerjisi dairesel biçimde görünüyor. Don Juan’ın silsilesindeki büyücüler için bu, sağ bedenin baskın güç olduğu anlamına geliyordu.

“Solak insanların durumu ne, peki?” diye sordum bir keresinde.
“Onlar büyücülerin uğraşları için daha mı uygun?”
“Neden öyle olsunlar ki?” dedi, soruma şaşırdığı belliydi.
“Çünkü besbelli, sol tarafları daha baskın,” dedim.

“Bu baskınlık büyücüler açısından hiçbi önem taşımıyor,” dedi. “Evet, sol elleriyle örneğin bi çekici gayet etkin biçimde kullanabildiklerini düşünürsek, sol tarafları baskın. Sol elleriyle yazabilirler. Sol elleriyle bi bıçağı tutabilirler, hem de gayet ustaca. Eğer dansçıysalar, sol dizlerini çok ahenkli bi şekilde sallayabilirler. Başka bi deyişle, sol bedenlerinde uyum vardır, ama bu türden bi üstünlük büyücülüğün konusu değil. Sağ beden, gene de dairesel devinimiyle her iki tarafa hükmeder.”

“Ama solakların büyücülük için hiçbir avantajı ya da dezavantajı yok mudur?” diye sordum. Hint-Avrupa dillerinden birçoğunda yer alan, solaklığın netameli olduğuna ilişkin sezindirmelerin etkisi altında kalmıştım.

“Bildiğim bi avantaj ya da dezavantaj yok,” dedi. İki beden arasındaki enerji bölüşümü, el becerisinin fazlalığı ya da eksikliği ile ölçülmez. O eski çağlardaki şamanların karşılaştığı sağ beden baskınlığı, enerji açısından bi üstünlüktü. Zaten bu baskınlığın nedenlerini açıklamaya kalkışmamışlardı hiç; işin felsefi boyutunu da kurcalamamışlardı. Onlar için bu bi gerçekti; ama çok özel bi gerçek. Değiştirilebilecek bi gerçekti bu.”

“Neden değiştirmek istediler ki, don Juan?” diye sordum. “Çünkü sağ bedenin enerjisinin baskın dairesel hareketi lanet bi şekilde sıkıcı!” diye bağırdı. “Bu dairesel hareket, gündelik dünyadaki her türlü olaydan sorumlu—ne dediğimi anlıyorsan şayet.”

“Ne dediğini anlamıyorum, don Juan,” dedim. “Yaşamdaki her durum bi dairesel yöntemle karşılanır,” diye yanıtladı, eliyle küçük bir halka çizerek. “Durmadan, durmadan, durmadan, durmadan, durmadan. Bu öyle bi dairesel hareket ki, enerjiyi daima içeri doğru çeker, ve özekçil (merkezcil) bi devinimle çevirir de çevirir. Bu koşullar altında, hiçbi genişleme olamaz. Hiçbi şey yenilenemez. Kendi içinde hesabı verilemeyecek hiçbi şey yok. Ne yavan!”

“Bu durum nasıl değiştirilebilir ki, don Juan?” diye sordum.
“Gerçekten değiştirmek için çok geç,” diye yanıtladı. “Hasar zaten oluşmuş durumda. Sarmal nitelik, kalıcı. Ama sürekli olması gerekmez. Evet, tek biçimde yürüyebiliyoruz; bunu değiştirenleyiz, ama aynı zamanda koşmayı da isteyebiliriz, ya da geri geri yürümeyi, ya da bi merdivene tırmanmayı da arzulayabiliriz; yalnızca yürümek, yürümek, yürümek—yürümek çok etkin olabilir, ama anlamsızdır. Oysa, sol bedenin katılımı o canlılık merkezlerini daha esnek hale getirirdi. Sarmallar halinde devinmek yerine dalgalanabilselerdi, yalnızca bi an için, farklı enerji içlerine girecek, ye akıl durdurucu sonuçlar yaratacaktı.”

Neden söz ettiğini anlıyordum; düşünce ötesi bir düzeyde oluyordu bu; zira, bunu doğrusal bir boyutta anlayabilmemin hiç yolu yoktu.

“İnsanoğlunun kendisinden adamakıllı sıkılmasının nedeni,” diye devanı etti, “sağ bedenin bu üstünlüğü. Evrensel açıdan insanoğlu için tek çıkar yol, kendisini sıkıntıdan kurtaracak yöntemler keşfetmesi. Sonunda bulabildikleri hep zaman öldürme yolları oluyor: kimsede yeterince bulunmayan tek şeyi öldürme yolları. Ne var, daha da beter olan şey, enerjinin bu dengesiz dağılımına gösterilen tepki. İnsanların şiddet dolu tepkileri bu dengesiz dağılımdan doğuyor. Görünüşe göre zaman zaman çaresizlik, insan bedeninde azgın enerji akımları oluşturuyor, bunlar da şiddet dolu davranışlar biçiminde patlıyorlar. Şiddet, sanki insanoğlu için başka bi zaman öldürme biçimi.”

“Ama niye, don Juan, eski çağ Meksika’sı şamanları bu durumun nedenini hiç öğrenmek istemediler ki?” diye sordum, hayretler içinde. Bu içe dönük devinimi büyüleyici bulduğumu fark etmiştim.
“Hiç araştırmaya kalkışmadılar;” dedi, “çünkü soruyu ifade ettikleri anda, yanıtı da biliyorlardı.”
“Yani neden olduğunu biliyorlar mıydı?” diye sordum. “Hayır, nedenini bilmiyorlardı; ama nasıl olduğunu biliyorlardı. Ama bu başka bi öykü.”
Orada havada bırakmıştı konuyu, ama onunla olan ilişkim boyunca, bu görünüşteki çelişkiyi açıklamıştı bana.

“Farkındalık, insanoğlunun evrim için sahip olduğu tek yol;” demişti bana bir kez, “ve bize yabancı olan bi şey; evrenin yırtıcılığıyla ilgili bi şey bizim farkındalığımızı eline geçirerek evrim olasılığımıza ket vurmuş. Yırtıcı bi gücün pençesine düşmüş insanoğlu; bu güç kendi yararı için sağ bedene ait enerjinin özelliği olan edilgenliği zorla kabul ettirmiş ona.”

Don Juan, evrim olasılığımızı, farkındalığımızın eski çağ Meksika’sı şamanlarınca farkındalığın karanlık denizi adı verilen bir olgu boyunca yaptığı bir yolculuk olarak tanımlıyordu; onlar bu olguyu evrenin gerçek bir niteliği olarak kabul etmişlerdi; evrenin her noktasına nüfuz eden, kıyas kabul etmez bir şeydi bu; kitlesel madde, ya da ışık gibi.

Don Juan, sağ ve sol bedenlerin bu dengesiz birleşiminin içinde sağ bedenin egemenliğinin, hızım farkındalık yolculuğumuzun önündeki engeli işaret ettiğinden emindi. Bir yanın ötekine olan doğal üstünlüğü gibi görünen şey, onun silsilesindeki büyücüler için, düzeltmeye uğraştıkları bir sapkınlıktı.

O şamanlar, sol ve sağ bedenler arasında ahenkli bir bölünme oluşturabilmek için uygulayıcıların farkındalıklarını arttırmaları gerektiğine inanıyorlardı. Yalnız insan farkındalığındaki herhangi bir artma, son derece dikkatli bir disiplinle desteklenmeliydi. Aksi takdirde, acılı bir biçimde edinilmiş bu artış, psikolojik sapmalardan enerjiye ilişkin incinmelere dek birçok şeyle sonuçlanabilecek bir saplantıya dönüşürdü.

Don Juan Matus, yalnızca sol bedenle sağ beden arasındaki ayrılma ile uğraşan, ve eski çağ Meksika’sı şamanlarının eğitiminde en can alıcı unsur olan sihirli geçişler topluluğuna Kızışma Grubu, diyordu. Sağ bedenin enerjisini biraz daha çalkantılı hale getirdiği için, bu sihirli geçişler grubuna verilmiş olan bir takma addı bu. Don Juan Matus bu olguya ilişkin şakalar yapar, sol beden için olan hareketlerin, doğum anından bu yana hiçbir muhalefetle karşılaşmadan hükmetmeye alışmış olan sağ beden üzerinde müthiş bir baskı oluşturduğunu söylerdi. Karşı koyma ile yüz yüze geldiği anda öfkeden kızışıyordu. Don Juan tüm çömezlerini, Kızışma Grubunu bıkıp usanmadan uygulamaları, böylece onun saldırganlığını zayıf sol bedeni güçlendirme amacıyla kullanmaları için teşvik ederdi.

Tensegrity’de, bu gruba Kızışma Dizisi adı verilmiş; bu adlandırma onu Tensegrity’nin bir açıdan son derece pratik, bir açıdan da son derece soyut olan—örneğin esenlik için enerjiden pratikte yararlanma yolları ile, bunlara eşlik eden, o enerjinin nasıl elde edildiğine ilişkin soyut düşünce gibi—hedeflerine daha uygun kılmak üzere yapılmıştır. Bu dizinin her sihirli geçişinde, bedenin sol ve sağ yanları yerine, sol beden ve sağ beden şeklinde bir ayrımın benimsenmesi salık verilir. Bu kurala uymanın nihai sonucu olarak şu söylenebilir: hareketleri uygulamayan beden, sabit tutulur. Ancak onun tlim kasları da işin içinde olmalıdır—etkinlik değil, farkındalık açısından. Hareketleri yapmayan bedenin bu kımıltısızlığı başı da kapsayacak şekilde yayılmalıdır; yani başın aksi yanını. Yüzün ve başın yarısında bu türden bir hareketsizliğe ulaşmak daha zordur; ama uygulama yoluyla başarılabilir.

Dizi dört gruba ayrılmıştır.

21

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Birinci Grup : Enerjiyi Sol Beden ve Sağ Bedende Harekete Geçirme

Birinci grup, her biri sol beden ve sağ bedende birbirinden bağımsız olarak enerjiyi harekete geçiren on altı sihirli geçiş içerir. Her sihirli geçiş ya sol kol, ya da sağ kolla, kimi durumlarda aynı anda her iki kolla birden yapılır. Ancak kollar hiçbir zaman iki bedeni ayıran dikey çizginin öte yanma geçmez.

1. Enerjiyi Sol ve Sağ Bedenlerden Bir Küre İçinde Toplama ve Elin Arkasıyla Onu Kırma

Elin ayası hafifçe kıvrık ve sağa dönük durumda olmak üzere, sol kol bedenin önünde içe doğru iki daire çizer (res. 213). Bu dairesel hareket yapılırken kolun bütün kasları gergin tutulur. Sonra elin arkası, sanki kolun hareketiyle oluşturulan bir kürenin tepesini kırıyormuş gibi, sola doğru güçlü bir darbe yapar (res. 214).

Elin darbesinin indirdiği nokta bedene bir kol boyu uzaklıkta olup, omuzların üzerinde ve onlara kırk beş derecelik açıdadır. Bu darbe yapılırken, kolların kasları da dahil olmak üzere tüm kaslar, darbeyi denetlemeye izin verecek ölçüde gergin tutulur. Vuruş, pankreas ile dalak, ve sol böbrek ile böbreküstü bezi bölgesinde hissedilir. Aynı hareketler sağ yanda tekrarlanır—darbe karaciğer ve sağ böbrek ile böbreküstü bezi bölgesinde hissedilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-115.jpg

2. Enerjiyi Sol ve Sağ Bedenlerden Bir Daire İçinde Toplama ve Parmak Uçları ile Onu Delme

Sol önkol bedenin önünde, ona doksan derecelik açıdadır. Bilek düz durumdadır. Elin ayası sağa, parmaklar ileriye dönüktür. Başparmak kenetlenmiştir. Bir önceki sihirli geçişte olduğu gibi, önkol iki daire çizer; bunları soldan yukarıya, omuz hizasına dek çıkarak, ve oradan bedenin ortasına dönerek yapar (res. 215). Sonra dirsek hızla gidebildiği kadar geriye çekilir, ve ileriye doğru bir hamleyle, önkolla çizilmiş olan daire parmak uçları ile delinir (res. 216). Dirsek, darbe için güç kazanmak üzere bir kez daha olabildiğince geriye çekilir—sonra el tekrar öne fırlar. Aynı hareketler dizisi sağ kolla yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-116.jpg

3. Enerjiyi Sol ve Sağ Yukarı Çekme

Dizler hafifçe kırılır. Sonra sol diz tümüyle bükülerek pankreas hizasına kaldırılır; ayak, parmak uçları yere doğru bakacak şekilde tutulmaktadır. Bu hareket sırasında bir yandan da dirsek bedene sıkıca yaslanmış biçimde tutulurken, sol önkol yukarıya fırlayıp bedenle kırk beş derecelik bir açı yapacak bir noktaya gelir. Bacak ve kol, tam bir eşzamanlılıkla hareket ederek bel bölgesini sarsarlar (res. 217).Aynı hareketler sağ bacak ve sağ kolla tekrarlanır.

Enerjinin eğilimi dibe çökmektir—onu yukarıya, bedenin bel bölgesine doğru kaldırmak büyük önem taşır. Şamanların inancına göre, sol beden pankreas ve dalak bölgesi tarafından, sağ bedense karaciğer ve safrakesesi bölgesi tarafından yönetilir. Şamanlar bu enerji yükseltme işlemini bu iki bölgeye enerji sağlamak için bir manevra olarak kabul ederler.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-117.jpg

4. Bir Aşağı-Bir Yukarı Baskı

Sol dirsek bedenin önünde omuz hizasına, önkolla doksan derecelik açı yapacak şekilde kaldırılır. El yumruk yapılır—bilek aşağıya doğru mümkün olduğu kadar keskin bir biçimde bükülür (res. 218). Dirseği aynı konumda tutup bir pim gibi kullanarak, önkol aşağıya, güneş sinirağı bölgesinin önüne kadar gelecek şekilde bükülür (res. 219). Önkol bundan sonra dik konumuna geri döner. Aynı hareket sağ kolla yapılır.

Bu sihirli geçiş, başın tam üzerinde, sol omuz hizasındaki bir noktadan başlayıp, karın boşluğunun hemen üzerindeki bir noktaya uzanan bir çember şeklindeki enerjiyi harekete geçirmek üzere yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-118.jpg

5. İçe Doğru Dönüş

Bu sihirli geçişin ilk kısmı, tümüyle bir önceki sihirli geçişin başlangıç bölümüyle aynıdır; ancak önkol aşağıya doğru bükülmek yerine, dirsek üzerinde bedene kırk beş derecelik bir açıyla dönerek, tam bir daire çizmek üzere içe doğru devir yapar.

Dairenin tepe noktası kulağın hemen üzerinde, omuz ile bir hizadadır. Daire yapılırken bilek de döndürülür (res. 220).
Aynı hareket sağ elle yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-119.jpg

6. Dışa Doğru Dönüş

Bu sihirli geçiş bir öncekinin eşi sayılır; yalnızca sol önkol daire çizmek için sağa doğru dönmek yerine, sola doğru döner (res. 221). Bir önceki geçişte yapılan, don Juan’ın deyişiyle iç halkanın karşıtı olarak, gene onun deyimiyle bir dış halka yapar. Aynı hareket sağ elle tekrarlanır.

Bu sihirli geçişte harekete geçirilen enerji, bundan önceki iki sihirli geçişte anılan enerji çemberinin bir parçasıdır. Bu grubun dördüncü, beşinci ve altıncı sihirli geçişleri birlikte uygulanır. Şamanlar, görüleri sonucunda, insanoğlunun ışıltılı küresinin içinde muazzam miktarlarda kullanılmamış enerji barındırdığını keşfetmişlerdi. Gene bu yolla, karaciğerin ve pankreasın çevresindeki canlılık merkezlerinden ayrı ayrı dağılıp, ışıltılı kürenin dibine çökmeye başlamadan önce oldukça uzun süre boşlukta asılı kalan enerjiyi, bu sihirli geçişlerin harekete geçirdiğini de ortaya çıkarmışlardı.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-120.jpg

7. Yumruklarla Bir Yüksek İtme

Kollar bedenin önünde, omuzlar hizasında tutulur. Eller yumruk yapılmış, avuçlar yere doğru döndürülmüştür. Dirsekler bükülüdür. Sol el güç kazanmak için önce dirseği geriye çekmeden, kısa bir hamle ile bir yumruk atar. Sol el baştaki konumuna geri getirilir; sağ el benzer bir yumrukla onu izler—sonra ilk konumuna geri çekilir (res. 222). Yumrukların darbesi kollar, kürek kemikleri bölgesi ve karın kaslarının kasılmasıyla oluşur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-121.jpg

8. Yumruklarla Bir Alçak İtme

Dirsekler doksan derecelik bir açıyla bükülerek bel hizasında tutulur. Bedene değmezler— ondan üç-beş santimetre uzaktadırlar. Eller avuç içleri birbirine bakacak şekilde yumruk yapılmıştır. Sol önkol, kol ve kürek kemikleri bölgesinin kaslarıyla birlik içinde kasılan mide kaslarıyla itilerek kısa bir yumruk hamlesi yapar (res. 223). Darbeden sonra, sanki yumruklama hareketi kolu geri itecek gücü üretmiş gibi, önkol anında geri çekilir. Hemen arkasından, sağ önkol aynı biçimde ileri fırlar. Aynı bir önceki geçişte olduğu gibi, dirsekler darbe gücü kazanmak üzere geriye gitmezler; güç yalnızca karın, kollar, ve kürek kemikleri bölgesinin kaslarının gerilmesinden elde edilmektedir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-122.jpg

9. Orta Eklemlerde Kasılmış Parmaklarla Bir Çark

Dirsekler bel hizasında, pankreas, dalak ve karaciğer ile safrakesesi bölgesi üzerinde tutulur. Bilekler düz, avuçlar birbirine bakar konumda, parmaklar ikinci boğumdan sıkıca kapanmış durumdadır. Başparmaklar kenetlenmiştir (res. 224). Dirsekler ileriye, bedenden uzağa doğru hareket eder. Sol el dikey bir törpüleme hareketiyle döner—bükülmüş boğumlarla bedenin önündeki bir yüzeyi törpülüyormuş gibidir. Sonra sağ el de aynısını yapar. İki el dönüşümlü olarak bu yöntemle devinir (res. 225). Karın kasları bu harekete itiş gücü kazandırmak için olabildiğince gergin tutulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-123.jpg

10. Bedenin Önündeki Enerjiyi Düzleme

Sol elin düz tutulan ayası öne doğru dönük olarak, bedenin önünde başın hemen üzerine kaldırılır. Ayası, dikey bir yüzeyi düzlermiş gibi, meyilli bir çizgi üzerinde aşağıya doğru, pankreas ve dalak bölgesine kayar. Orada durmadan, arkaya doğru devinmeyi sürdürür; beden sola doğru dönerek kolun başın tam üzerine kadar çıkmasına izin verir. Sonra el, ayası yere dönük olarak büyük bir güçle aşağı iner ve pankreas ile dalak bölgesi önünde sanki lastiğimsi bir maddeyi şamarlıyormuş gibi yapar (res. 226). Aynı hareketlerin tümü sağ kolla da yapılır; ama bu kez vurma noktası karaciğer ve safrakesesi bölgesidir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-124.jpg

11. Enerjiye, Yumruğun Yukarıya Doğru Bir Hamlesi ile Yüzün Önünde Vurma

Gövde hafifçe sola doğru döner; böylelikle sol kol önce öne, başın üzerine, sonra arkaya doğru—ki burada elin ayası hafifçe içe dönüp arkadan bir şeyi avuçlayarak alıyormuş gibi yapar—iki tam dönüş gerçekleştirmiş olur (res. 227). Hareket, ikinci dönüşte yumruk yapılmış elin yukarı doğru, yüzün önüne bir hamlesi ile sona erer (res. 228). Bu sihirli geçiş tamamıyla aynı sıra izlenerek sağ kolla tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-125.jpg

12. Enerjiyi, Sol ve Sağ Bedenlerin Önünde Çekiçleme

Kolla bir buçuk daire yapılır, bunu aşağı doğru bir daire izler; beden hafifçe dönerek, sol kolun uyluğun yanındaki ilk konumundan başlayarak arkaya, başın üzerine, oradan öne, ve tekrar uyluğun önüne gelerek tam bir dönüş yapmasını sağlar. Bu daire yapılırken, el sanki koyu kıvamlı bir maddeyi avuçluyormuş gibi el ayası bilek üzerinde döndürülür (res. 229). İlk konumundan, kol tekrar arkaya, ve başın üzerine getirilir—burada el yumruk yapılarak büyük bir güçle aşağı doğru bir darbe yapar; pankreas ile dalağın önünde ve yukarısında bir noktaya elin yumuşak kenarını bir çekiç gibi kullanarak vurur (res. 230).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-126.jpg

13. Dışa Doğru İki Enerji Halkası Çizme, ve Onları Göbek Hizasında Ezme

İki kol uyum içinde, bedenin önünden yukarıya, ve yanlardan dışa doğru yuvarlak bir çizgiyle, kulaç atar gibi açılır; bedenin ön kısmına kırk beş derecelik açı yapacak şekilde iki kanadımsı halka çizerler (res. 231). Sonra bu halkalar aşağıda, göbek hizasında iki elin güçlü bir darbesiyle dipten kırılır. Eller önkollara doksan derecelik açıyla bükülmüş, parmak uçları ileri bakar durumdadır. Darbenin gücü ellerin avuçlarını aralarında 3-5 santimetre kalacak kadar birbirine yaklaştırır (res. 232).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-127.jpg

14. Uzanmış İşaretparmakları ve Ortaparmaklarla Yana Doğru İki Enerji Halkası Çizme

Her iki elin işaret ve ortaparmakları dümdüz uzatılır; bu arada üçüncü ve dördüncü parmaklar, başparmaklar tarafından avuç içinde tutulmaktadır.

Kollar yanlarıdaki normal duruşlarından uyum içinde kalkıp başın üzerine, sonra bedene kırk beş derecelik bir açı oluşturacak şekilde yanlara ve arkaya doğru daire çizerler (res. 233). Bir tam daire yaklaşık olarak tamamlandığında, parmaklar, ortaparmağın ikinci boğumu dışa çıkıntı yapacak şekilde bir yumruk biçimini alır. Yumruklar, avuç içleri bedene dönük olarak ileri ve yukarı, çene hizasına doğru hamle yaparken hareket sona erer (res. 234).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-128.jpg

15. Enerjiyi, Şakaklar Çevresinde Ezme

Derin bir soluk alınır. Kollar başın üzerinde bir noktaya getirilip, eller içleri bedenin ön tarafına dönük olacak şekilde yumruk biçiminde sıkılırken soluk verme başlar. Kollar oradan aşağıya inerek, kalçaların hemen üzerindeki bir noktaya bir yumruk arkası darbesi indirir (res. 235). Yumruk halindeki eller bedenin yanlarına doğru açılıp iki yarım-daire çizerek, yukarıya, alnın 3-5 santimetre öniine gelip birbirlerinden 10-15 santimetre uzaklıkta durur (res. 236). Yumruk içleri dışa doğru dönüktür. Nefes verme hâlâ devam ederken, yumruklar bir an için şakaklar üzerinde dinlenir. Beden, güç ve hız kazanmak için dizleri hafifçe kırarak, bir parça geriye doğru eğilir; sonra kollar, dirsekleri germeden güçlü bir şekilde aşağıya doğru indirilerek, bedenin arkasında her iki yanda yumrukların arkalarıyla darbe yapılır (res. 237). Soluk verme orada sona erer.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-129.jpg

16. Bedenin Önünden Dışarıya Küçük Bir Enerji Halkası Çıkartma

Sol kol, uyluk yanındaki doğal konumundan yana ve dışa doğru açılır; el ayası sağa dönüktür. Elin ayası aşağı dönerken küçük bir halka çizer; pankreas ve dalak bölgesine gelerek, sola doğru, bel hizasında ilerlemeyi sürdürür. Dirsek iyice çıkık durumdadır (res. 238 a); el yumruk yapılır. Avuç yere dönüktür. Yumruk, çizmiş olduğu halkayı yarıp geçmek ister gibi, öne doğru kısa bir darbe yapar (res. 238 b). Hareket süreklidir; el yumruk yapılırken durulmaz, ancak ileri doğru yumruk atıldığında sona erer. Bu darbe pankreas ve dalak civarında yer alan canlılık merkezinde yoğun bir sarsıntı yaratır. Aynı hareket sağ elle yapılır—bu kez darbe karaciğer ile safrakesesini sarsar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-130.jpg

22

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

İkinci Grup : Sol Beden ve Sağ Bedenden Gelen Enerjiyi Karıştırma

İkinci grup, her iki bedenin enerjisini, sırayla kendi canlılık merkezlerinde karıştıran on dört sihirli geçişten oluşmaktadır. Eski çağ Meksika’sı şamanlarının inancına göre enerjiyi bu biçimde karıştırmak, içlerine yabancı enerji bırakarak iki bedenin enerjisinin daha kolaylıkla birbirinden ayrılmasını mümkün kılıyordu—onlar bu yöntemi canlılık merkezlerini kızıştırma olarak tanımlıyorlardı.

17. Gerekli Enerjiyi Toplama, ve Gereksiz Enerjiyi Dağıtma

Bu sihirli geçişte yapılması gereken hareketler en iyi şu şekilde betimlenebilir: katı bir maddeyi elin ayasıyla bedenin ön kısmı boyunca bir yandan öbür yana itmek, ve elin arkası ile bedenin önünden tekrar geriye sürüklemek.

Bel bölgesinde bedene yakın mesafede tutulan sol kolla başlanır—önkol doksan derecelik açıyla bükülmüştür. Hareket başlarken önkol bedene daha yakın duruma getirilerek, el bilekten geriye bükülür. Elin ayası sağa bakmaktadır—başparmak kenetlenmiştir. Sonra el sanki büyük bir güce karşı koyuyormuş gibi, bedeni bir yandan öbür yana kat edip en sağa geçer; bu arada dirsek doksan derecelik açısını korur (res. 239). Oradan, gene karşısında büyük bir güç varmış gibi, el ayası sağa bakarak, ve dirsek açısını bozmadan, el sürüklenerek ulaşabildiği yere kadar sola doğru götürülür (res. 240).

Tüm bu hareketler sırası boyunca, sol bedenin kasları azami derecede kasılmış, sağ kol sağ bacağa hareketsiz biçimde yaslanmıştır. Aynı hareketler dizisi sağ kol ve el ile tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-131.jpg

18. Enerjiyi, Sol ve Sağ Beden Üzerine Yığma

Ağırlık sağ bacağa verilir. Diz, destek ve denge için hafifçe kırıktır. Sol bacak ve kol yarı gergin tutularak, uyum içinde bedenin önünde soldan sağa doğru bir yay biçiminde sallanır. Sol ayak ve sol el bedenin hemen sağ yanında durur. Sol ayağın dış kısmı yere değmektedir. Sol elin parmak uçları, sallama hareketi yapılırken yere bakar (res. 241). Sonra sol bacak ve sol kol normal konumlarına geri döner. Aynı sıra bu kez sağ bacak ve kol sola doğru sallanarak tümüyle tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-132.jpg

19. Enerjiyi, Bir Kolla Toplayıp Ötekiyle Onu Darbeleme

Don Juan, bu sihirli geçiş ile enerjinin kollardan birinin hareketiyle toplandığım, ötekiyle de darbelendiğini söylerdi. Bir elle toplanan enerjinin üzerine öbür elle darbe indirmenin, bir bedene ait kaynaklardan çıkmış olan enerjinin öteki bedene girmesini sağladığına inanıyordu ki, bu normal koşullarda hiçbir zaman yapılmayan bir şeydi.

Sol kol yukarıya, göz hizasına kadar çıkar. Bilek hafifçe geriye bükülüdtir; el bu konumda soldan sağa, sonra tekrar geriye, bedenin eni kadar, yaklaşık yarım metre genişliğinde bir oval şekil çizer (res. 242). Sonra da ayası aşağıya bakarak, parmak uçlarıyla sanki çizdiği bu şekli enine kesiyormuş gibi göz hizasında soldan sağa doğru geçer (res. 243).

Sol el omuz hizasına ulaştığı anda, sağ el çukurlaştırılmış avucu yukarıya bakar biçimde, bel hizasında tutulduğu yerden kalkıp ileri fırlar, sol elin çizdiği oval şeklin orta noktasına elin topuğuyla bir darbe vurur; bu arada sol el yavaşça aşağı indirilir (res. 244). Darbeyi indirirken sağ elin avucu öne dönük, parmakları hafifçe içeriye doğru kıvrıktır; böylece yuvarlak bir yüzeye vurmak için gerekli çevre çizgisi avuç kenarlarında sağlanmış olur. Vuruş, dirsek hafifçe bükülmüş olarak sona erer; bu, tendonları aşırı gerilmekten korumak içindir. Aynı hareketler sağ kolla başlanarak uygulanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-133.jpg

20. Enerjiyi Kollar ve Bacaklarla Toplama

Beden, sağ ayak parmaklarının kökü üzerinde hafifçe sağa döndürülür; sol bacak, dizi bedene öne doğru bir eğim verecek şekilde kırılarak, kırk beş derecelik bir açıyla öne çıkar. Beden üç kez, sanki hız kazanmak ister gibi sallanır. Sonra sol kol, sol diz hizasında bulunan bir şeyi avuçlamak istiyormuş gibi aşağı eğilir (res. 245). Beden geriye doğru eğilir—kazanılan o güçle sol bacağın dizden altta kalan kısmı kasığa doğru çekilip, topuğuyla ona nerdeyse değecek duruma getirilir; sol el sağdaki karaciğer ve safrakesesinin canlılık bölgesini hızla sıvazlar (res. 246). Aynı hareketler dizisi sağ bacak ve kolla tekrarlanır; bunlar toplanan enerjiyi solda, pankreas ve dalak civarındaki canlılık merkezine getirir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-134.jpg

21. Enerjiyi Sol ve Sağ Omuzlardan Taşıma

Sol kol, sol uyluğun yanındaki normal konumundan kalkıp sa omuza gelir; burada bir şeyi kapıyormuş gibi yapar, ve el yumruk haline getirilir. Hareket belin sağa doğru keskin bir dönüşüyle desteklenir. Bu dönmeyi sağlamak için dizler hafifçe kırıktır. İyice bükülmüş dirsek sarkıtılmaz; omuzlar hizasında tutulur (res. 247). Belin doğrulmasıyla itilen yumruk, bundan sonra sağ omuzdan yukarı doğru bir yay çizerek uzaklaşır ve elin tersiyle başın biraz üzerinde, sol omuz hizasındaki bir noktaya darbe vurur (res. 248). Yumruk orada, tuttuğu şeyi bırakırmış gibi açılır. Aynı hareketler dizisi sağ kolla yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-135.jpg

22. Enerjiyi Bir Bedenden Toplayıp Ötekinde Dağıtma

Sol kol, sol uyluğun yanındaki doğal konumundan kalkıp, soldan sağa doğru bir yay çizer, cinsel organlar bölgesinin önünden geçerek ulaşabildiği yere kadar sağa doğru gider. Bu hareket belin hafif bir dönüşü ile desteklenir. Kol, oradan yoluna devam ederek başın üzerinden sol omuz hizasına kadar bir halka çizer. Sonra sağ omuza kadar aynı hizada enlemesine bir kesme yapar. Orada el, ayası aşağıya dönük, sanki bir şeyi kapıyormuş gibi yumruk yapılır (res. 249). Bundan sonra yumruk, baş yüksekliğinde, ve ondan bir kol boyu uzaklıkta bir noktaya vurur. Darbe elin yumuşak kenarı ile, eli bir çekiç biçiminde kullanarak yapılır. Kol iyice uzatılmış, yalnız dirsek bölgesinde hafifçe kıvrılmıştır (res. 250). Aynı hareketler sağ kolla tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-136.jpg

23. Enerjiyi, Yüzün Önündeki Orta Noktada, Sol Omuz ve Sağ Omuzdan Çekiçleme

Sol kol başın üzerine kaldırılır. Dirsek doksan derecelik bir açıyla bükülmüştür. El orada ayası yukarı dönük olarak yumruk yapılır. Sonra soldan, elin yumuşak kenarını kullanarak, yüzün önünde sol ve sağ bedenleri birbirinden ayıran çizgiye vurur. Darbe yapılırken beden hafifçe sola doğru eğilir (res. 251). Yumruk yapılmış el sağ omuza değene dek yoluna devam eder; el ayası orada yere doğru döndürülür. Sonra, bu kez sağdan benzer bir darbe daha yapar, beden de sağa doğru eğilir (res. 252). Aynı hareketler sırayla sağ kolla yinelenir.

Bu sihirli geçiş uygulanarak bir yansız enerji; yani hem sol, hem de sağ beden tarafından rahatlıkla kullanılabilecek bir enerji deposu oluşturulabilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-137.jpg

24. İkinci Boğumda Yumruk Yapılmış El ile Bir Darbe

İki kol da boyun hizasına kaldırılır; dirsekler doksan derecelik açı ile tutulmaktadır. Eller, parmakları ikinci boğumlardan bükülmüş ve avuca sıkıca yaslanmış durumdadır (res. 253, 254). Bu konumda, el bir darbe indirir. Darbe yana doğru güçlü bir sallanışla, sağ omuz hizası boyunca yapılır, ama kol çok fazla hareket ettirilmez. Kolu devindiren, belin sağa doğru güçlü bir kıvrılışıdır (res. 255).
Sağ kol da aynı biçimde, belin sola doğru anlık bir dönüşüyle itilerek, sol omuz hizasının ötesine dek gider.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-138.jpg

25. Enerjiyi Omuzlardan Kapıp Canlılık Merkezleri Üzerine Çarpma

Sol kol omuza doğru gider, el bir şeyi kapacakmış gibi yumruk yapılır (res. 256). Dirsek doksan derecelik bir açıyla bükülmüştür. Sonra yumruk güçlü bir şekilde sol tarafa, belin yanına doğru çekilir (res. 257). Orada itme gücü kazanmak için bir an durur, sonra yumruğunun iç kısmı bedene dönük olarak sağa doğru fırlar—karaciğer ve safrakesesi bölgesinde bir noktayı darbeler (res. 258).
Aynı hareket sağ kolla tekrarlanır; bu kez pakreas ve dalak bölgesine darbe yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-139.jpg

26. Enerjiyi Dirseklerle Yana Doğru İtme

İki kol da omuz hizasına çıkarılır; dirsekler keskin şekilde bükülü ve dışa doğru çıkıntı yapmış durumdadır. Bilekler bir X harfi oluşturacak biçimde çaprazlanmış; sol önkol sağ önkolun üzerine konulmuştur. Yumruk biçiminde sıkılmış eller, koltuk altlarının bitimindeki göğüs kaslarına değer; sol yumruk sağ koltuk altı bölgesinde, sağ yumruk da sol koltuk altı bölgesindedir (res. 259). Sonra dirsekler yanlara doğru bir darbe yapıyormuş gibi güçlü bir şekilde açılarak omuzların hizasına getirilir (res. 260).
Bu hareket, sağ kol sol kolun üstüne gelecek şekilde tutularak tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-140.jpg

27. Bedenin Önünde İçe Doğru İki Enerji Halkası Çizme ve Onları Yanlara Doğru Ezme

Derin bir soluk alınır; kollar uylukların yanındaki doğal konumlarından kalkıp, birlik içinde devinerek sol ve sağ bedenleri ayıran çizgiye doğru daire çizerler. Bu hareket önkollar göğüs üzerinde çaprazlandığında sona erer. Parmaklar birbirine iyice bitişik ve yukarıya doğru bakar durumda, başparmaklar kenetlenmiş, bilekler doksan derecelik açıyla bükülüdür. Sol kol, sağ kolun üzerindedir. Sol elin kenetlenmiş başparmağı sağ bedenin göğüs kasma, sağ elin kenetlenmiş başparmağı da sol bedenin göğüs kasına değmektedir (res. 261). Soluk alma orada sona erer. Hızlı bir soluk verme başlarken, eller yumruk yapılarak kollar birbirinden güçlü bir şekilde ayrılır; sonra her ikisi de ellerinin tersiyle, başın üzerinde iki yanda iki ayrı noktaya birer darbe indirirler (res. 262). Aynı hareketler, sağ kol sol kolun üstünde olmak üzere tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-141.jpg

28. Enerjiyi Her İki Yumrukla Bedenin Önünde ve Sağda ve Solda Darbeleme

Eller bel hizasında yumruk yapılır. Avuç içleri birbirine doğru bakar. Her iki el göz hizasına kaldırılarak aşağıya, kasıkların önünde iki noktaya doğru, birlik içinde güçlü bir darbe indirir; hedefe yumrukların yumuşak kısmıyla vururlar (res. 263). Kollar oradan gene birlik içinde sallanarak yukarıya doğru bir yay çizerler, bu arada gövde, kolların itme gücünü izleyerek sola doğru eğilir. Yumruklar, parmak boğumlarıyla darbe indirirler (res. 264). Dönerek, kasıkların önündeki aynı noktalara birer darbe daha vururlar. Oradan gene uyum içinde yukarıya ve sağa doğru bir yay çizerler, bu arada tüm gövde, kolların itkisini izleyerek sağa doğru eğilir. Yumruklar boğumlarıyla darbe yaparlar. Sonra bir kez daha ellerin yumuşak kenarıyla kasıkların önündeki aynı noktalara darbe indirilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-142.jpg

29. Enerjiyi Her İki Yumrukla Bedenin Önünde, ve Solda ve Sağda Darbeleme

Bu sihirli geçişin başlangıcı tamamıyla bir önceki gibidir (res. 265). Darbe tamamlandığında, her iki kol birer çekiç gibi baş hizasına kaldırılır—gövde sola doğru keskin bir dönüş yapar. İki yumruk, sol kalçanın önündeki iki noktayı darbeler (res. 266). Kollar tekrar baş hizasına kalkar, ellerin avuçları açılarak, aynı noktaları tekrar darbelemek üzere inerler (res. 267).

Kollar gene başın hizasına kaldırılır. Tekrar yumruk yapılarak bir kez daha aynı noktalara darbe indirilir. Önkollar baş hizasına çıkarılır, beden öne döner—yumruklar kasık önündeki aynı noktalara darbe vururlar. Aynı hareketler dizisi gövdeyle sağa doğru keskin bir dönüş yapılıp tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-143.jpg

30. Enerjiyi Bileklerle Başın Üzerinde, ve Sol ve Sağda Ezme

İki el başın üzerine kaldırılır; bilekler birbirine değer durumda, avuç içleriyse bir topu tutar gibi kıvrıktır (res. 268). Sonra gövde sola dönerken, her iki kol bedenin sol yanına sert bir biçimde indirilir, bu arada bileklerin duruşu bozulmaz; yalnız ellerin yeni konumuna uyabilmek için birbirleri üzerinde dönüş yaparlar.

Sol elin ayası yukarıya, sağ elin ayası ise aşağıya dönüktür (res. 269). İki kol da tekrar başın üzerindeki noktaya kaldırılır, gene bileklerin duruşu bozulmaz—bunun yerine, ilk konumlarına getirilmek üzere birbirleri üzerinde döndürülür.

Aynı hareketler dizisi, eller sert bir biçimde belin bu kez sağ yanına indirilerek yapılır. Hareket, eller başın üzerindeki başlangıç konumlarına getirildiğinde sona erer.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-144.jpg

23

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Üçüncü Grup : Sol Beden ve Sağ Bedenin Enerjisini Solukla Devindirme

Üçüncü grup, iki bedeni birbirinden daha çok ayırmak ya da birleştirmek için itici güç olarak soluk alıp vermeyi kullanan dokuz sihirli geçiş içermektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, don Juan’ın silsilesine ait büyücülerin görüşüne göre, bir bedenden bir parça enerji alıp öteki bedenin canlılık merkezlerinden birine aktarmak, o merkezde çok aranılan anlık bir tahrik oluşturur. Don Juan, eski çağ Meksika’sı büyücülerinin bu karışmanın son derece yararlı olduğuna inandıklarım anlatmıştı; çünkü o merkezlere sabit ve kalıplaşmış olan girişler bu yöntemle kırılmış oluyordu. O büyücüler, nefes alıp vermenin, sol bedenle sağ bedenin ayrılmasında bir anahtar unsur olduğunu düşünüyorlardı.

31. Akciğerlerin Üst Çeperleri İçin Soluk

Kollar, eller yumruk biçiminde sıkılı olarak, derin bir soluk alma eşliğinde alın hizasına kaldırılır; yumrukların avuç içleri aşağı dönüktür. Soluk alma sona ererken, yumruklar alnın tam önünde ve birbirinden dokuz-on santimetre uzaklıktadır (res. 270). Soluk verilirken kollar güçlü bir şekilde yanlara, omuz hizasında iki noktaya doğru ayrılır (res. 271). Eller gevşer ve açılır. Bilekler başın üzerinde çaprazlanır; derin bir soluk alınırken kollar önden başın üzerine, oradan da yanlara doğru, boyları elverdiğince iki büyük daire çizer. Eller belin iki yanında, avuç içleri yukarıya dönük olarak durduğunda soluk alma sona erer (res. 272). Sonra yavaş bir soluk verilir; bu arada eller göğüs kafesinin yanlarından yukarıya doğru, koltuk altı hizasına dek çıkarılır. Omuzlar, sanki ellerin gücü onları yukarıya doğru itiyormuşçasına kaldırılırken soluk verme sona erer (res. 273).

Bu soluk gerçek bir ödüldür; çünkü normal koşullarda çok ender olarak gerçekleşen bir şeyi, akciğerlerin üst kısmının harekete geçirilmesini sağlar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-145.jpg

32. Soluğu Sunma

Derin bir soluk alınırken sol kol bir halka çizer. Önden başın üzerine, oradan arkaya gider, ve tekrar öne gelir; gövde de kolun tam bir daire çizmesine olanak vermek için onunla birlikte sola döner. Halka tamamlandığında soluk alma sona erer. Elin ayası çene hizasında, ve yukarıya dönüktür; bilek de doksan derecelik bir açıyla bükülmüştür. Uygulayıcının duruşu, avucunda bir şey tutarak bunu sunan birinin duruş biçimidir. Gövde öne doğru eğiktir (res. 274). Sonra elin ayası aşağıya döndürülür; kol yavaş ve güçlü bir şekilde aşağıya doğru inerken soluk verme başlar (res. 275), el sol uyluğun yanında durur; elin ayası hâlâ aşağıya dönüktür—elin arkası önkola göre doksan derecelik açısını korumaktadır. Aynı hareketler dizisi sağ kolla da tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-146.jpg

33. Enerjiyi Solukla Başın Üzerinden Canlılık Merkezlerine Taşıma

Her iki kolun bilekleri hafifçe bükülür—ellerin avuçları yarı yarıya çukurlaştırılır. Eller bu konumdayken, parmak uçları bedeni önden yukarıya doğru, ve başın üzerine kadar hafifçe sürtünerek sıvazlar; bu arada derin bir soluk alınır (res. 276). Kollar başın üzerine tam olarak uzandıkları anda, eller düzeltilerek bilekler doksan derecelik açı yapacak şekilde bükülür. Soluk alma orada sona erer. Eller aşağıya indirilirken nefes tutulur; her iki elin işaretparmakları kaldırılır, öbür parmaklar ikinci boğumdan bükülmüş biçimde avuç içine doğru tutulup başparmak kenetlenir. Her iki kol göğüs hizasına geri çekilir; ellerin arkaları koltuk altlarına doğrudur.

Derin bir soluk verme başlarken kollar ağır ağır tam ileriye doğru uzatılır—dirsekler yavaşça gerginleştirilir. Sonra derin bir soluk alınırken eller koltuk altlarına doğru eski konumlarına geri getirilir; işaretparmakları hâlâ kalkık, bilekler geriye bükülü, avuç içleri ileriye dönüktür. Yavaş bir nefes verme başlarken, eller işaretparmaklarmın duruşunu bozmadan bir halka çizerek önce başın üzerine uzanır, sonra aşağıya doğru yoluna devam eder—böylece tam bir daireyi tamamlamış olur. Göğüs kafesinin yanlarında dururlar (res. 277). Eller aşağıya, kalçaların yanlarına doğru itilirken nefes verme sona erer.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-147.jpg

34. Enerjiyi Solukla Parçalama

Derin bir soluk alınırken, sol el geniş bir yan halka çizerek önden başın üzerine, ordan da geriye doğru gider. Gövde kolun tam dönüşünü kolaylaştırmak için sola doğru döner. Kol tam bir dönüş yapıp başın üzerinde, yan tarafta bir noktada durduğunda soluk alma sona erer. Elin ayası ileriye doğru dönük, bilek hafifçe geriye büküliidür (res. 278). Yavaş bir nefes verme başlarken, kol bu kez önden aşağıya, ve ordan arkaya, sonra başın üzerine, ve tekrar öne dönerek aksi yöne doğru geniş bir yan halka çizer. Daire tamamlandığında, nefes verme sürerken, kol sağ omzun hemen önündeki bir noktaya getirilir (res. 279). Sonra kol yana doğru fırlayıp, yumruk yapılmış eliyle bir darbe indirir; bunu elinin tersiyle, baş hizasında, ve sol omuzdan bir kol boyu uzaklıkta bir noktaya yapar (res. 280). Soluk verme orada sona erer. Aynı hareketler sırayla sağ kolla da tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-148.jpg

35. Maymun Soluğu

Dizler hafifçe kırılır. Kollar yavaşça başın üzerine kaldırılırken, akciğerlerin üst kısmı havayla doldurulur. Sonra dizler gerginleştirilerek beden yukarıya doğru iyice uzanır. Bu soluk, topuklar yere basarken, ya da parmakbuçlarının üzerinde durulurken alınabilir.bSoluk tutulurken kollar aşağıya iner; beden diyaframı kasarak hafifçe öne doğru eğilir—dizler tekrar kırılır. Eller bel hizasınabulaştığında nefes verme başlar. Aynı anda, işaretparmakları uzatılmış—yere doğru bakmaktadır; öbür parmaklar ellerin avuçları üzerinde kasılmıştır. Soluk verilirken eller aşağıya doğru inmeye devam eder (res. 281). Soluk verilirken dışarıya verilen hava ile aşağıya itilmemesi için, diyafram gergin tutulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-149.jpg

36. Yükseklik Soluğu

Bacaklar olabildiğince düz tutulur. Kollar dirseklerden bükülmüş olarak, omuzlar önden arkaya doğru yavaşça dönerken nefes alma başlar. Dönüş ve nefes alma sona erdiğinde, kollar ilk konumlarında tutulmaktadır (res. 282). Eller omuz hizasına kaldırılıp, el ayaları yere doğru dönük olmak üzere kollar olabildiğince ileriye uzatılırken soluk verine başlar.

Sonra ellerin ayaları yukarıya döndürülürken soluk alınır.Dirsekler bükülü, olabildiğince geriye çekilidir; omuzlar kalkıktır. Omuzların yukarıya doğru azami şekilde gerilmesiyle soluk alma sona erer (res. 283). Soluk verme başlar, bu arada ayaları yere dönük biçimde olmak üzere eller ve omuzlar aşağı doğru itilir, eller bileklerden olabildiğince geriye bükülmüş, kollar bedenin yanlarında düz tutulmaktadır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-150.jpg

37. Yanal Soluk

Soluk alma başlarken, kollar uylukların yanındaki normal konumlarından kalkıp bir halka çizerek bedenin ortasına doğru gelir; kollar çaprazlanmış, avuç içleri dışarıya doğru, bilekler parmak uçları yukarı dönük olacak şekilde tümüyle bükülüdür (res. 284). İki kol yanlara doğru açılırken soluk alma devam eder. Kollar hareket ederken, el ayaları önce ileriye doğru döner; hareket sona erdiğinde ise birbirlerinin aksi yönüne bakmaktadırlar. Kollar olabildiğince açıldığında soluk alma sona erer. Beden mümkün olduğu kadar diktir (res. 285). Soluk verilirken kollar dirseklerden bükülür; parmak uçları yukarıya doğru kaldırılıp, ellerin ayaları bedenin ortasına doğru getirilir, onu geçer, ve çaprazlanarak bedenin karşıt yanlarında dururlar. Sol önkol, sağ önkolun üzerindedir. Beden, bel bölgesinde kasılmış ve dizler kırılmıştır (res. 286).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-151.jpg

38. Kelebek Soluğu

Kollar dirseklerden bükülerek göğsün önünde tutulur. Sol önkol sağın üzerinde, ona değmeden durmaktadır—bilekler düzdür, eller yumruk yapılmıştır. Dizler kırılır—beden belirgin biçimde öne doğru eğilir (res. 287). Soluk alma başlarken kollar ayrılarak başın üzerine, sola ve sağa doğru kalkar. Soluk alma devam ederken, kollar uzatılıp aşağıya, yanlara doğru ve omuzların çevresinde daire çizip sonra tekrar kıvrılarak göğsün üzerindeki başlangıç konumlarına getirilir. Konumları korunarak, kollar başın üzerine kaldırılır, bu arada soluk tutulur—beden bel bölgesinde dikleştirilir (res. 288). Sonra kollar aşağıya, göbek hizasına indirilirken, beden baştaki öne eğik ve dizleri kırık konumuna geri döndürülür. Beden bu öne eğik konumunu kımıldamadan korurken, kolların soluk alma esnasında yaptığı hareketler bu kez soluk verme eşliğinde tekrarlanır. Soluk verilirken diyafram gergin tutulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-152.jpg

39. Dirseklerin Arasından Soluk Verme

Bu hareketin başlangıcında bacaklar gergin tutulur. Derin bir soluk alınırken, kollar başın üzerinde ve bedenin yanlarından dışa doğru daireler çizer. Kollar tam ileriyi işaret eder biçimde ve dirseklerden bükülü olarak bel hizasında iken soluk alma sona erer. El ayaları düz ve birbirine bakar durumda; parmaklar bitişiktir.

Eller kırk beş derecelik açıyla yere doğru bakar duruma getirilirken soluk verme başlar. Dizler kırılarak, beden öne doğru eğilir (res. 289). Kollar, dirsekler doksan derecelik açıyla bükülü olarak başın üzerine kaldırılırken soluk verme sürer. Beden dikleşir—hafifçe arkaya doğru eğilir. Bu eğilme sırtı kavislendirmek yerine dizler kırılarak yapılır. Karın kasları son kerte kasılıp, baş hafifçe geriye atılırken soluk verme sona erer (res. 290). Bu soluğu uygulama, hava dirseklerin arasından dışarı veriliyormuş duyumu verir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-153.jpg

24

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Dördüncü Grup : Sol Beden ya da Sağ Bedeni Yeğleme

Bu grup, sol beden için sırayla uygulanacak beş sihirli geçiş ile sağ beden için üç sihirli geçiş içermektedir. Don Juan Matus, sol bedenin seçiminin sessizlik; sağ bedenin seçiminin ise gevezelik, gürültü, ardışık düzen olduğunu söylerdi. Dediğine göre, bizi asker yürüyüşüne zorlayan sağ bedendir; çünkü geçit törenlerinden hoşlanır—koreografi, ardışıklık ve boyutlara göre sınıflandırmalar içeren düzenlemeler onu çok fazla keyiflendirir.

Don Juan sihirli geçişlerin her hareketinin, uygulayıcılar bir yandan sayarken birçok kez yinelenmesini salık verirdi; onun dediğine göre her hareketin kaç kez tekrarlanacağının önceden saptanması büyük önem taşıyordu; çünkü önceden kestirme, sağ bedenin asıl hüneriydi. Uygulayıcılar baştan bir sayı saptayıp onu tamamladıklarında, sağ bedenin keyfi anlatılır gibi değildi.

Bununla birlikte, Tensegrity uygulamasında hem sol beden, hem de sağ beden için sihirli geçişler tam bir sessizlik içinde yapılır. Eğer sol bedenin sessizliği-sağ bedenin üzerine geçirilebilirse, doyma edimi, don Juan’ın tüm kuşaklardaki şamanların peşinde oldukları, en fazla gıpta edilen durum olduğunu söylediği içsel sessizliğe girebilmek için doğrudan bir yol oluşturabilir.



Sol Beden İçin Beş Sihirli Geçiş

Sol beden için verilen sihirli geçişlerin ayrı ayrı adları yoktur. Don Juan, eski çağ Meksika’sı şamanlarının onlara sadece sol beden için sihirli geçişler dediklerini söylerdi. Birinci sihirli geçiş, dikkatle uygulanan on beş kısa hareketten oluşur. Sol beden için sihirli geçişler sıra ile yapıldığından, ardışık olarak numaralandırılmışlardı.

1. Sol kol uyluk yanındaki doğal konumundan yaklaşık otuz santimetre kadar yana doğru açılır (res. 291).
2. Avuç sertçe çevrilerek ileriye döndürülürken dirsek hafifçe bükülür (res. 292).
3. El göbek hizasına kaldırılarak sola doğru bir kesme yapar (res. 293).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-154.jpg

4. Elin ayası aşağıya doğru dönene kadar el sertçe çevrilir (res. 294).
5. El, ayası aşağıya doğru dönük olarak sağdan sola bir kesme yapar (res. 295).
6. Bilek sertçe sağa çevrilir; el bir şey avuçlanıyormuş gibi çukurlaştırılır, ve bileğin hareketi sonucu, bir sarsıntı ile yukarı çıkar (res. 296).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-155.jpg

7. Kol, göz hizasında, ve ondan otuz santimetre uzaklıkta, iki bedeni ayıran çizginin önünde bir yay çizerek kaldırılır; el ayası sola dönüktür (res. 297).
8. Bilek döner; el ileriye doğru bakar konuma gelir (res. 298).
9. Kol başın üzerine çıkar, yana doğru bir halka çizer—elin ayası sola dönük olarak gene gözlerin önündeki konuma geri döner (res. 299).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-156.jpg

10. Bilek tekrar dönüp el ayasını ileriye doğru çevirir (res. 300).
11. El hafif bir kavisle sola ve aşağıya doğru, omuz hizasına devinir; ayası yere dönüktür (res. 301).
12. Bilek döndürülerek elin ayası yukarıya çevrilir (res. 302).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-157.jpg

13. El sağ tarafa, sağ omzun önündeki bir noktaya doğru bir kesme yapar (res. 303).
14. Bilek tekrar dönerek el ayasını aşağı çevirir (res. 304).
15. El aşağı, sol kalçanın yaklaşık 30 santimetre uzağında bir noktaya iner (res. 305).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-158.jpg

İkinci sihirli geçiş dokuz hareketten oluşur.
16. El geri çekilip, kalçanın üst kısmına değer (res. 306).
17. Dirsek yana doğru açılır—bilek aşağı doğru keskin bir hareketle elin ayasını sola çevirir. Elin ayası çukurlaştırılır; parmaklar birbirinden hafifçe açık tutulur (res. 307).
18. Kol önden arkaya doğru; başın üzerinden geçerek tam bir daire çizer. El ayası yukarıya dönük olarak kalçanın üst kısmına geri döner (res. 308).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-159.jpg

19. Dirsek tekrar yana doğru açılır; gene bileğin hızlı bir hareketiyle, el ayası tekrar sola döner (res. 309).
20. El yana açılıp bir şeyi avuçluyormuş gibi bir halka çizer. Hareket sona erdiğinde, el ayası yukarıya dönük olarak kalçanın üzerindeki noktaya geri döner (res. 310).
21. Bükülmüş dirsek sertçe sola döner, aynı anda bileğin hızlı bir dönüşü ile eli geri çevirir; parmaklar hafifçe kıvrılmış olarak arkaya doğru çevrilidir; avuç içi boş ve yukarı bakmaktadır (res. 311).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-160.jpg

22. Sonra dirsek tümüyle arkaya uzatılır; çukurlaştırılmış elin avucu hâlâ yukarıya bakar konumdadır (res. 312).
23. Kol hâlâ tümüyle uzanmış durumdayken, bilek yavaşça dönerek el ayası tekrar yukarıya bakana dek tam bir tur yapar (res.313).
24. Bu hareket, giysinin yeninden kolu çıkarmayı andırır. Dirsek tarafından yol gösterilerek, kol arkadan öne doğru bir halka yapar, ve el, ayası yukarı dönük olarak göğüs kafesinin kenarı ile bir hizada, bükülü dirsek de kaburga kemiklerinin kenarına değer konumda iken hareket sona erer (res. 314).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-161.jpg

Üçüncü sihirli geçiş on iki hareketten oluşmuştur.
25. El, ayası yukarıya dönük olarak, sanki parmak uçları ile bir şeyi kesiyormuş gibi sağa doğru bir yay çizer—göğüs kafesinin sağ kenarını otuz santimetre geçince durur (res. 315).
26. El ayası çevrilerek yere bakar konuma getirilir (res. 316).
27. Kol bir yay çizerek önce sola, sonra da gidebildiği yere dek arkaya doğru döner (res. 317).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-162.jpg

28. Elin avucu boş, kol iyice uzatılmış, bileğin dönüşü ile el bir kepçe biçimine getirilmiştir (res. 318).
29. El, başın üzerine doğru, arkadan öne uzanan, ve başla aynı düzeyde, sağ omzun üzerinde biten çaprazlama bir yol çizer (res. 319).
30. El düzeltilir—bilek kasılarak, eli önkolla doksan derecelik bir açıya getirir. El bu durumda başın üzerinden aşağıya, belin sağ yanma iner (res. 320).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-163.jpg

31. El ayası çevik bir hareketle aşağıya döndürülür (res. 321).
32. El bir yarım-daire çizerek iyice sola, oradan da arkaya doğru gider (res. 322).
33. El ayası yukarıya doğru döner (res. 323).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-164.jpg

34. Kol öne doğru dönerek, sağda, göğüs kafesinden otuz santimetre uzaklıktaki aynı konuma gelir (res. 324).
35. El döndürülerek elin ayası tekrar yere doğru çevrilir (res. 325).
36. Kol sola doğru devinerek, arkada, sol yandaki aynı noktaya geri döner (res. 326).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-165.jpg

Dördüncü sihirli geçiş on beş hareket içerir.
37. Kol öne, başın üzerine ve arkaya doğru büyük bir halka çizerek bunu sol uyluğun yaklaşık otuz santimetre uzağında bir noktada bitirir (res. 327).
38. Baş sola çevrilir. Dirsek iyice bükülür; el ayası dışarıya dönük olarak, önkol, sanki gözleri kamaştıran bir pırıltıdan korumak ister gibi göz hizasına kaldırılır. Beden öne doğru eğilir (res. 328).
39. Baş ve gövde ağır ağır iyice sağa doğru çevrilir; sanki gözlerin önünde bir siperle uzaklara bakılıyormuş gibidir (res. 329).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-166.jpg

40. Baş ve gövde, bu kez sola doğru tekrar döner (res. 330).
41. Baş ve gövde tam öne doğru dönerken el ayası hızla yukarıya çevrilir (res. 331).
42. Sonra el bedenin önünde soldan sağa doğru bir kesme yapar (res. 332).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-167.jpg

43. El ayası aşağıya çevrilir (res. 333).
44. Kol sol tarafa doğru döner (res. 334).
45. Bilek tekrar çevrilip el ayası yukarıya döndürülür (res. 335).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-168.jpg

46. Kol bedenin önünde, bu kez sağa doğru yeni bir yay çizer (res. 336).
47. Elin duruşu gene değişir—ayası aşağıya döner (res. 337).
48. Kol tekrar sol tarafa doğru döner (res. 338).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-169.jpg

49. El ayası yukarıya doğru döndürülür (res. 339).
50. Kol, bedenin önünde, sağa doğru bir çizgi çizer (res. 340).
51. El ayası aşağıya doğru çevrilir (res. 341).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-170.jpg

Beşinci sihirli geçiş yirmi beş hareketten oluşmaktadır.
52. El bedenin önünde büyük bir daire çizer; elin ayası daireyi çizerken ileriye bakmaktadır. Hareket sağ omzun önünde bir noktada sona erer; el ayası yukarıya bakar konuma gelmiştir (res. 342).
53. Dirsek yukarıya çıkarken, bilek ve el aşağıya bakacak konuma döner. Elin ayası hafifçe çukurlaştırılır (res. 343).
54. El sanki bir madde kütlesini avuçluyormuş gibi yaparak, sağdan sola doğru oval bir çizgi çizer. Başladığı konuma geldiğinde, elin ayası yukarıya doğru bakmaktadır (res. 344).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-171.jpg

55. El kasık hizasına düşer; parmak uçları yere doğru dönmüştür (res. 345).
56. Elin ayası dönerek bedene bakar duruma gelir (res. 346).
57. Sonra elin ayası hareket ederek, parmak uçları yere dönük olarak bedenin dış çizgilerini izler; sol uyluğun on-on beş santimetre açığında bir yere kadar gider (res. 347).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-172.jpg

58. Bileğin hızlı bir dönüşü, el ayasını uyluğa çevirir (res. 348).
59. Baş sola dönerken, el, sanki parmaklarla düz bir yüzeyi ovalıyormuş gibi yapılarak yüz hizasına kaldırılır (res. 349).
60. El, oradan kasığın biraz solunda bir noktaya doğru, bir açı yaparak iner. Baş elin hareketini izler (res. 350).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-173.jpg

61. El, gene bir açıyla, göz hizasına kaldırılır. Tam gözlerin önünde, onlardan yarım metre uzaklıkta; sol ve sağ bedenleri ayıran çizginin tam üzerinde bir noktaya ulaşır (res. 351).
62. El gene bir açıyla aşağıya; önde ve kasık bölgesinin biraz sağında bir noktaya iner (res. 352).
63. El tekrar kaldırılıp, eğimli bir çizgi daha çizerek omuz hizasında, gözlerin önünde bir noktaya getirilir; baş, sağa doğru yapılan hareketi izler (res. 353).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-174.jpg

64. Düz bir çizgiyle aşağıya inen el, sağ uyluktan otuz santimetre uzaklıkta bir noktada durur (res. 354).
Son yedi harekette üç doruk çizilmiştir; ilki solda, İkincisi tam ortadaki ayrım çizgisinde, üçtincüsü de sağdadır.
65. El konum değiştirerek, ayası sola döner (res. 355).
66. El kaldırılıp, daha önce çizilmiş olan sağ ve merkez dorukların tam arasına uyan kavisli bir çizgi çizer (res. 356).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-175.jpg

67. Orada elin ayası sağa döndürülür (res. 357).
68. El aşağıya, kasık hizasına iner—sol ve sağ bedeni ayıran çizgide durur (res. 358).
69. Elin ayası orada gene yön değiştirerek sola döner (res. 359).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-176.jpg

70. El, göz hizasında, orta ve sol dorukların arasında bir noktaya kaldırılır (res. 360).
71. El ayası sağa doğru döndürülür (361).
72. El, başladığı yere, uyluk önündeki noktaya dek iner (res. 362).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-177.jpg

Bu ikinci aşamanın sekiz hareketindeki doruklar, önceki keskin açılı dorukların aksine, hafifçe yuvarlaktır.
73. El, bir kez daha döndürülerek, ayası ileriye çevrilir (res. 363).
74. Kol, başın üzerine çıkarak, sanki görünmeyen bir maddeyi yüzün sağ yanına ve bedene döküyormuş gibi yapar (res. 364).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-178.jpg

75. El aniden indirilir (res. 365). Dirsek geriye doğru bir yarım tur yapar (res. 366).
76. El, sanki kınına giren bir bıçak gibi, pankreas ve dalak civarındaki canlılık merkezinin üzerinden kayar (res. 367).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-179.jpg



Sağ Beden İçin Üç Sihirli Geçiş

Sağ beden için ilk sihirli geçiş beş hareketten oluşur.
1. Sağ el, önkola doksan derecelik açıda, ve ayası öne dönük olarak, soldan sağa doğru, sağ kulağın hizasına kadar tam bir daire çizerek başladığı konuma, belin yaklaşık otuz santimetre önündeki noktaya gelip durur (res. 368).
2. Oradan, kol, dirseği iyice bükerek göğüs hizasında keskin bir yay çizer. El ayası yere dönük, parmaklar düz ve bitişik, başparmak kenetlenmiştir. İşaretparmağı ile başparmak göğse nerdeyse değer durumdadır (res. 369).
3. Önkol, göğüsten çevik bir hareketle uzaklaşarak, dirseğin kırk beş derecelik bir açıyla bükülmesini sağlar (res. 370).
4. El, bilek üzerinde bir tur yapar, parmak uçları bir an için yere bakar ve sonra dönüp, sanki bir bıçakmış gibi başın üzerine fırlar (res. 371).
5. El aşağıya iner. Dış kenarını bir kesme aygıtıymış gibi kullanarak, göbek hizasına bir kesme yapar (res. 372).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-180.jpg

İkinci sihirli geçiş, şu izleyen on iki hareketi içermektedir.
6. El, belin yan tarafından bedenin önündeki bir noktaya fırlar. Kol tümüyle uzandığı anda parmaklar birbirinden ayrılır (res. 373, 374).
7. Kol, bel hizasına geri çekilir. Dirsek iyice bükülmüş ve geriye çıkıntı yapar konumdadır (res. 375).
8. El döndürülerek ayası yukarı çevrilir (res. 376).
9. Kol ileriye uzatılır; avuç açık ve yukarı bakmaktadır (res. 377).
10. Elin ayası hâlâ yukarıya dönük olarak, kol tekrar bel hizasına geri döner (res. 378).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-181.jpg

11. Elin ayası aşağıya döndürülür (res. 379).
12. Kol arkaya, başın üzerine, oradan da öne gelerek tam
bir yan daire yapar; hareket göbeğin önünde, el ayasını sanki
sert bir şeye vuruyormuş gibi aşağı doğru şamarlayarak bitirilir
(res. 380).
13. Elin ayası, sanki sağ bedenin üzerine bir şey toplanıyormuş gibi bir hareket yapılarak bedene doğru döndürülür (res. 381).
14. El sanki bir bıçakmış gibi, kol başın üzerine kaldırılır (res. 382).
15. El, bedenin önündeki orta noktanın yarım metre açığında bir yere doğru çaprazlama bir kesme yapar. El ayası sola dönüktür (res. 383).
16. Ayası düz tutulan el, düz bir çizgi üzerinde yüz hizasına kaldırılır (res. 384).
17. Avucu hafifçe aşağıya doğru meyilli tutulan el, sağ bedenin yanında öne doğru, ve ondan yarım metre uzaklıkta bir noktaya bir çapraz kesme yapar (res. 385).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-182.jpg

Sağ beden için üçüncü sihirli geçiş on iki hareketten oluşmaktadır.
18. Sağ kol, dirseği sağa doğru sertçe bükülüp, el ayası bedene doğru tutularak, sağ taraftan karın boşluğu önündeki bir noktaya doğru bir yay şeklinde ilerler (res. 386).
19. Önkol, dirsek üzerinde dönerek aşağıya doğru bir çeyrek daire çizer; el ayası sağ tarafa dönmüştür (res. 387).

20. Kol dışa doğru küçük bir daire çizer; önce soldan sağa doğru yukarıya çıkar, sonra aşağıya dönüp, elin ayası bel üzerinde ve yukarı bakar konumdayken daireyi tamamlar (res. 388a, 388b).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-183.jpg

21. Önden arkaya doğru yeni bir daire yapılır. Elin ayası yukarı dönük olarak, başladığı yerde bitirir (res. 389).
22. El ayası aşağıya doğru çevrilir (res. 390).
23. Sonra el ağır ağır öne doğru ilerler (res. 391).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-184.jpg

24. Bilek, elin ayası sola bakacak şekilde döndürülür. Avuç düz, parmaklar sıkıca bitişik, ve başparmak kenetlenmiş olarak, el bir bıçakmış gibi dosdoğru yukarıya kaldırılır (res. 392).
25. Sonra sola doğru küçük bir dışbükey yay çizer; böylece el ayası dönerek sağa doğru bakar, ve aşağıya, göbek hizasına doğru, daha önce çizmiş olduğu çizginin hemen sol yanına dümdüz iner (res. 393).
26. El hâlâ sağa dönük olarak yukarıya çıkar—önce çizdiği çizginin üzerinden geriye doğru geçer (res. 394).
Son üç harekette, uzun bir oval şekil çizilmiştir.
27. Sonra el sanki bu uzun şeklin üçte birini kesip ayırıyormuş gibi, aşağıya doğru bir kesme yapar (res. 395).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-185.jpg

28. El ayası tekrar sağa doğru döner (res. 396).
29. Kestiği şeyi avuçlayıp bir top haline getirerek, sağ bedenin önüne serpiştirir (res. 397, 398).
30. El sağ kalçanın üst kenarına düşer (res. 399).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-186.jpg

31. Kol önden (res. 400) arkaya, sağ omzun gerisinde duracak şekilde bir yarım-daire çizerken, el de tur yapar (res. 401).
32. El, kınına giren bir bıçak gibi, karaciğer ve safrakesesi civarındaki canlılık merkezi üzerinden kayar (res. 402, 403).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-187.jpg

25

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Beşinci Dizi : Erkeklik Dizisi

Erkeklik, özel bir grup sihirli geçişe, onları keşfeden ve uygulayan şamanlar tarafından verilmiş bir addı. Don Juan bunun olasılıkla, herhangi bir grup sihirli geçişe verilmiş en eski ad olduğunu düşünüyordu. Bu grup başlangıçta kuşaklar boyunca sadece erkek şaman uygulayıcılar tarafından kullanılmış, gereksinimden çok, törensel nedenlerle ve erkek üstünlüğüne ilişkin özgün güdüyü tatmin için yapılagelmişti. Ancak bu güdü, çoğaltılmış algının etkisi altında kısa zamanda yok olup gitti.

Bu sihirli geçişler grubunun yalnızca erkekler tarafından uygulanmasına ilişkin iyice yerleşmiş gelenek, kuşaklar boyunca sahte bir resmiyetle sürüp gitti; bu arada kadın uygulayıcılar tarafından da el altından kullanılmaya devam edildi. Eski büyücülerin kadınları da buna dahil etme gerekçeleri, çevrelerindeki çekişme ve sosyal düzensizliklerden ötürü kadınların fazladan güç ve canlılık gereksinmeleri, ve büyücülerin bu güçle canlılığın sadece bu sihirli geçişleri uygulayan erkeklerde bulunduğuna inanmalarıydı. Bu yüzden, bir dayanışma simgesi olmak üzere, kadınların da hareketleri uygulamasına izin verildi. Don Juan’ın zamanında ise, erkekler ve kadınlar arasındaki ayrım çizgileri büsbütün silinmişti. Eski büyücülerin sahip olduğu gizem ve seçkinlik tümüyle dağılmıştı—kadınlara bu özel sihirli geçişleri kullanma izni verilmesi için bulunmuş eski gerekçeler bile artık gerekli değildi. Kadın uygulayıcılar bu sihirli geçişleri açıkça kullanıyorlardı.

Bu sihirli geçişler grubunun—var olan en eski adlandırılmış grubun—değeri, sürekliliğinden kaynaklanmaktadır. Bütün bu sihirli geçişler baştan beri bir cinse aitti; ve don Juan’ın silsilesindeki büyücüler için bu durumun özelliği, bir şaman uygulayıcılar topluluğunun tümünün, sayıları ne olursa olsun, topluca hareket etmelerine izin verilmiş olan tek an oluşundan geliyordu. Herhangi bir büyücü grubu için, katılımcıların sayısı çağlar boyunca asla on altıyı geçememişti. Bu yüzden o büyücülerin hiçbiri insan kitlesinin enerji bağlamındaki o muazzam katkısına tanık olamadı. Onlar için var olan, sadece birkaç üye tarafından özel olarak geliştirilmiş bir fikir birliğiydi—birkaç kişinin tercihi ve daha fazla yalnızlık olasılığını getiren bir fikir birliği.

Tensegrity hareketlerinin seminerlerde ve çalışma atölyelerinde yüzlerce katılımcı tarafından aynı anda uygulanması olgusu, daha önce de belirtildiği gibi, insan kitlesinin enerjiye ilişkin etkilerini deneme olasılığı yaratmıştı. Enerji bağlamında bu tür bir etki, ikiye katlanmakta: Tensegrity uygulayıcıları yalnızca onları enerji açısından birleştiren bir eylemde bulunmakla kalmıyor; aynı zamanda eski çağ Meksika’sı şamanlarınca ancak arttırılmış farkındalık durumlarında resmedilen bir arayışın, enerjinin yeniden konuşlandınlmasının da içinde yer almış bulunuyorlar. Tensegrity seminerlerinde bu sihirli geçişleri uygulamak, benzersiz bir deneyimdir. Gerek sihirli geçişlerin kendileri tarafından, gerekse insan kitlesince yönetilmek, uygulayıcıların don Juan’ın öğretilerinde hiç sözü edilmeyen enerji bağlamındaki sonuçlara varmalarını sağlıyor.

Bu hareketler grubuna Erkeklik adı verilmesinin nedeni saldırgan niteliğidir; bu sihirli geçişler çok çevik ve güçlü bir biçimde gerçekleştirildiğinden, özellikleri kolaylıkla erkeklikle özdeşleştirilir. Don Juan’ın dediğine göre, bunların uygulanması esenlik duyumunun gelişmesine yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda bir özel duyusal nitelik kazandırıyordu ki, bu nitelik yakından incelendiğinde didişme ve saldırganlık duyumuyla kolayca karıştırılabilirdi. Bununla birlikte, dikkatlice irdelendiğinde bunun apaçık bir hazır olma duygusu olduğu anlaşılır; bu duygu uygulayıcıları bilinmeyene doğru ilerleyebilecekleri bir düzeye yerleştirir.

Eski çağ Meksika’sı şamalılarının bu gruba Erkeklik adını vermelerinin bir başka nedeni de, onları uygulayan erkeklerin, ellerinden tutulmasına gerek kalmayan özel bir tip uygulayıcı haline gelmeleriydi. Yaptıkları her şeyden dolaylı yoldan yarar sağlayan erkekler olmuşlardı. İdeal olarak, bu sihirli geçişler grubunun ürettiği enerji canlılık merkezlerine ulaşır; sanki her merkez kendiğilinden bir çağrı yaparmış gibi, enerji önce kendisine en çok gereksinim duyulan merkeze gider.

Bu sihirli geçişler grubu, don Juan’ın öğrencileri için eğitimlerindeki en can alıcı nokta idi. Don Juan’ın kendisi onlar için bunu bir ortak payda olarak ortaya koymuş, bu anlamda onları bu grubu değiştirmeden uygulamaya sevk etmişti. Yapmak istediği, öğrencilerini bilinmeyene yolculuğun zahmetlerine direnmeleri için hazırlamaktı.

Tensegrity’nin öbür dizileri ile eşit düzeye getirmek için, burada Erkeklik adına Dizi sözcüğü eklenmiştir. Erkeklik Dizisi her biri on sihirli geçişten oluşan üç gruba ayrılmıştır. Birinci ve ikinci grubun amacı, tendon enerjisinin ayarlanmasıdır. Bu yirmi sihirli geçişin her biri kısa; ancak aşırı ölçüde yoğundur. Eski çağların şaman uygulamacıları gibi, Tensegrity katılımcıları da her uygulayışlarında bir tendon enerjisi sarsıntısı koyvermeyi hedefleyerek, kısa hareketlerden azami etkiyi elde etmek konusunda ciddi biçimde yüreklendirilirler.

“Ama bu enerji sarsıntısını her koyverişimde, aslında kendi tendon enerjimi israf edip, içimi boşaltmış olmuyor muyum, sence de?” diye sordum ona bir keresinde.
“Kendi içinden enerjiyi boşaltamazsın,” dedi. “Havaya bi sarsıntı bırakarak görünürde israf ettiğin enerji, aslında israf olmuyor; çünkü hiçbi zaman senin sınırlarının dışına çıkmıyor— artık o sınırlar nerdeyse. Yani senin aslında yaptığın, eski çağ Meksika’sı büyücülerinin bizim ‘dış tabakamız’; ‘kabuğumuz’ olarak adlandırdıkları şeyin içine bi enerji sarsıntısı bırakmak. O büyücülerin dediğine göre, insanoğlu üzerinde kalın bi kabuğu olan ışıltılı bi küredir; sanki bi portakal gibi; bazılarının kabuğu ise daha da sert ve kalındır—yaşlı bi ağacın kabuğu gibi.”

Don Juan, insanoğlunun bir portakal gibi olduğu benzetmesinin aslında yanlış yönlendirici olduğunu da dikkatle açıkladı; zira sahip olduğumuz dış tabaka ya da kabuk, sınırlarımızın içinde yer alır; yani kabuğu kendi içinde olan bir portakal gibi. Bu dış tabaka ya da kabuğun, tüm ömrümüz boyunca gündelik yaşamın yıpratışı yüzünden canlılık merkezlerimizden ıskartaya çıkarılan enerjinin kabuk bağlaması sonucunda oluştuğunu söylüyordu.

“Bu kabuğa vurulması yararlı mıdır, don Juan?” diye sordum.
“Son derece yararlıdır,” diye yanıtladı. “Özellikle, uygulayıcılar olanca niyetleriyle o kabuğa ulaşırlarsa. Şayet bu kabuk bağlamış enerjiyi sihirli geçişlerin aracılığıyla kırıp parçalarlarsa, o parçalanmış enerji, enerjinin canlılık merkezlerince emilebilir.”

Erkeklik Dizisinin üçüncü grubundaki sihirli geçişler daha yaygın ve geniş kapsamlıdır. Üçüncü grubun on sihirli geçişini gerçekleştirmek için uygulayıcıların gereksindiği, ellerin, bacakların, ve bedenin geri kalan kısmının dengesi ve sağlamlığıdır. Eski çağ Meksika’sı şamanları için bu üçüncü dizinin hedefi, dayanıklılığı ve dengeyi oluşturmaktır. O şamanlar, bu hareketleri uygularken bedeni dengeli bir şekilde yerinde tutmanın, uygulayıcılara kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için güvenli bir temel sağladığına inanıyorlardı.

Çağdaş Tensegrity uygulayıcılarının kendi deneyimleri sonucu ulaştıkları gerçek, kolların ve sırtın tendonlarını aşırı yormaktan kaçınmak için Erkeklik Dizisinin yalnızca ılımlı biçimde uygulanması gereğidir.

26

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Birinci Grup: Ellerin Birlikte Hareket Ettirildiği, Ama Birbirlerinden Ayrı Tutulduğu Sihirli Geçişler


1. Yumruklar Omuzların Yukarısında

Eller iki yanda, yumruklar sıkılı, avuçlar yukarıya bakar biçimdedir. Sonra dirsekler, önkollar ile kolların üst kısmı doksan derecelik açı oluşturacak şekilde bükülerek, eller başın üzerine kaldırılır. Bu hareketin itme gücü, kol kasları ile, kasılan karın kasları arasında bölüşülür. Yumruklar kaldırılıp, bedenin ön kısmının kasları gerildiğinde, dizler kırılarak beden hafifçe arkaya doğru eğilir (res. 404). Dirsekler biraz düzeltilerek kollar, yumrukları sıkılı olarak uylukların yanlarına getirilir; kollar aşağı indirilirken beden öne eğilir, sırt kasları ile diyafram kasılır (res. 405).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-188.jpg

2. Her İki Elde Bir Kesme Aygıtı Kullanma

Eller yumruk yapılır, avuçlar karşı karşıya ve bel hizasındadır (res. 406). Buradan hareket edip kasık hizasında, yarım metre açıkta bir noktaya bir darbe indirirler; bu arada iki yumruk arasında bedenin eni ölçüsünde bir mesafeyi korurlar (res. 407). Yumruklar darbeyi indirdiği anda başladıkları yere, göğüs kafesinin yanlarına geri çekilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-189.jpg


3. Avuç İçleriyle Yüksek Bir Masayı Cilalama

Kollar koltuk altı hizasına kaldırılır. Ellerin ayaları aşağıya dönüktür. Dirsekler iyice bükülü, arkaya doğru keskin biçimde çıkıntı yapar durumdadır (res. 408). İki kol çevik bir hareketle öne doğru olabildiğince uzatılarak, avuçlar sanki sert bir yüzeyi cilalıyormuş gibi hareket ettirilir. Eller, bedenin eni ölçüsünde birbirinden açık tutulur (res. 409). Oradan, harekete başladıkları konuma aynı derecede güçlü bir şekilde geri çekilirler (res. 408).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-190.jpg


4. Enerjiye, Her İki Elle Hafifçe Vurma

İki kol öne, omuz hizasına kaldırılır. Eller köşeli biçimde yumruk yapılır; yani avuç içine yaslanmış parmaklar aşağı doğru iyice eğim yapar. Başparmaklar, işaretparmaklarının dış kenarları üzerinde tutulmaktadır (res. 410). Avuçlar birbirine dönüktür. Bileklerin keskin bir sarsılışıyla yumruklar hafifçe, ama büyük bir güçle aşağıya iner. Bileklerin düzeyi hiç değişmez; hareket de, bileklerin konumunu değiştirmeden yumrukları bir sarsıntı ile yukarı kaldırmadır (res. 411).
Bu sihirli geçiş, şamanlar için, kolların tendon enerjisini alıştırmada en iyi kaynaklardan biridir; çünkü bileklerin, ellerin arkasının, avuçların ve parmakların civarında çok sayıda enerji noktası bulunmaktadır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-191.jpg

5. Enerjiyi Sarsma
Bu sihirli geçiş bir öncekinin eşlikçisidir. Kolları önde, omuz hizasına kaldırmakla başlar. Bir önceki sihirli geçişte olduğu gibi, eller köşeli yumruk biçimindedir; yalnız bu kez avuçlar aşağıya doğru dönüktür. Yumruklar, bileklerin bir sarsılışıyla iç tarafa, bedene doğru hareket ettirilir. Bunu dengeleyen hareket, bileklerin başka bir sarsılışıyla yumrukların dışa doğru, başparmaklar önkolun geri kalan kısmıyla düz bir çizgi oluşturacak şekilde döndürüliişüdür (res. 412). Bu sihirli geçişi uygulamak için karın kaslarının yoğun şekilde kullanılması gerekir. Aslında bileklerin sarsılmalarını yöneten, o kasların hareketidir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-192.jpg

6. Bir Enerji İpini Çekme

Eller bedenin önünde, sol ve sağ bedeni ayıran çizgide, yukarıdan sallanan kalın bir ipi tutuyorlarmış gibidir; sol el sağın üzerindedir (res. 413). Sihirli geçiş, her iki bileğin sarsılarak, ellerin kısa ve güçlü bir hareketle aşağıya doğru silkinmesinden oluşur. Bu hareket yapılırken karın kasları kasılır, ve dizler kırılarak kollar hafifçe aşağı düşer (res. 414). Bunu dengeleyen hareket, dizler ve gövde bir parça dikleşirken bileklerin silkinişiyle ellerin yukarı doğru sarsılmasıdır (res. 413).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-193.jpg

7. Bir Enerji Sırığını Aşağıya İtme

Eller bedenin soluna doğru tutulur; sol el kulak hizasında ve omuzda tutulan sağ elin yaklaşık yirmi santimetre üzerindedir. Kalın bir sırığı tutar konumdadırlar. Sol elin ayası sağ, sağ elin ayası ise sola dönüktür. Sol el, üstte olmasından dolayı hareketi yönetir (res. 415). Böbreküstü bezleri bölgesindeki sırt kasları ile karın kasları kasılır; güçlü bir itme, kolları gerçekten bir sırığı tutuyorlarmış gibi aşağıya; sağ uyluk ve bele doğru yollar (res. 416). Eller orada konum değiştirir; sağ el sağ kulağın yanında bir yere geçerek, yönetimi alır; sol el ise aşağıya, omuz hizasına iner; sanki eller sırıkları değiştiriyormuş gibidir. Aynı hareketler tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-194.jpg

8. Enerjiyi Teker Teker Ellerle Kesme

Yumruklar göğüs kafesinin kenarına değene dek yanlardan kaldırılır; avuçlar birbirine dönüktür (res. 417). Sol kol çaprazlama bir çizgi çizerek aşağıya, uyluktan yaklaşık altmış santimetre uzaklıkta bir noktaya kadar iner (res. 418); sonra geri çekilir (res. 417). Hemen ardından, sağ kol aynı hareketleri yapar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-195.jpg

9. Bir Enerji Düzlemi Kullanma

Sol el göbek hizasına kaldırılarak yumruk yapılır; dirsek doksan derecelik bir açıyla bükülü olarak göğüs kafesine yakın tutulmaktadır (res. 419). Sağ avuç sol yumruğun üzerine vuracakmış gibi devinir. Sağ el, sol ele iki-üç santimetre mesafede durur (res. 420).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-196.jpg

Sonra elin kenarıyla kesme yapar gibi, yumruğun yaklaşık on santimetre önüne keskin bir hareket yapar (res. 421). Sol kol, dirseği arkaya doğru iyice çıkıntı yapacak biçimde gidebildiği kadar geriye götürülür; bu arada sağ kol da sol kolu izleyerek, ve mesafeyi koruyarak geri çekilir (res. 422). Sonra, eller arasındaki uzaklık aynen korunma koşuluyla, sol ve sağ kollar belin yarım metre uzağında bir noktaya fırlarlar. Aynı hareketler sağ kolun yumruğu ile tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-197.jpg

10. Enerjiyi Bir Enerji Çivisi İle Darbeleme

Sol kol, dirseği doksan derecelik bir açıyla bükülmüş olarak omuzlar hizasına kaldırılır. El bir hançerin kabzasını tutar gibi, ve avuç içi dışarıya bakar durumda tutulmaktadır. Dirsek, sol omzun yüksekliğinde ve onun kırk beş derecelik açı ile gerisine düşen bir noktada, arkaya doğru yay çizerek bir darbe yapar (res. 423). Sonra kol aynı yay üzerinde dönüp başlangıç noktasına bir darbe indirir. Aynı hareket öteki kolla tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-198.jpg

27

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

İkinci Grup : Tendon Enerjisini Odaklama için Sihirli Geçişler

11. Elleri Kavuşturma

Her iki önkol öne, göbek hizasına getirilir. Bükülü dirsekler göğüs kafesine değdi-değecek konumdadır. Eller kavuşturulur; sol el üsttedir. Her iki elin parmakları, öbür eli sıkıca kavrar (res. 424). Kolların ve sırtın tüm kasları kasılmıştır. Sonra gergin kaslar gevşetilerek eller konum değiştirir; sağ el solun üzerine çıkar; bunu avuç içinde, parmakların dibindeki sert kısmı dönme yüzeyi olarak kullanıp birbirlerinden ayrılmadan yaparlar; sonra kol ve sırt kasları yeniden kasılır. Aynı hareketler, bu kez sol el üstte olmak üzere başlanarak tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-199.jpg

12. Sol ve Sağ Beden Kavuşturması

Önkollar gene bedenin önüne, göbek hizasına getirilir. Ancak bu kez, sağ önkol kalça ile düz bir çizgi üzerinde uzatılmıştır. Sağ önkol göğüs kafesine yakın konumda tutulurken, sol önkol, dirseği bedenden uzak olarak, sol eli sağ elin üzerine kavuşturur. Kolların, sırtın ve karın bölgesinin kasları gerilerek, her iki elin avuç ve parmaklarına büyük güç uygulanır. Gerginlik gevşetilir, eller birbirlerinin avuçları üzerinde döner; bu arada bedenin sağından soluna doğru geçerler. Orada, aynı kasları kullanarak, tekrar güçlü bir şekilde kavuşurlar; bu kez sağ el üsttedir (res. 425). Bu konumdan başlanarak aynı hareketler yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-200.jpg

13. İki Bedenin Keskin Dönüşü

Eller bel hizasında ve sağa doğru kavuşturulur. Sol el sağ elin üstündedir. Bu sihirli geçişte, ellerin sıkılışı bundan önceki iki geçişte olduğu kadar kuvvetli değildir; çünkü bu kez istenen, o iki geçişteki keskin darbelerden çok, iki bedenin keskin bir dönüşüdür.

Kavuşturulmuş eller önden arkaya gidip başladığı yerde son bulan, sağa doğru küçük bir daire çizerler. Üstte oluşundan dolayı sağ el yöneten durumda olduğu için, çizilen daire, elleri önce dışarıya, sağa doğru, ve bir halka biçiminde bedenin sağ yanına doğru iten sol elin itici gücü izlenerek yapılır (res. 426).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-201.jpg

Sonra kavuşturulmuş eller bedenin önünden sol tarafa doğru geçerler. Orada gene sol elin itici gücü izlenerek bir daire daha yapılır. Üstte olduğundan, sol el önce geriye, dışa, sola doğru, ve başladığı yere geri dönmek üzere ötekini çekerek yönlendirir (res. 427).

Aynı hareketler dizisi, sağ elin öncülüğünde, belin sol yanında başlanarak tekrarlanır. Bu kez daireyi çizmek için sağ elin itici gücü izlenir; önce sola, sonra arkaya gidilerek, başlanılan yere geri dönülür (res. 428). Kavuşturulmuş eller bedenin önünden belin sağ yanına geçer. Oradan, öncülük eden elin itici gücünü izleyerek arkaya doğru çekilir; sonra sağa, ve nihayet başladıkları yere geri gelerek bir daire çizmiş olurlar (res. 429). Daireler yapılırken gövdenin keskin biçimde yana doğru dönmesi önemlidir. Bacaklar aynı konumda tutulur; dönüşü dengelemek için dizler kırılmaz.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-202.jpg

14. Kavuşturulmuş Enerjiyi Dirsek ve Önkol ile İtme

Eller sağ tarafta, omuz hizasında kavuşturulur. Sağ kolun üst kısmı göğse sıkıca bastırılmış, dirsek, önkol dik konumda duracak şekilde keskince bükülmüştür. Sağ elin ayası yukarıya bakacak şekilde, elin arkası da önkolla doksan derecelik bir açı oluşturacak biçimde tutulur (res. 430).

Sol kolun dirseği sol omzun önünde, doksan derecelik açı yapacak konumda uzatılmıştır. İki el güçlü bir şekilde kavuşturulur (res. 431). Sağ kol dirseğini epeyce düzelterek sol kolu öne doğru iter. Kavuşturulmuş eller öne doğru itilirken, aynı anda sol omuz ve kürek kemiği de sol dirsekle doksan derecelik açı oluşturacak biçimde öne itilirler (res. 432). Sağ kol, sol eli ilk konumuna geri çeker.

Eller avuçlar üzerinde döndürülerek sola aktarılır—aynı hareketler orada tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-203.jpg

15. Kavuşturulmuş Ellerle Kısa Saplama

Eller tıpkı bir önceki sihirli geçişte olduğu gibi, sağ tarafta kavuşturulur. Ancak bu kez eller bel hizasındadır; sağ kol, sol kolu ağır ağır öne doğru itmek yerine, hızla bir delme hareketi yapar (res. 433). Bu, kol ve sırt kaslarının kasılmasını gerektiren güçlü bir harekettir. Olabildiğince geriye itilmiş olan sol dirseğin itme gücünü arttırmak ister gibi, kavuşturulmuş eller kuvvetli biçimde sola geçirilir (res. 434). Kavuşturulmuş eller, sanki olabildiğince geriye atılmış sağ dirseğin güçlü hareketini gene desteklemek içinmiş gibi, bedenin önünü çevreleyerek sağa geçer.

Aynı hareketler dizisi, sağ elin öncülüğünde, ve sol yanda başlanarak uygulanır. Kavuşturulmuş eller öne doğru saplama yaparken, alttaki elin yönü saptadığını, ama gücü sağlayanın üstte bulunan öncü el olduğuna dikkat etmek önemlidir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-204.jpg

16. Enerjiyi Kavuşturulmuş Ellerle Sarsma

Eller sağa doğru kavuşturulur; sağ dirsek, ve kolun üst kısmı, göğüs kafesinin yan tarafına yaslanmış durumdadır. Sağ kolun dirseği, uzatılmış sağ önkola doksan derecelik açıdadır. Sol göğüs kasına mesafesi düz bir çizgi oluşturan sol dirsek de doksan derecelik açıdadır (res. 435). Sağ kol, dirseklerin yerini doksan dereceden kırk beş derecelik açıya inecek şekilde değiştirerek sol kolu kaldırır. Kavuşturulmuş eller sağ omuz hizasına ulaşır (res. 436). Sonra yalnız bileğin oluşturduğu çok kısa bir hareketle sarsılırlar. Kavuşturulmuş eller aşağıya vurur, ancak bunu bulundukları konumun hizasını bozmadan yaparlar (res. 437). Oradan, eller belin yakınında sol yana çekilir; bunu sol dirsek arkada çıkıntı oluşturacak şekilde güçlü bir hareketle yapar (res. 438). Bilekler döndürülür—eller birbiri üzerinde dönerek konumlarını ters çevirir. Aynı hareketler solda yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-205.jpg

17. Enerjiyi Dizlerle Sarsma

Eller sağda, uyluk yanında kavuşturulur. Sol elin baskısıyla denetimde tutulan ve bileğin bir dönüşüyle biraz daha dikleşen alttaki sağ eli destekleyerek, hafifçe konum değiştirirler (res. 439). Her iki el, dizlerin dış yüzeyini izleyerek sola doğru döner ve bileklerin aşağıya doğru çekişiyle etkisi artan bir darbe indirir (res. 440). Eller birbirinin avuçları üzerinde dönerek konum değiştirir— aynı hareketler soldan sağa doğru tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-206.jpg

18. Bir Enerji Çivisini Aşağı Sürme

Eller göbekten otuz santimetre açıkta ve sol ile sağ beden arasındaki ayrım çizgisinin tam üzerinde bir noktada, sol el öncü olacak biçimde dikine kavuşturulur. Her iki el, önkollar kımıldatılmadan bilekler bükülerek yapılan hafif bir sarsılışla üç-beş santimetre yukarı kaldırılır. Sonra bileklerin aynı sarsıntısıyla aşağıya indirilirler (res. 441). Bu sihirli geçiş, derinlerdeki karın kaslarını çalıştırır. Sağ elin öncülüğünde aynı hareketler tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-207.jpg

19. Elleri Bir Balta gibi Kullanma

Eller sağda kavuşturulur. Her ikisi omuz hizasına kaldırılır (res. 442). Sonra sol kalça hizasına inecekleri çaprazlama bir darbe yaparlar (res. 443). Aynı hareketler solda yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-208.jpg

20. Bir Enerji Çivisini Çekiçleme

Eller sağda kavuşturulur. Gövdenin sağa doğru dönüşü ile desteklenerek, omuz hizasına kalkarlar. Eller, sağ omzun önünde küçük bir dik daire çizerek, iki bedenin arasındaki ayrım çizgisine, ve aşağıya, bel hizasına iner—orada sanki bir enerji çivisini çekiçler (res. 444). Aynı hareketler sol yanda uygulanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-209.jpg

28

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Üçüncü Grup : Dayanma Gücü Oluşturma için Sihirli Geçişler

21. Ener jiyi Bir Yay Biçiminde Kesme

Eller sağ tarafta, kalça kemiğinin kenarına sıkıca bastırılarak kavuşturulur. Sol el, sağ elin üstündedir. Sağ dirsek geriye doğru çıkıntı oluşturmuştur—sol önkol midenin üzerindedir. Kavuşturulmuş eller, bedenin önündeki bölgede sanki ağır bir maddenin içinden geçer gibi, güçlü ve geniş bir darbeyle yay biçiminde enine bir dilimleme hareketi yapar. Eller bir bıçak, kılıç, ya da bedenin önündeki katı bir maddeyi yaran keskin bir araç tutuyormuş gibidir (res. 445). Kol, karın, göğüs, ve sırt kaslarının tümü kullanılmaktadır. Bacak kasları, harekete denge sağlamak üzere gerilmiştir. Sol tarafta eller döndürülür. Sağ el üste çıkıp yönetimi alarak, güçlü bir kesme daha yapılır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-210.jpg

22. Enerjiyi Bir Kılıç Kesmesi ile Biçme

Eller sağ omzun önünde, sol el sağ elin üzerinde olmak üzere kavuşturulur (res. 446). Bileklerin ve kolların güçlü bir sarsılışı ile eller yaklaşık otuz santimetre kadar öne çıkarak kuvvetli bir darbe vurur. Oradan, solda, omuz hizasında bir noktaya doğru kesme yaparlar. Sonuç, sert bir maddeyi kılıçla kesmeyi andıran bir harekettir. Sol tarafta o noktadan sonra kollar dönerek konum değiştirir—bu arada kavuşmuş durumlarını bozmazlar. Sağ el yönetimi alarak üste çıkar; sağ omzun yaklaşık altmış santimetre önündeki bir noktaya bir kesme daha yapar (res. 447).Ellerin başlangıç konumu değiştirilerek, hareketler solda başlar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-211.jpg

23. Enerjiyi Çapraz Bir Kesmeyle Biçme

Kavuşturulmuş eller sağ kulak hizasına kaldırılıp, bedenin önünde bulunan katı bir maddeyi bıçaklamak istermişçesine, ileriye itilir (res. 448).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-212.jpg

Oradan, sol dizkapağının yaklaşık otuz santimetre yanında bir noktaya bir biçme hareketiyle inerler (res. 449). O noktada, eller bileklerden dönerek yer değiştirir—sağ el üste çıkıp yönetimi alır. Ellerin tutar gibi göründüğü kesici araç, sanki soldan sağa doğru biçme yapmadan önce, dizlerin dış çizgisini izleyerek yön değiştiriyormuş gibidir (res.450). Eller yer değiştirir ve bu kez soldan başlanarak tüm sıra tekrarlanır.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-213.jpg

24. Enerjiyi Sağ Omuzdan Sol Dize Taşıma

Kavuşturulmuş eller sağ tarafta, bel hizasında tutulur. Ağır ağır konum değiştirirler; bunu, sol elin baskısıyla tutulan sağ bileğin bu dönüşü ile hafifçe dikleşen alttaki sağ elin desteğinde yaparlar. Eller hızla sağ tarafta, başın üzerinde bir noktaya kaldırılır (res. 451). Dirsekle yönetilerek, büyük bir güçle omuz hizasına indirilirler. Oradan çapraz bir kesme ile, dizkapağının sol tarafından yaklaşık otuz santimetre açıklıkta bir yeri biçerler. Darbe, bileklerin aşağıya doğru hızlı bir dönüşüyle desteklenir (res. 452). Eller dönerek konum değiştirir—tüm sıra bu kez soldan başlanarak tekrar edilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-214.jpg

25. Enerjiyi Dizlerin Yanında Kamçılama

Eller belin sağ yanında kavuşturulur (res. 453). Gövde hafifçe öne eğilirken, eller güçlü bir darbeyle aşağıya, dizlerin hizasına indirilir. Dizlerin önünde sağdan sola doğru bir yay çizer, dizkapağının sol yanına on santimetre uzaklıkta bir noktada dururlar (res. 454). Sonra kavuşturulmuş eller sağ dizin sağ tarafında, beş-altı santimetre açıklıkta bir noktaya güçlü bir şekilde geri çekilirler. Her iki kesme darbesi de, bileklerin kuvvetli şekilde sarsılmasıyla desteklenir.

Aynı hareket belin sol yanında başlanarak uygulanır. Bu sihirli geçişi doğru biçimde uygulayabilmek için, uygulayıcıların kol ve bacak kaslarından ziyade derinlerdeki karın kaslarını çalıştırmaları gereklidir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-215.jpg

26. Enerjiyi Kazma Çubuğu

Kavuşturulmuş eller midenin önünde tutulur; sol el üstte ve yönetimdedir. Sonra midenin önünde, iki bedeni ayıran çizginin üzerinde dik bir konuma getirilirler. Hızlı bir hareketle, aynı çizgiyi izliyormuş gibi başın üzerinde bir noktaya kaldırılırlar. Oradan, sihirli geçişin başladığı yere düz bir çizgi üzerinde bir darbe indirirler (res.455). Eller yer değiştirir, sağ el yönetimi alır, ve hareket tekrarlanır. Don Juan bu harekete enerjiyi bir kazma çubuğuyla harekete geçirme, diyordu.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-216.jpg

27. Büyük Biçme

Kavuşturulmuş eller, harekete belin sağ yanından başlar. Sağ omuz üzerinden, hızla başın üzerine kaldırılırlar (res. 456). Bilekler güç kazanmak için geriye doğru bir sarsılmayla bükülür— sonra, güçlü bir çapraz darbe, bedenin önünde, sanki ince bir tabakayı yarıyormuş gibi enerjiyi biçerek iner. Darbe sol dizin on santimetre solunda bir noktada sona erer (res. 457). Aynı hareket soldan başlanarak yinelenir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-217.jpg

28. Balyoz

Eller, sol elin öncülüğünde, midenin önünde, sol ile sağ bedenleri ayıran dikey çizginin üzerinde kavuşturulur. Avuçlar bir an için dikey konumda tutulur, sonra sağ bedene getirilir, oradan boynun yanında da bir an duraksayıp, ağır bir balyoz tutuluyormuş gibi, başın üzerine çıkarılır. Eller başın üzerinde telaşsız ve güçlü bir şekilde sallanır (res. 458) ve harekete başladıkları noktaya getirilip dururlar; ellerin kendisi sanki tam olarak ağır bir balyozmuş gibidir (res. 459). Eller yer değiştirir—aynı hareketler solda başlar.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-218.jpg

29. Bir Enerji Halkası Kesme

Bu sihirli geçişe başlamak için eller sağ omzun yanında kavuşturulur (res. 460). Sonra dirseği tam uzatmadan sağ kolun gidebildiği yere kadar, ileriye doğru itilirler. Oradan, kavuşturulmuş eller sanki gerçekten kesici bir araç tutuyorlarmış gibi, bedenin genişliğinde bir halkayı sağdan sola üstte, ve öncü olan sol el, halkanın soldaki dönüşüne geldiğinde konum değiştirmelidir; eller birbirinden ayrılmadan halkanın dönüşünde ters çevrilerek sağ eli üste çıkarır ve yönetimi almasını sağlar (res. 461), sonra da halkayı çizmeyi tamamlarlar. Aynı hareketler dizisi, solda ve sağ elin öncülüğünde başlanarak tekrar edilir.


http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-219.jpg http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-220.jpg



30. İleri-Geri Biçme

Eller sağda, sol elin öncülüğünde kavuşturulur. Güçlü bir darbeyle öne, göğsün yaklaşık altmış santimetre önüne doğru itilirler. Sonra, sanki bir kılıç tutuyorlarmış gibi, dirsekleri tam olarak uzatmadan kolların onlara izin verdiği yere kadar sola doğru giderek biçme hareketi yaparlar (res. 462). Orada, eller konumlarını değiştirir. Sağ el yönetimi alır ve bir karşı biçme yapılır; hareket eli gidebildiğince sağa, bu sihirli geçişin başladığı noktanın beş-altı santimetre sağında bir noktaya dek götürür (res. 463). Aynı hareketler dizisi solda, ve sağ elin öncülüğünde başlanarak tekrar edilir.


http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-221.jpg

29

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Altıncı Dizi : Belirli Sihirli Geçişlerle Birlikte Kullanılan Aygıtlar

Daha önce de belirtildiği gibi, eski çağ Meksika’sı şamanları tendon enerjisi, dedikleri güce özel bir önem veriyorlardı. Don Juan’ın dediğine göre, yaşam enerjisinin beden boyunca tendonlar tarafından oluşturulmuş özel bir yol üzerinde hareket ettiğini öne sürmekteydiler.

Don Juan’a tendon derken kastettiği şeyin kasları kemiklere bağlayan doku olup olmadığını sordum.
“Tendon enerjisini nasıl açıklayacağımı bilemiyorum,’’dedi. “Basit olduğu için kullanım yolunu izlemekteyim. Çok ayrıntıya inmezsek, tendon enerjisinin ne olduğunu anlıyorsun, değil mi?”

“Belli belirsiz biçimde, evet, don Juan,” dedim. “Kafamı karıştıran, senin tendon sözcüğünü kemiklerin olmadığı yerlerde, örneğin karın bölgesinde de kullanman.”
“Eski büyücüler,” dedi, “boyundan aşağıya, göğüs ile kollara, ve omurgaya inen derinlerdeki kaslar boyunca devinen bi enerji akımına tendon enerjisi adını verdiler. Göğüs kafesinin kenarından uyluğa kadar giderek üst ve alt batın bölgesini kat ediyor ve oradan ayak parmaklarına uzanıyor.”

“Bu akım başı kapsamıyor mu, don Juan?” diye sordum, hayretler içinde. Bir batılı olarak, bu türden herhangi bir şeyin beyinden kaynaklanacağını bekliyordum.
“Hayır,” dedi, kesin bir ifadeyle, “başı kapsamıyor. Baştan gelen, farklı bi tiir enerji akımıdır; sözünü ettiğim o değil. Büyücülerin en zorlu hünerlerinden biri, en sonunda, başlarının üzerinde yer alan enerjinin merkezinde var olan şey ne ise onu dışarı atıp, bedenlerinin geri kalanındaki tendon enerjisini orayan demirlemeleridir. Ama bu, kusursuz bi başarı örneği. Şu anda elimizde olan, senin örneğinde olduğu gibi, boynun baş ile birleştiği yerde başlayan tendon enerjisinin sıradan durumudur. Bazı durumlarda tendon enerjisi elmacık kemiklerinin altında bi yere kadar yükselebilir; ama asla o noktadan yukarıya çıkamaz.
“Bu enerji,” diye devam etti, don Juan, “daha iyi bi ad bulamadığım için tendon enerjisi, dediğim bu enerji, sonsuzluğa yolculuk eden, ya da etmek isteyenlerin yaşamında dehşetli bi ihtiyaçtır.”

Don Juan, tendon enerjisinden yararlanmada geleneksel başlangıcın, eski çağ Meksika’sı şamalarınca iki yönlü kullanılan birtakım basit aygıtlar ile oluştuğunu söylüyordu. Bunlardan biri, tendon enerjisinin belirli merkezlerinde bir titreşim etkisi yaratmak, ötekiyse aynı merkezler üzerinde bir basınç etkisi oluşturmak içindi. Açıklamasına göre o şamanlar, titreşim etkisinin, hareketsizleşen enerjinin çözülüp serbest kılınması için bir araç olduğunu düşünüyorlardı. İkinci etki olan basıncın ise, enerjiyi yayarak dağıtmak için araç olduğu kabul ediliyordu.

Çağdaş insan için bilişsel bir çelişki gibi görünen bu gerçek— tutulan bir şeyi titreşimin gevşeteceği, basıncın ise onu yayacağı gerçeği—don Juan tarafından derinlemesine vurgulanmıştı; o, öğrencilerine dünyadaki bilişimiz içinde bize doğal görünenlerin enerji akışı söz konusu olduğunda hiçbir şekilde doğal olamayacağını öğretmişti. Günlük yaşamın dünyasında, diyordu, insanoğlu herhangi bir şeyi bir darbe ile ya da basınç uygulayarak kırar, ve titreştirerek yayar. Ancak bir tendon merkezinde takılıp kalmış olan enerji, titreşim yoluyla akışkan kılınmalı, ve sonra basınç uygulanmalı ki akmaya devam edebilsin.

Bedendeki enerji noktalarına bir ön hazırlayıcı olan titreşim uygulamadan, doğrudan bastırma fikri don Juan Matus’u dehşete düşürüyordu. İddiası, sıkışıp kalmış olan enerjinin, üzerine baskı uygulandığında daha da haıeketsizleşeceği idi.

Don Juan öğrencilerini iki basit aygıtla başlatmıştı. Eski çağlardaki şamanların bir çift yuvarlak çakıl taşı, ya da kurumuş tohum kesesi arayıp bulduklarını, ve bunları, belirli aralıklarla tendon yolu üzerinde takılıp kaldığına inandıkları bedenin enerji akışını manipüle etmede destek olacak titreşim ve basınç aygıtları olarak kullandıklarını anlatıyordu. Ancak şaman uygulayıcıların normalde kullandıkları çakıl taşları çok sert, tohum keseleri de fazla kırılgandı. O şamanların ısrarla aradıkları öbür nesneler, sırtüstü yattıklarında karınlarındaki belirli tendon enerjisi bölgelerine koyacakları el büyüklüğünde düz taşlar ya da sert tahta parçalarıydı. Bu bölgelerin ilki göbeğin hemen altında; bir öbürü göbeğin hemen üstünde, bir başkası da güneş sinirağı bölgesindedir. Taşlar ve benzeri nesnelerin kullanımındaki zorluk, bunların yaklaşık vücut ısısına uyacak şekilde ısıtılmaları yahut soğutulmaları gereğidir; üstelik bu nesneler genellikle çok serttirler; kayar ve sabit durmazlar.

Tensegrity uygulayıcıları, eski çağ Meksika’sı şamalılarının aygıtlarına eşdeğer ve çok daha iyi araçlar buldular: bir çift top, ve küçük, yuvarlak, ve yassı bir deri ağırlık. Toplar şamalıların kullandıklarıyla aynı ölçülerde; ama hiç kırılgan değiller; bir seramik alaşımıyla takviye edilmiş Teflon karışımından yapılmışlar. Bu karışım toplara sihirli geçişlerin hedefleriyle tümüyle uyumlu bir ağırlık, sertlik, ve pürüzsüzlük sağlıyor.

Öbür aygıt; deri ağırlık, tendon enerjisi merkezleri üzerinde sıkı bir basınç yaratmak için en ideal araç olarak saptandı. Taşların aksine, bedenin dış çizgilerine uyum sağlayabilecek bir esnekliğe sahip. Deri yüzeyi, ısıtılıp soğutulmaya ihtiyaç göstermeden doğrudan bedenin üzerine konabilmesini mümkün kılıyor. Ancak en dikkate değer özelliği, ağırlığı. Rahatsızlık vermeyecek kadar hafif, ve karındaki merkezlere baskı uygulayarak içsel sessizliği geliştiren belirli birtakım sihirli geçişlere destek olacak kadar da ağır. Don Juan Matus’un dediğine göre, yukarıda belirtilen üç bölgeden herhangi birine yerleştirilen bu ağırlık, kişinin enerji alanlarının bütünlüğünü faaliyete geçirir, ve bu içsel söyleşinin anlık olarak kesilmesi anlamına gelir ki, içsel sessizliğin ilk adımı da budur.

Belirli sihirli geçişlerle birlikte kullanılan çağdaş aygıtlar,
doğalarından ötürü iki bölüme ayrılır.

30

Cvp: 10. Kitap - Sihirli Geçişler

Birinci Bölüm

Bir aygıtın yardımıyla uygulanan sihirli geçişlerin bu ilk bölümü, Teflon toplarla desteklenen on altı sihirli geçişten oluşur. Bunların sekizi sol kol ve bilek üzerinde; öbür sekizi ise karaciğer ile safrakesesi, pankreas ile dalak, burun kemeri, şakaklar, ve başın tepesi üzerindeki noktalarda uygulanır. Eski çağ Meksika’sı büyücüleri, ilk sekiz sihirli geçişi sağ bedenin haksız egemenliği altında bulunan sol bedenin bundan kurtulmasında ilk adım sayıyorlardı.

1. Birinci hareket, sol kolun pazısındaki ana tendonun dış kısmına aittir. O çukur noktaya bir top konup hafif bir baskıyla öne arkaya yuvarlanarak titreşim sağlanır (res. 464, 465).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-222.jpg

2. İkinci harekette, sağ elin çukur avucuna bir top konarak, başparmak tarafından güvenli bir şekilde tutulur (res. 466). Sol bilekten başlanıp, bir el genişliği kadar mesafeye sürülerek götürülen topa sıkı ama hafif bir basınç uygulanır (res. 467). Top, bileğin tendonları ile oluşturulmuş bir kanal üzerinde öne arkaya yuvarlanır (res. 468).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-223.jpg

3. Top, sol önkolda, bilekten bir el genişliği uzaklıkta bir noktaya hafifçe bastırılır (res. 469, 470).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-224.jpg

4. Sağ elin işaretparmağıyla, sol kolun bileğinde, önkol kemiğinin baş kısmı yanında bir noktaya ölçülü bir basınç uygulanır (res. 471). Sağ başparmak eli bileğin içinde sabitler (res. 472), ve arkaya öne hareket ettirir (res. 473, 474).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-225.jpg

5. Top, sol pazıdaki tendonun iç kısmına konarak, hafif bir basınçla titreştirilir (res. 475, 476).
6. Dirseğin arkasında, sol taraftaki çukur noktaya bir titreşim uygulanır. Sol elin ayası çevrilerek o bölgenin azami şekilde açılması için dışa döndürülür (res. 477). Top o nokta üzerinde yuvarlanarak ovuşturulur.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-226.jpg

7. Sol kolun üst kısmının ortasında, kol arkası kasının kemikle birleştiği yerdeki çukur noktaya ölçülü bir basınç uygulanır (res. 478, 479).
8. Sol dirsek keskin biçimde bükülerek öne doğru çevrilir; böylece sol kürek kemiğinin tüm sol bedene tendon enerjisi yaymasını sağlar (res. 480).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-227.jpg

Birinci bölümün öbür sekiz sihirli geçişi bedenin üst kısmına ve üç enerji merkezine aittir: safrakesesi ile karaciğer, pankreas ile dalak, ve baş.
9. Toplar iki elle tutulur, göğüs kafesinin yan kısımlarının hemen altında, karaciğer ile pankreasın yanlarında bastırılır ve derinlemesine yukarıya doğru itilir; ancak bu yalnızca hafif bir basınç uygulanarak yapılır (res. 481). Sonra toplar o bölgelerin üzerinde sıkıca, ama hafif biçimde titreştirilir.

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-228.jpg

10. Sağ elle tutulan top, hafif bir basınçla, kaşların arasında, sinüsün tam üzerindeki bölgeye konur—orada titreştirilir (res. 482).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-229.jpg

11. Her iki top şakaklara konur—hafifçe titreştirilir (res. 483).
12. Sağ elle tutulan top başın tam üzerine konur—orada titreştirilir (res. 484).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-230.jpg

13-16. Aynı dizi tekrarlanır; ancak titreştirmek yerine, toplar aynı enerji merkezlerinin üzerine bastırılır. Bu ikinci grup hareket esnasında, her iki top göğüs kafesinin yanlarına, karaciğer ve pankreasın üzerine basınç yaparlar. Sonra sol elle tutulan top sinüsün üzerindeki bölgeye bastırılır. Her iki top da şakaklar üzerine basınç yaptıktan sonra, sol elle tutulan top başın üzerine bastırılır.

İkinci Bölüm

İkinci bölüm, tendon enerjisinin daha geniş bir bölgesi üzerinde sıkı bir baskı oluşturmak için deri ağırlığın kullanımlarını içerir. Deri ağırlık ile birlikte yapılan iki sihirli geçiş vardır.

Bu iki sihirli geçiş için el hareketleri, burada uygulayıcı ayakta durur konumdayken gösterilmiştir. Bu geçişlerin asıl uygulaması, sırtüstü yatar durumda, ve deri ağırlık göbeğin hemen yukarısında iken; ya da, ağırlığın onların üzerine konması daha rahat ise, göbeğin hemen altında ya da güneş sinirağı bölgesinin yukarısında bulunan karındaki öbür iki nokta seçeneğinden birinin üstündeyken yapılır.

17. Göğüs Çevresindeki Beş Sessizlik Noktası

Her iki elin küçük parmakları göğüs kafesinin kenarlarında, göğüs kemiğinin ucuna yaklaşık beş santimetre mesafede; baş parmaklar da göğüs üzerinde mümkün olduğu kadar yukarıya uzatılmış biçimde yerleştirilir. Kalan üç parmak, başparmak ve küçük parmak arasındaki bölgede eşit aralıklarla yayılmış durumdadır. Her iki elin tüm parmaklarıyla titreştirici bir güç uygulanır (res. 485).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-231.jpg

18. Göğüs Kafesi ile Kalça Kemiğinin Tepesi Arasındaki Orta Noktayı Bastırma

Her iki elin küçük parmağı ve yüzükparmağı kalçaların üzerindedir; bu arada başparmaklar her iki yanda, göğüs kafesinin alt kenarlarında durmaktadır. Bu iki noktaya hafif baskı uygulanır. İşaret parmakları ve ortaparmaklar kalçaların tepesi ile göğüs kafesinin kenarı arasındaki orta noktalara kendiliğinden bastırır (res. 486).

http://tr-castaneda.com/img/sg/tensegrity-232.jpg

-Bitti-