1

Konu: Cleargreen Röportajlar

Cleargreen web sitesinde yayınlanmış röportajlar ve söyleşiler.


İÇİNDEKİLER :

- Mesaj No 2 : Bilinmeyene Yolculuk : Carlos Castaneda ile bir röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 3 : Florinda Donner-Grau, Taisha Abelar & Carol Tiggs ile röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 4 : Sonsuzluk Tiyatrosu™ Renata Murez ve Nyei Murez ile röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 5 : Çoklu Varoluşumuzun Keşfi, Bölüm 1, Renata Murez ve Nyei Murez ile röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 6 : Çoklu Varoluşumuzun Keşfi, Bölüm 2, Renata Murez ve Nyei Murez ile röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 7 : Çoklu Varoluşumuzun Keşfi, Bölüm 3, Renata Murez ve Nyei Murez ile röportaj, TIKLAYINIZ

- Mesaj No 8 : Kaderiniz Sizin Elinizdedir, Nyei Murez, Teo Alfero ve Guilhem Morera ile röportaj, TIKLAYINIZ

2

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Bilinmeyene Yolculuk : Carlos Castaneda ile bir röportaj
Uno Mismo Dergisi, Arjantin ve Şili, 7 Şubat 1997
Daniel Trujillo Rivas

Soru : Bay Castaneda, yıllarca kesin bir kimliksizlikle saklandınız. Bu şartları değiştirmek için sizin ve üç arkadaşınızın, nagual Juan Matus'tan edindiğiniz öğretiyi halk karşısında konuşmasına sebep olan nedir?

CC : Bizi don Juan Matus'un fikirlerini yaymaya zorlayan şey, öğrettiklerini aydınlığa çıkarma ihtiyacıydı. Bizim için, bu daha fazla ertelenemeyecek bir görevdi. Onun diğer üç öğrencisi ve ben, don Juan Matus'un bize tanıştırdığı dünyanın, tüm insan varlıklarının algısı dahilinde olduğu fikrine vardık. Hangi yolun uygun olacağını aramızda tartıştık. Don Juan'nın yolu bizim kimliğimizi saklamayı mı öneriyordu? Bu kabul edilemez bir seçenekti. Diğer geçerli yol ise don Juan'nın fikirlerini yaymaktı: son derece tehlikeli ve zahmetli bir seçimdi, fakat bu, don Juan'nın tüm öğretilerine kattığına inandığımız kıymettin tek seçimiydi.

Soru : Bizlerin otuz yıldır doğrulamakta olduğu savaşçının öngörülemez eylemleri ile ilgili söylediklerinize göre, halka açık olan şu andaki gidişinizin bir yerde sona ereceğini beklemeli miyiz? Nereye kadar?

CC : Bizim için, zamana ait kriterler koymak mümkün değil. Biz don Juan'nın koyduğu temel önermelere göre yaşıyor ve asla onlardan sapmıyoruz. Don Juan Matus bize, kendi söylediklerine göre yaşayan birinin tüyler ürpertici örneğini göstermişti. Ve ben de bunun tüyler ürpertici bir örnek olduğunu söylerim, çünkü bu özenmek için en zor şeydir; yekpare olmak ve aynı zamanda herhangi bir şeyle yüz-yüze gelebilecek kadar esnek olmak. Bu don Juan'nın hayatını yaşadığı yoldur.
Bu temeller çerçevesinde, bir kimsenin olabileceği tek şey kusursuz uzlaştırıcı olmaktır. Kişi, bu kozmik satranç maçındaki oyuncu değildir, basitçe satranç tahtasındaki bir piyondur. Her şeye karar veren şey, büyücülerin niyet veya "Tin" dedikleri kişisel olmayan bir bilinçli enerjidir.

Soru : Kanıtlayabildiğim kadarıyla, ortodoks antropoloji, ve aynı zamanda Kolomb-Öncesi Amerikan mirası iddiasını savunanlar, çalışmalarınızın güvenilirliğini baltalıyorlar. Çalışmalarınızın yalnızca sizin edebi yeteneğinizin sonucu olduğu inancı bugün de devam etmektedir. Aynı zamanda, sizi çifte standart uygulamakla suçlayan başkaları da var, çünkü onlara göre, sizin yaşam şekliniz ve faaliyetleriniz çoğunlukla bir şamandan beklenenin aksidir. Bu şüpheleri nasıl açıklarsınız?

CC : Batılı insanın algılama sistemi bizi ön yargılı fikirlere inanmaya itiyor. Tüm yargılarımızı her zaman önsel (bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı) bir şeye dayandırıyoruz. Örnek olarak, 'ortodoks' fikrinin ne olduğu. Ortodoks antropoloji nedir? Üniversite amfilerinde öğretileni midir? Şamanın davranış tarzı nedir? Başına tüyler takıp ruhlar için dans etmesi mi?
Otuz yıldır, insanlar Carlos Castaneda'yı yazınsal bir karakter yaratmakla suçluyor, çünkü basitçe benim anlattıklarım önsel antropoloji ile aynı fikirde değil – ders sınıflarında belirlenen veya antropoloji çalışmaları alanında çalışılan fikirler değil. Ancak, don Juan'nın bana öğrettikleri, bütünsel eylemler olarak isimlendirilen duruma uygun geliyor, bu şartlar altında, ön yargıda bulunmak çok az veya neredeyse asla ortaya çıkamaz.
Şamanizm konusunda kararlar vermeye kendimi yeterli görmedim, çünkü bunu yapabilmek için şaman dünyasının aktif bir üyesi olmak gerekir. Bir sosyal bilimci, mesela sosyolog diyelim, batı dünyası ile ilgili bir konuda sosyolojik bir karara varması çok kolaydır, çünkü kendisi bir sosyolog olarak batı dünyasının etkin bir üyesidir. Fakat şimdi, son iki yılını diğer kültürleri incelemekle geçiren bir antropolog, onlar için güvenilir bir karara nasıl varabilir? Bir kültürel dünyanın üyeliğini kazanmak yaşam boyu süren bir çabaya gerek duyar. Benim, kadim Meksika şamanlarının dünyasında otuz yıldan fazla çalışmalarım var, buna rağmen samimiyetle diyebilirim ki, bu dünya ile ilgili karar verecek hatta bir şey önerecek kadar bile bu üyeliği kazandığıma inanmıyorum.
Bunu farklı disiplinlerden gelen kişilerle tartıştım ve ortaya koyduğum temelleri hepsinin anladığını ve kabul ettiklerini gördüm. Fakat, daha sonra geriye dönüyorlar ve kabul ettikleri her şeyi unutup, sonuçlarda saçma bir hata yapmış olabilecekleri ihtimalini dahi taşımaksızın, ortodoks akademik prensipleri desteklemeye devam ediyorlar. Öyle görünüyor ki, algılama sistemimiz anlaşılmazdır.

Soru : Neden fotoğrafınızın çekilmesine, sesinizin kaydedilmesine ve hayat hikayenizin bilinmesine izin vermiyorsunuz? Bu durum spiritüel çalışmalarınızı etkiler mi, eğer etkilerse nasıl? Doğruları arayan samimi araştırmacılara, duyurduğunuz yolu takip etmenin gerçekten mümkün olduğunu kanıtlaması açısından,  sizin gerçekte kimler olduğunuzun bilinmesinin, yararlı bir bilgi olacağını düşünmüyor musunuz?

CC : Resim çektirme ve kişisel bilgiler konusunda, ben ve diğer üç çömez don Juan'nın talimatlarını uyguluyor. Don Juan gibi bir şaman için, kişisel bilgileri vermekten kaçınma düşüncesi çok basittir. “Kişisel tarihi” terk etmek bir zorunluluktur. “Ben” den ayrılmak son derece can sıkıcı ve zor bir şeydir. Don Juan gibi şamanların istediği, “ben” in hesaba katılmadığı bir akışkanlık durumunda olmaktır.
Don Juan, fotoğrafların ve kişisel bilgilerin bulunmamasının, bilinçaltı yolu ile etki alanına mutlak bir şekilde herhangi birinin girmesini etkilediğini düşünür. Daima fotoğraf, ses kayıtları ve kişisel bilgileri kullanmaya alıştık, tüm bunlar kişisel önem düşüncesinden fışkırmaktadır. Don Juan, bir şaman hakkında bir şey bilmemenin daha iyi olduğunu söylerdi; bu durumda olunca, bir kişi ile karşılaşmak yerine, sürdürülebilir bir fikirle karşılaşırız. Bu her günkü dünyada olanların tersidir, günlük dünyada psikolojik problemleri olup, fikirleri olmayan kişilerle karşılaşırız, tüm bu insanlar “ben, ben, ben” ile ağzına kadar doludur.

Soru : Bilginin yayılması için, yazınsal işinizin bir bölümünü oluşturan tanıtım ve ticari altyapıyı, takipçilerinizin nasıl yorumlaması gerekir? Cleargreen (Laugan Productions ve Toltek Artists) gibi diğer şirketlerle ilişkiniz gerçekte nasıldır? Ticari bağlamda soruyorum.

CC : İşimin bu evresinde don Juan Matus'un fikirlerini yaymam için beni temsil edecek birilerine ihtiyacım var. Cleargreen bizim işimizle büyük benzerliği olan bir şirket, aynı zamanda Laugan Productions and Toltek Artists de öyle. Don Juan'nın öğretilerini modern dünyaya yayma fikri benim ulaşamayacağım ticari ve sanatsal medyayı kullanmayı içermektedir. Don Juan'nın fikirlerine benzerlikleri olan şirketler olarak, Cleargreen, Laugan Productions ve Toltek Artists, benim yaymak istediklerimi yaymayı sağlama kapasiteleri olan şirketlerdir.
Her zaman, kişisel olmayan şirketlerde, onlara verilen ve kendi ideolojilerine uyarlanan her şeye hakim olma ve dönüştürme eğilimi vardır. Eğer, Cleargreen, Laugan Productions ve Toltek Artists'in samimi ilgisi olmasaydı, don Juan'nın söyledikleri şimdiden başka bir şeye dönüştürülmüş olacaktı.
Soru : Şöhret elde etmek için, şu veya bu şekilde size bağlanan büyük sayıda insan var. Kendi kişisel teorisini üretmektense sizin öğretinizi yorumlayan ve yeniden düzenleyen Victor Sanchez'in çalışmaları hakkında düşünceniz nedir? Ayrıca Ken Eagle Father'in, don Juan tarafından çömezi olarak seçildiğine ve yalnız onun için don Juan'nın geri geldiğine dair iddialarına ne diyorsunuz?

CC : Benim ve garanti ederim ki don Juan'nın da hiç tanımadığı veya hiç karşılaşmadığı birçok kişi kendini, benim veya don Juan'nın talebesi olarak tanıtmaktadır. Don Juan Matus özellikle kendi şaman silsilesinin devamı için ilgilendi. Bugün onun yalnız dört çömezi kaldı. Onunla birlikte giden başkaları da vardı. Don Juan, bilgilerini öğretmeyle ilgilenmedi; onu, silsilenin devamı için çömezlerine öğretti. Çömezlerin de Don Juan'nın silsilesini devam ettirmedikleri gerçeğini göz önüne alırsak, onun dört çömezi fikirleri yaymak için baskı hissetmektedir.
Kendi bilgi yöntemini öğreten bir öğretmenin görüşü bizim bilişim sistemimizin bir parçasıdır, ama bu kadim Meksika şamanlarının bilişsel sisteminin bir parçası değildir. Onlar için öğretmek saçma bir edimdir. Bilgileri silsilenin devamı için aktarmak başka bir konudur.
Birçok kişinin benim veya don Juan'nın adını kullanarak emek harcamadan kendilerine çıkar elde etmeleri basit bir harekettir.

Soru : “Spiritüalite” kelimesinin anlamını göz önünde bulundurursak, insan varlıklarının kendi türlerinin potansiyelini kontrol etme kapasitesine yönelik bilinç durumudur ve birşeyler, psişik, ahlaki ve entelektüel bir eğitim yoluyla, basit hayvansal koşulları aşmamızı sağlıyor. Bu iddiayı kabul ediyor musunuz? Bu bağlam don Juan'nın dünyasıyla nasıl bütünleştirilebilir?

CC : Don Juan Matus için ve ayrıca uygulamacı, aşırı dengeli şaman için, “Spiritüalite” boş bir idealdir, yazınsal kavramları ve şiirsel ifadeleri kapsadığından çok güzel olduğuna inandığımız, temeli olmayan fakat asla bunun ilerisine geçemeyen bir savdır.
Aslında şamanlar don Juan gibi pratik insanlardır. Onlar için yalnızca yağmacı bir evren vardır ki, bu evrende ölümün meydan okuması ve yaşamın ürünü, farkındalık ve zekadır. Don Juan kendisini, bir şamanın yaptığı gibi, sonsuzda bir gezgin olarak göz önünde bulundurur ve bunun için sınırsız pragmatizme, sonsuz dikkate ve “çelik gibi cesarete” ihtiyaç vardır. Tüm bunların görünümünde, don Juan “Spiritüalitenin” her günki dünyada başarılması mümkün olmayan basit bir açıklama, ve gerçek bir davranış tarzı olmadığına, inanıyordu.

Soru : İfade ettiğinize göre, Taisha Abelar, Florinda Donner-Grau ve sizin kitap yazma sebebiniz, don Juan'nın talimatlarının sonucuydu. Bu eylemin hedefi nedir?

CC : Bu hedef don Juan tarafından verildi. Onun öne sürdüğüne göre, kişi bir yazar olmasa bile bunu yapabilir ve yazma işi edebi eserden şamanik eyleme dönüşür. Konuya ve kitabın gelişimine karar veren şey, yazarın zihni değildir, ama daha çok bir kuvvettir ve şamanların "niyet" dediği bu kuvvet, evrenin temeli olarak göz önüne alınır. Her ne olursa olsun, şamanın üretimine karar veren niyettir.
Don Juan'a göre, bir şamanizm uygulayıcısının kendisini uygun bilgilerle dolduracak görevleri ve yükümlülükleri vardı. Samanların işi, kendilerini herşey hakkında bilgilendirmektir ve bunlar aynı zamanda kendi ilgi alanları hakkında olabilir. Şamanik eylem, bilgi alınacak ve yol gösterecek tüm ilgilere yönelmektir. Don Juan şöyle söylerdi "fikirleri düzenleyen kişinin bilgi kaynağı şaman değil, niyettir. Şaman basitçe, kusursuz bir kanaldır." Don Juan için yazma işi, bir görev değil, şamanitsik bir meydan okumadır.

Soru : Yazımsal çalışmalarınız yakın olarak doğulu felsefi öğretilerle ilişkilendirilir ama onlar Meksika yerlileri hakkında genel olarak bilinenlerle çelişmektedir. Bu ikisi arasındaki benzerlikler ve farklar nedir?

CC : Hiçbir fikrim yok. Bunlardan birisi bana öğretilmedi. Benim işim, don Juan'nın bana tanıttığı bilişsel dünyanın fenomenolojik bildirisini yapmaktır. Fenomenolojinin bakış açısından felsefi bir metod olarak, incelenen fenomenle ilişkilendirilmiş iddalarda bulunmak imkânsızdır. Don Juan'nın dünyası uçsuz bucaksız, gizemli ve önceden bilinen alıştırmalar için konforlu değildir; çoğu kişi bunu tanımlayabilir ve bu yalnızca gereksiz bir çabadır.

Soru : Don Juan'nın öğretilerinin, gizemli literatürün bir parçası olduğunu varsayarsak, bu kategorideki diğer öğretiler olan Masonik felsefe, Rosicrucianism, Hermeticism ve diğer bilişler, mesela Tarot, Astroloji, Cabala hakkındaki görüşün nedir? Bunlarla hiç bağlantın oldu mu, yada bu tür düşünürlerle bağlantı kurdun mu?

CC : Tekrar söyleyeyim, hiç bir fikrim yok. Don Juan bize, bilinmeyende yolculuk yapma problemini tanıttı, ve bu bizim tüm çabamızı almaktadır.

Soru : Çalışmalarınızdaki bazı kavramlar olan, birleşim noktası, enerjik lifçikler, inorganik varlıkların dünyası, iz sürmek ve rüya görmek gibi, batı kültüründe karşılıkları var mı? Örnek olarak, birçok kişi insanın parlak bir yumurta görünümünün bir aura ifadesi olduğunu söylüyor.

CC : bildiğim kadarı ile, don Juan'nın öğrettiklerinin hiçbirinin batıda bir karşılığı yok. Bir zamanlar, don Juan halen buradayken, bütün bir yılımı guruların, öğretmenlerin ve bilge insanların yaptıkları işlerin ayrıntılarını arayarak geçirdim. Don Juan'nın söylediği ve yaptığı bir şeyin benzerinin bu dünyada olup olmadığını bilmek istiyordum. Kaynaklarım oldukça kısıtlıydı, ve yalnızca milyonlarca takipçileri olan belirli ustalara ulaşabildim, sonuçta herhangi bir benzerlik bulamadım.

Soru : Kitaplarınızı okuyan okuyucular, Carlos Castaneda'lar arasında farklar buluyor. İlk olarak bulduğumuz, don Juan ve Genaro gibi yaşlı kızılderililerin etkisi altında şaşkına dönmüş beceriksiz bir batılı akademisyen (genel olarak Don Juan'nın Öğretileri, Bir Başka Gerçeklik, Ixtlan Yolculuğu, Erk Öyküleri ve İkinci Erk Çemberi kitaplarında). Daha sonra, şamanizimle ilişkilendirilmiş bir çömez bulduk (Kartalın Armağanı, İçten Gelen Ateş, Sessizliğin Erki, Rüya Görme Sanatı kitaplarında). Bu durumu kabul edecek olursan, birinden diğerine geçiş nasıl ve ne zaman gerçekleşti?

CC : Kendimi bir şaman olarak yada öğretmen veya şamanizmin avantajlı bir öğrencisi olarak düşünmüyorum, ne de bir antropolojist yada batı dünyasının sosyal bilim insanı. Sunmuş olduğum bilgileri, Batı dünyasının bilişsel koşulları altında anlamak imkansızdır. Don Juan'ın bana öğrettiklerini, sebep ve etki terimleri olarak asla açıklayamadım. Onun ne söyleyeceğini veya neler olacağını önceden bilmenin hiçbir yolu yoktur. Bu koşullar altında, bir durumdan diğerine geçiş sübjektiftir ve ayrıntılı, planlanmış birşey değildir, yada bilgelik ürünüde değildir.

Soru : Yazınsal çalışmalarınızda gerçekten inanılmaz olaylar bulunur. Takipçiniz olmayan biri, söylediğiniz tüm bu “başka gerçeklikleri” nasıl doğrulayabilir?

CC : Bu, kişinin yalnızca zihnini değil, tüm bedenini alarak kolaylıkla doğrulanabilir. Don Juan'nın dünyasına, bir amatörün hızlı ve çabuk bilgeliği araması gibi, zihinle giremez yada bir şey kesinlikle doğrulanamaz. Yaptığımız tek şey, çevremizi saran dünyayı daha kapsamlı manada algılamaya müsaade eden yükseltilmiş farkındalık duruma gelmektir. Başka bir değişle, don Juan'nın Şamanizmi, tarihsel karakteristikleri ve günlük algılamayı kırarak bilinmeyeni algılamaktır. Bunun için kendisine sonsuzun gezgini adını takmıştır. Sonsuzluğun, günlük algılamanın ötesine uzandığını iddia etmektedir. Bu karakteristikleri kırmak, yaşamının hedefidir. O, olağan dışı bir şaman olduğundan, tüm dördümüze de bu isteği aşıladı. Bizi zihni aşmaya ve tarihsel karakteristiklerin sınırlarını kırma görüşünü somutlaştırmaya zorladı.

Soru : İnsan varlıklarının temel özelliği, enerji algılayıcısı olmaktır dediniz. Bu doğrultuda birleşim noktasının hareket etmesini zorunluluk olarak referans gösteriyorsunuz. 21. yüzyıl insanı için bu nasıl kullanışlı olabilir? Bu amaca erişmek, kişinin spiritüel gelişimine nasıl yardım eder?

CC : Don Juan gibi şamanlar, tüm insan varlıklarının enerjiyi evrende akış halinde görme kapasitesi olduğunu belirtir. Onlar, insanın enerji küresinin içinde bir birleşim noktası olduğuna inanır. Başka bir deyişle, şamanlar insanı bir enerji olarak algıladıklarında, parlak bir küre görürler. Bu parlak kürede, omuz hizasında ve bir kol boyu geride daha parlak bir nokta görürler. Şamanlar algılamanın bu noktada gerçekleştiğini belirlemiştir; evrende akış halinde olan enerji bu noktada duyusal veriye dönüşür ve bu duyusal veri daha sonra yorumlanır, sonuç olarak günlük yaşam dünyası olarak bize verilir. Şamanlar, yorumlama sistemimizin bizlere öğretildiğini belirlemiştir ve bu yüzden bizlere algılama öğretilir.
Enerjiyi akış halinde algılamanın pragmatik değeri, 21. yüzyıl ve 1. yüzyıl insanı için aynıdır. Bu durum ona kendi limitlerini arttırma ve eylem alanını genişletme imkanı verir. Don Juan şöyle söylemişti "düzenin harikalarını ve evrenin kaosunu direkt olarak görmek sıradışı olurdu."

Soru : Şimdi fiziksel bir çalışma olan Tensegrity'i sunuyorsunuz. Tam olarak ne olduğunu açıklayabilir misiniz? Amacı nedir? Bunu uygulayan bir kişi spiritüel açıdan kazancı ne olacaktır?

CC : Don Juan Matus'un bize öğrettiğine göre, kadim Meksika'da yaşayan şamanlar, sihirli geçişler olarak adlandırdıkları bir dizi hareketler keşfetmişti ve uygulandığında bedene fiziksel ve ruhsal açıdan güçler sağlıyordu.
Don Juan bize demişti ki, bu büyülü geçişler sayesinde, şamanlar tarifsiz bir algılama başarısına ulaşmaya izin veren yükseltilmiş bir farkındalık düzeyine ulaştı.
Nesiller boyunca, büyülü geçişler yalnızca şaman çömezlerine öğretildi. Bu hareketler büyük bir gizlilikle ve karmaşık ritüellerle sarmalandı. Don Juan bunları bu şekilde öğrendi ve dört çömezine bu yolla öğretti.
Bizim amacımız, sihirli geçişler öğretisini isteyen herhangi birinin öğreneceği şekle getirmektir. Bunlara Tensegrity adını verdik, ve don Juan'ın dört çömezi için özel olan bu hareketleri, herkese uygun olan genel hareketlere dönüştürdük.
Tek başına veya toplu olarak, Tensegrity'i uygulamak, sağlığa iyi gelir, canlılık verir ve genel olarak kendini iyi hissetme duygusu yaratır. Don Juan'ın dediğine göre, sihirli geçişleri uygulamak, yükseltilmiş farkındalık ve algılama karakteristiklerini genişletmek için gerekli olan enerjiyi biriktiriyor.

Soru : Sizin üç çömezden başka, seminerlerinize katılanlar başka insanlarla da karşılaştılar, Chamcool'lar, Enerji Takipçileri, Elementler, Mavi İzciler … Bunlar kimdir? Sizin tarafınızdan yönlendirilen yeni nesil görücüler midir? Eğer öyle ise, nasıl biri bu çömez grubunun parçası olabilir?

CC : Bu kişilerden her biri don Juan tarafından tanımlanmış varlıklardır ve silsilenin yöneticisi olarak don Juan bunları beklememizi istedi. Bu görünün bir parçası olarak her birinin geleceğini önceden bize haber verdi. Dört öğrencisinin enerji konumları nedeniyle, don Juan'nın silsilesinin devam edemeyeceği andan itibaren, görevleri, silsileyi sürdürmek yerine eğer mümkünse altın bir taç ile sonlandırmak olarak değişti.
Biz bu talimatları değiştirecek durumda değiliz. Biz don Juan'nın görüleri için ne çömez ne de aktif üye aramıyoruz. Tek yapabileceğimiz şey, niyetin tasarısına razı olmaktır.
Sihirli geçişlerin, bu kadar özenle ve bu kadar çok silsile tarafından korunması, şimdi anlaşıldı ki gerçekten de, birinin dolaylı bir yoldan yapabileceğinin kanıtıdır, Tensegrity çalışmaları ve savaşçının yolu önermelerini takip etmek bu yeni görünün bir parçasıdır.

Soru : Sıklıkla kendime sorduğum bir soru da: savaşçının yolu, diğer disiplinlerde olduğu gibi, çiftler için spiritüel bir çalışma mıdır?

CC : Savaşçının yolu her şeyi ve herkesi kapsar. Tüm bir aile kusursuz savaşçılar olabilir. İşin zorluğu, bireysel ilişkilerin duygusal yatırım temelli oluşunun korkunç gerçeğine yatmaktadır, ve uygulayıcı gerçekte bu uygulamaları öğrendiği anda ilişki çöker. Günlük dünyada, duygusal yatırımlar genellikle sorgulanmaz, ve tüm yaşamımızı karşılık bulmayı bekleyerek geçiririz. Don Juan benim tutucu bir yatırımcı olduğumu ve benim yaşama ve hissetme yolumun basitçe; “Ben yalnızca diğerlerinin bana verdiği kadarını veririm.” olarak tanımlanacağını söyledi.

Soru : Birisinin, sizin kitaplarınızda yaydığınız bilgilerle, olası bir spiritüel gelişme için, çalışmayı arzu etmesi nasıl bir istektir. Don Juan öğretilerini kendi kendilerine uygulamayı isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

CC : Bireysel olarak başarmak için birinin niyeti kusursuz bir niyetse ona sınır koymak mümkün değildir. Don Juan'nın öğretisi spiritüel değil. Bunu tekrarlıyorum çünkü bu soru devamlı olarak gelmektedir. Spiritüalizm fikri savaşçının demir disiplini ile bağdaşmaz. Don Juan gibi bir şaman için en önemli şey uygulama fikridir. Onunla karşılaştığımda, kendimin pratik bir insan olduğumu zannediyordum, tarafsızlık ve uygulamacılık ile dolu bir sosyal bilimci. O, bu iddiamı yıktı ve bir Batılı olarak ne uygulamacı ne de spiritüel biri olmadığımı görmemi sağladı. Anladım ki, “Spiritüel” kelimesini yalnızca günlük yaşamdaki çıkarcı karşıtı olarak tekrarlıyorum. Günlük yaşamdaki ticarilikten uzaklaşmak istiyordum ve bunu yapmak için olan heves “spiritüalizm” dediğim şeydi. Karar anına gelip: spiritüalite derken neyi göz önüne aldığımı tanımladığımda, don Juan'nın haklı olduğunu gördüm. Ne konuda konuştuğumu bilmiyordum.
Söylediğim küstahça gelebilir, ama bunu söylemenin başka yolu yok. Don Juan gibi bir şamanın istediği şey farkındalığı yükseltmektir, bu, tüm insani algılama ihtimalleri ile algılamayı başarmaktır; bu muazzam bir görevi ve bükülmeyen bir amacı içeriyor ki batı dünyasının spiritüalizmi bunun yerine geçemez.

Soru : Güney Amerika insanları, özellikle Şililler hakkında açıklamak istediğiniz birşey var mı? Ayrıca sorularımız için eklemek istediğiniz şeyler var mı?

CC : Ekleyecek birşeyim yok. Tüm insan varlıkları aynı seviyededir. Çömezliğimin başlarında Don Juan, nasıl bir sıradan insan olduğumu görmem için çalıştı. Güney Amerikalı olarak, sosyal reform fikirleri gibi entelkektüel işlere bulaşmıştım. Bir gün don Juan'a sordum, Sonora'nın Yaqui Kızılderililerinin korkunç durumu karşısında nasıl tepkisiz kalabiliyorsun?
Bildiğime göre Yaqui popülasyonunun çoğu tüberkülozdan yakınıyordu ve bu durum ekonomik koşullar yüzünden böyleydi, tedavi olamıyorlardı.
"Evet" dedi don Juan, "bu çok üzücü, ama senin durumunda ayrıca çok üzücü ve eğer sen kendinin Yaqui Kızılderililerinden daha iyi koşullarda olduğuna inanırsan, hata yaparsın. Genel olarak insanlığın durumu korkunç bir kaostur. Hiç kimse bir diğerinden daha iyi durumda değildir. Bizler ölümlü varlıklarız ve bunun anlayamazssak, bizler için hiçbir çare yoktur."
Bu durum, amanların pragmatizminin başka noktasıdır: ölecek olan varlıklar olduğumuzun farkında olmak. Onların söylediğine göre, bunun farkına vardığımız zaman, herşey mümkündür.
(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

3

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Concha Labarta'nın Florinda Donner-Grau, Taisha Abelar & Carol Tiggs ile yaptığı röportaj
(İspanyolca'dan çevrilmiştir, 1 Nisan 1997’de Mas Alla'da yayınlanmıştır.)
Tüm yanıtlar Carol Tiggs, Taisha Abelar ve Florinda Donner-Grau tarafından verilmiştir.

Soru : Carlos Castaneda'nın yanı sıra sizler de don Juan Matus'un ve onun büyücü topluluğunun öğrencileriydiniz. Ne var ki siz yıllarca kendinizi sakladınız, ancak son zamanlarda don Juan'la yaşadığınız çömezliğiniz hakkında konuşmaya karar verdiniz. Bu uzun suskunluk nedendi? Bu değişimin sebebi nedir?

Cevap : Her şeyden önce şunu açıklığa kavuşturmak isteriz ki Carlos Castaneda'nın don Juan Matus diye adlandırdığı kişiyi her birimiz farklı bir isimle tanıdık: Melchior Yaoquizque, John Michael Abelar and Mariano Aureliano. Karışıklık yaratmamak için biz ona eski nagual diyoruz; ihtiyarlık anlamında değil de bizden yaşça büyüklük anlamında baba ya da pir, böylelikle onu yeni nagualdan, Carlos Castaneda'dan ayırmış oluyoruz.
Eski nagualla çömezliğimiz konusunu irdelemek onun bizim için tasarladığı görevin bir parçası değildi. Kendimizi tümüyle saklamamızın nedeni budur.
Carol Tiggs'in 1985 yılında dönüşü hedeflerimize ve gayelerimize tam bir değişim getirdi. Carol geleneksel olarak, çağdaş insan için uzay ve zaman olarak çevrilebilecek, ancak eski Meksika'nın şamanları için farkındalık anlamına gelen bir şeyde bize rehberlik etmekle yükümlüydü. Bu şamanlar farkındalığın karanlık denizi diye adlandırdıkları bir şeyde yolculuk yapmayı tasarlamışlardı.
Geleneksel olarak, Carol Tiggs'in rolü bu geçişi yapmamızda bize rehberlik etmekti. Dönmesiyle birlikte, hemen bizim bu dar görüşlü özel yolculuk hedefimizi çok daha kapsamlı bir şeye dönüştürdü. Kendimizi saklamaya son verip, Eski Meksika'nın şamanlarının sihirli geçişlerini öğretmeye karar vermemizin nedeni budur.

Soru : Don Juan'dan aldığınız eğitim, Carlos Castaneda' nınkine benziyor muydu? Eğer benzemiyorsa, farklılıklar nelerdi? Her biriniz don Juan'ı ve onun kadınlardan ve erkeklerden oluşan topluluğunu nasıl tanımlıyorsunuz?

Cevap : Bize verilen eğitimin Carlos Castaneda'ya verilenle hiçbir benzerliği yoktu, şu basit nedenle ki bizler kadınız. Bizim erkeklerin sahip olmadığı organlarımız var: yum urtalıklar ve dölyatağı, dehşetli önemli organlar. Eski nagualın bize verdiği eğitim sırf eylemden oluşuyordu. Nagualın kadın ve erkeklerden oluşan topluluğunu tanım lamaya gelince, yaşantımızın bu anında söyleyebileceğimiz tek şey onların istisnai varlıklar olduğudur. Şu anda onlar hakkında günlük dünyanın insanları gibi konuşmak boş olur.
Eski nagual dahil on altı kişiydiler, onlar hakkında en azından şunu söyleyebiliriz: hepsi de mükemmel bir canlılık ve gençlik hali içindelerdi. Hepsi yaşlıydı, ama aynı zam anda değillerdi de, hayranlık ya da merak yüzünden, eski naguala bu olağanüstü dinçliklerinin nedeninin ne olduğunu sorduğumuz zaman, bize onları yolun her adımında canlandıran şeyin sonsuzlukla aralarındaki bağ olduğunu söylemişti.

Soru : Pek çok çağdaş psikolojik ve sosyolojik eğilimler erkekle dişiler arasındaki uzaklığa bir son vermeyi savunurken, sizin kitaplarınızda kadınla erkek arasında bilgiyi almaları açısından dikkate değer farklılıklar olduğunu okuduk. Bu konuyu açıklayabilir misiniz? Sizin ve kadın büyücüler olarak deneyimlerinizin Carlos Castaneda'nınkilerden farkı neydi?

Cevap : Eski nagualın kuşağındaki kadın ve erkek büyücüler arasındaki fark dünyadaki en basit şey. Dünyadaki bütün öbür kadınlar gibi, bizim de bir rahmimiz var. Erkeklerden farklı organlarımız var: yumurtalıklar ve dölyatağı, ki büyücülere göre bu organlar kadınların alışılmadık farkındalık alanlarına girmelerini kolaylaştırıyor. Büyücülere göre evrende muazzam bir erk var: kararsız olan, fakat değişmeyen, sürekli, daimi bir erk. Onlar bu erki farkındalık ya da farkındalığın karanlık denizi diye adlandırıyorlar. Büyücüler bütün canlı varlıkların bu erke bağlı olduklarını öne sürüyorlar. Bu birleşme noktasına, birleşim noktası diyorlar. Büyücüler kadınların, bedenlerinin içinde rahmin olması nedeniyle, bu birleşim noktasını yeni bir pozisyona yerleştirme yeteneğine sahip olduklarını iddia ederler.
Şunu da vurgulamak isteriz ki büyücüler her insanın birleşim noktasının aynı yerde bulunduğuna inanırlar: kürek kemiğinin bir metre kadar gerisinde. Büyücüler insanları enerji olarak gördüklerinde, bu noktayı ışıltılı bir top şeklinde bir enerji alanları kümesi olarak algılarlar.
Büyücüler, erkek cinsel organları bedenin dışında olduğu için erkeklerin bu yeteneğe sahip olmadıklarını söylerler. Bu yüzden, büyücülerin enerji durumundaki bu farklılıkları silmeye ya da örtbas etmeye çalışmaları saçma olurdu. Kadın ve erkek büyücülerin sosyal düzendeki davranışlarına baktığımızda da durum hemen hemen aynıdır. Enerji bağlamındaki farklılık kadın ve erkek uygulayıcıların farklı şekilde davranmasına neden olur. Büyücülerin durumunda bu farklılıklar birbirini tamamlayıcıdırlar. Kadın büyücülerin birleşim noktasının yerini değiştirme yetenekleri, erkek büyücülerin daha fazla dayanıklılık ve daha sarsılmaz amaç karakterini taşıyan eylemleri için bir temel oluşturur.

Soru : Kitaplarınızda Florinda Donner-Grau ve Taisha Abelar'ın şamanizm dünyasında iki farklı kategoriyi temsil ettiğini okuduk. Biriniz rüya görücü, ötekiniz ise iz sürücüsünüz. Bunlar cezbedici ve alışılmadık terimler, fakat çoğu insan bunları fark gözetmeden kullanıyor ve kendi açılarından yorumluyor. Böylesi sınıflandırmaların asıl önemi nerede yatmaktadır? İş eyleme geldiğinde, Florinda Donner-Grau'nun bir rüya görücü olmasının, ve Taisha Abelar'ın bir iz sürücü olmasının göstergeleri nelerdir?

Cevap : Yine, önceki sorunuzdaki gibi, aramızdaki fark çok basit, çünkü bu her birimizin enerjisi tarafından belirleniyor.
Florinda Donner-Grau bir rüya görücü, çünkü birleşim noktasının yerini değiştirmek konusunda olağanüstü bir yeteneği var. Büyücülere göre, farkındalığın karanlık deniziyle bağlantı noktamız olan birleşim noktası yer değiştirdiği zaman, yeni bir enerji alanları kümesi, bildiğimiz kümeye benzeyen, fakat her günkü dünya olmayan başka bir dünyayı algılamamızı sağlayacak kadar farklı bir küme bir araya gelir.
Bir iz sürücü olarak Taisha Abelar'ın hüneri de, birleşim noktasını, yeri değiştiği zaman yeni noktada sabitleme yeteneğidir. Birleşim noktasını sabitleme yeteneği olmazsa bu başka dünyanın algılanması gelip geçici olur; bazı sanrılandırıcı maddelerin etkisine benzer bu: bir yığın ipsiz sapsız imge. Büyücüler sanrılandırıcı maddelerin etkisinin birleşim noktasının yerini değiştirmek olduğuna inanırlar, ancak bu değişim çok karman çorman ve geçicidir.

Soru : Son kitaplarınızda, Rüyacı ve Büyü Geçişleri'nde, kabul edilmesi zor kişisel deneyimlerinizden söz ediyorsunuz. Başka dünyalara girmek, bilinmeyende yolculuk etmek, inorganik varlıklarla temasa geçmek, bütün bunlar akla meydan okuyan deneyimler. Bu bizi ya böylesi hikâyelere hiç inanmamaya ya da sizleri iyi ve kötünün ötesinde varlıklar, hastalığın, yaşlılığın ya da ölümün dokunmadığı varlıklar olarak düşünmeye teşvik ediyor. Kadın bir büyücü için günlük gerçeklik nedir? Ve kronolojik zamanda yaşamak sihirli zamanda yaşamaya nasıl uyuyor?

Cevap : Sorunuz, Bayan Labarta, çok soyut ve zorlamalı bir soru. Açık sözlülüğümüzü bağışlayın lütfen. Bizler entelektüel varlıklar değiliz, zihnin gerçekte hiçbir anlamı olmayan sözcüklerle uğraştığı alıştırmalarda yer alamayız. Hiçbirimiz, hiçbir koşul altında, iyinin ve kötünün, hastalığın ya da yaşlılığın ötesinde değiliz.
Bizler eski nagual tarafından insanların iki katogoride olduklarına ikna edildik. Büyük çoğunluğumuz, büyücülerin (alçaltıcı anlam da olduğunu söylemeden geçmeyeyim ) “ölümsüzler” diye adlandırdığı varlıklarız. Öbür kategori ise ölecek olan varlıkların kategorisidir.
Eski nagual bizlere, ölümsüz varlıklar gibi, ölümü asla bir referans noktası olarak almadığımızı, ve bu yüzden de kendimizi, tüm yaşantımızı sözcüklerle, tanımlamalarla, polemiklerle, anlaşmalar ve anlaşmazlıklarla uğraşarak geçirmek gibi akıl almaz bir lükse kaptırdığımızı anlattı.
Öbür kategori ise ölecek olan varlıkların, hiçbir zaman ve hiçbir koşul altında, kendilerini entelektüel savlarda bulunma lüksüne kaptırmayan varlıkların, büyücülerin kategorisiydi. Şayet bizler bir şey isek, o da hiçbir önemi olmayan varlıklar olduğumuzdur. Ve eğer bir şeye sahipsek, o da ölecek olan varlıklar olduğumuza, ve bir gün sonsuzlukla, karşılaşmak zorunda kalacağımıza ilişkin inancımızdır. Bizim hazırlığımız dünyadaki en basit şeydir: günde yirmidört saat sonsuzlukla bu karşılaşmaya hazırlıyoruz kendimizi.
Eski nagual içimizdeki şu lanet ölümsüzlük fikrini ve yaşama karşı kayıtsızlığımızı silmeyi başardı; bizi, ölecek olan varlıklar olarak, yaşamdaki seçeneklerimizi genişletebileceğimize inandırdı. Büyücüler insanların, kendilerini sıradan insanlara dönüştüren ideolojilerden bir kez kurtarınca, artık, muhteşem eylemlerde bulunabilecek ve başarılar kazanabilecek sihirli varlıklara dönüştüklerini öne sürerler.
Gerçekte bizim anlattıklarımız, hepimize, özellikle kadınlara açık olan algı hünerlerine, kendimize ilişkin düşüncelere dalma huyumuz yüzünden es geçtiğimiz hünerlere dair hayret verici tanımlamalardır. Büyücüler, insanlar için var olan tek şeyin BEN, BEN ve sadece BEN olduğunu ileri sürerler. Bu koşullar altında, mümkün olabilecek tek şey, beni ilgilendiren şeydir. Bu doğrultuda kişisel “ben”i ilgilendiren her şey sadece öfkeye ve gücenmeye yol açabilir.

Soru : Bir öğretmenin fiziksel varlığı zorunlu olmayabilir, fakat her halükarda büyük yardımı var. Don Juan ve topluluğunda, size şamanizmin dünyasında rehberlik edecek eğitim aldınız. Bu dünyanın, kişisel bir öğretmenleri olmasa da, herkese açık olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap : Bir anlamda, bir öğretmenin olduğunda ısrar etmek bir hata. Eski nagualın fikrine göre, kendisi bize Ben'in hâkimiyetini kırmamız için yardım ediyordu. Yaptığı şakalar ve o korkunç mizah anlayışıyla, kendimize gülmemizi sağlamayı başardı. Bu anlamda, değişimin, bizimkine benzer bir değişimin, mesela Tensegrity* uygulayarak, özel ya da kişisel bir öğretmene ihtiyaç olmaksızın, herkes için mümkün olduğuna inanıyoruz.
Eski nagual bilgisini öğretmekle ilgilenmiyordu. Asla bir öğretmen ya da guru değildi. Bunlardan biri olmak umurunda bile değildi. Eski nagual kuşağını devam ettirmekle ilgileniyordu. Eğer bize kişisel olarak rehberlik ettiyse, bu onun kuşağını sürdürmemize izin verecek tüm büyücülük öncüllerini bize aşılamak içindi. Bir gün bunu yapma sırasının bize geleceğini umuyordu.
Bizim irademiz ya da onun iradesi dışındaki şartlar, don Juan'ın kuşağının devam etmesini engelleyecek şekilde bir araya geldi. Geleneksel olarak bir büyücülük kuşağının devam etmesi işlevini yerine getiremediğimiz gerçeği karşısında bu bilgiyi açığa vurmak istedik. Tensegrity uygulayanlar herhangi bir şamanistik kuşağı devam ettirmek durumunda olmadıkları için bizim başardıklarımızı başarma olasılıkları var, fakat farklı bir yolla.

Soru : Don Juan Matus'un öğretilerinin en çarpıcı noktalarından biri de alternatif bir ölüm şekli olasılığıdır. Sizin bize söylediğinize göre, don Juan ve grubu bu alternatif ölüme ulaştılar. Onların böyle ortadan kaybolmaları hakkındaki yorumunuz nedir, ne zaman kendilerini farkındalığa dönüştürdüler?

Cevap : Bu çok. basit bir soru gibi görünüyor, ama yanıtlaması oldukça zor. Bizler eski nagualın öğretilerini uyguluyoruz. Bize öyle geliyor ki bu sorunuzla siz ısrarla psikolojik bir doğrulama, çağdaş bilimin açıklamalarına eşit bir açıklama talep ediyorsunuz bizden.
Maalesef size olduğumuzdan farklı bir açıklama yapamayız. Eski nagual ve topluluğu, eğer gerekli disiplinimiz olursa hepimiz için mümkün olan, alternatif bir ölümle öldüler.
Size bütün söyleyebileceğimiz, eski nagual ve grubunun, yaşamı profesyonelce yaşadıklarıdır, şu anlam da ki bütün eylemlerinden, en önemsiz olanlarından bile, sorumluydular, çünkü yaptıkları her şeyin son derece farkındalardı. Bu durumda, alternatif bir ölümle ölmek hiç de abes bir olasılık değil.

Soru : Kendinizi bu son atlayışı karşılamaya hazır hissediyor musunuz? Kişisel olmayan, soğuk ve yırtıcı olarak tanımladığınız bu evrenden ne bekliyorsunuz?

Cevap : Bizim beklediğimiz sonsuz bir uçuş ve bir an için de olsa, beş milyar yıl için de olsa, sonsuzluğa tanık olma olasılığı.

Soru : Carlos Castaneda'nın edebi çalışmalarını okuyan kimi okuyucular onu kitaplarında daha geniş bir tinsel varoluşta bulunmadığı için, hiçbir zaman 'sevgi' gibi sözcükler kullanmadığı sebebiyle kınadılar. Bir savaşçının dünyası gerçekten bu denli soğuk mu? İnsani duygular hissetmiyor musunuz? Yoksa bu duygulara farklı bir anlam mı veriyorsunuz?

Cevap : Evet, bunlara farklı bir anlam veriyoruz ve 'sevgi' ya da 'tinsellik' gibi sözcükler kullanmıyoruz, çünkü eski nagual bizi bunların boş kavramlar olduğuna ikna etti. Sevgi ya da tinselliğin değil, bu iki sözcüğün kullanımının. Onun irdeleme noktası şuydu: eğer gerçekten kendimizi devasa çelişkiler ve sonsuz bencillik içinde yaşama lüksüne sahip olabilen ölümsüz varlıklar olarak düşünürsek, eğer bizim için önemli olan tek şey hemen o anda tatmin olmaksa, sevgiyi ya da tinselliği nasıl hakiki bir şey yapabiliriz ki? Eski nagual için bu kavramlar başarısızdı, cansızdı, hiç kimsenin arka çıkmaya hazırlanmadığı sözcüklerdi. Bu çelişkilerle karşı karşıya kaldığımız her seferinde, bunu insan olarak zayıf olduğumuzu söyleyerek çözdüğümüzü söylerdi.
Eski nagual, genel bir kural olarak, biz insanlara sevmenin hiç öğretilmemiş olduğunu söylerdi. Bize öğretilen sadece özellikle Ben'le ilgili tatmin edici duygular hissetmekti. O sonsuzluğun ulu ve acımasız olduğunu söylerdi ve orada, bize ne kadar hoş görünürse görünsün, temelsiz kavramlar için yer yoktu.

Soru : Öyle görünüyor ki algı yetilerinizi genişletmenin anahtarı sahip olduğumuz enerji miktarında yatıyor ve çağdaş insanın enerjik durumu çok yetersiz. Enerji depolamanın esas öncülü nedir? Bir aileye bakmak, her gün işe gitmek ve toplumsal dünyaya katılmak zorunda olan birisi için mümkün mü bu? Bir de, kitaplarınızdaki en münakaşaya açık noktalardan biri olan, bir enerji toplama yolu olarak bekârlık hakkında ne diyeceksiniz?

Cevap : Eski nagual çoğumuz için bekârlığın tavsiye edildiğini söylemişti. Ahlaki nedenlerden değil, yeterli enerjimiz olmadığı için. Eski nagual nasıl evlilik sıkıntılarının ortasında gebe kalındığını gösterdi bize. Pragmatik bir büyücü olarak o gebeliğin nihai önemi olan bir şey olduğunu iddia ediyordu. Eğer anne gebelik anında orgazm olmamışsa, bunun sonucu onun deyimiyle 'sıkkın bir gebelik'ti. Bu koşullar altında hiç enerji olmazdı. Eski nagual bekârlığı bu koşullar altında gebe kalınmış olanlar için tavsiye ediyordu.
Enerji depolama yolu olarak tavsiye ettiği başka bir şey de kaosa yol açan davranış modellerinin sona erdirilmesiydi. Mesela zihnin sürekli romantik kur yapmayla meşgul olması, günlük yaşamda özün ortaya konulması ve savunulması, aşırı rutinler ve hepsinden önemlisi, müthiş bir ısrarla özün kaygıları üstünde durmak gibi.
Eğer bu noktalarda başarı kazanılırsa, her birimiz zamanı, uzayı ve toplumsal düzeni daha zekice kullanmak için gerekli enerjiye sahip olabiliriz.

Soru : Büyük önemi olduğunu düşündüğünüz Tensegrity'nin sihirli geçişleri don Juan Matus'un dünyasıyla ilgilenen insanlar için yaptığınız en son yardım. Tensegrity bunu uygulayanlara ne getirebilir? Başka bir fiziksel disiplinle eşleşebilir mi bu, yoksa kendine has özellikleri mi var?

Cevap : Tensegrity'nin bunu uygulayanlara getirdiği enerjidir. Tensegrity ile başka bir fiziksel egzersiz sistemi arasındaki fark, Tensegrity'nin niyetinin eski Meksika şamanları tarafından yüklenmiş bir şey olmasıdır. Bu niyet ölecek olan varlığın azat edilmesidir.
(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

4 (Düzenleyen: Sami, Düzenleme tarihi: 2017-04-25 00:59:23)

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Sonsuzluk Tiyatrosu™ Londra'da!
Renata Murez ve Nyei Murez ile bir röportaj,
Carlos Castaneda'nın öğrencileri ile Greg Johnson ve Tomislav Maric'ın röportajı
Eylül 2014

Carlos Castaneda'nın öğretmeni don Juan Matus'un görücü silsilesinden gelen bu evrimsel kavram, 24 ve 25 Kasım'da, İngiltere'deki Tensegrity® seminerinde sunulacak. Sihirli Geçişler® olarak bilinen bu enerji yükseltici hareketlerin modern formu ve don Juan'nın Carlos Castaneda, Florinda Donner-Grau, Taisha Abelar ve Carol Tiggs'e öğrettiği farkındalığı arttırıcı diğer çalışmalar gösterilecek. Don Juan bir nagualdır ve Yaqui Kızılderili görücüdür, yani bir grup kadın ve erkek görücünün lideridir, bu silsile Meksika'da çok eski zamanlarda başlamıştır ve tüm varlıkların birbirleri ile bağını tanıyıp farkındalığı yükseltmek için oluşturulmuş bir bilginin yolu hakkında çalışmalar içerir.

Renata ve Nyei, Cleargreen'nin kuruluşuna katkı sağlamış temsilcileridir, Los Angeles'daki organizasyon don Juan'nın öğrencileri tarafından kurulmuş ve Tensegrity® çalışmaları ile yayınlar olarak desteklenmiştir. Ayrıca 20 yıldır bu evrimsel sanat ile ilgili ögretmenlerinin rehberliğinde kazandıkları bilgilerle, düzenlenen tüm çalışmalarda eş-rehber olarak önderlik etmektedirler. Onlar ve yardımcı takımdan oluşan bir grup, bu sanat hakkında yeni çalışmalar sunmak için Londra'ya gelecekler. Don Juan'nın silsilesinin birimlerinden olan bu yeni çalışmayı bizlere tanıtacaklar: Sonsuzluk Tiyatrosu™.

Bu yazıda Londra'daki Concord Enstitüsü Yöneticisi Greg Johnson ve eğitmen Tomislav Maric tarafından sorulan soruların cevapları vardır.

24 ve 25 Kasım'da yapılacak seminer hakkında :

Soru : Sonsuzluk Tiyatrosu™ nedir? Eski Meksika görücüleri için Sonsuzluk Tiyatrosu™ nasıldı? Günümüzün görücüleri için nasıl?

Nyei : Sonsuzluk Tiyatrosu™ kökenleri binlerce yıl önce don Juan'nın silsilesine dayanan, bazı fiziksel ve enerjik hareketlere sahiptir. Diğer yaşam formlarının farkındalığını çağrıştıran hareket dizilerinden oluşur, mesela, çakal, kelebek, kuş, kabuklular, sürüngenler, ve bunlara benzer canlılar. Kişi bu hareket dizileriyle insani perspektiften anlık olarak uzaklaşır ve diğer canlıların farkındalığına ilişkin kısa bir bakış yakalar. Sonuç olarak, kendi insani formuna ilişkin daha geniş bir görüş alanı yakalar, yani kendini farklı bir açıdan görür. Bu durum, insani ya da kişisel perspektifte dönüşüme sebep olur ve daha az katı, daha az "sınırlıdır"; bundan sonra herşeye yönelik bakış açınızın tek yolu olmadığını anlarsınız. Herşeyin kesin olduğunu bildiğiniz, eski sınırlı bakış açımızdan kurtulmak, sonsuzluk ile bağlatı kurmanızı sağlar.

Renata : Bu durum, günümüzün modern görücülerinin uygulamak istediği ve bizim çok eski geçmiş atalarımıza ait olan, 'şekil değişimini' ya da 'algı değişimini' kolaylaştırır. İnsani kimlik, diğer yaşam formlarından öyle ayrı değildir. Eski zamanlardaki insanlar, kendilerini ayrılmaz bir bütünün bağlantı ağında hissedecek şekilde yaşarmış. Fakat günümüzde 'ayrı olma özelliği' ve birlikte yaşadığımız diğer duyarlı varlıklardan ayrı bir 'kişilik' kimliği oluşmuştur ve şaman görücüler, tekrar bu bütünsel dünyanın gücüne dokunmamızı isterler (günümüzde hala genlerimizde bulunan bir dünya) ve bütünsel birlik konumuna dönmeyi sağlayan bu hareket formlarını uygulamamızı temenni ederler.
Günümüzde bu hareket formlarının aynı etkiye sahip yenilenmiş versiyonları uygulanır – deyim yerindeyse, bu hareketler çakılı kazıklarımızı kökünden söker ve Dünya'ya tepki verme ya da var olma yöntemimiz olan tek kişiliğimizi değiştirir. Bizleri daha akışkan kılar ve daha geniş olanakları algılama yeteneği kazandırır.
Bizlerin günümüzde bildiği şekliyle, bu etki Sonsuzluk Tiyatrosu™'nun niyetidir. Başka sosyal maskeler denememize izin verir veya benimsediğimiz rollere ya da günlük yaşamda sürekli tekrar ettiğimiz sosyal kişiliklerimize yeni bir amaç verir ve eskisinden farklıdır. Bu uygulamayı yaparken, farkındalığımız gelişir ve kişilikler olduğumuz gibi, kendimiz olmayıda öğreniriz, bunun anlamı çeşitliliktir, yani sınırsız olmak gibidir ve bundan sonra, kişisel rollerimiz için mücadele etmenin önemsiz olduğunu anlarız.

Nyei : Birkaç kuşak önce bu tiyatronun modern formu kendi kökenlerine sahipti, nagual Elias ve Amalia bu hareket dizilerini yüzyıllar boyunca sahip olduğu ritüel bağlamdan kurtarmışlar ve böylece kendi doğal enerjimizi toplamak için bize yardımcı olan hareketler olarak sade bir biçime dönüşmüşler. Onların öğrencileri, nagual Julian ve Talia (don Juan'nın öğretmeni), bu hareketlerle ilgili çalışmaları modern tiyatro ve dans şekline getirmişler. Günümüzde Sonsuzluk Tiyatro'su bir çalışma olarak, yaşamını neşeli bir biçimde incelemek için enerjisini toplamak isteyen herkesin kullanımına uygundur.
Seyircilerin önünde veya seyircisiz olarak uygulanabilir. Bir rolü oynarken, o rolün farkındalığında oluruz ve böylece birleşim noktamızın (yönlenme noktamızın) da farkında oluruz, bu sebeple oyuncuların ve seyircilerin algısı değişir.

Renata :  Londra'da yapacağımız çalışma budur. Kendi yaşamlarımızdan olayları oynamak için küçük gruplarla uygulayacağız, belki bir yemek masası sahnesi olur ve sahnelere hareketler serpiştiririz, mesela kelebek ya da balina gibi ve bunların getirdiği farkındalık değişişimi ile genişleyen nefes alışlar yoluyla oyuncu daha farkındalıklı olabilir. Kadın veya erkek oyuncu rolünü oynarken ve sosyal maskesinin olaylarını — bire bir benimsenen tavırları — varsayımları ve ailesine, iş arkadaşlarına ya da kendine yönelik yaptığı yargılamaları tekrar ederken, farkındalıklı biçimde olayları gözlemler. Bu tavırları, yargılamaları ve varsayımları görürken, geçmiş olaylarla ilgili empati oluşturabiliriz ve bakış açımız genişler. Böylece bunu yaptığımız zaman—etkileşim alanını değiştirince — günlük yaşamımızda yeni seçenekler gelişir.

Nyei : Bu uygulama muazzam miktarda enerjiyi serbest bırakır. Carlos Castaneda, her gün tonlarca enerjinin "seni" "oluşturmak" için kullanıldığını söylerdi — sunmak, savunmak, desteklemek ve tekrar oluşturmak için, Jim veya Susan veya her kim şöyle diyaloglar içinde olursa: "Siparişleri göndermedim çünkü senin için bekliyordum." "Buradaki tüm işi ben yaparım." vb.
Sonsuzluk Tiyatrosu™ bağlamında bu sahneleri oynarken, bir değişim yakalayabiliriz: "Siparişleri kontrol etmek için seni aramam gerekiyordu, bunu hissetmiştim." "Gerçekten benim yapamadığım işi yaptıkları için, kız kardeşimi/arkadaşımı/patronumu takdir ediyorum." vb.

Renata : Sanhne tekrar tekrar oynanırken devamlı olarak değişen algının güzel tarafıda, bireysel oluşu ve kişinin içsel görücüsüyle kendi seçeneklerini bulmasıdır — size hiç kimse yapmanız gerekenleri söylemez ya da tavsiye vermez. Bu bir tiyatro oyunu ve kendine özgü Tensegrity® hareketlerinden oluşur, hem de diğer oyuncularla desteklenir. Yardımcı oyuncular, don Juan'nın içsel görücü dediği hissin uyanmasına destek sağlar — sonsuzluk ile içsel bağlantı hattımız. Kişi bu içsel pusulayı takip ettiği zaman, tiyatro oyunu ve yaşamı daha fazla anlam taşır ve daha eğlenceli olur.

Soru : Günlük yaşamda bunu nasıl kullanabiliriz ve nasıl uygularız, bu konuda daha fazla bilgi verebilir misiniz? Ayrıca bununla ilgili pratik örnekler de verebilir misiniz?

Renata : Bunu Sonsuzluk Tiyatrosu™'nda oyun sırasında görebilirsiniz, mesela, ofiste bir toplantı masasında bulunduğunuz sahneyi oynarken olabilir. Can sıkıcı ve uğraştırıcı bir toplantıyı umarak odaya girdiğinizi farkedebilirsiniz. Hatta bu senaryoyu önce zihninizde oynayabilirsiniz ve bu tür kafa patlatan senaryolarda diğer kişilerin (ve sizin) yapacağı ve söyleyeceği beklenen bazı kontrollü ya da şaçma şeyleri bulursunuz. Odaya girdiğiniz zaman, nefes alışınız kısadır, omuzlarınız ve çeneniz gergindir — tıkanmış durumdasınızdır. Hiç şaşırtıcı değildir ki, eskiden tekrar böyle karşıladığınız sıkıcı ve kısıtlayıcı toplantı vardı ve siz sadece buna katlanıp, aynı yargılamalarla oradan ayrıldınız, bunlar oradaki kişilerle ilgili (ve kendinizle) ve toplantıya girerken yaptığınız yargılamalardır. Böylece çok fazla başarı sağlanmamıştır.
Bu durumu değiştirin, nefes alışınızı değiştirin, hareketi dönüşüm niyetiyle uygulayın, yeni bir eylem kazanın ve başlatın, içsel görücünüzden ilham alın ve bu sahneyi tekrar oynayın, aynı zamanda yanınızda bulunan kişileri farkedebilirsiniz ve bu kişileri inatçı fikirleri yüzünden yargılamıştınız, basitçe ondan işittiğiniz fikirleri anlamak isteyin — o konuşurken sizde onu dinleyin ve uygun soruları sorun, tüm bunlar olurken nefes alıp verin ve o kişinin fikirleri daha az katı olur, planlarını ayarlamaya isteklidir; veya onun planlarında hoşunuza giden şeyler görürsünüz.
Daha sonra tekrar bir hareket ile değişin, yeni bir niyet kazanın, sahnenizin başka zamanda gerçekleşen senaryosunu oynayın ve diğer kişilere dikkatinizi verince onlarında size dikkatlerini verdiğini farkedebilirsiniz. Sonra hareket edin, tekrar yeni bir dürtü bulun ve şunu farkedin, eğer bilinçli ve niyetli bir eylem kazanırsanız, toplantınız daha verimli olabiliyor.
Kişisel tarihimizi ve sosyal maskelerimizi bilmenin ortaya çıkardığı bir diğer konu da, kendimiz hakkındaki tanımın tümü olmadığımızdır. Bizler yıldızlardan gelen varlıklarız – sadece bedenimizin ve DNA'mızın karbon elementleri değiliz, ayrıca enerjik bir boyuta da sahibiz. Birikmiş kişisel tarihimizi ve sosyal maskelerimizi kullanırken, aynı zamanda bu harika döngüsel yeryüzünde sadece gezginler olduğumuzu, fiziksel, duygusal, zihinsel ve enerjik seviyede bilmek, onları hızlıca bırakmamıza ve algılamayı, deneyimlemeyi ve yaşamayı sağlayan özümüze daha kısa sürede ulaşmamıza imkân verir.
Bunlar Sonsuzluk Tiyatrosu™'nun başlıca etkileridir ve şöyle bir soruya cevap aradığımız önemidir: "Eğer bu kadar farklı roller oynayabiliyorsam, benim gerçek özüm hangisidir?" Muhtemel cevabı: "Hiçbiri!" veya "Hepsi!" ve kısacık yaşamı olan en mükemmel sahne ya da tüm bunların tiyatrosu! Shakespeare'in ebedi sözlerindeki gibi–

Bütün dünya bir sahnedir,
Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu:
Girerler ve çıkarlar;
Bir kişi bir çok rolü birden oynar...

Soru : Don Juan'nın öğrencilerinin kitaplarında, bu sanatı veya uygulamayı örnekleyen, hatırladığınız öyküler var mı?

Nyei : Evet – don Juan'nın velinimeti nagual Julian günlük yaşamda çömezleriyle etkileşimlerinde oynadığı tiyatro sahneleriyle bunu öğretmiş. Onlara öğretmek istediği derslerle karşılaştırmak için, devamlı olarak senaryolar ayarlamış veya roller oynamış. Örnek olarak: Don Juan'ı "Tin ile karşılaştırmak" istediği zaman, bir eğlence organize etmiş. Bunun için nehir kenarındaki yüksek bir uçurum kenarına tüm çömezlerini ve kasabadaki insanları davet etmiş. Herkes ziyafet, dans ve espiriler eşliğinde eğleniyormuş. Nagual Julian eğlencenin ortasında bir anda, don Juan için "Tin ile kaşılaşma" zamanı geldiğini bildirmiş ve bunu hiçbir uyarıda bulunmaksızın yapmış. Daha sonra nagual Julian, don Juan'ı kaldırıp uçurumun kenarından nehre atmış ve arkasından "bu nehre kızıp öfkelenme" diye bağırmış. Bu olay sonucunda don Juan enerji bedeninin farkına varmış — enerjiden oluşan ikiz bedeni(çift), onun sonsuzluk ile bağlantısı. Bu sefer don Juan yaşamındaki diğer olaylarla ve engellerle kavgaya tutuştuğu gibi,  nehirle kavga edememiş. Sonuç olarak bu duruma boyun eğmiş ve kendini hem nehirde yüzen, hem de nehir kenarında koşan enerjik çift(enerjik bileşen) olarak görmüş. Nagual Julian'nın ona göstermeyi amaçladığı şeyi anlamış ve şununla birlikte: Yaşamının akışıyla kavga etmeyi bırakınca, deyim yerindeyse, bir başka gerçeklik onun için ulaşılabilir olmuş.
Carlos Castaneda'nın söylediği gibi, günlük yaşamımız tiyatrodur. Merak edilen soru da — biz bu tiyatroda oyuncu olabilirmiyiz, bilinçli bir parça olarak — kusursuzca olabiliriz, yani doğruluk ve bütünlük içinde kalarak, yolumuza neler çıktığı önemli değildir. Dünya tiyatrosunun veya İngiltere'deki tiyatronun çıkış noktası Yunan théātron'udur, yani anlamı, seyretme mekânıdır. Nagual Julian devamlı olarak öğrencilerinin bir şeyler görmesini veya öğrenmesini sağlayacak senaryolar yaratmış ya da bulmuş. Don Juan'da kendi yöntemini bu şekilde uygulamış, bizim öğretmenlerimize uyguladığı gibi. Yaşamımızda devamlı olarak kendi fikirlerimizi bırakmak zorunda olduğumuz durumlarla karşılaşırız ve başarıya ulaşmak için başka roller oynamak zorunda kalırız.
Kendi durumumda, her zaman "dâhi" rolünü oynama girişimlerimin üstesinden gelmem gerekiyordu. Carlos Castaneda bu durumu ortaya çıkarma konusunda çok kararlıydı. Herkesin önünde, "Merhaba Nyei! Dâhi bügün ne durumda acaba?" diye söylerdi. Buna bir an gülerdim ve anlamaya başlardım, sonrada yaptığım şeyi farkedip, odadaki en zeki kişi gibi davranmayı bırakırdım. Çalışmalarda rehberlik etme görevimde etkili olmak için, bu durumu dizginlemem gerekiyordu ve dinlemeyi öğrenmek zorundaydım. Diğer rolleri oynamayı...

Renata : Benim durumumda ise, mağdur duruma düşen kahraman rolünü oynama girişimlerimin üstesinden gelmem gerekiyordu. Bu değişimi gerçekleştirmek için, sadece Sihirli Geçişler®'in uygulanması değil, ayrıca tiyatro okuluna katılmam tavsiye edildi. Sonuçta bu uydurma kişiliğimi silmek için yaptığım şey sadece bu oluşmuştu ve mağdur kahraman rolünü oynadıktan birkaç yıl sonra – İhtiras Tramvayı'ndan Blanche Dubois, Saint Joan'dan Joan, Sırça Hayvan Koleksiyonu'ndan Laura – bu roller benimle tanımlanmış rollerdi, akıl hastanesine götürülmüş, cezalandırılmış ya da sevgisiz bırakılmış muzaffer kadınlar ve bunların başarısına göre karakter değişimlerini uygun buldum. Rolleri benimkine çok yakın oynayıp ve sonra da bunların dışına çıkınca kendime güldüm, aynı rollerde tekrar tekrar bulunan oyuncuydum. Hem Oyunculuk sanatımdaki hem de yaşamımdaki algı noktam gevşedi: Yeni roller için istek duymaya ve onları benimsemeye başlamıştım.

Soru : Seminerden sonraki gün, Stonehenge anıtlarına bir gezi var. Sonsuzluk Tiyatrosu™ ve seminerin bu anıt gezisi ile bağlantısı nasıldır?

Nyei : Bu bizim yaşamımızın nereden geldiğini hatırlatır — içsel sessizliğin deneyimlere ve doğanın güçleriyle uyum içinde yaşamaya imkân verdiği bir medeniyet tarafından inşa edilmiş yapılar; oraya kurulmuş yapıların muazzam titreşimli doğası hissedilebilir — bu monolitlerin uğultusu, yeryüzü ve yıldızlar arasında köprü oluşu, onların döngülerine ve mevsimlerine saygısı hissedilebilir. Bizler kendimizi bu döngülerle ve yaşamdaki rollerimizi üstlenerek değiştiririz — çocuk, kardeş, ebeveyn ve yaşlı bilgeye dönüşürüz — ve bunların sayesinde farkındalığımız gelişir.

Cleargreen, Tensegrity®, vb. hakkında :

Soru : Cleargreen'nin gelişimine ve geleceğine yönelik bakış açınız nasıldır? Bu yolun niyetsel etkinliği ve kapsayıcılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Renata : Cleargreen'deki görevimiz, Tensegrity®'nin evrimini ve gelişimini desteklemektir — don Juan'nın öğrencilerine öğrettiği bilginin modern versiyonu. Tensegrity kelimesi Carlos Castaneda'nın mimar R. Buckminster Fuller'den alıntı yaptığı bir sözcüktür; bu kelime gerginlik ve bütünlüğün birleşimidir, doğadaki tensegrity yapılarını bir arada tutan güçlerdir, mesela bir ağaç ya da mimari bir yapıdaki kubbe. Bu yapıların tüm parçaları birlikte çalışır ve uyum gösterir, yani herhangi bir dışsal basınç karşısında bütünlük içinde durur. Topluluklar da bu şekilde çalışır — bütünlük içinde çalışmamıza imkân veren bir uyum yeteneğimiz vardır.
Bu noktada üzerinde durduğumuz konu, Dünya'daki Tensegrity® topluluklarının Tensegrity® Kolaylaştırıcı Eğitimleri ile desteklenmesidir. Bunlar bölgesel toplulukların farkındalık yükselişlerini destekleyecek şekilde oluşturulmuş küresel bir topluluğun kilit noktasıdır, günlük etkileşimlerde daha canlı, daha bilinçli ve şimdiki anı daha fazla hissetmek için ortak bir çalışmadır. Kolaylaşırıcı kursiyerler bu amaçla Tensegrity® sınıflarına öncülük ederler.

Nyei : Bu yolun niyetsel etkinliği ve kapsayıcılığı bakımından kilit nokta budur: birlikte yaşamak, çalışmak ve rüya görmektir. Bu niyet her birimizin yaşama sanatını mümkün olduğunca amaçlı, bilinçli ve sevinçle uygulamamızdan gelir.

Renata : Yani bu yol, herkesin kendi özüne dönmesine ve bizim modern, hızlı tempolu ve stresli kültürümüzün görmezlikten gelip unuttuğu enerjik doğamıza dönmek için yardım eder. Bu bizim kendi algısal özgürlüğümüze geri dönüşümüzdür.
Sessizlik içinde olduğumuz zaman, enerji bedenimiz ulaşılabilir durumda olur; ve bu konumda etrafımızı algıladığımızda, otomobillerden, binalardan ve günlük işlerin daha fazlasını görürüz. Enerjisel beden yoluyla, kişisel tarihimizle tanımlanmış sıradan algımızın ötesine uzanabiliriz.

Nyei : Büyük ihtimalle şunu algılayabiliriz; penceremizin önündeki ağacın bizden su istediğini veya sevgi gönderdiğini; veya iş yerinde tiran ve zorba diye etiketlediğimiz patronumuzun, aslında kendimize çok benzediğini görebiliriz. Dahası, ayaklarımızla yeri hissettiğimiz zaman, şimdiki anda bulunuruz; şöyle ki, Güneş ışığını solukla içimize çektiğimiz anda ruh halimiz canlanır.

Renata : İşte bu Tensegrity®'nin sihridir — uygulayıcıların şamanik prensipleri günlük yaşamı geliştirmek için kullanabilmesini ifade eder. Don Juan Carlos Castaneda'ya şöyle söylemiştir, "Kendi zamanında ol."
Yani özgürlük, sizin şimdi ve burada, bu modern dünyada, yaşadığınız şehirde, ailenizle, işinizle, kısaca içinde bulunduğunuz koşullarda uyguladığınız bir şeydir. Bir kaynaktan yada sonsuzluktan doğduğunuzdan beri, daima sonsuzlukla bağlantı içinde olabilirsiniz, yani nerede olursanız olun farketmez, bir hapishanede veya bir sarayda olabilirsiniz. Eğer bu bağlantı hakında haberiniz varsa, nerede olursanız olun, özgürsünüz. Sizi kim durdurabilir ki?

Soru : Carlos Castaneda ile deneyimlerinizi anlatan bir kitap yazma planınız var mı? Eğer öyleyse, ne zaman yayınlanacak?

Nyei : Evet — gelecek yıl içinde, ögretmenlerimizle yaşadığımız deneyimler hakkında bir kitap yazacağız.

(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

5

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Çoklu Varoluşumuzun Keşfi : Bölüm 1

Konu hakkında Renata Murez ve Nyei Murez'in açıklamalarıdır.
Sorular Avrupalı Tensegrity® Kolaylaştırıcıları tarafından sorulmuştur, Rita Sandau, Ricardo Villanueva Perez, Silke Wolter, Shanti Jamin, Ed de Bruin, Hildert van der Hoeven ve diğerleri.

Bölüm 1, Berlin Semineri hakkında, Kendimizin Çoklu Varoluşunu Keşfetme, 1,2,3 Temmuz 2016


http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/asp-sardar-child-reindeer-768x535.jpg
(Resim: Dukhalı bir çocuk Beyaz ren geyiğine yaslanmış uyuyor. Sornuk Vadisi, Hövsgöl, Moğolistan)


Soru (Rita) : "Çoklu Varoluşumuzun Keşfi" ne anlama gelir?

Bizler çokluyuz. Çağlar boyunca bilinçsel ve biyolojik olarak evrim geçirdik ve süreç devam ediyor, birçok şekiller alıyoruz, birçok yeni davranışa uyum sağlıyoruz ve birçok roller oynuyoruz.
Oluşumlarımız tek hücreli organizmadan, parazitlere, kurtçuklara, yumuşakçalara, kabuklulara, balıklara, amfibilere, sürüngenlere, kuşlara ve memelilere dönüşmektedir. Gelişmekte olan beynimiz, amacı savaşmak ya da kaçmak olan sürüngenden, duygusal ve sezgisel memeli yapısına, insani lisana ve karar vericiye dönüşmüştür.
Ayrıca bilincimiz, sadece doğal çevremizdeki ilişkilerle farkında olduğumuz sessiz bir kişilikten, Dünya'ya sunarak çok fazla özümsediğimiz konuşan ve çözümleyici bir kişiliğe dönüşmektedir.
Zaman boyunca bu düzenli ilerleyişle, bir anlamda, biz hayvanlar — insanlar ve insan olmayanlar — hiçbir şey kaybetmiyoruz veya bir şeyleri yenilemiyoruz. Zaten var olan şeyleri sadece ekliyoruz. Bir şeylere sahip oluyoruz. İlginçtir ki, bilim şu anda ontojeni (bir organizmanın rahimdeki gelişimi) konusunda bilgiler vermektedir ve filojeni (organizma türlerinin evrim gelişimi) hakkındaki bilgileri tekrarlamaktadır; insan varlıkları, yani bizler rahimde evrimsel aşamalardan geçiyoruz!
Bilincimiz ve bedenimiz, sonsuz olanakların sahipsiz bir hazinesidir, geçmişimizin sınırsız enginliğinden doğup, şimdi ve gelecekte yeni bir sınırsız enginliğin içine doğmak için bekleyişini sürdürür.
Yapılacak olan bu seminerde, çoklu varoluş alanlarına dalış yapacağız ve kadim büyücüler bunu bizden önce yaptılar, kendimiz ve diğerleri için daha iyi bir yaşam sağlayacak armağanlar üreteceğiz.

Soru (Silke) : Çoklu varoluşumuzun keşfinde destek olması için rehber hayvanlar ile nasıl bağlantı kurabiliriz?

Bizlere verilmiş olan doğa çokludur — çocukken bunu çok iyi biliyorduk — birçok farklı hayvan ve insan rollerini benimseyip oynardık — tavşan, kurt, aslan, kelebek gibi hareket ederdik veya öğretmen, doktor, kral, maceraperest, süper kahraman, vb. taklidi yapardık.
Çocuklar gibi veya ilk insan atalarımızın olduğu gibi sessiz ve akışkan olmak kolaydı. Çevremizde bizler için kullanışlı olan birçok rolü benimserdik. Fakat zamanla yetişkinler gibi olgunlaşırken, çoğumuz belli rolleri desteklemeyi öğrendik — "Ben zeki biriyim," ya da "yardımsever biriyim," "liderim," ya da "takipçiyim," veya "yardıma ihtiyacı olmayan bağımsız biriyim". Fakat bu kimliklerin dışına çıkmayı teklif edersek, çoğumuz ne yapacağımızı bilmiyoruz!
Hatta yaşamımızın farklı zamanlarında, çeşitli roller oynamak amacıyla isimlendiriliriz. Bir grubun, ailenin ya da topluluğun işlevsel, becerikli ve yaratıcı bir üyesi olmak için, uyumsal kapasitemizi yeniden düzenlememiz gerekir. Genelde yaptığımız şeyleri yapmayı kesebilmemiz gerekmektedir (yapmama).
Atalarımız binlerce yıl boyunca sadece bunu yaptılar. Doğa ile uyumlu olarak, kendi çoklu olanaklarını hatırlamak ve daha dolgun yaşamak için rehber hayvanların kendilerine destek olmasına izin verdiler. Meksika'da eski zamanlarından kalma, kartal veya jaguar savaşçılarının heykellerini görebiliriz. Bunun yanında Avrupa, Sibirya ve Dünya'nın birçok bölgesinde, geyik boynuzu takmış kadın ve erkek tasvirleri görürüz. Hayvan dostlarımızla bu bağlantılar yoluyla kutsal ilişkiler deneyimlediler ve hatta içsel olarak kutsal olan armağanlar edindiler. Ayrıca bu etkileşimler, tüm varoluş kökenlerini ve Tin ile bağlantılarını hatırlaması için atalarımıza yardımcı oldu. Böylece tüm bu deneyimlerin ürünlerini kendi günlük yaşamlarına ve kararlarına aktardılar.
Etrafımızdaki tüm bu yaşam ve hayvanlar ile birlikteliğimizin olması sebebiyle, biz modern insanlar da aynısını yapabiliriz. Rehber hayvanların yardımıyla, bizler de içimizdeki bilgeliği bulabilir ve geri kazanabiliriz. Böylece daha bağlantıda olarak ve daha gelişmiş bir hayat yaşarız.

Bölüm 2 : Bir rehber hayvan ile nasıl bağlantı kurarız ve günlük yaşamda bize nasıl destek olurlar? TIKLAYINIZ

(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

6

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Çoklu Varoluşumuzun Keşfi : Bölüm 2

Konu hakkında Renata Murez ve Nyei Murez'in açıklamalarıdır.
Sorular Avrupalı Tensegrity® Kolaylaştırıcıları tarafından sorulmuştur, Rita Sandau, Ricardo Villanueva Perez, Silke Wolter, Shanti Jamin, Ed de Bruin, Hildert van der Hoeven ve diğerleri.

Bölüm 2, Berlin Semineri hakkında, Kendimizin Çoklu Varoluşunu Keşfetme, 1,2,3 Temmuz 2016

(Okumadıysanız Bkz. : Çoklu Varoluşumuzun Keşfi : Bölüm 1, TIKLAYINIZ)

http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/teo_with_trio.jpg
(Resim: Teo Alfero, Kurt Bağlantısı Oluşturucu ve Katılımcı Tensegrity® Eğitmeni. California, Acton'da Kurt Bağlatısının Wayo, Tala, Zimba ve Moonshadow Temsilcisi ve Soylarından.)

Soru (Shanti) : Rehber hayvanımızı nasıl buluruz?

Renata : Rehber hayvanımız birçok yoldan bizi bulur. Yaşamımızda çeşitli şekillerde belirirler ve tekrar tekrar görünebilirler – fiziksel, sembolik ve rüyalarımızın alanında.
Eski uygarlıklar için bu durum aynıydı. Bulundukları ortamın kontrolünde olmadıklarını biliyorlardı. Böylece kavrayış, bilinçlilik artışı, bilgelik ve yön için doğal Dünya'ya ve hayvan dostlarına başvurdular.
Dünya Ana'dan ve onun çocukları olan 'kurt kardeş', 'somon kardeş', 'kuzgun baba' ve 'örümcek büyükanne'den mükemmel dersler aldılar. Hayvanlar onların insan ailesinin uzantısıydı veya insan aileleri, hayvan dünyasının uzantısı oldu.
Ayrıca potansiyel rehber hayvanlar, bir bebeğin doğumunda görülebilirdi, birçok kültürde hâlâ uygulandığı gibi, bir çocuğun geliş töreninde ve/veya yaşamlarının herhangi bir aşamasında veya rüyalarında da farkedilebilirdi.
Bu geleneklerin yansıması sonucu, günümüzün çeşitli yöntemleriyle rehber hayvanları buluruz. Bazılarını meditasyon eşliğinde bulabiliriz; bazılarını günlük olarak dikkatimizi tekrar tekrar çeken hayvanları gözlemleyerek bulabiliriz ve bazılarını da rüyalarımızdaki hayvanları hatırlayarak bulabiliriz. Yapılacak olan seminerde, bu yöntemlerin bir karışımı yoluyla, kendimizinkine odaklanacağız.

Nyei : Tensegrity® çalışmaya başladığım zamanlarda, yaşadığım çevrede çakallar görmeye başlamıştım. Bu durumu Carlos Castaneda'ya anlattım. "Onların neler yaptığını izle ve onları gördüğün zaman hissettiğin duyguların farkında ol." dedi.
Bir gece evimin arkasındaki bahçeye çıktığımda bir çift çakal gördüm, bahçenin kenarındaki kayaların arkasından bakıyorlardı ve gözleri ışıltılı bir şekilde parlıyordu. Bir merak duygusu hissettim fakat gözlerimi açık tutup izlemem gerekiyordu. Tam o anda yukarı baktım ve kayan bir yıldız gördüm! Sonraki sabah, bu merak duygusu içinde ve "gözler açık" konumdaydım ve bir ilan panosunda bir piyanistin birlikte çalmak için insanlar aradığını yazan ilanını gördüm — bu piyanist sadece, bir müzik projesinde birlikte çalmak için aradığım kişiydi.
Bu iki çakalı birkaç kez daha gördüm. Adımlarını atarken yaylanır biçimdeki yürüyüşlerine ayak uydurunca, bir yükselme, hafiflik ve yaptıklarım hakkında iyimser bir duygu hissettim.
Çakallar ile oluşturduğum bağlantı, bir ayrıcalık hissi ve anlık olarak paylaşılan bir farkındalık alanına katılma hissi doğurdu, günlük yaşamdan nispeten farklıydı — bir sevgi ve saygı kanalıydı, yolculuk yaptığımız farklı ancak birbirine bağlı dünyaları sessizce kabul etmekti.

Renata : Yaşamımızda yeni çalışmalara ya da alanlara girişirken, farklı rehber hayvanlar farklı zamanlarda bize gelebilir. Bu kanalın sessiz alanına ya da rüya gören uyanık olmanın sessiz alanına giriş yaptığımız zaman, tüm doğal dünya bize rehberlik edebilir.

Soru (Ricardo) : Günlük yaşamda, rehber hayvanlar bize nasıl yardımcı olabilir?

Nyei : Hayvan kelimesi bize bir ipucu verir: Latince 'animale' kelimesinden gelmektedir, "nefes, ruh, hava akışı" ile  yaşam kaynağından çıkan, "nefes alan varlıktır." Yaşayan hayvanlar, bizlerin de ruh ve nefes tarafından canlandırılmış varlıklar olduğumuzu hatırlamamızı sağlar. Onlarla bağlantıdayken, sakinleşip nefes alabiliriz, yeniden bedenimizle, duyularımızla bağlantı kurabiliriz ve ruhumuza karşı duyarlı olabiliriz.
Daha önce hiç ruh halinizi, bir şeyler ya da birileri hakkında sikayet ettiğiniz konumdan, bir hayvanın etrafındaki sadece bir varlık olduğunuzu hissederek, bu şikayetlere güldüğünüz bir konuma kaydırdınız mı? Ya da evinizdeki köpeğinizin veya kedinizin, eve gelen bir misafirin ruh halini ve niyetini nasıl "anladığını" ve buna göre karşılık verdiğini farkettiniz mi?

Renata : Rehber hayvanınızla karşılaşan bir 'Tin' de bunun aynısını yapabilir. Örneğin, eşinizle yaşamınızda daha paylaşımcı olmak istediğinizde, kendiniz için sessizleşecek bir an bulun ve hayvanınız ile tinsel bir formda bağlantı kurun, onun vücut pozisyonuna uyum gösterin – mesela sizin rehberiniz bir panter olursa, sanki dört ayak üstünde yürüyormuş gibi omuzlarınızı öne getirebilirsiniz ve sanki geniş bir alnın altından bakıyormuş gibi başınızı alçaltabilirsiniz ve bir panter gibi uzun uzun nefes alabilirsiniz – ve ona sorun, sizinle birlikte ve rehberiniz olan hayvana: "Günümü daha fazla eşimle geçirmek için nasıl daha rahat hissedebilirim?" ve "Nelerden korkarım?" Yanıt için bekleyin ve sonra aldığınız mesajı eyleme geçirin.

Nyei : Ayrıca bu durumu, uygulamak istediğiniz belli hareketleri yaparken de fark edebilirsiniz. Mesela Kılıç Dişli Kaplan, Yunus, Kelebek formları veya sizin diğer yaşayan varlıklar ile bağlantı oluşturmanızı sağlayacak başka Tensegrity® serileri. Bu formlar da bizim öğreticilerimiz olabilir. Böyle zamanlarda varoluşumuz bize, diğer varlıklar ve onların algılama yöntemleri ile bağlantı kurmamızı söyler.

Soru (Rita) : Cleargreen'nin logosunda yusufçuk böceği var, bunun anlamı nedir?

Nyei : Işıldayan bir enerji küresinin üstünde iki tane yusufçuk böceği var, onların aralarındaki sonsuzluk ve soyuttur. Yusufçuk böceklerinin bükülmez niyetini ve uçmak için tasarlanmış dinazorların soyundan geldiklerini anımsamamızı sağlar, ayrıca bizim kendi tasarılarımıza güvenmemizi ve algılama yeteneklerimizi geliştirmemizi hatırlatırlar!
Bunlar dışında sembol bize, sosyal ve etkileşimli varlıklar olduğumuzu hatırlatır. Diğerleriyle birlikte rüya görmek için, sosyalleşme alanımızda en iyi yönleri kazanabiliriz — insanlar, hayvanlar, bitkiler, yeryüzü, yıldızlar ve diğer ögelerle birlikte — ve varoluşumuza yeni olanaklar kazandırabiliriz. Bunun anlamı; çoklu varoluş görünümlerinin birini kabul edebilmek ve onunla birlikte çalışabilmektir — diğerlerinin bizim davranış tarzlarımızı anlayacağı beklentisinde olmadan, birlikte çalışabilmektir.
Yusufçuk böceklerinin arasındaki küre, bağlayıcı kuvveti simgeler — bu kuvvet, soyut halkayı bir arada tutmaktadır. Ayrıca farklı tür varlıklar bir araya geldiği zaman ortaya çıkan üçüncü yaratıcı öğeyi temsil eder — ve bu yaratıcılık, varlık çeşitliliğinden kaynaklanır. Bu bir etkileşimdir ve tüm varlıkları birleştiren yaratıcı yaşam gücüyle, bu yakıcı coşkuya hizmet etmeye çağırır.

Soru (Shanti) : Duyuruyu okudum ve beni teşvik eden, günlük yaşamda 'yapmamalar' ve rollerimizi değiştirmeyi öğrenecek olmamızdır. Bu tür 'yapmamaları' kendi günlük yaşamımızda nasıl kullanabiliriz; sürekli mesleğimizi veya işimizi değiştiremeyiz, buna göre daha akışkan olmanın herhangi bir yolu var mıdır?

Nyei : Bir dost hayvan ile bağlantı kurmak, 'yapmama' yöntemidir. İşyerinde evraklarla uğraşmak veya uzun bir toplantıya katılmak için tedirgin olmak yerine, bir kelebeğin hafifliğini eylemlerimize nasıl kazandırabiliriz? Bir ilişkiden kaçınmak yerine, etkileşimleri bir yunus gibi rahatça ve sevgiyle nasıl karşılayabiliriz? Elinizde hiçbir seçeneğin olmadığını ve sıkışıp kaldığınızı düşünmek yerine, tepkilerimize ve planlarımıza bir çakalın uyumluluğunu nasıl kazandırabiliriz? Tüm bu küçük değişimler, enerjimizi ve farkındalığımızı yeniden yönlendirmemizi sağlar.

Renata : Yapılacak olan seminerde, bunları kendi kendimize deneyimleme fırsatı yakalayacağız. Rehber hayvanlarımızla birkaç 'yapmama' seansı uyguladıktan sonra, sıradan insanî rollerimiz yerine başka uyumlu rollerde nasıl daha akışkan olabileceğimizi göreceğiz. Keşfedeceğimiz yapmamaların yanında, bilinçli kararlarla eylemde bulunmanın etkilerini göreceğiz. Algımız olağan konumundan kaydığı zaman, diğer rolleri daha kolayca seçebiliriz, tıpkı diğer varlıkların enerjik, canlı, meraklı ve becerikli olduğu gibi.
Seminerin sonunda, çocukken deneyimlediğimiz, algının bu akışkan ve rahat bazı konumlarını tekrar kazanmış olacağız ve rehber hayvanımızla bunlar paylaşılmış olacak, belki bizde Carlos'un don Juan'a sorduğu zaman yakaladığı, anlık kısa bir bilgiye sahip olabiliriz:

Başını, çevreyi gösterircesine döndürerek, “Ben bütün bu şeylerken, kim olduğumu nasıl bilebilirim?”
Don Juan Matus, Ixtlan Yolculuğu'ndan

Bölüm 3 : Çoklu Varoluşumuzun Keşfi, Paralel Yaşamlar, TIKLAYINIZ

(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

7

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Çoklu Varoluşumuzun Keşfi : Bölüm 3
Paralel Yaşamlar

Konu hakkında Renata Murez ve Nyei Murez'in açıklamalarıdır.
Sorular Avrupalı Tensegrity® Kolaylaştırıcıları tarafından sorulmuştur, Rita Sandau, Ricardo Villanueva Perez, Silke Wolter, Shanti Jamin, Ed de Bruin, Hildert van der Hoeven, Paraskevas (Paris) Antoniadis ve diğerleri.

Bölüm 3, Berlin Semineri hakkında, Kendimizin Çoklu Varoluşunu Keşfetme, 1,2,3 Temmuz 2016 ve Seminerin hemen arkasından özel oturum : Paralel Varlıklar, Çoklu Yaşamlar

(Okumadıysanız Bkz. :Çoklu Varoluşumuzun Keşfi, Bölüm 1 ve 2, TIKLAYINIZ)

Soru (Paris) : Şu özel oturum, Paralel Dünya'lar konusu nedir?

Soru (Diğer uygulayıcılardan) : Yaşamların çoklu varoluşu hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz? Ayrıca bunu günlük hayatta nasıl yaşayabilirim?

Renata : Bu sorulara cevap olarak, işte sizin için bazı düşsel örnekler:

Paralel Yaşam İşaretleri


http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/bodiam_castle_south.jpg

Hiç kendi zamanınızın dışında yaşadığınızı hissettiniz mi?

Ortaçağ filmlerini severiz. Ekranda gösterilen şeyler tarafından dikkatimiz çekilir ve donup kalırız. Kadın veya erkek kahraman siz olursunuz; onun sıkıntılarını, kaygılarını, sevinçlerini ve zor durumlarını hissedersiniz; sanki onun çelik zırhını ve kılıcını takmış gibi üstünüzde bir ağırlık hissi veya tül gibi ince elbisesini giymiş gibi hafiflik hissedersiniz. Sanki onun hayatını ve maceralarını onunla birlikte sizde yaşıyormuş gibi hissedersiniz. Filmin sonuna doğru salon ışıkları aydınlanmaya ve seyirciler kalkmaya başlarken, siz de koltuğunuzda gözleriniz kapalı bir şekilde tek başınıza kalırsınız. Ayrılmak istemezsiniz. Bu modern zamandaki karşılığınızı hissedersiniz, bununla yeniden bağlantı kurmak için derin bir özlem duyarsınız, bu sizin eski ve unutulmuş parçanızdır.



http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/gaskellball02282006.jpg

Hiç bilmediğiniz şeylere doğru çekildiğinizi hissettiniz mi?

Örneğin, yaşadığınız sokakta yürürken, daha önce hiç dikkatinizi çekmeyen bir müzik mağazasına doğru, sebebi belli olmayan bir çekilme hissedersiniz ve içeri girip duvarda asılı duran kemanı incelemek istersiniz. Tezgâhtar kemanı size verince, sanki daha önce böyle bir kemanı tutmuş gibi hissedersiniz ve hatta zihninizde bir düşünce, adeta bir anı belirir, bir orkestrada ve Viktoria dönemine ait kıyafetler giymiş seyircilerin önünde, böyle bir kemanı çaldığınızı hatırlarsınız.



http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/rice_farmers_mae_wang_chiang_mai_province-768x395.jpg

Hiç daha önce cesaret edemediğiniz bir şeyi yapmak istediniz mi?

Uzun zamandır bir bahçeniz olmasını istersiniz ama yoğun programınız ve şehirdeki bir apartmanda yaşıyor olmanız buna zaman ve imkân vermez. Böylece, bu düşünceyi gereksizmiş gibi her zaman arka planda tutarsınız. Fakat o unutulmaz. Sonra bir gün, siz ve bazı arkadaşlarınız hafta sonunu geçirmek için bir dağ evi kiralarsınız. Hemen öğleden sonra oraya ulaşıp otomobilden inince, ciğerlerinizi taze havayla doldurursunuz. Eşyalarınızı yerleştirdikten sonra da, etrafta gezmek istersiniz. Çitlerle çevrili bahçelerde birsürü sebze ekilidir ve orada elinizde bir çapayla toprağı çapalarken, Güneş'in altında terlediğinizi hayal ettiğiniz bir görüntü oluşur. Duyularınız birden canlanır: Güneş'in sıcaklığı tam sırtınızın üstünde yoğun bir şekilde hissedilir, sağ omzunuzda bir ağırlık vardır ve içinde tohumlar olan bir çuval taşıdığınızı hayal edersiniz, ufka baktığınızda uzun ve boş arazi boyunca komşu evler gözden kaybolur. Sonra hayal biter ve kendinizi tanımladığınız konuma geri gelirsiniz. Bu hayali arkadaşlarınıza anlatınca, onların çoğu size güler ve belki biri sizi ciddiye alır. Şehre geri gelince, apartmanınızdaki balkonda küçük bir bitki bahçesi kurmaya karar verirsiniz ve bu bitkileri ekip, sulayıp, bakım yaptığınızda, daha önce deneyimlemediğiniz bir sevinç dalgası içinizi kaplar.



http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/1934_terraplane_k-coupe-768x514.jpg

Hiç rüyada kendinizi çok gerçekmiş gibi hissettiğiniz oldu mu?

Bir gece rüya görüyorsunuz... Ağaçlı bir yolda, üstü açık bir otomobille gidiyorsunuz. Saçlarınızın arasından rüzgarın akışını hissediyorsunuz. Etrafınızdaki ağaçların görüntüsü hızlı hızlı akmaktadır. Sonra durup, arabadan iniyorsunuz. Bir anlık tereddütle üstünüzdeki giysilere bakarsınız. Gıcır gıcır beyaz keten bir pantolon ve bilekleri kıvrılmış uzun kollu bir gömlek giymişsiniz, ayağınızda kahverengi tabanlı, beyaz ayakkabıları görüyorsunuz ve sonra görkemli bir malikânenin merdivenlerini çıkıyorsunuz... Rüya yavaşça dağılır ve sonunda kaybolur. Bu rüya hiçbir zaman aklınızdan çıkmaz. Sanki böyle bir yaşamı daha önce yaşamış gibi hissedersiniz.
* * *
Tüm bunlar, sahip olduğunuz paralel bir yaşamın işaretleridir.

(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)

8

Cvp: Cleargreen Röportajlar

Kaderiniz Sizin Elinizdedir


http://www.sessizbilgi.com/dosya/files/2015_italy_caves_of_pertosa-1.jpg
(Resim: Pertosa Mağarası'nda Yeraltı Nehri, ayrıca Meleğin Mağarası diye isimlendirilir)

Yapılacak olan Tensegrity® ve Sonsuzluk Tiyatrosu® Semineri hakkında, Nyei Murez, Teo Alfero ve Guilhem Morera ile röportaj:
Uçuruma Atlayış: Kaderimizin Doğuşu
Paestum, İtalya
6, 7 & 8 Kasım 2015

Zoì Kainosis ve Klara del Drago

Bölüm 1 : İlk bölüm Paestum'da yapılacak bu benzersiz seminerdeki eğitmenler Nyei, Teo ve Jim ile sponsorlarımız, Zoì ve Klara'nın sohbetlerini içerir! Günlük yaşamda, yeni farkındalık alanlarına "atlamak" ne anlama gelir? Yazgı ve kader arasındaki fark nedir?

Bölüm 2 : Efsanevi bir yer olan, Meleğin Mağarasını ziyaretimiz ile ilgili bir söyleşi ve doğa ile nasıl işbirliği yaparız, kaderimize sahip çıkmak için doğa ile bilinçli bir etkileşim bize nasıl destek olur?


Bölüm 1

Soru : Carlos Castaneda, kitaplarında don Juan Matus ile arasında geçen çömezliğini anlatıyor ve don Juan, kadim Meksika'da kökenleri binlerce yıl geçmişe dayanan bir görücü grubunun lideridir, ayrıca yaşamlarının sonunda, uçuruma nihai atlayışları için nasıl hazırlık yaptıkları anlatılmaktadır. Castaneda bu çalışmayı bir adanma ve yaşamsal seçimler gibi tanımlamaktadır. Buna benzer bir başarılı sonuca ulaşmak için, silsilenin modern versiyonu olan Tensegrity®, bizi nasıl hazırlıyor?

Nyei : Uçuruma atlayış ifadesini aydınlığa kavuşturacak olursak, Carlos Castaneda kitaplarında bu durumu, kendi yaşamının sonu olarak değilde, don Juan ile zamanlarının dolması şeklinde tarif etmiştir. İçsel sessizlik ve rüya görme gibi öz farkındalık uygulamaları ile geçen yılların ardından gerçekleştirdiği bir eylemdir — don Juan Matus'un çömezlerine öğrettiği bir sanattır. Don Juan 'nın söylediğine göre, bir çömezin öğrendiği herşey, bazı anlarda normal farkındalıkta ve bazı anlarda yükseltilmiş farkındalıkta öğretilir ve çömez farkındalığını, rüya görme bedeni diye isimlendirilen temel özüne kaydırmak zorundadır. Carlos bu kaydırmayı, bir uçuruma atladığı zaman yaptı — bütünsel olarak vazgeçmiş olmanın bir atlayışı — ve bunun hemen arkasından, don Juan'nın Dünya'dan ayrılışına tanık olmak.

Öğretmenine duyduğu derin sevginin yarattığı bir coşkuyla, her nereye olursa olsun, don Juan ve onun görücü grubuyla birlikte gitmek istedi. Ancak onun zamanı değildi — atlayıştan sonra kendini don Juan'la birlikte veya uçurumun dibinde bulmak yerine, UCLA yakınlarındaki Westwood'da bulunan apartman dairesinde bulmuştur. Bu mühim olay tam bir kaymanın göstergesiydi ve onun için özüne duyduğu güvenin pekişmesiydi — don Juan bunu devamlı sabit olan "ben ben düşüncesi" yerine, "doğru düşünce" diye tanımlamıştır.

Günlük olarak en basit eylemlerde ya da yüzleşmelerde bizim yapabildiğimiz kaymalarda buna benzedir ve yaşamımızdaki daha büyük bir dönüşüm için kendimizi hazırlarız.

İlginçtir ki, don Juan ayrılmadan önce Carlos Castaneda'ya son olarak, "Umarım gerçek sevgiyi bulursun!" diye söylemiş ve el sallayarak, "Ciao!" demiş. Carlos'un uçuruma atlamadan önce duyduğu son sözler bunlardır. Eskiden Carlos daha gençken, don Juan ona, yaşamında ne aradığını sormuş. "Sevgiyi arıyorum, don Juan," diye cevap vermiş deneyimsiz genç Carlos. Don Juan, herkesin koşulsuz bir sevgi istediğini söylemesinin sorun olduğunu belirtmiştir — bu tür bir sevgiyi içten olarak vermeyi ancak bir savaşçı başarır.

Sonuç olarak o uçuruma atlayış, bu tür bir sevginin içine atlayıştır. Sevgi birçok tanıma sahiptir — ailedeki üyeler için, iş arkadaşı için, bir proje için, bir keşif için, bir öğrenim alanı için sevgi gibi — yürek taşıyan bir yol, yüceliğe doğru bir bakıştır.

Ayrıca öğretmenlerimizin — Carlos Castaneda, Florinda Donner-Grau, Taisha Abelar ve Carol Tiggs — ulaşmamız için bizlere rehberlik ettiği konu budur. Tensegrity®, özetleme, içsel sessizlik ve rüya görme uygulamalarını, ayrıca tüm bu uygulamalarla bütünleşen Sonsuzluk Tiyatrosunu® çalışıyoruz. Bunlar bize farkındalık ve enerji kazandırır, ayrıca bu uygulamaların doğuracağı sevgi, günlük etkileşimlerimizde yeni roller canlandırmak için gerekli olan cesareti sağlar. Bazen, bir konferansta bir sunum yapılacağı zaman olduğu gibi, konu hakkındaki sevginize ve seyircilerle paylaşmanın neşesine odaklanmak yerine geçmiş korkularınıza dönebilirsiniz. Bazen de bunu önemsemezsiniz, böylece diğerlerini dinleyebilirsiniz. Basit bir ifadeyle, sabah mutfakta eşinizle yapacağınız bir toplantı, uçuruma bir atlayış olabilir. Eğer hazırlıklı bir şekilde kocanızla veya karınızla görüşebilirseniz, yoğunlaşacağınız hareketi, nefes alışı ve içsel sessizliği çalışmak için önceden vakit ayırıp, daha sevgi dolu bir karşılaşma oluşturabilirsiniz.

Bunun gibi günlük "atlayışlar", daha büyük atlayışlar yapmak için bizi hazırlar, mesela, okuldan mezun olup iş hayatına atılmak veya bir ilişkiye başlamak veya ebeveyn olmak veya sonuncu çocuğumuzuda okula göndermek. Bunlar bizi rüya bedenine bağlar.

Teo : Ayrıca doğa döngülerinin değerini anlamak da, bu bağlantıları kurmamız için yardımcı olur. Biz insan varlıklarının evrimindeki konuşma öncesi zamanlarda, eski çağlardaki atalarımızın rüya görme bedenleriyle olan bağlantısı bizim şuan bulunduğumuz konuma göre daha yakın durumdaymış. İçsel sessizlikte yaşayarak, yeryüzünün döngüsünü, yağmurun gelişini ve muazzam hayvan topluluklarının yaşam akışlarını hissediyorlarmış. Sihirli Geçişler® bu doğayı ve rüya görme bedenini hissetme yeteneklerimizi sürdürmek için bizlere destek olur ve konuşma dilinden farklı bir yöntemle iletişim kurmamızı ve algılamamızı sağlar.

Bunlar don Juan'nın çömezlerine öğrettiği görücü yöntemleridir ve bu yöntemleri günümüzdeki Tensegrity® formları öğretmeye devam ediyor. Bunlar beden ve varoluş farkındalığımıza dönmemiz için destek olur ve yorumlayıcı düşüncelerimize olan bağlılığımızı koparır, böylece tekrar doğal yeteneklerimizi hissedebilir ve onları kazanabiliriz – "doğru düşüncelerimiz" ile organik ve inorganik yaşamla olan bağlantımıza döneriz.

İnsanlar genelde bu deneyimleri tanımlamak için "spiritüel (maneviyat)" kelimesini kullanır. Fakat bunun farkındayız ya da değiliz ama bizler tamamen tinden geliriz ve onunla bir bağlantımız vardır, yani onu doğal bir öğrenim olarak adlandırmayı tercih ederim, bu doğal farkındalık konumumuzun yeniden kazanılma sürecidir. Kendi durumumda, Tensegrity® hareketlerini çalışırken bu konuma ulaşabiliyorum, aynı zamanda kurtlarla ilgilenirken ve genç insanlar Kurt Bağlantısı çiftliğini ziyarete geldiğinde yine ulaşabiliyorum. Kurtlar bu Dünya'da bağ kurmak için doğuştan yeteneğe sahiptir, yemek gelirken hepsi kuyruklarını sallar, ayrıca üstünde durdukları yeryüzüyle, etraflarındaki diğer varlıklarla ve yukarıdaki yıldızlarla bağlantıda olduklarında yine hepsi kuyruklarını sallar.

Guilhem : Evet, bu çok güzel. Ben de insanlarla çalışırken, bu sezgisel sessiz bilgi konumunu hissediyorum. Tensegrity® çalışmaya başlamadan önce, bu tür bir farkındalık benim için sadece belirsiz bir fikirdi, fakat şimdi birkaç yıl çalıştıktan sonra, etrafımdaki yaşam enerjisini hissediyorum ve algılıyorum. Bu konum, özel oturumlarda insanlarla konuşurken ve onlara destek sağlarken, çalışmalarıma yardımcı oluyor. Enerji akışına dikkatimi vererek, konunun özüne nasıl yaklaşmam gerektiğini anlıyorum. Yardım için gelen kişilerin içindeki birşeyleri ortaya çıkarınca, bunu kendi içimde de hissediyorum. Tam bir kabul ediş ve sevgiyle onlara odaklandığım zaman, birçok şey görünür oluyor.

Soru : "Uçuruma atlayış" konusuna ek olarak, Yunan ve Toltek ritüelleri arasında bir benzerlik var mıdır?

Nyei : Atlayış konusunu aydınlığa kavuşturmak gerekirse, bu bir ritüel değildir — çömezlerin dikkatlerini rüya görme bedenlerine kaydırabilmesi için birçok yöntem vardı — ve şimdi bizler için de birçok yöntem var. Önemli olan, rüya bedenimizle yeniden bağlantı kurmamızdır, yani bütünlüğümüzle yeniden bağlantı kurup, bu konumdan kararlar vermektir. Bunu yapabileceğimiz yöntemler sınırsızdır ve günlük yaşamda her zaman karşımızda durur, konuşmanın başında tarif ettiğimiz gibi.

Özümüz ve rüya görme bedenimizle bağlantımız hakkında konuştuğumuzdan bu yana, iki geleneğin ilgilendiği ortak konuyu görmek ilginçtir, bizim insani olarak eksik ya da "bölünmüş" olma hissimiz ve mutlu olmak için bulmamız gereken bir "ruh eşi" veya "ikiz parıltı" vardır.

Yunan geleneğindeki Platon Sempozyumu'nda bir konuşmacı tarafından anlatılan bir öykü vardır, Zeus'a kadar insan varlıkların aslında çift oluşudur, daha sonra Olimpos Dağı'na tırmanma girişimleriyle tehdit edilirler ve ikiye bölünürler. O zamandan beri, her birimiz eksik yarımızı aramaktayız.

Ayrıca kadim Meksika geleneğindeki Popol Vuh, insan varlıkların bölünmüş olmasıyla ilgili benzer bir öyküye sahiptir, çok fazla güçlü olmaları için tanrısal güçleri ile aralarındaki bağ, Tanrılar ya da Yaratıcı tarafından  koparılmıştır. Üstelik kadim Meksika'daki Nahuatl dili, tonalın (tonalli) düalistik kavramını içerir — tonalı bazı bilginler gündüzün ruhu olarak yorumlar — ve bazıları da nagualı gecenin ruhu olarak yorumlar, ayrıca yaşamımız boyunca bize rehberlik eden tinsel bir hayvan ile bağımız şeklinde ifade edilir. Don Juan tonalı, doğumla ortaya çıkıp ölümle biten geçici parçamız olarak tanımlamıştır ve isimlendirebildiğimiz ya da tanımlayabildiğimiz herşeyi kapsar. Nagual ise ebedî ve tanımlayamadığımız parçamızdır. Don Juan özümüzle ilgili olan bu düalistik terimi daha sonra, 'enerji beden' ya da 'rüya görme bedeni' diye isimlendirmiştir.

Carlos bize şunu sorardı: "Ruh eşinizin kim olduğu biliyor musunuz?" Ve biz de cevap için beklerdik — "Aman tanrım, belki Carlos gerçekten benim ruh eşimi bulmuştur — ve belki yakışıklı bir erkek veya güzel bir kadındır..." ve Carlos şöyle söylerdi: "Ruh eşiniz tam burda! O sizin rüya görme bedeniniz!!!! Hayalinizdeki ruh eşiniz sizin rüya bedeninizdir!"

Carlos'un söylediğine göre, insanların tanrılar tarafından — veya bazı koşullar ya da diğer insanlar tarafından — bölünmüş olmasıyla ilgili öyküler devamlı olarak tekrar eder. Ayrıca bütünlüklerini kendilerinin dışında ararlar. Ancak bütünlük yine kendimizdedir — rüya görme bedenimiz. Bu bizim 'eksik yarımızdır.'

Eğer rüya görme bedeniyle bağlantıda olursanız, Carlos'un deyişle, gerçek bir sevgi ilişkisi kurabilirsiniz. Bu bağlantı olmazsa, herhangi biriyle veya birşeyle olan mutluluğunuz uzun sürmeyecektir.

Bütünlük ve rüya görme bedeni arasındaki bağlantıyla ilgili başka bir örnek, Asklepios'la ilişkili gelenekte bulunur, Yunan Mitolojisi'nde tıbbın ve sağlığın tanrısı, yaklaşık olarak M.Ö. 5. yüzyılda başlamıştır. Şifa arayan insanlar, Asklepios'un tapınağına gidermiş ve geceyi orada geçirirmiş. Gece gördükleri rüyaları, tapınaktaki bir papaza anlatırlarmış, bu papaz daha sonra uygun tedavi yöntemini bildirmek için anlatılan rüya yoluyla bilgi alırmış.

Sağlıklı olmanın anlamı bütünlüktür — don Juan'nın silsilesindeki görücüler içinde böyleydi — rüya görme bedenimizle uyumlu olunca, tam ve sağlıklı oluyoruz, ayrıca bu uyumun rüyalarımızdaki ve rüya görme konumundaki farkındalığımızı geliştiren bir etkiside vardır.

Guilhem : "Ruh" kavramının eski Greko-Romen kökenleri de ilginçtir. Tarihi bilimsel çalışmalara merakım var. Farklı bir zamandan geliyorlar ve don Juan'nın silsilesindeki görücülerin Zamanın Çarkı diye isimlendirdikleri farklı bir çizgiden geliyorlar. Kökenleri Greko-Romen olan bizim modern Batı medeniyetimiz, eski çağlardaki insanların başarılarına fazla itibar etmiyor. Hâlbuki Yunanlılar eğitimlerini Mısır'da görmüş. Pisagor, Yunanistan'daki gizemlerle ilgili kendi okulunu açmadan önce, 13 yılını Mısır'daki tapınaklarda geçirmiş. Aynı Meksika'daki Tolteklerin dönemi gibi, eski Mısır ve Mezopotamya'daki bazı bilgileri muhafaza eden insanlar varmış; Toltekler de böyledir, şifacılar, gökbilimciler, takvimlerin sorumluları, kâhinler, mimarlar, rahipler varmış...

Bu iki kültür arasında başka benzerlikler de vardır. Mesela, Mısırlılar ruhsal önem konusunda bu genel kavramlara sahipmiş. Onların inancına göre, ölüm anında kişinin yüreği derecelendirilirmiş ve bir kuş tüyünün ağırlığına eşit olmak zorundaymış, çünkü "Ka" veya ruhun (Tolteklerde rüya görme bedeninin) yolculuğuna devam edebilmesi için gerekliymiş. Aynı kavram Toltek geleneğinde de vardır, insan boş olmak zorundadır, yani kendisi ve diğerleri hakkındaki yargılardan arınmış olmalı ve bitmemiş işleri olmamalıdır. Bu durumu Taisha Abelar, kişinin değerinin sıfır olması şeklinde betimlemişti — ne pozitif ne de negatif, sadece nötr, yansız — ve özgür olmak için kişi kendi yaşamını özetlemeli ya da tekrar gözden geçirmeli ve istenmeyen tüm yargılardan kurtulmalıdır...

Ayrıca eski Yunanlıların tanrılar ve tanrıçalarla ilgili kavramları da buna benzerdir – bu varlıklar görünmezmiş fakat dünyaları etkileme güçleri varmış ve onların çoğu insani özelliklere ve zaaflara sahipmiş, mesela kızgınlık, kıskançlık, şehvet gibi. Bunun yanında eski Meksika kültürleri 'tanrılar' ve 'tanrıçaların' büyük tapınaklarına sahipmiş, ayrıca görünmez dünyalardan gelen dostları ya da inorganik yardımcıları ve rehberleri varmış ve bu varlıklarla başa çıkmak için onların özelliklerine sahip olurlarmış.

Teo : Tanrılarla etkileşimler yoluyla kişinin tanrısal veya tanrısal parça olabilme konusu ile kadim görücülerin bakış açısı olan, görünmez parçamız rüya görme bedinimizle yeniden birleşerek yaşamımızda en iyi özümüze ulaşabilme konusu arasında paralel bağlantılar bulunur. Rüya görme bedenleriyle bütünleşerek, kadim Meksika görücülerinin sergiledikleri farkındalık becerileri ki, adeta tanrısal başarılar olan bu becerilerin efsanelere ve mitlere konu olduğu söylenmektedir. Tek tek her birimiz bu bağlantının enerjik ve genetik bir hatırasına sahibiz ve bu bağlantı gizli bir hazine gibi binlerce yıldır nesilden nesile aktarılmaktadır.

En son İtalya'ya geldiğim zaman Pompeii'yi gezmiştik. Sokaklarda yürürken, aniden bazı anıları hatırlamaya başlamıştım, sokakların kalabalık olduğunu görüyordum ve insanlar her yöne doğru yürüyor, birbirleriyle konuşuyor veya eşyalar taşıyordu. Onları görmeden önce, buradaki yapıların amacını kavrıyordum. Bir şekilde rüya görme bedenimin, buradaki İtalyan atalarımın bir parçasına uzanışıyla bu şehrin önceki halini deneyimliyordum ve rüya bedenim, atalarımdan kalma bu soyumun unutulmuş/gizli/erişilemez parçalarıyla bütünleşmemi sağlamıştı. Ayrıca bu deneyim, içsel kılavuzuma güvenmemi sağlamıştı — rüya görme bedeniyle olan bağlantım — hatta bu konum çalışmalarımda, karımla ve kızımla olan ilişkilerimde ve yaşadığım yerdeki tüm ilişkilerimde faydalı oldu.

Soru : Yunan 'yazgı' kavramı göz önüne alınırsa ve bu kavrama göre tanrıların bazen kişi hakkında acımasızca karar verebileceğini belirtir. Bununla ilgili merak ettiğimiz durum, bu eski çağlardaki kavramın günümüzdeki şekli nasıldır ve modern 'kader' anlayışımızla nasıl bir ilişkisi vardır veya yok mudur?

Nyei : 'Yazgı', Latince kelime olan 'önceden tahmin etme' (prediction) kelimesinden gelir ve bunun kabul edilen anlamı 'farzedilmiş sebep, baskı, prensip veya ilahi sezginin, olayları önceden belirleyen istencidir.' Diğer kavram 'kader', Latince 'tahsis etmek' (destinare) kelimesinden gelir, anlamı 'gelecekte olacakları kontrol etmek için inancı belirlenmiş gizli güç'.

Çalışma arkadaşım ve enerjik kardeşim Renata Murez, bu ikisinin birlikte nasıl çalıştığı ile ilgili, Castaneda'nın açıklamasına ait harika bir öykü anlatır. Renata ile Carlos bir kafede oturuyorlarmış ve Renata sormuş, "Bir sonraki an, ne yapacağın ve nereye gideceğine dair seçimlerini nasıl yapıyorsun?" Carlos sol elini kaldırmış ve sağ işaret parmağı ile sol avuç içine dokunmuş, "Burası benim başladığım yerdir, tam burası, merkezde...  Etrafıma bakarım ve ne görürüm – seçimler, bir yığın seçimler – bu seçimlerin her biri benim beş parmağım tarafından temsil edilir."

"Ve herhangi bir seçim yapmak için, bir tane seçimin yolunda yürümeye başlarım; örneğin, serçe parmağım tarafından temsil edilen seçime bakmak istersem, ona doğru yürümeye, bilgi bulmaya, görüşmelere ve başından sonuna kadar bu yolun neye benzediğini hissetmeye başlarım, tıpkı serçe parmağımın dibinden tepesine gitmek gibi. Eğer yol boyunca, göbeğimde bir gerginlik veya etrafımdaki durumda güvensizlik hissedersem, bu yoldan geri çekilip, avuç içimdeki merkeze dönerim. Sonra sıradaki seçimi denerim, mesela yüzük parmağı gibi. Ve bu seçim sağlam, sınırsız ve enerji dolu hissettirirse, bu yol benim seçimimdir."

Tüm elim – avuç içi ve tüm parmaklar – benim 'yazgım' olabilir, bana Tin tarafından verilen ve sırf müsait olan bir ortamdır. Ama 'kaderimi' seçerim. Bir yolda yürümek için karar veririm. Bu yol parmaklarımdan birisidir ve hepsi değildir, sadece birisidir. Bu benim 'kaderimdir'. 'Kader' 'yazgıdan' gelir – Don Juan ile buluşmak için 'yazgılanmış' olabilirim – ama bu karşılaşma ile yaptıklarım, benim 'kaderimdir' ve bunu azami özenle yaparım, tüm dikkatimi buna veririm ve kaderime doğru yürürken, Tini kendime yakın tutarım.

Guilhem : Deyim yerindeyse, benim kendi hikayemdeki durum, elin farklı parmaklarını deneme yolculuğuna benziyor. Eskiden yaşamımda hangi yöne gitmem gerektiğini bilemediğim için kafam karışırdı. Tensegrity® uygulamaları yapmaya başladığımda, tiyatroda çalışıyordum. Annem şiirleri severdi ve oğlunun bir sanatçı olmasını isterdi. Ben de seyehat etmeyi, insanlarla çalışmayı, tiyatro ortamını, oyunculuğu, macerayı severdim... Fakat gerçek bir aktör olamadım ve bu sebeple tiyatro dünyasında çok fazla rahat hissetmedim. İnsanları her zaman benimle birlikte Tensegrity® çalışması için ikna etmeye çalışırdım, ancak onlar bununla ilgilenmezdi.

Daha sonra, Los Angeles'e taşınınca, matematik öğretmeni olarak ve French Lycée gibi büyük bir şirkette çalıştım, bunun yanında Tensegrity®'ye olan ilgim devam ediyordu. Babamın yaşamı boyunca yaptığı gibi sadece hayatımı kazanmaya çalışıyordum. Yaşadığım deneyimlerden birçok şey öğrendim ama artık yaşamımda tutku yoktu.

Tekrar Fransa'ya geri dönünce, eski çağlardaki gizemciliğe ilgim olduğunu hissettim ve yolumu bulmuştum. Eski kart sistemi hakkında kitap yazıp bir yayınevi buldum, sonra Carnac'da ve Dünya'da taş anıtlarla ilgili çalışmalar yapan Howard Crowhurst ile karşılaştım ve birlikte çalışmaya başladık. Tensegrity® çalışmalarını ve bulgularımızı antik yerlerle kaynaştırma çalışmaları yaptık, aynı bu yaz Carnac'da yaptığımız Tensegrity® semineri gibi — Tensegrity® hareketleri ve Sonsuzluk Tiyatrosu® yoluyla gelen içsel sessizlik, antik Carnac kayalarındaki uyumluluğun binlerce yıllık bilgeliği ve sessizliğiyle derinlemesine bağlantı kurmamızı sağlamıştı.

O andan itibaren, çalışmalarımla tamamen bütünleştim ve birşeyleri zorlayarak yapma mecburiyetinde değildim, işlerin gidişatı sadece akıcı olmalıdır... Ayrıca kapılar birbiri ardına açılmaya başladı. Kaderimi yaşadığımı hissediyordum. Ebeveynlerimi içten severek, antik sembol çalışmalarımla şiir ve matematiği bütünleştirdim ama beni mutlu eden kendi yolumu bulmuştum.

Ayrıca farklı tür tiyatroları ve Tensegrity® hareketlerini günlük yaşamla bütünleştiren Sonsuzluk Tiyatrosunu® çalışıyorum. Bunlar yoluyla etkileşimlerimdeki alışılmış rollerimi görüyorum, mesela kusur bulucu, mağdur, uyumsuz kişilik rolleri gibi — ve yeni roller seçiyorum, mesela yaşamından zevk alan, aktif, girişken ve etrafında olanlara duyarlı kişilik gibi.


Bölüm 2

Soru : Benim sorum "uçuruma atlayış" ile ilgili: Bu uçurumlar ve bilinmeyenler günlük yaşamımızın neresindedir?

Nyei : Yukarıdaki sorulardan birinde Uçuruma Atlayışla ilgili bazı örnekler vermiştik, kademeli bir şekilde alışılmamış durumlara girişerek veya her zamanki ilişkilerinize ve faaliyetlerinize yeni bir bakış açısı getirerek olabilir.

Alışılmış ve muhtemelen memnun edici olmayan etkileşimler ya da faaliyetlerden birini, faydalı bir yüzleşme eylemine dönüştürme çalışması, Sonsuzluk Tiyatrosu® yoluyla seminerlerde yaptığımız uygulamalardan biridir.

Sonsuzluk Tiyatrosunda® küçük gruplar halinde toplanıp günlük yaşamımızdan sahneler oynarız ve böylece kendi karakterimizi nasıl canlandırdığımızı görürüz. Örneğin, sorumlulukları konusunda anlaşamadığım bir kişiyle olan ilişkide, her zamaki "ben" rolünü oynarsam, bu kişinin nasıl davrandığını ve neden direnç gösterdiğini zaten bildiğimi varsayarım. Sonra bir Tensegrity® hareketi uygulayarak, daha mükemmel bir denge ve uyum konumuna geçerim, ayrıca nefes alışım daha akıcıdır. Bunlara bağlı olarak farkındalığım da değişir, böylece dinlemek ve anlaşmaya varmak için daha elverişli konumda olurum. Bu bir dönüşüm eylemidir – bizler bilineni kabul edip onları rüya görme bedeninin bilinmeyen girdileriyle donatırız ve sahneyi yeni yöntemlerle yaşarız.

Guilhem : Bana göre uçuruma atlayış, yaşamımda gerçekten sevdiğim birşeyi yapmaktır. Yaşamımın, beni zorlayacak ve çaba göstermemi gerektirecek birşeylere doğru yönelmesinden korkardım. Özellikle de parasal konulardan ve geçim sıkıntısı çekmekten korkardım. Yaşamla mücadele etmek zorunda olduğumu düşünürdüm. Ayrıca birşeye başlarken, gerçekten sevdiğim şeyleri belirleyemezdim. Belki bazen, birşeyleri denemeden önce size uygun olup olmadığını bilmek zordur. Biraz zaman alır... Yani benim eski durumuma göre, yaşamımın o zamanki düzeni ve niyetlendiğim bütünlük rüyası arasında bir uçurum vardı... Ve böyle bir uçuruma herşeye rağmen tek seferde atlamazsınız. Hissettiğim durum, uçurumdan boşluğa sessizce süzülmek gibiydi, tıpkı uçmayı öğrendiğim çocukluk rüyalarım gibi. Hatırladığıma göre, hava akışını hissediyordum ve sonra da düşüncelerimi susturup, bu akışın beni uzaklara götürmesine izin veriyordum. Ayrıca rüyalarımda uçmak için kendi içimdeki bir dengeye ulaşmam ve sürdürmem gerekiyordu. İşte bunlar yaşamımda deneyimlediklerimin aynısıdır. Bir kitap yazarak başladım, sonra da yazdıklarım hakkında bir seminer verdim ve yavaş yavaş uçuruma atlayış yaptığımı farkettim ve uçurumdan süzülüyordum, bu bilinmeyene doğru... Ama hâlâ biraz korku vardı, fakat Tensegrity® çalışmaları yaşamımdaki dengenin sağlanmasına yardım ediyordu ve hava akışı daha çok yoğunlaştı ve daha da yoğunlaştı ve her geçen gün rüzgarda süzülmek daha kolay hale geldi...

Yaşamda fazlasıyla meydan okumalar vardır, – bir işe girerken, çocuklarımızı büyütürken, bir kişinin bakış açısını kabul ederken, kendimiz seçmediğimiz biriyle çalışırken! Eğer bunu ilk bakışta kabul edemiyorsanız, yaşamınıza biraz daha derinlemesine bakın. Her gün,  her dakika, her yerde testler vardır! Yani atlamayı ve süzülmeyi öğrenebileceğimiz birçok uçurumlar vardır...

Teo : Carol Tiggs, farkındalıklı olarak uçurumdan atlayabilecekmiş gibi hazırlık yapmamız konusundan bahseder, buna karşın hazırlıksız olursak uçurumda bocalarız, koşulların insafına kalmak gibidir... Yani benim açımdan, sadece bildiğimi yapabilmek için çaba göstermekten şahsen sorumluyum, tam zamanında ortaya çıkan, sözcüklerin ötesinde beliren veya tam hedefe gönderilen bir bilinçaltı mesaj gibi.

Soru : Beni sınırlayan korkularımı aşıp, kaderimi nasıl gerçekleşitebilirim, canlandırabilirim ve farkına varabilirim? Olumsuz benzer cümleler sürekli tekrar ediyor: "Yapamıyorum, Yapamıyorum, Yapamıyorum," "Beceriksizim," "Yeterince iyi değilim." Günlük yaşamdaki düşünceler, endişeler, diğerlerine yönelik dikkatin sürekli sabit oluşu ve diğerlerinin benim hakkımdaki düşünceleri, "gelişimimi" yavaşlatığı görünüyor.

Nyei : Şöyle başlayabiliriz: Bu cümleleri ve ruh hallerini nerede öğrendim? Etkin ve yaratıcı olmaktan beni uzaklaştıran bu tip dikkat dağıtıcı şeyleri nerede öğrendim?

Bu cümlelerin ve ilişkili oldukları ruh hallerinin geçmişinizdeki konularla ilgili olması, onların hâlâ işlevsel oldukları anlamına gelmez! Sonsuzluk Tiyatrosunda® bu cümlelerin yer aldığı rolleri oynadığınızda, diğer kişilerinde kendisine aynı şeyleri söylediğini farkedeceksiniz. Ayrıca kullanacağınız cümleler için bu çalışma size, daha ilham verici seçenekler ve yöntemler verecektir.

Çoğumuz için, kendimizle destekleyici bir biçimde konuşmak ve bağlantı kurmak, alışılmamış yeniliklere atlamaktır. Yapması kolay gibi görünebilir, ancak eski alışkanlıklara kayabiliriz — yani bu bir anbean farkında olma çalışmasıdır: Kendimi nasıl algılıyorum? Bir düşünce olarak mı veya bedenimi, varoluşumu ve etrafımdaki diğerlerini geliştiren bir niyet olarak mı? Hatta bu uygulama, içsel sessizlik sürelerinizin artmasını sağlayabilir!

Bunu Paestum'da birlikte uygulayarak, çocuk olduğumuz zamanlardaki esinlendiğimiz eylemlerin bazı sözsüz veya sessiz anlarını bulacağız. Olumsuz düşüncelerimize karşın bunların en iyi stratejilerden biri olduğunu hatırlamak ve sürdürmek, şu anda bize yeni bir referans noktası verecektir. Cevaplar yine kendimizdedir. Her birimiz kendimize yönelik dikkatimizle, kendi kendimizi zayıflatabilir veya güçlendirebiliriz.

Teo : Evet, kendimde farkettiğime göre, olumsuz diyaloglarımın altında yatan sebep, bilinmeyene yönelik korkudur ve bu korkuyu bastırmaya çalışınca, korku döngüsünün içinde kalmaya devam ediyorum. Püf noktası, korkularımıza rağmen zorda olsa kasıtlı olarak ilerlemeye devam etmektir — etrafımızdakiler değil kendi korkularımız — işte oyun ve mizahın uygulayıcı sanatının parçası olduğu yer burasıdır. Oyun ve mizah, "Ben yeterince iyi değilim" hikayesinin keskinliğini zayıflatacaktır.

Soru : Her zaman doğada fazlasıyla vakit harcıyorum ve anladığıma göre bu durum, enerjisel alanımı aktifleştirip daha basit bir şekilde onunla bağlantı kurmamı sağlıyor. Yapılacak olan seminerde, doğa ile etkin ve canlı bir iletişim kurabilecek miyiz, hatta günlük yaşamımdaki fiziksellikten uzaklaşmış olarak?

Teo : Çalışmalar sırasında, doğada vakit harcamak için fırsatımız olacaktır – yakınlardaki tepelere kısa yürüyüşler ve kıyı şeridi boyunca yuvarlanan dalgaları izlemek gibi. Ayrıca Pazartesi için çok özel bir durum var, doğanın sanatsal kusursuzluğu olan Pertosa-Auletta Mağarası veya diğer adıyla Meleğin Mağarası'nı görme fırsatımız olacak. Oradayken, yeraltı nehrinin karşısındaki oyukları bir kayıkla gezeceğiz ve oradaki ışık ve gölge oyunlarını, sessizliği, su damlalarının yankılanan doğal müziğini deneyimleyeceğiz.

Bu mağarayı ziyaretimizi özellikle merak ediyorum, çünkü benim işimin bir parçası da budur, yıllar önce dağcılıkla ilgilenirken, Güney Amerika'da bir mağarada araştırma ve tırmanış yapmıştım. Yeryüzünün bu rahminde iki kilometre kadar yürüyüş, emekleme ve tırmanış deneyiminin bedensel hislerini hâlâ çok iyi hatırlıyorum. Fenerimi kapatınca zifirî karanlığın, sessizliğin ve hafif bir hava akışının ortasında kalıyordum. Kısa bir süre sonra da beden doğal olarak enerjisel algıya kayıyor ve bende soluk beyaz ışık halkaları görmeye başlayıp, etrafımdaki bilinç akışının farkında olurdum. Bunun gibi yerleri ziyaret ederek, bilinmezliği, sessizliği ve içsel ışığı hissetme fırsatı yakalarız. İnsan varlıkları olan atalarımızın yaptığı gibi doğadan faydalanmamızı sağlar. Ayrıca bunun gibi bir mağara ortamını tekrar deneyimlemeyi çok istiyorum ve bunu oradaki herkesle paylaşmak isterim.

Doğada böyle bağlantılar kurduğumuz anlarda, doğanın her zaman bizim etrafımızda olduğunu farkedecek şekilde uyumlanırız.

Mesela, kaldırımlardaki ağaçlarla veya parklardaki bitkilerle bağlantı kurabiliriz ya da Ay'ın, Güneş'in ve yıldızların döngüsüyle bağlantı kurabiliriz!

Guilhem : İçimizdeki ve dışımızdaki doğa ile bağlantı kurunca, Teo'nun açıkladığı gibi, enerjik varoluşumuzla ilişki içinde olabiliriz ve Dünya'daki efsaneler bununla ilgilidir. Birçok kültürde, nehirlerin kesiştiği yeraltı dünyaları ya da diğer dünyalar hakkında öyküler ve efsaneler vardır. Eski Meksika efsaneleri, yaşamdan sonra çeşitli nehirlerin geçit olduğunu anlatan öyküler içerir. Eski Yunan efsanelerinde, insanlar Styx nehrinin ulaştığı yer altı dünyasına girermiş ve bu nehre dalınca güçlü olurlarmış. Akhilleus bebekken topukları dışında tüm vücudu bu nehre daldırılmış — ve topukları onun tek savunmasız noktasıymış — bu durum onun dünyevi sonunu getirmiş, bizim yaşamlarımızdaki döngüler de bir sona ulaşır — ve yeni döngüler başlar. Bu döngülerde yolculuk yapmak ve amacımızı yaşamak için her iki dünya ile bağlantımızın olması gerekir, ve doğa bunu hatırlamamızı sağlar.

Carlos Castaneda, Sonsuzluğun Etkin Yanı kitabındaki Uçuruma Atlayış bölümünde böyle bir sembolik geçişi veya bütünlüğü açıklamıştı: "Ne yapmam gerektiğini biliyordum. Vaktim sona ermişti. Son sürat sarp yamacın kıyısına doğru koştum ve uçurumdan aşağıya attım kendimi. Yüzümde rüzgârı hissettim bir an, ve ardından son derece müşfik bir karanlık, huzur dolu bir yeraltı nehri gibi sarıp yuttu beni."

Sonraki bölüm, onun kendisini Los Angeles'daki kendi apartman dairesinde bulmasıyla başlıyor, ve onun yaşamındaki yeni bir yolculuğun başlangıcı — artık Dünya'da öğretmeniyle birlikte değildi. Rüya görme bedenine güvenmek zorundaydı.

Kendi yaşamlarımızda bu tip dönüm noktalarını görebiliriz — mesela, bazen bir arkadaşlık veya bir tasarı döngüsel bir sona ulaşır, ve başka bir düzeyde devam etmesi için dönüşüm geçirmesi gerekir. Her birey yenilenmek için uyum sağlamak zorunda kalmıştır. Varoluşumuzla Tensegrity® hareketleri, Sonsuzluk Tiyatrosu® ve doğal Pertosa-Auleta Mağarası yoluyla bağlantı kurunca, bu yenilenme yolculuğuna benzer bir deneyim yaşayacağız.

Soru : Kaderimin farkına vardığımı nasıl anlayabilirim?

Guilhem : Yaşamınızdaki doyurucu anları tekrar düşünün. Bu sizin izlediğiniz yoldu veya kaderinizin gelişimiydi!

Şimdi, keşfetmek, ortaya çıkarmak ve eski bilginin parçalarını geri getirmek için Tensegrity® elementleriyle benim tutkumu birleştirince – ki bunu ancak bir arkeolog yapardı – kendi kaderimi yaşadığımı hissediyorum!

Nyei : Yaptığımız şeylere ilgi ya da merak duyduğumuz gerçeğini göz önünde bulundurursak, kaderimiz olan bir yolda yürüdüğümüzü söyleyebiliriz!

Bu durum çocukken oynadığımız oyunları veya rolleri gözden geçirmemizi sağlar. Nasıl oyun oynardınız? Neler yapardınız? Hangi öyküler veya efsaneler size ilham verirdi? Büyüdüğünüz zaman ne olmak istiyordunuz veya yaşam hayalleriniz nasıldı?

Belki şimdi bu hayallerin bazılarını yaşıyorsunuz bile... İşte bu seminerde bunları birlikte keşfedeceğiz.

Örneğin, ben çocukken, flüt müziklerini çok severdim. Bu bana canlılığı, oyunu, peri masallarını, cüceleri ve İrlanda ya da Kelt efsanelerini anımsatırdı. Böylece ebeveynlerim bana bir flüt aldı ve kursa gönderdi. Ve şimdi çalabiliyorum. Ne zaman flüt çalsam, doğal akışında devam ediyor. Burda gayret, çalışma ve planlama var — ancak hiçbirşeyi zorlayarak yapmıyorum. Kesinlikle kendime telkinde bulunmuyorum. Çoğunlukla dinliyorum. Bununla ilgili kendi soyumdan gelen belirgin durumları da anlıyorum, mesela babam bir trompetçi, ve annem de beni tüm konserlere ve müzik derslerine götürürdü, babaannem bir ses sanatçısıydı, ve soyumuzun birkaç kuşak öncesinde bunun benzerleri vardır, hepsi bundan zevk almış ve ilgilenmiştir. Annem bunu basitçe söylerdi, "Çaldığın zaman neşelenirsin ve diğerlerine neşe katarsın."

Kendi durumumda, gelişmekte olan şeyin bir noktasında mükemmellik fikrine kapıldım ve en iyi çalan kişi olmaya çalıştım. Rahatlamak için iyice öğrenmem ve flüt çalabilmem gerekiyordu — ayrıca diğerleriyle birlikte uyumlu çalabilmeliydim. Bu sürekli devam eden bir yolculuktur — öğrenim süreci çalışmak ve hazırlanmaktır, ve rahatlayıp müziğin aralıksız akmasına izin vermektir. Bizim için müzik bir meslek veya mücadele alanı değildir. Biz sadece müzik yapıyoruz.

Soru : En son Sochi'de yapılan seminerde, katılımcıları ayrıca oyun oynama neşesini keşfetmeye yönelttiniz, bundan biraz bahseder misiniz?

Teo : Oyun, bizim bunu nasıl öğrendiğimizdir — hayvanlar doğal olarak birlikte oyun oynarlar, ve bu durum onların bağlantı ve ilişki kurmayı nasıl öğrendiğini, duygusal ve enerjik konumda nasıl eşzamanlı olduklarını, birbiriyle nasıl geçindiğini gösterir... Sochi'de Carol Tiggs bunlara dikkat çekmişti. Ayrıca bunu inceleyerek, öğrenme sürecimizin nasıl geliştiğini görürüz.

Çocuklar gibi oyun oynama hevesiyle bir beceriyi öğrendiğimiz zaman, genelde bunun "ikinci doğa" olduğunu söyleriz. Görücüler ise, birşeyi "ikinci dikkatte", yani yüksek farkındalık konumunda ya da "rüya gören uyanık" konumunda öğrendiğimiz zaman, bu bilgiyi daha derinlemesine özümsediğimizi söyler.

Yaşamımızda farkındalık ve oyun oynama neşesi artınca, yaratıcılığımız ve rüya görme farkındalığımızda bununla birlikte artar.

Çocukken Robin Hood gibi olmayı hayal ederdim. Oyun oynamayı severdi, sevgilisine aşıktı ve ezilen insanlara yardım etmesi için ona destek veren bir grup arkadaşı vardı. Şu an bakınca, bu rüyanın birçok yönünü yaşadığımı görüyorum – Tensegrity® ile bütünleşen ve mükemmel bir takım oluşturduğumuz, çok sevdiğim karım ve kızımın ile birlikte, farkındalıklı bir yaşam sürdürüyorum. Bunların yanında, korunaklı bir arazide emniyetli ve mutlu bir yaşam süren korumaya alınmış kurtlar da yaşamımın bir parçasıdır. Bu kurtlar, her gün ziyarete gelen birçok genç insanın yaşamında değişimler yaratıyor. İşte bu yaşam beni güçlü tutuyor, ve insanlık için yaratıcılık, neşe, sağlık, vizyon ve umut veren yaşamın iniş-çıkışlarında bana destek veriyor.

Nyei : İşte bunları Paestum'da yapılacak çalışmada birlikte keşfedeceğiz — daha fazla oyun oynama neşesini yaşamımıza nasıl kazandırdığını ve rüya görmemize nasıl yardımcı olduğunu inceleyeceğiz. Çocukluk rüyalarımızla ve doğal oyuncu neşemizle bağlantı kurup, Sonsuzluk Tiyatrosunda® yeni roller ve tepkiler seçme cesareti kazanacağız – ayrıca Yaşam tiyatrosunda!

(Cleargreen web sitesinden tercüme edilmiştir.)