16

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Çalışma Düzeni - 1. Birim

•Bilgi Adamı•
Çömezliğimin ilk aşamalarında don Juan öğretilerinin amacının “nasıl bir bilgi adamı olunacağını göstermek” olduğunu ifade etmişti. Bu ifadeyi hareket noktası olarak kullanacağım. Bir bilgi adamı olmanın yararlı bir amaç olduğu ortadadır. Ve gene don Juan’ın düzenli öğretisinin her bir parçasının şu ya da bu biçimde bu amaca yönelik olduğu da yadsınamaz. Bu çalışmadaki uslamlamam, bu koşullarda “bilgi adamı”nın, yararlı bir amaç olarak belli bir “uygulama düzeni”nin açıklanmasında kaçınılmaz bir işlevi olduğudur. O halde bu noktadan hareket ederek, bu uygulama düzenini anlayabilmek için, burada söz konusu olan hedefi—yani “bilgi adamı”nı— anlamak gerektiği sonucuna ulaşmak yanlış olmaz.
Birinci yapısal birim olarak “bilgi adamı’nın niteliğini belirledikten sonra, bunu tamamlayan şu yedi kavramı da rahatça sıralamak olanağını bulmuş oluruz:
(1) bilgi adamı olmak bir öğrenim sorunudur;
(2) bir bilgi adamının sarsılmaz bir niyeti olmalıdır;
(3) bir bilgi adamı zihinsel berraklığa sahiptir;
(4) bir bilgi adamı olmak için zorlu bir çaba gerekmektedir;
(5) bilgi adamı bir savaşçıdır;
(6) bilgi adamı olmak aralıksız bir süreçtir;
(7) bilgi adamının bir dostu vardır.
Bu yedi kavram, öğretide sürekli olarak işlenen temalardır. Bunlar don Juan’ın tüm bilgisinin karakterini belirlemektedir. Don Juan’ın öğretilerinin uygulayımsal ereği bir bilgi adamı yaratmak olduğundan, düşündüğü her şey bu yedi temadan her birinin belirli karakteristiğini taşımaktaydı. Bir araya gelince de, insanın kendi davranışlarını yönlendirmesinin bir yöntemi, uzun ve tehlikeli bir eğitimin son ürünü olan bir davranış yöntemi olan “bilgi adamı” kavramını çıkarmışlardır. Ne var ki, “bilgi adamı”, nasıl davranılacağını öğreten bir kılavuz değildir; öğretilmekte olan bilgiye ilişkin bütün olağandışı durumları kuşatan bir ilkeler dizisidir.
Öte yandan bu yedi temanın her biri, yapısındaki değişik yanları içeren birçok kavramı daha taşımaktaydı.
Don Juan’ın sözlerinden, bir bilgi adamının bir diablero, yani bir karabüyücü olabileceğini çıkarmak olasıydı. Kendi öğretmeninin ve geçmişte kendisinin bir diablero olduğunu; ama büyücülük işinin kimi uygulamalarını bırakmış olduğunu söylemişti. Öğretisinin ereği, nasıl bilgi adamı olunacağını göstermek olduğundan ve kendi bilgisinin içeriğini diableroluk oluşturduğundan, bilgi adamıyla diablero arasında doğal bir bağın varlığı düşünülebilir. Gerçi don Juan bu iki terimi hiçbir zaman birbirinin yerine kullanmamıştır, ama onların birbirine bağlı bulunduğu varsayımı, “bilgi adamı”nın yedi temasıyla bu temaları tamamlayan kavramların, kuramsal olarak bir diablero olma doğrultusunda ortaya çıkabilecek bütün durumları kapsadığı olasılığını arttırmaktadır.

•Bilgi Adamı Olmak Bir Öğrenim işidir•
Birinci tema, bilgi adamı olmaya götüren tek yolun öğrenim olduğunu; ereğe ulaşabilmek için de kararlı çabada bulunma gereğini kesinlikle belirtmektedir. Bilgi adamlığı, insana bir anda bir lütuf olarak verilemez ya da doğaüstü güçlerce ihsan edilemez; tersine, bir sürecin sonunda ulaşılabilecek bir şeydir. Bilgi adamı olmayı öğrenme olasılığı, bu ereğe varması için bir kimseye öğretilecek bir dizgenin varlığını kanıtlamaktadır.
Birinci temayı tamamlayan üç kavram vardır:
(1) bilgi adamı olmak için açık seçik bir koşul yoktur;
(2) kimi örtülü koşullar vardır;
(3) kimin bilgi adamı olmayı öğrenebileceğine kişinin dışındaki bir erk karar verir.
Bilgi adamı olma yöntemini öğrenmeye kimin yeterli kimin yetersiz olduğunu belirleyen herhangi açık seçik bir ön koşul olmadığı anlaşılıyor. Kuramsal olarak bu yol, onu izlemek isteyen herkese açıktır. Ama uygulamada, böyle bir durum, bir öğretmen olarak don Juan’ın çömezlerini seçmesi gerçeğiyle uyuşmamaktadır.
Herhangi bir öğretmenin bu koşullarda çömezlerini, kimi örtülü önkoşullar arayarak seçmesi doğaldır. Bu önkoşulların neler olduğu açıkça ortaya konmuş değildir; don Juan bir çömez adayının belirlenmesinde unutulmaması gereken kimi ipuçlarının bulunduğunu üstü kapalı söylemiştir. Anıştırdığı ipuçları arasında, adayın yaradılışında, don Juan’ın “sarsılmaz bir istek” dediği türden bir eğilim olup olmadığı durumunu sayabiliriz.
Gene de, kimin bilgi adamı olmayı öğrenebileceği konu sundaki son karar, don Juan’ca bilinen ama onun istenci dışında kalan bir erke bırakılmıştır. Kişinin dışındaki bu erkin, uygun kimseyi, ona olağanüstü bir iş yaptırarak ya da onu birtakım yabansı olayların içine sokarak seçtiğine inanılır. Demek ki, gözle görünen önkoşulların olmasıyla, açığa vurulmamış örtülü önkoşulların varlığı arasında bir uyuşmazlık söz konusu değildir.
Bu yolla seçilen kimse çömez olur. Don Juan escogido der buna: “seçilen kişi”. Ama bir escogido olmak, yalnızca bir çömez olmaktan öte bir anlam taşır. Salt, bir erk tarafından seçilmiş olmak, bir escogidoya, öbür insanlardan farklı bir gözle bakılmasına neden olacaktır. Öğrenimle artacağı varsayılan, ufak çapta bir erke artık kavuşmuş gözüyle bakılır kendisine.
Ne var ki, öğrenim, sonu gelmez bir arayıştır, ve ilk kararı veren erkten escogidonun öğrenimini sürdürmeyi başarabilmesi ya da yenilgiye uğraması konularında da benzer kararlar vermesi beklenecektir. Bu kararlar, öğrenimin herhangi bir aşamasında ortaya çıkan belirtilerle kendini gösterirler. Bu bakımdan, bir çömezin başına gelen herhangi tuhaf bir olay, bu türden bir belirti sayılmaktadır.

•Bilgi Adamında Sarsılmaz Bir Niyet Vardır•
Bir bilgi adamında sarsılmaz bir niyet bulunması, istencini kullanabilmesi anlamındadır. Sarsılmaz niyeti olmak demek, kişinin kendisini, öğretilmekte olan bilgi sınırı içinde sıkıca tutarak zorunlu bir yöntemi uygulayabilecek istence (yani iradeye) sahip olması demektir. Bilgisi bağlamında yerine getireceği edimlerin her birinde aranan zorunlu nitelikleri koruyabilmesi için bilgi adamının sarsılmaz bir istence gereksinmesi vardır.
Böyle bir bağlamda yerine getireceği bütün edimlerin zorunlu nitelikleri, ve bunların katı ve önceden belirlenmiş olmaları, kim olursa olsun kuşkusuz insana oldukça sıkıcı gelecektir; işte bu yüzden, insanda yeterince sarsılmaz bir niyet bulunması bir çömez adayında aranan tek örtülü önkoşuldur.
Sarsılmaz niyet şu öğeleri kapsar:
(1) yalınlık,
(2) doğru yargılama,
(3) değişiklik yapma özgürlüğünün yokluğu.
Bilgi adamının yalın bir yaşam sürdürmesi gereklidir, çünkü yapmak zorunda olduğu şeyler gündelik yaşamda alışılagelmişin dışında olan edimlerdir. Bu nedenle onları her yapışında olağanüstü bir çaba göstermesi gerekmektedir. Bir kimsenin bu denli olağanüstü bir çabayı sürdürebilmesi için önceden belirlenmiş bir tür etkinliklerle doğrudan ilişkisi olmayan başka tür edimlerden kaçınması gereklidir.
Bütün edimler önceden belirlenmiş ve zorunlu olduklarından, bilgi adamının doğru yargılamaya gereksinmesi vardır. Bu kavramla, sağduyu değil, bir edimin içinde yer aldığı koşulları değerlendirebilme yetisi denmek istenmektedir. Böyle bir değerlendirmeyi yapabilmek amacıyla, temel olarak, edimin yerine getirileceği anda elde edilmiş bulunan tüm bilgi bölümlerini bir araya getiren bir kılavuz verilmektedir. Böylece bu kılavuz, yeni bölümler öğrenildikçe sürekli değişime uğrarsa da; kişinin yerine getirmesi gereken herhangi zorunlu bir edimin o anın koşullarında en uygun edim olduğu kanısını da o kişiye sağlamaktadır.
Bütün edimler önceden belirlenmiş ve zorunlu olduklarından, bunların yerine getirilmesi, değişiklik yapma özgürlüğünün yokluğu demeye de gelmektedir. Don Juan’ın bilgisini verme dizgesi öyle sağlam kurulmuştur ki onu şu ya da bu yönde değiştirme olanağı bulunmamaktadır.

•Bilgi Adamı Zihinsel Beraklığa Sahip Olmalıdır•
Zihinsel berraklık, insana yönlenme veren temadır. Bütün edimler önceden belirlenmiş olduklarına göre, kişinin kendisine öğretilen bilgilerle kendisini yönlendirmesi de önceden belirlenmiş demektir. Bunun sonucu olarak da zihinsel berraklık yalnızca insana yönlenme duygusu verir. Bu kavramı tamamlayan şu düşünceler de, tutulmuş olan yolun geçerliliğini sürekli olarak sağlar:
(1) bir yol arama özgürlüğü,
(2) belirli amacın bilinmesi,
(3) akıcı olma.
İnsanın bir yol arama özgürlüğü olduğuna inanılır. Seçme özgürlüğü, değişiklik yapma özgürlüğünün yokluğuyla bağdaşmaz değildir. Bu iki düşünce, birbirinin zıttı olmadığı gibi çatışmaları da söz konusu değildir. Bir yol arama özgürlüğünden, eş yararlılıklarda etkinlik ve kullanışlılıklardaki çeşitli olanaklar arasından birini seçme özgürlüğü anlaşılmaktadır. Seçmedeki ölçüt de, kişinin olanaklardan birini öbürlerinden üstün görüp yeğlemesidir. Gerçekten de bir yol seçme özgürlüğü, kişisel eğilimlerin belirlenmesine yol açarak kişiye yönlenme duygusu verir.
Yönlenme duygusunun yaratılmasında bir başka yol da, öğretilmekte olan bilgi bağlamında yerine getirilen her edimin belirli bir ereği olduğunu ileri sürmektir. Buna dayanarak, bir bilgi adamının, kendi özel amaçlarını, her edimdeki belirli ereğe uygun tutabilmesi için zihinsel berraklıkğa gereksinmesi bulunduğunu söyleyebiliriz. Her edimin belirli bir amacının olduğu bilgisi, herhangi bir edimi çevreleyen koşulları değerlendirmede, ona kılavuzluk eder.
Zihinsel berraklığın bir başka işlevi de, bilgi adamının zorunlu edimleri yerine getirebilmesine yardımcı olmak üzere, öğretinin ona sunduğu tüm kaynakları bir araya getirme gereksinmesini karşılaması konusundadır. Akıcı olma kavramı bunu anlatır. Kişiye bir kıvraklık ve beceriklilik duygusu vererek yönlenme duygusunu pekiştirir. Bir bilgi adamında akıcılık aranmasaydı, bütün edimlerindeki zorunlu olma niteliği o kişiyi katı ve kısır bir duruma sokmuş olurdu.

•Bilgi Adamı Olmak için Yoğun Çalışma Gereklidir•
Bir bilgi adamının, eğitimi süresince yoğun çaba harcamak için, çok yanlı bir yeteneğe sahip olması ya da onu geliştirmesi gerekmektedir. Don Juan, bilgi adamı olmak için yoğun çalışma gereklidir, demişti. Yoğun çalışma, şu yetenekleri belirtir:
(1) zorlu biçimde çaba harcayabilme;
(2) istenen sonucu alabilme;
(3) savaşımdan kaçmama.
Bilgi adamlığı yolunda yoğun çaba harcanması kuşkusuz ki göze çarpan tek nitelik olarak ortaya çıkmaktadır. Zorlu biçimde çabayı gerektiren koşullara karşılık verebilmek için değişik türden bir çaba harcanması kaçınılmazdır. Bu da, bilgi adamının zorlu biçimde çaba harcaması demektir. Don Juan’ın davranışlarını örnek alacak olursak, ilk bakışta onun çarpıcı biçimdeki çabaları, rolünü oynamada salt ona özgü yeğlemeler olarak görünmüş olabilir. Ne var ki, onun zorlu biçimdeki çabaları, her zaman rol yapmanın çok ötesinde olagelmiştir. Onun bu çabaları, çok derin bir inanç durumunun anlatımlarıdır. Çarpıcı biçimdeki çabalarıyla, yerine getirmekte olduğu bütün edimlerin o alışılmadık nihai niteliğini aktarmaktadır. O halde sonuç olarak, onun davranışlarına, ölümün başrolü oynadığı bir sahnede geçiyormuş gibi bakmak gerekmektedir. Bilgi adamının uğraştığı şeylerin doğasındaki tehlikeli niteliklerden ötürü, öğrenim süresince ölüvermek olasılığı oldukça kuvvetlidir. O halde, ölümün her yerde hazır ve nazır bulunduğuna ilişkin kesin kanının neden olduğu çarpıcı ve zorlu biçimdeki çabalarının yalnızca rol yapmak olmadığı açıklığa kavuşmaktadır.
Yoğun çabalar yalnız zorlu olmaktan başka bir de istenen sonucu alabilecek biçimde olmalıdır. Yoğun çabaların etkili olması beklenir; doğru bir biçimde yönlendirilmiş ve uygun olma nitelikleri bulunmaktadır. Kesintisiz olarak ölümle burun buruna bulunmak, yalnızca genel tutumu vurgulayan bir çarpıcılığı değil, her edimin yaşamın sürdürülmesi amacıyla bir savaşım demek olduğu kesin kanısını da zorunlu kılmaktadır. Çünkü, kişinin yoğun çabaları, istenen sonucun alınması koşulunu yerine getirememişse, o kişinin yok edileceği kesin kanısı vardır.
Yoğun çaba harcanması, savaşımdan kaçmama kavramını da içermektedir. Bu da, bir kimsenin bir edimi, öğretilmekte olan bilgilerin tümünü kılı kılına inceledikten sonra, doğru bir biçimde yerine getirebilecek güçte olup olmadığını denemesi ya da kanıtlaması anlamına gelir.

•Bilgi Adamı Bir Savaşçıdır•
Bir bilgi adamının yaşamı sonu gelmez bir savaşımdır. Onun bir savaşçı olduğu, bir savaşçı yaşamını sürdürdüğü düşüncesi o kişinin duygusal dengeye kavuşmasına neden olmaktadır. Savaşan bir adam olma düşüncesi dört kavramı kapsamaktadır:
(1) bir bilgi adamının saygılı olması gerekir;
(2) korku duyması gerekir;
(3) son kerte uyanık olması gerekir;
(4) özgüveni olması gerekir. Demek ki, bir savaşçı olmak, kişisel başarıyı vurgulayan bir öz-düzence (self-discipline) biçimidir. Ama aynı zamanda kişisel çıkarların en az düşünüldüğü bir durumdur bu. Birçok örneklerinde görüldüğü gibi, kişisel çıkarlar, önceden belirlenmiş ve zorunlu edimlerin yerine getirilmesi için gerekli olan dış etkenlere karşı tepkilerinde dengeli olma niteliğiyle uyuşmamaktadır.
Savaşçı rolündeki bir bilgi adamı, ilişki kurduğu her şeye karşı derin bir saygıyla davranmak zorundadır. Her şeyi anlamlı bir perspektife oturtmak için bilgisiyle ilgili herşeye derin bir saygı göstermesi gerekir. Saygı duymak, Bilinmeyen’e baktığında kişinin kendi önemsiz kaynaklarının değerini iyi bilmesiyle eşanlamlıdır.
Kişi, bu düşünce çerçevesi içinde kaldıkça saygılı olma düşüncesi mantıksal olarak kişinin kendisini de içerir. Çünkü kişinin kendisi de o Bilinmeyen kadar bilinmezdir. Böylesine ağırbaşlı bir saygılılık durumuna geçilmiş olunması, aksi taktirde çok anlamsız görünebilecek olan bu belirli bilginin çömezliğini, oldukça ussal bir başka duruma dönüştürmektedir.
Bir savaşçının yaşamındaki başka bir gereksinme de korku duygusunun yaşanması ve dikkatlice değerlendirilmesi olmaktadır. Aranan nitelik, korkuya karşın kişinin kendi edimlerini yerine getirmeyi sürdürmesi olmaktadır. Korkunun yenilmesi gerektiğine, ve bir bilgi adamının yaşamında, korkunun artık onu tedirgin edemeyeceği bir günün geleceğine inanılır. Şu var ki, kişi başlangıçta korktuğunun bilincinde olmalıdır, ve bu duyguyu layıkıyla değerlendirmelidir. Don Juan, bir insanın korkuya ancak onu yüreklilikle karşılayarak yenebileceğini söylemektedir.
Bir savaşçı olarak kişinin, son kerte uyanık olması da gerekir. Savaşan bir kimse farkındalığın şu iki kaçınılmaz özelliğine ilişkin etkenlerin çoğundan haberdar olabilmek amacıyla tetikte bulunmak zorundadır:
(1) niyetlerin farkındalığı,
(2) beklenen değişimlerin farkındalığı.
Niyetlerin farkındalığı, herhangi bir zorunlu edimin belirli ereğiyle, kişinin edimden beklediği kendi belirli amacı arasındaki ilişkileri bağlayan etkenlerin farkında olmak demektir. Bütün zorunlu edimlerin belirli bir amacı olduğundan, bilgi adamının son kerte uyanık olması gerekmektedir. Yani, bütün zorunlu edimlerin belli amaçlarını, kendisinin o edimleri yerine getirmekle amaçlamış olduğu belli niyetlerle sürekli olarak eşleştirebilme yetisine sahip olması gerekmektedir.
Bu ilişkinin farkında olan bir bilgi adamı, beklenen değişimler diye tanımlanan şeylerin de farkında olabilmektedir. Burada “beklenen değişimlerin farkındalığı” diye nitelendirdiğim şey, kişinin, her edimin belirli amacıyla kendisinin o edimi yerine getirmekle amaçlamış olduğu niyet arasındaki ilişkiyi bağlayan önemli değişimleri sürekli olarak sezebilmesindeki kesinlik olmaktadır. Beklenen değişimlerin farkındalığıyla, kişi, değişikliklerin en ince ayrıntılarını sezebilmektedir. Değişimlerin telaşsızca farkında olunması, geleceği bildiren işaretlerle öbür olağandışı olguların tanınmasını ve yorumlanmasını da açıklamış olmaktadır.
Bir savaşçının davranışlarına ilişkin düşüncelerin sonuncusu, özgüveni olması gereğidir. Yani, yerine getirmeyi yeğlediği bir edimin belirli amacının, o edimi yerine getirmekle beklediği kendi özel amacına en uygun tek seçenek olduğuna ilişkin güvençtir. Özgüveni olmayan bir kimse, öğretilerin en önemli özelliklerinden birini yerine getirmekte başarısızlığa uğrayacaktır: Ki bu da bilginin erk olduğunu kavrayabilme yetisidir.

•Bilgi Adamı Olmak Aralıksız Bir Süreçtir•
Bilgi adamı olmak, sürekli olarak bilgi adamı kalmak anlamına gelmiyor. Kişinin, öğretilmekte olan bilgisinin önceden belirlenen aşamalarına geçerek bir bilgi adamı olabileceğine ilişkin hiçbir kesinlik bulunmamaktadır. Bu aşamaların işlevinin, yalnızca, nasıl bir bilgi adamı olunabileceğini göstermek olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, şu üç düşünceyi içeren aralıksız bir süreç ortaya çıkmaktadır:
(1) insanın bilgi adamı olma arayışını sürekli yenilemesi gerektiği düşüncesi;
(2) kişinin geçiciliği düşüncesi;
(3) kişinin yürek taşıyan bir yol izlemesi gerektiği düşüncesi.
Bilgi adamı olma arayışının durmaksızın yenilenmesi, öğrenim yolunda karşılaşılan dört simgesel düşman temasında işlenmiş bulunmaktadır: Korku, berraklık, erk ve yaşlılık. Arayışın yenilenmesiyle anlatılmak istenen şey, kişinin kendi kendini denetleme alışkısını kazanması ve bu alışkıyı sürdürebilmesidir. Gerçek bir bilgi adamından, bir bilgi adamı olma uğraşını etkin bir biçimde sürdürebilmesi için, yaşamının son anına dek, dört düşmanından her birisine karşı art arda savaşım vermesi beklenir. Ne var ki, arayışın her an içtenlikle yenilenmesine karşın, olasılıklar kaçınılmaz biçimde insana karşıttır; insan sonuncu simgesel düşmanına yenik düşecektir. Geçicilikten anlaşılan şey budur.
Kişinin geçici olma eksi değerini dengeleyebilmesi için, “yürek taşıyan bir yol” izlemesi kavramı getirilmektedir. Yürek taşıyan bir yol demek, kişinin geçici olmasına karşın ilerlemesini sürdürmek zorunluluğunda bulunduğunu mecaz yoluyla anlatmaktır; en yaklaşık uygun seçeneğe yönelerek kendisini o seçenekle bütünüyle özdeşleştirmesi gerektiğinin mecaz olarak ifade edilmesidir.
Don Juan, tüm bilgisinin temeliyle, kendisi için önemli olan şeyin yürek taşıyan bir yol bulmak ve bu yolu sonuna dek izlemekte olduğu mecazının bir birleşimini yapmıştır. Bu da en uygun seçenekle özdeşleşmesinin onun için yeterli olduğu anlamına gelmektedir. Yürek taşıyan yolda yapılan yolculuk, kendi başına yeterli olmaktadır; değişmez bir alana ulaşmak umudu, bilgisinin sınırları dışında kalmaktadır.

17

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Çalışma Düzeni - 2. Birim

•Bir Bilgi Adamının Bir Dostu Vardır•
Bilgi adamının dostu olması düşüncesi yedi tamamlayıcı temanın en önemlisidir. Çünkü bu tema olmadan, bir bilgi adamının ne olduğunu açıklamak olası değildir. Don Juan’ın sınıflandırma düzeninde bir bilgi adamının bir dostu vardır; oysa herhangi bir kimsenin böyle bir dostu yoktur. Bir dosta sahip olmak, bilgi adamını herhangi bir kimseden ayırır.
Don Juan, bir dostu, “kişiyi kendi sınırlarının ötesine taşıyabilen bir erk” olarak tanımlamaktadır. Yani, bir dost, kişinin olağan gerçeklik âlemini aşmasını sağlayan bir erktir. Bu bakımdan, bir dosta sahip olmak, erk sahibi olmakla eşanlamlıdır. Bir bilgi adamının bir dostu olduğu gerçeği de, kendi başına, öğretilerin uygulayımsal ereğine ulaşıldığının bir kanıtı olmaktadır. Bu erek, kişiye bilgi adamlığının yöntemlerini göstermek olduğuna göre, don Juan’ın öğretilerinin uygulayımsal ereğini tanımlamanın bir başka yolu da, bu öğretilerin bir dost sahibi olma yöntemini de gösterdiğini söylemek olacaktır. Bir büyücünün felsefi kurgusunda “bilgi adamı” kavramı, bu kurguya uygun bir yaşam sürdürmek isteyen bir kimse için, ancak bir dosta sahip olmakla bir anlam taşır.
Bilgi adamlığının bu son tamamlayıcı temasını ikinci ana yapısal birim olarak sınıflandırmış bulunuyorum; çünkü bu tema olmadan bilgi adamının niteliğini açıklamak olanaksızlaşırdı.
Don Juan’ın öğretilerinde iki dost bulunmaktadır. Birincisi yaygın olarak Jimson otu diye bilinen Datura bitkilerindedir. Don Juan bu dostun İspanyolca adlarından birisini, yerba del diabloyu (şeytan otu) kullanmaktadır. Ona göre Daturanın bütün türlerinde dost bulunmaktadır. Yine de her büyücü, kendisinin olduğunu ileri sürdüğü bir türü belli bir yerde yetiştirmek zorundadır. Bu, yalnızca, o bitkilerin onun özel iyeliğinde olduğunu belirtmek için değil, onların kendisiyle özdeşleştiğini belirtmek içindir de.
Don Juan’ın kendi bitkileri inoxia türlerindendi. Ne var ki, bu konuyla, onun kolayca bulduğu iki Datura türü arasında rastlanabilecek farkların hiçbir ilişkisi yoktur.
Psilocybe cinsinden olduğunu tanıladığım ikinci dost, bir mantarda bulunuyordu. Bunların Psilocybe mexicana olduklarını sanıyorum; ama bu sınıflandırma kesin sayılamaz, çünkü laboratuvar çözümlemesi yapabilmek için örnek getirememiştim.
Don Juan bu dosta humito (küçük duman ya da dumancık) adını takmıştı; böylece bu dostun, bir dumana ya da bu mantarlarla yaptığı harmana olan benzerliğini vurgulamak istiyordu. Gerçekte dostun dumanda olduğunu ileri sürmüşse de, erkin yalnızca Psilocybe türlerinden birisiyle ilşikili olduğunu ortaya koymuştur. Bu bakımdan, onları toplarken, aynı bölgede yetişen aynı cinsin on beş türünden birisiyle karıştırmamak için özen göstermek gerekmekteydi.
Anlamlı bir kavram olarak duman, şu düşünce ve düşünce kollarını içerir:
(1) bir dostun biçimi yoktur;
(2) bir dost, bir nitelik olarak sezilebilir;
(3) bir dost uysallaştırılabilir;
(4) bir dostun kuralları vardır.

•Bir Dostun Biçimi Yoktur•
Bir dostun, kişinin dışında ve kişiden bağımsız olarak var olan bir şey olduğuna inanılmaktadır. Ne var ki, ayrı bir varlık olmasına karşın biçimsiz olduğuna da inanılmaktadır. Bu “biçimsiz oluş” niteliğini, “belirli bir biçimi olma”nın karşıtı olarak saptamış bulunuyorum. Bu ayrım, bir dosta benzeyen ama belirli bir biçimi olduğu sezilebilen erklerin de bulunmasından ötürü yapılmaktadır. Bir dostun biçimi yoktur demek; onun açık, belirli ve tanınabilir bir biçimi yoktur anlamına gelmektedir. Böyle bir durum da, bir dostun hiçbir zaman görülemeyeceğini belirtmiş olur.

•Bir Dost Bir Nitelik Olarak Algılanır•
Bir dostun biçimi olmayışından başka bir özelliği de, bir dostun yalnızca duyuların bir niteliği olarak algılanabileceği düşüncesidir. Yani, bir dostun biçimi olmadığına göre onun varlığı yalnızca büyücüye olan etkileriyle algılanabilmektedir. Don Juan bu etkilerden kimilerinin insanbiçimsel niteliklerinin olduğunu ileri sürmüştür. Bir dostu, bir insan niteliğine sahipmiş gibi tanımlamıştır. Böylece bir büyücü, kendi yaradılışını bir dostun insanbiçimsel olduğu söylenen nitelikleriyle eşleyerek, kendisine en uygun dostu seçme durumunda olabilirdi.
Don Juan, öğretilerinde, söz konusu bu iki dostun, birbirine zıt birtakım niteliklerinin bulunduğunu söylemiştir.
Don Juan Datura inoxiada bulunan dostun şu iki niteliği olduğunu belirtmiştir: Kadın gibidir, ve gereksiz bir erklilik verir. Don Juan, bu niteliklerin kesinlikle sakıncalı olduğuna inanmaktadır. Bu konudaki sözleri oldukça kesindir. Bununla beraber, bu konudaki değer yargısının yalnızca kendi kişisel beğenisini yansıttığını da eklemiştir.
Don Juan’ın “kadın gibidir” diye tanımladığı nitelik, kuşkuşuz, Datura inoxiadaki dostun en önemli niteliği olmaktadır. “Kadın gibi” tanımından, bu dostun bir dişi erk olduğu anlamını çıkarmamak gerektir. Don Juan, herhalde, bu dostun nahoş bulduğu etkilerini mecaz olarak bir kadınınkine benzetmiş olacaktır. Ayrıca, bitkinin İspanyolca adı olan yerba, dişi cinsi belirtmektedir ve bu dostu, bir kadına benzetmede bir rol oynamış olabilir. Her ne hal ise, bir dostun kadın-gibi diye kişileştirilen erki, şu niteliklerine dayandırılmaktadır:
(1) baskıcıdır;
(2) yeğindir;
(3) ne yapacağı kestirilemez;
(4) zararlı etkileri vardır.
Don Juan bu dostun, izdeşlerini köleleştirdiğine inanmaktadır. Bu da onun baskıcı niteliğini göstermektedir; bu yüzden de bir kadına benzetilmiştir. Bu dost, izdeşlerini erke boğarak onları kendisine bağımlı kılar, onlara bedensel güç ve sağlık bahşederek kendisine köle eder.
Bu dostun aynı zamanda yeğin olduğuna da inanılmaktadır. Onun, bir kadınınkine benzetilen yeğinliği, izdeşlerinin, kaba kuvvet kullanarak yıkıcı eylemlerde bulunmalarına yol açmaktadır. Onun bu niteliği, özellikle kişisel erklerini yeğinlikle kanıtlamak isteyen sert yaradılışlı erkeklere çok uygun düşmektedir.
Kadın-gibi olan bir başka nitelik de ne yapacağının kestirilememesidir. Don Juan’a göre, bu dostun etkileri tutarsızdır; yani, kararsızca değişip durmaktadır. Ne yapacağını kestirmek olanaksızdır. Bu dostun tutarsızlığı, ancak, büyücünün her ayrıntıyı büyük bir titizlikle ele almasıyla etkisiz duruma getirilebilir. Herhangi bir hata ya da önceden hesaplanamayan bir talihsizlik, bu dostun kadın-gibi olan önceden ne yapacağının kestirilememesi niteliğinin bir sonucu olarak değerlendirilmektedir.
Baskıcılığı, yeğinliği ve ne yapacağının önceden kestirilememesi yüzünden bu dostun, izdeşlerinin üzerinde zararlı etkileri olduğuna inanılır. Don Juan bu dostun kadın-gibi niteliklerini bile bile yaydığına, ve bu çabalarının amaçlarına ulaştığına inanmaktadır.
Ne var ki, bu dostun, kadın-gibi yaradılışının yanı sıra bir nitelik olarak algılanan bir başka yanı da bulunmaktadır. Gereksiz bir erklilik vermesi. Don Juan bu konu üzerinde önemle durmaktadır, ve cömertçe bir erk verici olarak erişilmez bir konumda bulunduğunu vurgulamıştır. Dostun buradaki amacı, izleyenlerine bedensel güç, ataklık ve olağanüstü işler görebilmeleri için yüreklilik sağlamaktır. Ne var ki, don Juan’a göre böylesine aşırı bir erk, gereksizdir; en azından kendisi için artık buna gerek olmadığını söylemiştir. Gene de, don Juan, erk kazanma eğilimindeki bilgi adamı adaylarının bu dostu tanımasını salık vermiştir.
Öte yandan, Psilocybe mexicanada bulunan dostun ise şu en yetkin ve en değerli özelliklere sahip olduğunu ileri sürmek, don Juan’ın önemli bir görüşü olmaktadır:
(1) erkek-gibidir,
(2) insanı aşırı sevinçle kendinden geçirir (ekstaz).
Don Juan, bu dostu, Datura bitkilerindekinin tam karşıtı olarak betimlemiştir. Onun erkek-gibi, yiğit bir dost olduğunu söyler. Onun bu erkeklik durumunun, öbür dosttaki kadın-gibi olma durumuna koşut olduğunu belirtmektedir. Yani, bu erkek-gibi olma niteliği, bu dostun bir erkek erk olduğu anlamına gelmez. Burada, don Juan’ın bu dostun etkilerini, onun erkek-gibi diye nitelendirdiği kimi davranışlarının ürünü olarak gördüğü anlaşılmaktadır. İspanyolcada humito sözcüğünün erkek cinsini belirtmesinin de, bir erkek erki anıştırdığı düşünülebilir.
Bu dostun don Juan’ca erkek-gibi diye nitelendirilen insanbiçimsel özellikleri şunlardır:
(1) serinkanlıdır;
(2) yumuşak huyludur;
(3) ne yapacağı kestirilebilir;
(4) yararlı etkileri vardır.
Don Juan’ın, bu dostun serinkanlı yaradılışta olduğunu söylemesinin nedeni, bu dostun dürüst olması ve izdeşlerinden asla gereksiz edimler beklememesidir. Bu dost, insanları kendisine köle etmez, çünkü onlara bol keseden erkler vermemiştir. Tersine, humito izdeşlerine sert ama hakçasına davranır.
Bu dostun yeğin davranışlarda bulunmaması, onun yumuşakbaşlılığını gösterir. İnsanda, bedenin yitirilmesi duygusunu yarattığı söylenmektedir; bu nedenle, don Juan onu dingin, yumuşakbaşlı ve barışçıl olarak tanımlar.
Ne yapacağı da önceden kestirilebilmektedir. Don Juan, bu dostun, bütün izdeşlerinin geçirdikeri deneyimlerin hep değişmez kaldığını söylemiştir; yani, etkileri değişmemiştir; değişmişse bile, bu değişiklikler pek az olmuştur; bu bakımdan aynı diye nitelendirilebilir.
Serinkanlı, yumuşakbaşlı ve ne yapacağının kestirilebilir olması, bu dostun erkek-gibi bir niteliğini daha oluşturur. O da izdeşlerinin üzerinde yararlı etkilerinin olmasıdır. Humitonun erkekçe nitelikleri, onlarda, çok ender rastlanan bir çoşkusal dengelilik durumu yaratmaktadır. Don Juan, bu dostun kılavuzluğunda, kişinin yürek gücünün pekiştirileceğine, dengeye kavuşturulacağına inanmaktadır.
Bu dostun erkekçe niteliklerinin doğal bir sonucu da, insanı aşırı sevinçle kendinden geçirtmesidir. Yaradılışının bu yanı da bir nitelik olarak değerlendirilmektedir. Humito'nun, izdeşlerinde, bedenlerini yitirmiş gibi bir duygu yarattığı bilinir. Böylelikle, onların, bedensiz olmanın sağladığı kimi belirli edimleri yerine getirebilmelerine yol açılmış olur. Bu belirli edimler de, don Juan’a göre, insanın aşırı bir sevinçle kendinden geçmesi durumunu doğurur. Psilocybe'de bulunan dostun, yaradılışında tefekküre yönelik eğilimler bulunan kimseler için en uygun dost olduğu kabul edilmektedir.

•Bir Dost Uysallaştırılabilir•
Bir dostun uysallaştırılabilmesi düşüncesi, kendisinden, bir erk olarak yararlanılabileceği anlamına gelmektedir. Don Juan, bu işe yarama niteliğinin içsel yapısında var olduğunu ileri sürmüştür. Bir büyücü, bir dostu uysallaştırmakla, ondaki özel erklere egemen olmuş sayılır. Bu da, o erkleri kendi çıkarına kullanabileceği anlamına gelir. Bir dostun uysallaştırılabilmesi, öbür erklerde bulunmayan bir nitelik olarak belirlenmektedir. Öbür erkler, bu uysallaştırılamayıp, kendilerinden yararlanılamama özellikleri dışında bir dosta benzemektedirler.
Bir dosttan yararlanmanın iki yolu bulunmaktadır:
(1) bir dost bir araç yerine geçer;
(2) bir dost bir yardımcıdır.
Bir araç yerine geçen bir dost, büyücüyü olağandışı gerçeklik âlemine götürmeye yarar. Kendi kişisel bilgime göre, bu araçlık etme işlevi, her bir dost için ayrı anlamlara gelmekteyse de, her ikisinin ortak bir yanıdır.
Datura inoxia'nın içerdiği dostun genel olarak sakıncalı bilinen nitelikleri, özellikle ne yapacağının önceden kestirilememe niteliği, onu çekinceli ve güvenilmez bir araca dönüştürmektedir. Onun bu tutarsızlığına karşı tek korunma çaresi törenler olarak gözükmektedir. Ama bu törenler de, onda bir kararlılık sağlamaya yeterli olamamaktadır.
Bu dostun araçlık etme işlevinden yararlanmak isteyen büyücüler, herhangi bir girişimden önce olumlu belirtileri beklemek zorunda kalırlar.
Oysa, Psilocybe mexicana'da içerilen dost, dengeli niteliklerinden ötürü, tutarlı ve ne yapacağı önceden kestirilebilen bir araçlık etme işlevini sunmaktadır. Onun bu kararlılığı, bu dostun araçlık etme işlevinden yararlanmak isteyen bir büyücünün, herhangi bir hazırlık töreni yapmasına gerek bırakmaz.
Bir dostun, kendisinden yararlanılabilme özelliklerinden biri de, bir dostun yardımcı olma özelliğidir. Bir yardımcı olmanın anlamı, bir dostun, bir büyücüye araçlık etmesidir; yani, o büyücünün olağandışı gerçeklik âlemine gitmekle amaçladığı herhangi bir şeyi elde edebilmesine yardımcı olmak ya da kılavuzluk etmektir.
Yardımcı olma işlevlerinde, her iki dostun ayrı ve kendilerine özgü nitelikleri bulunmaktadır. Kişi, öğrenim yolunda ilerledikçe, bu niteliklerin karmaşıklığı ve uygulanabilirliği de artar. Ama, genel olarak, Datura inoxian'nın içerdiği dostun olağanüstü bir yardımcı olduğu, ve bu durumun, onun aşırı erk sağlamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Psilocybe mexicana'da bulunan dostun çok daha yüksek bir yardımcı olduğu kanısı yerleşiktir. Don Juan, onun yardımcılık işlevinin eşi bulunmadığına; ve bunun da, bütün öbür değerli niteliklerin bir uzantısı olduğuna inanmaktadır.

18

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Çalışma Düzeni - 3. Birim

•Bir Dostun Kuralları Vardır•
“Dost” kavramının bileşenleri arasındaki bir dostun kuralları olduğu düşüncesi olmadan, bir dostun ne olduğunun açıklanması olanaksızlaşırdı. Bu öneminden ötürü bu düşünceye, bu yapısal düzenin üçüncü birimi olarak yer vermiş bulunuyorum.
Don Juan’ın yasa diye de adlandırdığı kurallar, bir dostla ilişki kurulmasında yerine getirilmesi gereken tüm edimleri ve gösterilmesi gereken tüm davranışları yönlendiren sıkı düzen kavramıdır. Kurallar, öğretmenden çömeze ikisi arasındaki karşılıklı ilişkiler sürecinde, değiştirilmemeye çalışılarak ve sözlü olarak aktarılır. Demek ki, kurallar, bir yönergeler toplamından öte bir şeydir; bir dostla ilişki sürdürülürken izlenecek yöntemleri düzenleyen bir dizi edim taslaklarıdır.
Don Juan'ın, bir dosta ilişkin “bir insanı kendi sınırlarının ötesine taşıyabilen bir erk” diye yaptığı tanım, kuşkusuz ki, birçok öğeler için de geçerlidir. Bu tanımı temel alarak, işlevi yerine getirebilecek olan herhangi bir şeyin, bir dost olduğunu ileri sürmek olasıdır. Mantıksal olarak, açlık, yorgunluk, hastalık ve bunun gibi durumların neden olduğu bedensel değişimlerin bile bir dost olarak nitelendirilebileceğini savlayabiliriz; çünkü bunlar da insanı olağan gerçeklik durumundan uzaklaştırabilecek güçtedirler. Ne var ki, bir dostun kurallarının bulunması, bütün bu olasılıkları ortadan kaldırmaktadır. Bir dost, kuralları olan bir erk olmaktadır. Tüm öbür olasılıklara, dost denilemez, çünkü onların kuralları bulunmamaktadır.
Kurallar kavramı şu düşünceleri ve bu düşüncelerin şu
çeşitli bileşenlerini içermektedir:
(1) kurallar katıdır;
(2) kurallar artmaz;
(3) kurallar olağan gerçeklikte doğrulanır;
(4) kurallar olağandışı gerçeklikte doğrulanır;
(5) kurallar özel oybirliğiyle doğrulanır.

•Kurallar Katıdır•
Kurallar toplamını oluşturan edim taslakları, öğretilerin uygulayımsal ereğine ulaşabilmek için izlenmesi gereken zorunlu aşamalardır. Kuralların zorunlu olma niteliği, katı oluşuyla belirtilmektedir. Kuralların katılığı, etkinlik kavramıyla yakından ilişkilidir. Olağanüstü çaba harcanması, yaşama savaşının kesiksiz olarak sürdürülmesi sonucunu doğurur, ve bu koşullar altında yalnızca kişinin en etkin edimleri o kişinin yaşamını sürdürmesini sağlayabilir. Kişisel eğilimlere yer verilmediğinden ötürü de, yaşamak için tek çıkar yol edimlerin kuralların buyruğuna uygun olmasıdır. Bu nedenle kuralların katı olma zorunluluğu vardır; ve hükümlerine kesin olarak uyulması da bu yüzdendir.
Ne var ki, kurallara uyulması, değişmez bir koşul olarak gösterilmemektedir. Öğretiler boyunca, notlarım arasında, kuralların bu katılığının yumuşatıldığı bir durum yer almaktadır. Don Juan bu sapma örneğini, dostla doğrudan doğruya karşılaşmanın ürünü olan özel bir lütuf diye açıklamıştır. Olay şuydu: Datura inoxianın içerdiği dostun kullanımında istemeden yaptığım bir hatadan ötürü, kuralı bozmuş oluyordum. Don Jun bu olayı, bir dostun doğrudan doğruya işe el atarak, kuraldışı bir edimin genellikle ölüme yol açan zararlı etkilerini yok edebilme gücüne yormuştu. Kurallardaki bu esneklik durumunun, bir dost ile izdeşi arasındaki güçlü bağdan kaynaklandığına inanılmaktadır.

•Kurallar Artmaz•
Buradaki varsayım, bir dostun kullanımında akla gelen tüm yöntemlerin uygulanmış bulunduğudur. Kuramsal olarak kurallar artmaz; ve onları çoğaltma olasılığı yoktur. Kuralların artmazlığı, yararlılık kavramıyla da ilişkilidir. Çünkü kurallar, kişinin yaşamını sürdürmesi için tek çıkar yol buyurmaktadır, ve bu akışı herhangi bir biçimde değiştirme girişimi, boşuna olmaktan öte, öldürücüdür de. Kişi kurallara ilişkin kişisel bilgisini, ancak, bir öğretmenin ya da doğrudan doğruya dostun kılavuzluğunda artırabilir. Dostun kılavuzluğunda bilgi dolaysız edinilmiş olur ki, bu da kurallar derlemenin artması anlamına gelmez.

•Kurallar Olağan Gerçeklik Durumlarında Doğrulanır•
Kuralların doğrulanması demek, geçerliliklerinin deneysel ve olumlu bir biçimde kanıtlanmasına yol açan edimlerin uygulanması demektir. Kurallar hem olağan hem olağandışı gerçeklik durumlarında uygulanabildiklerinden, doğrulanmaları da bu her iki durumda görülebilir.
Kuralların uygulandığı olağan gerçeklik durumları, çoğu kez seyrek rastlanan durumlar olsa bile, bu durumlar ne kadar az rastlanan durumlar olurlarsa olsunlar, kurallar gene de doğrulanmış olurlar. Bu nedenle, bu konu çalışmanın kapsamı dışında kalıyor, ve başka tür bir araştırmayı gerektiriyor. Kuralların o bölümü, dostları içeren erk verici bitkilerin tanınması, toplanması, harmanı, hazırlanması ve bakımında kullanılacak yöntemlerin ayrıntılarıyla, bu tür erk verici bitkilerin kullanımına ilişkin öbür yöntemlerin ayrıntılarıyla ve buna benzer birtakım başka önemsiz ayrıntılarla ilgilidir.

•Kurallar Olağandışı Gerçeklik Durumlarında Doğrulanırlar•
Kuralların olağandışı gerçeklik durumlarında doğrulanması, tıpkı olağan gerçeklik durumlarında olduğu gibi yararcı ve deneysel uygulamalarla olur. Yararcı doğrulanma kavramı, şu iki kavramla ilişkilidir:
(1) dostla karşılaşmalar, ki buna olağandışı gerçeklik durumları diyorum;
(2) kuralların belirli amaçları.
Olağandışı gerçeklik durumları.—Dostları içeren iki bitki, içerdikleri dostların kurallarına uyarak kulandıklarında, don Juan’ın dostla karşılaşmalar, diye adlandırdığı yabansı algılama durumlarına yol açmaktadırlar. Don Juan bu durumlara girmeye büyük önem vermekte, onların kurallarını yararcı ve deneysel bir biçimde doğrulayabilmek için dostlarla elden gelindiğince sık sık karşılaşılması gereğini yorulmadan vurgulamaktadır. Dostla karşılaşmaların sayısı arttıkça, bu kuralların doğrulanması da o kadar fazla gerçekleşebilir denilmektedir.
Kişiyi dostla karşılaşma durumuna getiren tek yöntem, doğaldır ki, dostu içeren bitkinin özel bir biçimde kullanılması olmaktadır. Gene de, don Juan öğrenimin ileri aşamaların da bu karşılaşmaların, bitki kulanılmaksızın da yer alabileceğini sezdirmiştir; yani salt istençle bu karşılaşma sağlanabilmektedir.
Dostla karşılaşmaya, olağandışı gerçeklik durumları demekteyim. “Olağandışı gerçeklik durumları” terimini yeğlememin nedeni, don Juan’ın bu tür karşılaşmaların gündelik yaşamımızdaki gerçeklikten yalnızca biraz farklı bir gerçekliğin süreğenliği içinde ortaya çıktığını belirtmesi olmuştur. Bu bakımdan, olağandışı gerçeklikte herkesin birleştiği kimi belirli karakteristikler bulunmaktadır diyebiliriz. Don Juan bu karakteristikleri düzenli bir biçimde sınıflandırmaya gitmemiştir, ama onun tutumu, her kişinin kendi bilgisinin kendine özgü bir nitelik taşıdığına olan inancından kaynaklanmaktadır.
Kendi kişisel deneyimlerimden çıkardığım aşağıdaki şu ulamlar (kategori), olağandışı gerçekliğe özgü ayırtkanlıkları sergilemektedir. Ne var ki, görünürde pek özel kaynaklardan çıkmalarına karşın, bu ulamlar, don Juan tarafından, kendi bilgisinin temel ilkeleri ışığında pekiştirilmiş ve geliştirilmiştir; don Juan öğretisini, bu karakteristikler, olağandışı gerçekliğin doğal parçalarıymışçasına veregelmiştir:
(1) olağandışı gerçeklikten yararlanılabilir;
(2) olağandışı gerçekliğin bileşen öğeleri vardır.
Birinci ayırtkanlık (karakteristik) olan olağandışı gerçeklikten yararlanılabilir— bunun çıkarlarımız için kullanılabileceğini belirtmektedir. Don Juan, bıkıp usanmadan, bilgisinin en açık amacının yararlı sonuçlar elde etmek olduğunu vurgulamıştır. Bilgisinin, olağan gerçeklikten olduğu kadar, olağandışı gerçeklikten de yararlanmak için bir araç olduğunu ileri sürmüştür. Onun savına göre, dostlar, insanlarda bu durumları, yararlanmaları için yaratmaktadırlar. Don Juan’ın mantığına göre, kişinin dostlarla karşılaşması, onların gizlerini öğrensin diye düzanlenmektedir; ve olağandışı gerçeklik durumlarını kendi birtakım başka kişisel amaçlarına alet etme niyetlerini önlemeyi hedef almaktadır.
İkinci ayırtkanlık, olağandışı gerçekliğin kimi bileşen öğelerinin bulunmasıdır. Bu bileşen öğeler de, kişinin duyuları aracılığıyla, olağandışı gerçeklik durumlarının içeriği diye algıladığı edimler, olaylar gibi kimi özelliklerdir. Olağan dışı gerçeklik tablosunun bütününü oluşturan bu öğeler birbirleriyle uyuşmaz görünseler de hem olağan gerçekliğin hem de bildiğimiz düşlerin özelliklerini taşır niteliktedir.
Benim kendi kişisel değerlendirmeme göre, bu olağandışı gerçeklik öğelerinin üç belirgin özelliği bulunuyor:
(1) dengelilik,
(2) benzersizlik,
(3) üzerlerinde fikir birliğine varılamama.
Bu üç özellik, bu durumların kendilerine özgü apayrı birimler olarak sivrilmelerine neden olmaktadır.
Olağandışı gerçekliğin öğelerinde değişmez oluşları açısından bir dengelilik bulunuyor. Bu bakımdan bu öğeler, olağan gerçeklik öğelerine benzemektedirler; çünkü olağan rüyaların öğeleri gibi değişken değillerdir, ve yok olmazlar. Olağandışı gerçeklik öğelerini oluşturan tüm ayrıntıların son kerte dengelilik taşıdığını sezdiğim kendilerine özgü somut ve belirgin nitelikleri bulunmaktadır. Bu dengelilik öyle kesin bir biçimde kendisini göstermektedir ki, benim düzenlediğim ölçüte göre, olağandışı gerçeklikte, insan, bu durumlara özgü öğeleri kısıtsız imişçesine uzun bir süre boyunca durup inceleyebilme yetisine sahip olabilmektedir. Bu ölçütü uygulayarak, don Juan’ın kullandığı olağandışı gerçeklik durumlarını, olağandışı gerçeklik imiş gibi algılanan ama bu ölçüte uymayan kimi öbür yabansı durumlardan ayırt edebiliyordum.
Olağandışı gerçekliğe özgü ikinci öğe de—yani benzersizlikleri— bunların tek, kendi başına bir kişiliği bulunan öğeler olmalarıdır. Bu durumların ayrıntılarından her birisi tüm öbürkilerden apayrıdır— bunu, bu ayrıntıların zaman içinde teker teker ortaya çıktıklarını söyleyerek de anlatabilirim. Öğelerin bu benzersizliği ayrıca bir de, ola ki herkesçe bilinen, şu çok değişik gereksinmeleri yaratmaktadır. Ayrı ayrı beliren tüm ayrıntıları tek bir sahne biçimine, bütünleşmiş bir alaşım haline getirmek için kesin bir zorunluluk, bir dürtü... Aşikâr ki, don Juan bu gereksinmeyi çok iyi biliyordu ve her fırsatta ondan yararlanmaktaydı.
Bu öğelere özgü üçüncü ve en önemli ayırtkanlık da, üzerlerinde fikir birliğine varılamama durumudur. Kişi bu öğeleri tam bir yalnızlık içinde algılayabilmektedir; bu durum bir insanın rüya görürkenki yalnızlığından çok o kimsenin olağan gerçeklikte tek başına bilinmedik bir sahneye tanık olmasına benzer. Olağandışı gerçekliğin bu öğelerindeki dengelilik, kişiye, durup bunları teker teker ve kendisine çok uzun bir zamanmış gibi gelen bir süre boyunca incelemek olanağını verdiğinden, gözlemlenen ayrıntılar gündelik yaşamın öğelerini çokça andırırlar. Ne var ki, bu iki gerçeklik durumunun öğeleri arasındaki ayrım, bunlar üzerinde fikir birliğine varılabilme konusunda kendini göstermektedir. “Fikir birliği” demekle, insanların, gündelik yaşamın öğeleri üzerinde birbirleriyle şu ya da bu yolla örtülü ya da açık olarak bir anlaşmaya varmalarını anlatmak istiyorum. Olağandışı gerçekliğin öğeleri kişiyi bu durumları gerçek imiş gibi algılamaya iter ki bu da onların varlığı üzerinde bir tür fikir birliğine varma gereksinmesini ortaya çıkarmış olur.
Kuralların belirli amacı.—Kuralların olağandışı gerçeklikte doğrulanması kavramının bir başka yanı da kuralların belirli amaçlara yönelik oluğu kavramıdır. Bu amaç, bir dostu kullanarak, yararcı bir amaca ulaşabilmektir. Don Juan’ın öğretilerinin bağlamında, kuralların öğrenilmesi, bu kuralların olağan ve olağandışı gerçeklikte doğrulanmasıyla gerçekleşiyor. Bununla birlikte, öğretilerin en önemli yanı, kuralların olağandışı gerçeklikte algılanan edimler ve öğelerden doğrulanır oluşudur; ve olağandışı gerçeklikte algılanan edim ve öğelerde doğrulanan şey de kuralların belirli amacı olmaktadır. Bu belirli amaç dostun erkiyle ilişkilidir; yani, bir dosttan önce bir araç sonra da bir yardımcı olarak yararlanılması... Ne var ki, don Juan, her zaman kuralların belirli amaçlarını bu her iki alanı da kapsar biçimde tek bir birim olarak ele almıştır.
Belirli amaç, dostun erkinden yararlanmayla ilişkili olduğu için, bu konunun ayrılmaz bir parçası olarak kullanım yöntemlerini de birlikte getirir.
Kullanım yöntemleri, bir dostun erkinden yararlanma olgularının her birinde girişilen gerçek uygulamalar ve yöntemlerdir. Bir dosttan yararlanabilme düşüncesi, yararcı amaçların elde edilebilirliğini ve kullanım yöntemlerinin uygulanmasıyla bir dosttan yararlanılabileceğinin kesin olduğunu belirtmektedir.
Belirli amaçlar ve kullanım yöntemleri, bir büyücünün dostunu etkin bir biçimde denetimi altında tutabilmesi için bilmesi gereken tek bir birim oluşturur.
Don Juan’ın öğretileri her iki dostun kurallarıyla ilgili az sonra verilen şu belirli amaçları içeriyor. Bunları, don Juan’ın bana sunduğu sırayla vermekteyim:
Olağandışı gerçeklikte doğrulanan birinci belirli amaç, Datura inoxianın içerdiği dostla yapılan deneyimlerdir. Bura da kullanım yöntemi, Datura bitkisinin kökünden yapılan bir karışımın yutulmasıdır. Bu karışımın yutulması yüzeysel bir olağandışı gerçeklik durumunun ortaya çıkmasına neden olur; don Juan bu karışımı bana, bir çömez adayı olarak bu bitkinin içerdiği dostla bağdaşıp bağdaşamadığımı bulgulamak için içirtmişti. Bu karışım ya belirsiz bir bedensel erinç ya da büyük bir tedirginlik yaratmaktadır ki, don Juan bu durumlara göre bağdaşma olup olmadığını kararlaştırabilir.
İkinci belirli amaç önbilidir. Bu, Datura inoxianın içerdiği dostun kurallarının bir parçası olmaktadır. Don Juan, bir büyücünün, dostu tarafından olağandışı gerçekliğin belli bir katına çıkarıldığı ve orada bilmediği kimi olayları görme yetisine kavuşturulduğu varsayımından hareketle, önbiliyi bir uzmanlaşmış devinim biçimi olarak ele almaktadır.
İkinci belirli amacın kullanım yöntemi, bir yutma—emdirme sürecidir. Datura kökünden yapılan bir karışım yutulur, ve Datura tohumlarından yapılan bir merhem de başın şakak ve alın bölümlerine ova ova sürülür. “Yutma—emdirme” terimini kullanmamın nedeni, olağandışı gerçeklik durumunun, yutulan karışımın deriye sürülen merhemle desteklenerek ya da derinin merhemi emmesinin, yutulan karışımla desteklenmesi sonucunda ortaya çıkmış olabileceğinin belirtilmesidir.
Bu kullanım yöntemleri Datura bitkisinin dışındaki kimi canlıların kullanımını da gerektirmektedir: örneğin bu durumda iki kertenkele kullanılır. Bu kertenkelelerin büyücüye devinim kazandırdıklarına inanılır; bunun anlamı da kertenkelenin konuşmasını işitebilme, ve anlattıklarını gözünün önünde canlandırabilme yetisinin kazanıldığı belli bir yabansı sezgileme katına ulaşılması demek olmaktadır. Don Juan bu görüngüyü, önbili amacıyla kertenkeleye sorulan soruların yanıtlanması, diye açıklıyor.
Datura bitkilerinin içerdiği dostun kurallarının üçüncü belirli amacı da başka tür bir uzmanlaşmış devinim biçimidir: yani bedenin uçması. Don Juan’ın açıkladığı üzere, bir büyücü bir dostu kullanarak uçabilir, ve bedenini çok uzak yerlere götürebilir; bedensel uçuş büyücünün olağandışı gerçeklikten geçerek istediği anda olağan gerçekliğe dönebilme yetisi olmaktadır.
Üçüncü belirli amacın kullanım yöntemi de gene bir yutma—emdirme sürecidir. Datura bitkisiyle hazırlanan bir karışım yutulur, Datura tohumlarından hazırlanan bir merhem de ayak tabanlarına, bacakların iç yanlarına, ve cinsel organlara sürülür.
Üçüncü belirli amaç, derinlemesine bir doğrulanmadan geçirilememiştir; don Juan, kullanım yönteminin, bir büyücüye devinimi sırasında kendisini yönlendirebilme yetisini kazandıran kimi bölümlerini açıklamamış olduğunu belirtmiştir.
Kuralların dördünca belirli amacı, Psilocybe mexicanadaki dostun denenmesidir. Bu deneme, dostla bir bağdaşımın var olup olmadığını belirlemek amacını taşımaz; yerine, kaçınılması olanaksız bir ilk deneyimdir ya da dostla iki karşılaşmadır.
Dördüncü belirli amacın kullanım yöntemi, kurutulmuş mantarlarla, hiçbiri sanrılandırıcı özellikler taşımayan kimi başka bitkilerin çeşitli bölümlerinin karıştırılmasıyla elde edilen bir tüttürüm harmanının kullanılmasıdır. Kurallara göre, bu harmanı içerken dumanın içe çekilmesi koşulu vardır, öğretmen bunun için bu karışımın içerdiği dosta humito (dumancık) adını vermiştir. Bana göre bu olgu bir “yutma—içe çekme” sürecidir, çünkü duman önce yutulmakta sonra da iyice içe çekilmektedir. Mantarlar yumuşak olduklarından kurutulurlar ve sonra çok ince bir toz haline getirilirler; bu tozun yanması çok güç olur. Harmana katılan öbür bitkiler kurur kurumaz kolayca emilip toz ya da lifçikler haline getirilebilirler. Bu lifçikler piponun ağzında yanarken, kolay kolay yanmayan mantar tozları pipodan ağza gelir ve yutulur. Bu nedenle yutulan kurutulmuş mantar tozu, yanarak içe çekilen öbür bitki lifçiklerinden daha fazla olmaktadır.
Psilocybe mexiacananın yarattığı ilk olağandışı gerçeklik durumunun etkileri, don Juan’ın, kuralların beşinci belirli amacına değinmesine yol açmıştır. Bu, devinimle ilgiliydi— yani, Psilocybe mexicananın içerdiği dostun yardımıyla cansız nesnelerin içine girip çıkma ve sonra da canlı varlıkların içine girme ve çıkma biçimindeki bir devinimle. Kullanım yönteminin tümü, yutma-içine çekme sürecinden başka ipnotik telkinleri de içermiş olabilir. Çünkü don Juan bu belirli amacı yalnızca kısa bir görüşme yaparak sunmuş ve ayrıca doğrulanma deneyimi yapılmamıştır. Bu bakımdan konuyu doğru bir biçimde işlememe olanak bulunmamaktadır.
Kuralların, olağandışı gerçeklikte doğrulanan altıncı belirli amacı da Psilocybe mexicananın içerdiği dostla ve devinimin bir başka yanıyla ilişkilidir—başka bir kılığa girerek devinme. Bu devinim olgusu çok yoğun bir doğrulanmadan geçirilmiş bulunuyor. Don Juan, bu konuda ustalaşmak için çok büyük bir çaba göstermenin gerekliliğini vurgulamaktadır; ve Psilocybe mexicanada içerilen dostun büyücünün bedenini yok edici bir özelliğe sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bedensizleşme durumunda da başka bir kılığa girerek devinme olasılığı mantıksal bir düşünce olarak ortaya çıkmaktadır. Devinim kazanılmasının yarattığı bir başka mantıksal olasılık da, doğaldır ki, nesnelerin ve canlı varlıkların içine girip çıkma durumudur ki don Juan bu konuya kısaca değinmiştir.

Kuralların altıncı belirli amacıyla ilgili kullanım yönte mi, yutma-içe çekmeden başka bir de, gözlemleyebildiğim kadarıyla, ipnotik telkinleri de içermektedir. Don Juan, olağandışı gerçekliğe geçiş aşamaları sırasında böyle bir şeyi üstü kapalı bir biçimde anıştırmıştır. Bir ipnotik süreci andıran bu davranışını salt kendine özgü bir tutum olarak nitelemiş, yani o anda uyguladığı kullanım yönteminin tümünü bana açıklamamış bulunduğunu belirtmiştir.
Değişik bir kılığa girmek demekle bir büyücünün, aklına estikçe istediği bir biçime girivermesini anlatmış olmuyoruz; tersine, bu, önceden belirlenen bir biçime girebilmek için yaşam boyu süren bir eğitimi gerektirmektedir. Don Juan’ın kendisi için seçmiş olduğu biçim bir karga biçimiydi; ve bu nedenle, öğretileri süresince hep bu biçimi işleyegelmiştir. Yalnız, karga kılığına girmenin onun kendi kişisel seçimi olduğunu, ve daha girilebilecek pek çok kılık bulunduğunu da vurgulamıştır.

19

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Çalışma Düzeni - 4. Birim

•Kurallar Özel Oybirliğiyle Doğrulanırlar•
Kuralları oluşturan kavramlar arasında, bu kuralları açıklamakta en çok önem taşıyanı, kuralların özel oybirliğiyle doğrulanması düşüncesidir; öbür kavramların hepsi, tek başlarına, kuralların anlamını açıklamada yetersiz kalmaktadırlar.
Don Juan bir dostun bir büyücüye bir ihsan gibi sunuluvermediğini, büyücülerin dostlardan yararlanmalarının ancak onların kurallarını doğrulama sürecinden geçerek gerçekleştirilebileceğini çok açık olarak belirtmiştir. Öğrenim sürecinin tümü, kuralların hem olağandışı gerçeklikte hem de olağan gerçeklikte doğrulanmasını içerir. Ne var ki, don Juan’ın öğretilerinin en can alıcı noktası, kuralların yararcı ve deneysel biçimlerde, ve kişinin sezgilediği olağandışı gerçeklik öğeleri bağlamında doğrulanmasıdır. Ancak, bu öğeler, üzerlerinde fikir birliğine varılabilen türden öğeler değillerdir, ve bunların varlığı üzerinde bir anlaşmaya varılamıyorsa, bunların algılanan gerçeklikleri salt bir yanılgı da olmuş olabilir. Bir insan olağandışı gerçeklikte yapayalnız bulunmaktadır; onun bu yalnızlığı, algıladığı her şeyin öznel olmasını gerektirir. Yalnız olma ve öznellik, bir kimsenin kendi sezgilerine başka hiçbir kimsenin tanık olmayacağı gerçeğinin bir sonucudur.
Don Juan bu aşamada öğretisinin en önemli öğesini getiriveriyor önümüze: olağandışı gerçeklikte algıladığım ve kuralları doğruladığına inandığım edimlerin ve öğelerin tanıklığını yapıyor. Don Juan’ın öğretilerinde özel oybirliği kavramı, açık ya da örtülü olarak olağandışı gerçeklik öğeleri üzerinde fikir birliğine varma demeye geliyor; ve don Juan, bir öğretmen olarak, çömezi olan bana bu tanıklığı yapıyor. Ve onun bu özel oybirliği hileli ya da yapmacık bir biçimde olmuyor; yani, iki kişinin birbirlerinin rüyalarının öğelerini betimlemiş olabilecekleri gibi olmuyor. Don Juan’ın sağladığı özel oybirliği dizgeli bir biçimdeydi, ve bunu ancak tüm bilgisini kullanarak yapabilmekteydi. Dizgesel bir özel oybirliğine kavuşunca, olağandışı gerçeklikte sezgilenen edimler ve öğeler aramızda ortak bir gerçeklik kazanıyordu, ve bu da don Juan’ın sınıflandırma düzeninde, dostun kurallarının doğrulanması anlamına geliyordu. Kurallar, ancak bir başka kimsenin fikir birliği olduğu takdirde anlamlı bir kavram olabilirdi ve doğrulanmaları üzerinde bir fikir birliği olmadıkça bu kurallar o kimsenin salt öznel bir yaratısı olarak kalacaktı.
Kuralların açıklanma zorunluluğundan ötürü, kuralların özel oybirliğiyle doğrulanması düşüncesini bu yapısal düzenin dördüncü ana birimi olarak sunmuş bulunuyorum. Bu birim temelinde iki kişi arasındaki etkileşim olduğundan,
(1) velinimet, ya da öğretilen bilgiye ulaştıran kılavuz, özel oy birliği sağlayan kimseyle;
(2) çömezinden, ya da kendisine özel oybirliği sağlanan kimseden oluşuyor.
Öğretilenlerin uygulayımsal ereğine ulaşmada başarı ya da başarısızlık, bu birime yüklenmektedir. Bu açıdan, özel oybirliği, şu sürecin kesinlik taşımayan bir sonucu olmaktaydı: bir büyücüyü sıradan insanlardan ayıran belirgin bir özellik vardır, o da bir dosta sahip bulunmasıdır. Bir dost, kuralları olma özelliğini taşıyan bir erktir. Ve kuralların kendisine özgü ayırtkanlığı, özel oybirliği aracılığıyla olağandışı gerçeklikte doğrulanmasıdır.

•Velinimet•
Velinimet, kendisi olmadan kuralların doğrulanamayacağı bir kimsedir. Özel oybirliği sağlamak amacıyla, bir kimse, şu iki görevi yapar:
(1) kuralların doğrulanması üzerinde özel oybirliği sağlamak için gerekli hazırlıkları yapar,
(2) özel oybirliğini yönlendirir.

•Özel Oybirliğinin Hazırlanması•
Velinimetin ilk görevi kuralların doğrulanması üzerinde özel oybirliği sağlamak için gerekli hazırlıkları yapmaktadır. Öğretmenim olarak don Juan
(1) dostun kurallarının doğrulanmasıyla sonuçlananların dışında kaldığını açıkladığı olağandışı gerçeklik durumlarıyla ilgili deneyimler yapmamı sağlamış;
(2) kendisinin neden olduğunu sandığım kimi özel olağan gerçeklik durumlarına katılmamı sağlamış;
(3) deneyimlerimden her birisini ayrıntılı olarak değerlendirmiştir.
Don Juan, özel oybirliği sağlama görevini, bu yeni gerçeklik durumlarının öğeleri üzerinde özel oybirliği sağlayıp pekiştirerek yapmaktaydı.
Don Juan'ın kılavuzluğunda yaptığım öbür olağandışı gerçeklik durumları deneyimlerimi, peyote diye bilinen Lophophora williamsii kaktüsünü yutarak geçirmiştim. Genellikle bu kaktüsün tepe bölümü kesilerek kuruyana dek bekletilir, ve sonra bunlar çiğnenerek yutulur, kimi özel koşullarda bu tepe bölümleri tazeyken de yenebilir. Don Juan, Lophophora williamsii kullanarak olağandışı gerçeklik durumlarına girebildiğini, ancak bu durumun bu bitkinin içerdiği erkin bir lütfu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylemiştir.
Lophophora wiliamsiinin neden olduğu olağandışı gerçeklikte üç belirgin özellik vardır:
(1) bu durumun “Mescalito” denilen bir varlık tarafından yaratıldığına inanılır;
(2) bu durumdan yararlanılabilir;
(3) bu durumun da öğeleri vardır.
Mescalito’nun eşi bulunmaz bir erk olduğu söylenir, olağan gerçekliğin sınırlarını aşmamızı sağlama açısından o da bir dosta benzer; ancak bir dosttan çok farklıdır. Mescalito da, bir dost gibi belli bir bitkinin içindedir—Lophophora williamsii kaktüsünün içinde... Ne var ki, salt bir bitkinin içinde olmaktan öteye geçmeyen bir dosta karşın, Mescalito’yla bu bitki aynı şeydir. Bu nedenle bu bitki ululanır ve kendisine büyük bir saygı gösterilir. Don Juan, kimi koşullarda, örneğin bu bitkiye derin bir saygıyla yaklaşıldığı zamanlarda kaktüse yakın bir yerde durmanın olağandışı gerçeklik durumunu yaratabileceğine inanmaktadır.
Ne var ki, insanı olağan gerçeklik sınırlarının dışına götürebilme gücüne sahip olmasına karşın, Mescalito bir dost değildir, ve kuralları yoktur. Kuralları bulunmadığından ötürü Mescalito bir dost olarak kullanılamaz, çünkü kuralları olmadan denetim altında tutulabilmesi olanaksızdır. Bu yüzden Mescalito’nun erki, bir dostun erkinden çok değişik bir niteliktedir.
Kuralları olmamasının doğal sonucu olarak, Mescalito uzun bir çömezlik dönemini gerektirmeksizin, ve bir dostta olduğu gibi kullanım yöntemlerine bakılmaksızın herkesçe kullanılabilir. Herhangi bir eğitim görmeden de ulaşılabildiğinden, Mescalito’ya koruyucu denmektedir. Koruyucu demekle, herkese açık oluşu belirtilmek istenmektedir. Ne var, Mescalito bir koruyucu olarak herkese açık değildir, ve kimi insanlarla da uyuşmadığı bir gerçektir. Don Juan’a göre bu tür uyuşmazlıklar, Mescalito’nun “katı yapısıyla” bir kimsenin zayıf karakteri arasındaki tutarsızlıktan kaynaklanmaktadır.
Mescalito aynı zamanda bir öğretmendir. Birçok konuda yararlı bilgiler verir. İnsan üzerinde egemenlik kurar, davranışlarını düzeltir. Mescalito doğru yolu öğretir. Don Juan’a göre doğru yol, bir bakıma sağduyu sahibi olmaktan geçer ki bu da ahlaki bir doğruluktan öte Mescalito’nun öğretileri ışığında davranışlarımızın yalınlaştırılması demeye gelmektedir. Don Juan, Mescalito’nun, davranış yalınlığını öğrettiği inancındadır.
Mescalito’nun başlı başına bir varlık olduğuna, her zaman önceden bilinen aynı biçimlerde değilse bile belli bir biçimde olduğuna inanılır. Bu özelliği, Mescalito’nun yalnızca, başka başka kimselerce başka başka algılanmasına neden olmakla kalmaz, üstelik bir tek kişi tarafından ayrı ayrı zamanlarda başka başka biçimlerde görülmesine de yol açar. Don Juan bu durumu, Mescalito’nun herhangi bir kılığa girebilme yetisine bağlamaktadır. Ancak, Mescalito, bağdaşabildiği kimselere, uzun süre Mescalito kullanımından sonra değişmez bir kılıkta görünür.
Mescalito’nun yarattığı olağandışı gerçeklikten yararlanılabilir. Bu açıdan bir dost gibidir. Tek ayrım, don Juan’ın öğretilerinde sunduğu Mescalito’yu kullanma nedenidir: yani, Mescalito yalnızca “Mescalito’nun doğru yolu gösteren dersleri’nden yararlanma amacıyla kullanılmalıdır.
Mescalito’nun neden olduğu olağandışı gerçekliğin de kimi öğeleri vardır, ve bu konuda Mescalito’yla dostların neden oldukları olağandışı gerçeklik durumları aynıdır. Her ikisinde de öğelerin ayırtkanlıkları dengelilik, benzersizlik ve fikir birliği yokluğudur.
Don Juan’ın özel oybirliği sağlayıcı koşulları hazırlamada kullandığı bir başka yöntem de özel olağan gerçeklik durumlarına katılmamı sağlamaktı. Özel olağan gerçeklik durumları demekle, gündelik yaşamın niteliklerini taşıyan durum anlatılmak istenmektedir. Ancak, bunlar, öğelerinin üzerinde fikir birliğine varılamayan özel durumları içerir. Don Juan, özel olağan gerçeklik durumlarının bileşen öğeleri üzerinde özel oybirliği sağlayarak kuralların doğrulanmasına ilişkin özel oybirliği sağlayıcı hazırlıkları yapmıştır. Bu bileşen öğeler, varlıkları yalnızca don Juan tarafından özel oybirliğiyle onaylanabilen gündelik yaşam öğeleriydi. Bu benim bir varsayımım idi, zira olağan gerçeklik durumlarında bir ortak-katılımcı olarak ben, öteki ortak-katılımcı olarak yalnızca don Juan’ın hangi bileşen öğelerin özel olağan gerçeklik durumunu meydana getirdiğini bildiğine inanmaktaydım.
Kendi kişisel kanıma göre, özel olağan gerçeklik durumları, kendisinin bu konuda herhangi bir şey söylememesine karşın, don Juan tarafından ortaya çıkarılmaktaydı. Bana öyle geliyor ki, don Juan bu durumları, davranışlarımı ustaca manevralarıyla ve telkinleriyle yönlendirerek elde ediyordu. Ben bu sürece, “gizli yönlendirme” adını takmıştım. Bu sürecin iki yanı var:
(1) çevrenin sağladığı ipuçlarının yönlendirilmesi;
(2) davranışlardan kaynaklanan ipuçları.
Don Juan öğretileri boyunca bana her iki durumun deneyimlerini sağlamıştır. Birincisini, çevrenin sağladığı ipuçlarını kullanarak başardığını sanıyorum. Don Juan, bu durumu yaratmasının nedeni olarak, kendi iyi niyetlerimi sınamam gereğini göstermiştir. Çünkü ancak bu durumun öğeleri üzerinde özel oybirliği sağladıktan sonra öğretmeye başlamayı kabul etmiştir. “Çevrenin sağladığı ipuçları”ndan, don Juan’ın telkinler yoluyla o andaki fiziksel çevremizin bir parçası olan o gerçeklik öğelerini seçip ayırarak beni özel olağan gerçeklik durumuna sokmasını kastetmekteyim. Bu yolla ayrılan öğeler, bu örnekte özel bir görsel renk sezgisine neden olmaktadır ki, don Juan bunu sonradan doğrulamıştır.
İkinci olağan gerçeklik durumu da davranışlarımdan kaynaklanan ipuçlarıyla ortaya çıkarılmış olabilir. Don Juan, benimle sürekli işbirliği yaparak, ve tutarlı bir biçimde davranarak, bende kendisiyle ilgili bir imge yaratmayı başarmıştır—onu tanıyabilmeme neden olan kendisine özgü bir dizi imgeler... Sonraları, bende yarattığı imgelere hiç uymayan biçimlerdeki davranışlarıyla en başta edindiğim imgeleri bozmuştu. Özel olağan gerçeklik durumlarına katılan bir kişi olarak don Juan, bunun öğelerini bilen tek kimse oluyordu. Ve böylece bunların varlıklarına ilişkin tanıklığı yapabilecek tek insan da oydu.
Don Juan öğretilerinin son aşaması olarak ikinci bir özel olağan gerçeklik durumu sınaması daha hazırlamıştı. Bu her iki özel olağan gerçeklik durumları öğretilerinin bir dönüm noktasını oluşturuyordu. Öğretilerin iki yarı yanını birleştiren bir özellik bulunuyordu bu noktada. Bu ikinci durumla, yepyeni bir öğrenim aşamasına girmekteydim. Bu aşamada öğretmenle çömezi arasında, özel oybirliğine varmak amacıyla daha sıkı bir işbirliği başlatılmış oluyordu.
Don Juan'ın özel oybirliği sağlamada uyguladığı üçüncü yöntem, bana, her olağandışı gerçeklik durumu ve her özel olağan gerçeklik durumu deneyiminden sonra, bu deneyimlerimi kendisine ayrıntılı olarak anlattırması, ve ardından, anlattıklarımın arasından kimi önemli birimlerin seçilerek derinlemesine işlenmesi biçiminde olmuştur. Bunu yaparken temel etken, olağandışı gerçeklik durumlarının sonuçlarını yönlendirmekti. Kanımca, olağandışı gerçekliğin ayırtkan öğeleri— dengelilik, benzersizlik ve fikir birliğinden yoksunluk—bu durumlarda doğal olarak bulunmaktaydı ve don Juan’ın kılavuzluğundan kaynaklanmaktaydı. Bu varsayım, tanık olduğum birinci olağandışı gerçeklik durumunun öğelerinin bu üç özdeş niteliği taşıdığını gözlemlememin bir sonucudur. Oysa, don Juan o sıralarda yönlendirmesine başlamış bile değildi. O halde, bu niteliklerin, genel olarak olağandışı gerçeklik öğlerine özgü ayrıtkanlıklar olduklarını varsayarsak, don Juan’ın görevi, bunları, Datura inoxia, Psilocybe mexicana ve Lophophora williamsiinin neden oldukları olağandışı gerçeklik durumlarının her birinin sonuçlarını denetlemede bir hareket noktası olarak kullanmaktan ibaret oluyordu.
Don Juan’ın bana her olağandışı gerçeklik durumu deneyiminden sonra ayrıntılı olarak anlattırdıkları da deneyimin bir özeti oluyordu. Her durum sonunda algıladığım her şeyi anımsamaya çalışarak anlatmamı istiyordu. Bu özetlerin bellibaşlı iki niteliği var:
(1) olayların anımsanması,
(2) algılanan öğelerin betimlenmesi.
Olayların anımsanması, deneyimim boyunca algılamış olduğuma inandığım hususların, yani, başıma geldiğini ve yaptığımı sandığım edimlerin anlatılmasıydı. Algılanan öğelerin betimlenmesi, benim algıladığıma inandığım öğelerin ayrıntılarını belli bir biçimde anlatmam anlamına gelmektedir.
Deneyimlerimin özetini yaptıktan sonra, don Juan bunların arasından belli birimleri şöyle bir süreçle seçiyordu:
(1) anlatımın uygun gördüğü bölümlerini önemseyerek,
(2) anlatımın öbür bülümlerini hiç önemsemeyerek. Olağandışı gerçeklik durumları arasında geçen zaman aralığı, deneyimlerimin özeti üzerinde don Juan’ın yorumlamalar yapmak için gereksindiği zaman kadar oluyordu.
Birinci sürece “vurgulama” adını vermiş bulunuyorum;
çünkü bu bölümde don Juan’ın olağandışı gerçeklik durumlarında ulaşmamı istediğini sandığım aşamalarla kendi algıladıklarım arasında sıkı bir kıyaslama yapmak gerekiyordu. Vurgulamanın anlamı, o halde, don Juan’ın anlattıklarımın bir bölümünü seçerek kendi kurgusunu onun üzerine bindirmesi olarak alınabilir. Vurgulama, olumlu ya da olumsuz olmaktadır. Olumlu vurgulama, don Juan’ın sezgilediğim husustan olağandışı gerçeklik durumları içinde beni güttüğü hedefe ulaştığını görerek memnun olması demeye geliyor. Olumsuz vurgulama ise algıladıklarımın, ona göre yetersiz olmasından ya da gösterdiği hedefe ulaşmamış olmamdan ötürü don Juan’ın memnuniyetsizliği anlamına geliyor. Ama bu durumda da don Juan kendi kurgularını, algımın olumsuz yanını vurgulamak amacıyla, sunduğum özetin o bölümü üzerine yerleştiriyordu.
Don Juan’ın kullandığı ikinci seçme süreci, anlattıklarımın kimi bölümlerine hiç önem vermeme biçimindeydi. Buna da “vurgulama yokluğu” adını veriyorum; çünkü bu, öbür sürecin tersi oluyor ve karşıt bir denge kuruyordu. Don Juan’ın değerlendirmesine göre öğretilerinin amacı açısından gereksiz bulunan bu öğelere herhangi bir ilgi göstermeyişi, benim daha sonraki olağandışı gerçeklik durumlarındaki aynı öğelere ilişkin sezgilerimi de yoksaması biçiminde sürmüştür.

•Özel Oybirliğinin Yönlendirilmesi•
Don Juan'ın bir öğretmen olarak görevinin ikinci yanı, her bir olağandışı gerçeklik durumunun ve her bir özel olağan gerçeklik durumunun sonucunu yönlendirerek özel oybirliği sağlamaktı. Don Juan bu sonuçları, olağandışı gerçekliğin arızi ve asal aşamalarıyla özel olağan gerçeklik durumlarının asal aşamalarını düzenli bir biçimde işleyerek yönlendiriyordu.
Olağandışı gerçekliğin arızi aşamaları, kendi uygulayımsal düzenlemesiyle ilgilidir. Bu iş, olağandışı gerçekliğin kendisine götüren adımları, bir düzeneği gerektiriyordu. Arızi aşamanın üç belirgin özelliği bulunuyor:
(1) hazırlık dönemi,
(2) geçiş dönemi,
(3) öğretmenin denetimi.
Hazırlık dönemi, bir olağandışı gerçeklik durumundan öbürüne kadar geçen zamandır. Don Juan bu zamanı bana yönergeler vererek ve öğretisinin genel akışını geliştirerek kullanırdı. Hazırlık dönemi, olağandışı gerçeklik durumlarına geçişte büyük önem taşır, ve ayrıca iki belirgin özelliği vardır:
(1) olağandışı gerçeklik öncesi dönem,
(2) olağandışı gerçeklik sonrası dönem.
Olağandışı gerçeklik öncesi dönem oldukça kısa bir süredir, en fazla yirmi dört saat sürer. Datura inoxia ve Psilocybe mexicananın yarattığı olağandışı gerçeklik durumlarında, don Juan bu süreyi kuralların belirli amaçlarını ve içine gireceğim olağandışı gerçeklik durumunda uygulanması gereken kulanım yöntemlerini açıklayan çarpıcı ve hızlandırılmış yönergeler vererek kullanırdı. Lophophora williamsiide ise bu dönem, Mescalito’nun kuralları bulunmamasından ötürü, özünde bir dinsel törene benzerdi.
Öte yandan, olağandışı gerçeklik sonrası dönem, uzun bir zamanı içerirdi; kimileyin aylarca sürdüğü olurdu. Bu dönemi don Juan, olağandışı gerçeklik durumundan önceki aşamada yer alan olayları tartışmak ve açıklamak için kullanmıştır. Lophophora williamsii alındıktan sonra, bu dönem daha da önem taşımaktadır. Mescalito’nun kuralları bulunmadığından, olağandışı gerçeklikte izlenen amaç, Mescalito’nun özelliklerinin doğrulanması olmaktadır; don Juan bu özellikleri, olağandışı gerçeklik durumlarının her birisinden sonra uzun uzadıya incelemiştir.
Arızi aşamanın İkincisi, geçiş dönemidir; ki bu da bir olağan gerçeklik durmundan bir olağandışı gerçeklik durumuna geçişi ya da bunun tersini belirlemektedir. Bu iki gerçeklik durumu, geçiş dönemlerinde üst üste gelerek örtüşürler; bu geçiş dönemlerini bu iki ayrı gerçeklik durumundan ayırmada kullandığım ölçüt, gene bu durumlarla ilgili öğeler de algıladığım bulanıklık olmuştur. Bu nedenle olanları hiç bir zaman açık seçik olarak sezebilmiş ya da anımsayabilmiş değilim.
Algılama zamanı bakımından bu geçiş dönemleri ya çok çabuk ya da çok yavaş olmaktaydı. Datura inoxia aldığım zamanlar, olağan ve olağandışı gerçeklik durumlarını bitişik imişçesine algılıyordum; ve bir durumdan öbürüne geçiş çok çabuk oluyordu. Özellikle olağandışı gerçekliğe geçiş çok daha dikkat çekiciydi. Öte yandan Psilocybe mexicananın neden olduğu geçiş dönemlerini çok yavaşlamışcasına algılamaktaydım. Olağan gerçeklikten olağandışı gerçekliğe geçiş özellikle çok uzuyor ya da öyle seziliyordu. Ola ki o durumlardaki deneyimlerin beni epey ürkütmesi, bu dönemi hep daha çok ayrımsamama neden olmuştur.
Lophophora williamsiinin neden olduğu geçiş dönemleri ise öbür ikisinin özelliklerinin bir karışımı olarak ortaya çıkmıştır. Bu durumda olağandışı gerçekliğe giriş ve çıkışlar oldukça belirgindi. Olağandışı gerçekliğe giriş yavaş oluyordu ve ben bunu çok açık bir biçimde, ama bununla ilgili ayrıntıları tam olarak belirleyemeden algılayabiliyordum.
Arızi aşamanın üçüncü özelliği, öğretmenin denetimi ya da bilfiil yardım etmesidir. Ben, bir çömez olarak, bir olağandışı gerçeklik durumunun içindeyken sürekli olarak don Juan’ın bu tür yardımlarından yararlanmaktaydım. Onun bu denetimini başlı başına bir ulam (kategori) olarak sunmamın nedeni, bunun, öğretilerin belirli noktalarında öğretmenin çömeziyle birlikte olağandışı gerçekliğe girme zorunluluğunu göstermesidir.
Datura inoxianın neden olduğu olağandışı gerçeklik durumları sırasında, bu denetim en aza iniyordu. Don Juan hazırlık dönemlerindeki işlemlerin yerine getirilmesine çok büyük önem vermiştir, benim, gerekli işlemleri yerine getirmem durumunda ancak, kendi başıma ilerlememe izin vermiştir.
Psilocybe mexicananın neden olduğu olağandışı gerçeklikte bu denetim çok daha değişikti; çünkü don Juan’a göre bu durumlarda çömezin kılavuzluğa ve yardıma gereksinmesi pek fazladır. Kuralların doğrulanması başka bir kılığa girmeyi gerektirdiğinden, o durumlarda çevremi algılayabilmem için bana çok güç gelen bir dizi uyumlar göstermek zorunda kalmışımdır.
Don Juan, olağandışı gerçekliğe geçiş dönemleri sırasında bu uyumları algılayabilmem için, sözle buyruklar verir ve telkinlerde bulunurdu. Denetiminin bir başka özelliği de, olağandışı gerçeklik durumlarının ilk aşamaları arasında, dikkatimi bir önceki olağan gerçeklik durumunun öğeleri üzerinde yoğunlaştırmaya yöneltmesiydi. Görünüşte, dikkatimi üzerlerine çektiği bu öğeler gelişigüzel seçilmiş gibiydiler; çünkü burada önemli olan şey seçilen kılığa girme eyleminin yetkinleştirilmesiydi. Yöntemlerin neler olduğunu tam olarak anımsamıyorsam da, bu işlemin, don Juan’ın yakın denetimini gerektirdiği ortaya çıkmaktadır.
Lophophora williamsiinin neden olduğu durumlar için gerekli olan denetim öbür ikisinin bir karışımı biçimindedir. Don Juan bu durumlarda uzun süre yanımda kalır, ama hiçbir biçimde olağandışı gerçekliğe geçiş ya da o durumdan çıkışlarıma karışmazdı.
Olağandışı gerçeklikteki ayırtkanlık düzeninin ikinci aşamasının, bu durumlara özgü öğelerin içsel standartları ya da içsel düzenlemesi olduğu kanısındaydım. Buna “asal aşama” demekteyim; ve bu konudaki varsayımıma göre durumlardaki öğeleri genel olarak üç sürece bağlamaktayım (ki bu da don Juan’ın kılavuzluğunun etkisiyle ortaya çıkmış olabilir):
(1) özele doğru bir gidiş;
(2) daha geniş bir değerlendir meye doğru gidiş;
(3) olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğru gidiş.
Özele doğru gidiş, birbirini izleyen olağandışı gerçeklik durumları öğelerinin gittikçe daha belirgin ve kesinleşmekte olduğunu gösterir. Bunda da iki yan görüyoruz:
(1) belirgin tekil biçimlere doğru bir gidiş;
(2) belirgin toplam sonuçlara doğru bir gidiş.
Belirgin tekil biçimlere doğru bir gidişle, durumlara ilişkin öğelerin, önceki olağandışı gerçeklik durumlarında rastladığım bana yabancı gelmeyen belirli biçimlerde ortaya çıkmalarına karşın daha sonraki durumlarda belirli ve yabancı biçimlere dönüşmüş bulunmalarını belirtmek istiyorum. Bu gidiş, olağandışı gerçeklik öğelerinde iki değişim aşamasıyla oluşuyor:
(1) algılanan ayrıntıların giderek karmaşıklaşması,
(2) yabancı olmayan biçimlerin giderek yabancı biçimlere dönüşmesi.
Ayrıntıların giderek karmaşıklaşması, bir sonraki olağandışı gerçeklik durumunda bir öncekine oranla o durumlara ilişkin ayrıntıları daha karmaşık bir biçimde algılamış bulunduğum anlamına gelmektedir. Karmaşıklık, burada, öğelerin yapısının giderek daha çarpraşıklaştığını, ama ayrıntıların zihni iyice karıştıracak kertede dolambaçlı bir duruma gelmediklerini gösterir. Artan karmaşıklıkla anlatılmak istenen şey, algılanan ayrıntıların uyumlu olarak çoğalmasıdır; ve deneyimlerimde bunların önceki durumlarda algıladığım belirsiz biçimlerden sonraki durumlarda inceden inceye işlenmiş, küçük küçük ayrıntılardan oluşan büyük yapısal düzenlemelere dönüştüğünü görmüşümdür.
Yabancı gelmeyen biçimlerin giderek yabancı biçimlere dönüşmesi ise önceki öğelerin biçimlerinin olağan gerçeklikte ya da gündelik yaşamda rastlanan bildiğimiz biçimler olduğunu anlatır. Ancak, daha sonraki durumlarda ortaya çıkan belirli biçimlerle bu biçimleri oluşturan ayrıntılar ve öğelerin bir araya gelerek kurduğu düzenlemeler gittikçe yabancı olarak görünürler. Ve bu konuda, değerlendiremeyeceğini, ve olağan gerçeklikte algıladığım herhangi bir şeye benzemeyen biçimlere dönüşürler.
Öğelerin bu belirli toplam sonuçlara doğru gidişi, olağandışı gerçeklik durumlarının her birisinde, don Juan’ın da amaçlamış bulunduğu üzere, kuralların doğrulanması açısından daha kesin ve toplu bir sonuca yaklaşmamı sağlamaktaydı; yani, olağandışı gerçeklik deneyimleri, kuralların doğrulanması amacına yönelikti ve bu doğrulanma, birbirini izleyen her deneyimimde daha da belirginleşiyordu.
Olağandışı gerçekliğin asal aşamasındaki ikinci genel süreç, daha geniş bir değerlendirme alanına doğru gidiş olmaktaydı. Bunun anlamı da şudur: her bir sonraki olağandışı gerçeklik durumunda ulaştığım algılama düzeyi, dikkatimi yoğunlaştırabildiğim alanın daha geniş bir bölümünü izleyebilecek biçime erişiyordu. Burada sorun şuydu: ya var olan belirli bir alan daha genişleyerek kendisini gösteriyordu, ya da her izleyen durumda algılama yetimin kendisi artıyordu. Don Juan’ın öğretileri, genişleyerek kendisini gösteren belirli bir alanın varlığını desteklemektedir ki ben böyle bir alanı, onun içinde kalan olağandışı gerçeklik öğelerinin duyusal değerlendirilmesinin bir sonucu olarak görmekteydim. Bu öğeleri, öyle sanıyorum ki, duyularımla değerlendirip çözümlemiş oluyordum; ve her izleyen durumda ortaya çıktıkları alanı daha bir genişlemiş ve kapsamlı olarak algılıyordum.
Bu değerlendirme alanı iki tür oluyordu:
(1) bağımlı alan
(2) bağımsız alan.
Bağımlı alan, daha önceki olağan gerçeklik durmunda ayrımsayabildiğim doğal çevre ayrıntılarından oluşan durum öğelerinin bir alanı olmaktaydı. Bağımsız alan ise, olağandışı gerçeklik öğelerinin kendiliklerinden ortaya çıkıvermiş gibi göründüklerini ve önceki olağan gerçeklikteki doğal çevremden etkilenmemişe benzeyen bir alan olmaktaydı.
Don Juan, bu değerlendirme alanlarına ilişkin yaptığı açıklamalarda dostların ikisinin de, ve Mescalito’nun da her iki tür sezgileme biçimini yaratma yetilerinin varlığını belirtmiştir. Ne var ki, kanımca Datura inoxia daha da çarpıcı bir bağımsız alana neden olmaktaydı; buna karşın yeterince değerlendirebilecek denli uzun bir süre sezgileyememiş olduğum bedensel uçuş örneğinde değerlendirme alanı bana oldukça bağımlı gibi gelmişti. Psilocybe mexicananın bağımlı alan yaratma yetisi vardı; Lophophora williamsii ise her ikisini de yaratabiliyordu.
Don Juan’ın, bu değişik nitelikleri, özel oybirliği
sağlamak amacıyla kullandığını varsaymaktayım. Başka bir deyimle, Datura inoxianın neden olduğu fikir birliğinden yoksun durumların öğeleri deneyim öncesi olağan gerçeklikten bağımsız olarak ortaya çıkmaktaydı. Psilocybe mexicananın ise fikir birliği yokluğu, deneyim öncesi olağan gerçeklikteki çevreye dayanan öğelerle ilgili oluyordu. Lophophora williamsiide ise kimi öğeler çevreye bağlı olabiliyor kimileri ise çevreden bağımsız olabiliyorlardı. Böylece, bu üç bitkinin bir arada kullanılması, olağandışı gerçekliğin öğeleri üzerinde fikir birliği yokluğuna ilişkin kapsamlı bir algı yaratma amacına yönelikmiş gibi gözükmektedir.
Olağandışı gerçekliğin asal aşamasının son süreci, birbirini izleyen durumların her birindeki algılarımın, olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kullanılmasına doğru bir gidişi olmaktadır. Bu gidiş her yeni durumun daha da karmaşık bir öğrenim düzeyi olduğu düşüncesiyle ilişkili görünmektedir; ve her yeni aşamanın artan karmaşıklığı, olağandışı gerçekliğin daha da kapsamlı ve yararcı bir biçimde kullanılması gerektiğini gösterir. Bu giderek hızlanma en çok Lophophora williamsiide dikkati çeker durumdadır; her bir durumda rastlanan ve bir arada ortaya çıkan bağımlı ve bağımsız değerlendirme alanları, olağandışı gerçekliğin daha geniş bir yararcı kullanımına olanak vermektedir, çünkü aynı anda her iki alanı da içine almaktadır.
Özel olağan gerçeklik durumlarının sonuçlarının denetlenmesiyle, asal aşamada durum öğelerinde özele doğru bir gidiş diye belirlenebilecek bir düzen oluştuğu kanısındayım; yani, özel olağan gerçeklik durumlarının her bir sonrakindeki öğelerin sayısı artmakta ve birbirlerinden daha kolayca ayırt edilebilmektedir. Öğretileri boyunca don Juan bana yalnızca bunlardan ikisini göstermiştir; ancak, İkincisinde don Juan’ın daha çok sayıda öğeyi daha bir kolaylıkla ayırt edebildiğine tanık olmuştum; ve bu belirli sonuçlara kolayca ulaşma durumu, ikinci özel olağan gerçeklik durumuna geçmeyi oldukça çabuklaştırmıştı.*
*Özel oybirliğinin onaylanma süreci için, Ek A’ya bakınız.

20

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Ek A

•Özel Oybirliğinin Onaylanması Süreci•
Özel oybirliğinin onaylanması her noktada don Juan’ın öğretilerinin bütünlüğü içinde ele alınmasını gerektirmektedir. Bu bütüne doğru götüren sürecin açıklanması amacıyla, özel oybirliği onaylamalarını, olağandışı gerçeklik ve özel olağan gerçeklik durumlarının sıralamasını, yer alış sırasına göre düzenlemiş bulunuyorum. Don Juan olağandışı gerçeklikle özel olağan gerçekliğin asal aşamalarını yönetme sürecini belli bir biçimde tasarlamış görünmemektedir; o daha çok bu birimleri daha akıcı bir biçimde yönetebilmek için, birbirinden ayırmışa benzer.
Don Juan, özel oybirliği için gerekli ortamı hazırlamaya, o çevreyle ilgili ipuçlarından yararlanarak uyguladığı bir “gizli yönlendirme” süreciyle, ilk özel olağan gerçeklik durumunu yaratarak başlamıştı. Bu yöntemle olağan gerçeklik alanının kimi öğelerini ayırıyor, ve bu ayırmaları yaparak, beni giderek özeli algılayabileceğim bir biçimde yönlendiriyordu— örneğin bu olayda yerdeki iki küçük bölgeden çıkar gibi görünen renkleri algılamıştım. Ayrılmış olarak izlenen bu renklenme bölgeleri, olağan fikir birliğini yitirmiş oluyorlardı; sanki onları yalnızca ben görebiliyordum, ve bu bakımdan bu bölgeler özel bir olağan gerçeklik durumu yaratmış oluyordu.
Yerdeki bu iki bölgenin olağan fikir birliğini yitirme yoluyla öbür bölgelerden ayrılmış bulunması, olağan gerçeklikle olağandışı gerçeklik arasındaki ilk bağı kurma amacını güdüyordu. Don Juan, beni, olağan gerçekliğin bir bölümünü alışılmadık bir biçimde görebileceğim bir biçimde yönlendirmiş oluyordu; yani, kimi olağan öğeleri, özel oybirliği gerektiren öğeler çevirmiş oluyordu.
İlk özel olağan gerçeklik durumundan sonra, sıra, benim bu deneyimimi don Juan’a anlatmama geliyordu; don Juan anlattıklarımın arasından kimi bölgelerin renklenmesine ilişkin sezgilerimi ayırıp çıkarıyor ve olumlu vurgulama birimleri olarak inceliyordu. Korkuma, yorgunluğuma ve içinde bulunmuş olabileceğim sebatsızlık durumuna ilişkin anlattıklarımı ise olumsuz vurgulama birimleri diye ayıklıyordu.
Bunu izleyen hazırlık dönemi sırasında don Juan kurgusunu çoğunlukla ayırmış olduğu birimlerin üzerine kuruyor ve insanın çevresinde, alışılageldiğinden çok daha fazlasını bulgulayabileceği düşüncesini aşılamış oluyordu. Don Juan, anlattıklarımdan çıkardığı birimleri kullanarak bana bilgi adamının kimi öbür birimlerini sunuyordu.
Kuralların doğrulanmasında özel oybirliği hazırlanmasının ikinci adımı ise, don Juan’ın beni Lophophora williamsinin yarattığı olağandışı gerçeklik durumuna sokması olmuştur. Olağandışı gerçeklik durumunun bu ilkinin tüm içeriği çok belirsiz ve dağınık bulunmakta ise de bu durumdaki öğeler oldukça kesin biçimlerde ortaya çıkmışlardı. Bu durumların ayırtkanlıkları olan dengelilik, benzersizlik ve fikir birliği yoksunluğu gibi nitelikleri daha başlangıçta, daha sonrakilerde olduğu gibi açık biçimlerde görünmemişlerdi diyebilirim. Bu ayırtkanlıkların çok belirgin olmayışlarına neden olarak belki de benim bu alanda ustalaşmamış bulunmam gösterilebilir; çünkü o zaman, bu, olağandışı gerçekliği ilk deneyişim oluyordu.
Don Juan’ın daha önce bu deneyimimin nasıl bir gelişme izleyeceğine ilişkin verdiği bilgilerden, nasıl bir durum içine gireceğimi çıkarmam olanaksız bir şeydi; gene de, o noktadan başlayarak don Juan’ın sonraki olağandışı gerçeklik durumlarından çıkan sonuçları yönetmedeki ustalığı bu durumları pek açık olarak görmeme neden olmuştur.
Deneyimimden sonra yaptığımız görüşmeler sırasında, don Juan, anlattıklarım arasından, beni giderek tek tek belirginleşen biçimlere ve belli toplam sonuçlara yönlendirebilecek olanlarını seçiyordu. Bir köpekle yaptığım devinimleri ona anlattıktan sonra, don Juan bu anlattıklarımı, Mescalito’nun gözle görülebilen bir varlık olduğu düşüncesiyle birleşmiştir. Mescalito herhangi bir kılığa girebilmektedir ve daha ilginci, Mescalito, insanın kendisi dışındaki bir varlıktır.
Deneyimlerim sırasındaki devinimlerimi anlatmış olmam, don Juan’ın daha da kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidişi hazırlamasına da yarıyordu; bu verdiğim örnekte, gidiş, bağımlı bir alana doğru olmuştu. Don Juan, benim olağandışı gerçeklikte devinmiş, edimlerde bulunmuş olmamı, sanki gündelik yaşamda yer almışçasına, olumlu olarak vurguluyordu.
Olağandışı gerçekliğin daha yararcı kullanımına ilişkin gidiş, algılanan öğelere gerekli dikkati veremediğimi açıklayan sözlerin olumsuz olarak vurgulanmasıyla yönlendiriliyordu. Don Juan, bu öğeleri, duygusallıktan arınarak ve doğru bir biçimde inceleyebilmemin olasılığını ileri sürmekteydi; bu düşünceden, olağandışı gerçekliğin iki genel ayrıtkanlığını çıkarabiliriz, yani yararcılığını ve duygularla algılanabilecek öğelerinin bulunduğunu.
Öğeler üzerinde fikir birliğine varılamamasını, o ilk olağandışı gerçeklik durumu deneyimim sırasındaki davranışlarımı gözlemleyen tanıkların görüşlerindeki olumlu ve olumsuz vurgulamaların ortaya koyduğu tutarsızlıktan da anlayabiliriz.
Birinci olağandışı gerçeklik durumunu izleyen hazırlık dönemi bir yıldan fazla sürmüştü. Don Juan bu zamanı bilgi adamıyla ilgili başka kavramları sunmakla ve iki dostun kurallarıyla ilgili kimi bölümleri açıklamakla geçirmişti. Datura inoxianın içerdiği dostla aramdaki uzlaşabilirlik durumunu sınamak için sığ bir olağandışı gerçeklik durumuna girmemi de sağlamıştı. Don Juan, bu sığ durum sırasında algılamış bulunduğum belirsiz duyuları, Mescalito’nun algılanabilir diye belirlemiş olduğu ayırtkanlıklarıyla kıyaslayarak, dostun genel ayırtkanlıklarını vurgulamada kullanmıştır.
Kuralların doğrulanması amacıyla özel oybirliği hazırlanırken üçüncü adım da, beni, Lophophora williamsii ile başka bir olağandışı gerçeklik durumuna sokmak olmuştur. Don Juan’ın deneyim öncesi hazırlık dönemindeki yönergeleri benim bu ikinci olağandışı gerçeklik durumunu şu biçimde algılamama neden olmuştur:
Özete doğru gidiş, görünümü çarpıcı biçimde değişmiş bulunan bir varlığı, yani sıradan bir köpek yerine, kendi dışımda var imişçesine algıladığım insanbiçimsel bir varlık biçimini görmem sonucunu doğurmuştu.
Daha ileri bir değerlendirme alanına doğru gidiş, bir yolculukta algıladıklarımla ortaya çıkmıştır. O yolculuk boyunca değerlendirme alanı hem bağımlı hem de bağımsız olmuştur. Durum öğelerinin çoğunun, olağandışı gerçeklik durumundan önceki çevreyle ilişkili olmasına karşın bu gene de böyle olmuştur.

Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğru gidişi, ola ki, bu ikinci deneyimimin en belirgin yanı olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu bana, karmaşık ve ayrıntılı bir biçimde de olsa, kişinin olağandışı gerçekliğin içinde birçok doğrultuda devinebileceğini göstermiştir.
Durum öğelerini yansız ve doğru bir biçimde inceleme olanağını da bulmuştum. Bunlardaki dengeliliği, benzersizliği ve fikir birliği yokluğunu çok açık olarak algılayabilmiştim.
Bu deneyimimi anlattığımda, don Juan şunları vurgulamıştır: özele doğru gidiş açısından, Mescalito’yu insanbiçimsel bir varlık olarak gördüğümü belirtmemi olumlu vurgulamıştı. Bu alandaki kurguların çoğu, Mescalito’nun bir öğretmen ve aynı zamanda bir koruyucu olduğu düşüncesinde toplanmaktadır.
Daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidiş sağlamak için, don Juan bağımlı alan içinde yer almış olması gereken yolculuğuma ilişkin anlattıklaımı olumlu olarak vurgulamıştı. Mescalito’nun elinde gördüğüm sahnedeki deneyim öncesi olağan gerçekliğin öğeleriyle ilişkisi olmayan görüleri de olumlu olarak vurgulamıştı.
Yolculuğumla ve Mescalito’nun elindeki sahnede izlediklerim, don Juan’ın, olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kulanılmasma doğru gidişimi yönlendirmesine de yardımcı olmuştur. Don Juan, önce yönlenmenin olasılığı düşüncesini ileri sürmüş, sonra da bu sahneleri, doğru yaşam biçimiyle ilgili dersler olarak yorumlamıştır.
Deneyimlerimle ilgili anlattıklarımın kimi bölümleri gereksiz varlıkların algılanmasına ilişkindi, ve bunlar hiçbir biçimde vurgulanmamaktaydılar; çünkü bunların asal aşamaya ulaşmada hiçbir işlevi bulunmuyordu.
Bir sonraki, üçüncü olağandışı gerçeklik durumu, Datura inoxianın içerdiği dostun kurallarının doğrulanması için yer almıştı. Hazırlık dönemine ilk kez olarak çok önem verildiğini gözlemlemiştim. Don Juan, kullanım yöntemlerini göstermiş ve bunda özellikle doğrulanacak amacın önbili olduğunu açıklamıştır.
Daha önce, asal aşamanın üç yanını yönetmesi şu sonuçları vermişe benzer: özele doğru gidiş, dostu bir nitelik olarak sezgileyebilme yetimle ortaya çıkmıştır; yani, bir dostun görünmezliği savını kanıtlamış oluyordum. Özele doğru gidiş, aynı zamanda, Mescalito’nun elinde izlemiş olduğum imgelere çok benzeyen bir dizi yabansı algılara neden olmuştu. Don Juan bu sahneleri, önbili olarak ya da kuralların belirli amaçlarının doğrulanması diye yorumlamıştır.
O art arda görünen sahnelerin algılanması, aynı zamanda, daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidişi de gerektiriyordu. Bu kez bu alan deneyim öncesi çevremden bağımsız bulunuyordu. Sahneler, Mescalito’nun elinde izlediğim imgeler gibi, durum öğelerinin üzerine çakışmış görünmüyorlardı; hatta sahneleri oluşturan durum öğelerinden başka herhangi bir öğe bile yoktu. Başka bir deyişle, tüm değerlendirme alanı bağımsızdı.
Bütünüyle bağımsız bir alanın algılanması, aynı zamanda, olağandışı gerçekliğin daha da yararcı bir kullanıma doğru gidişini sergilemekteydi. Önbili olgusu da, görünen her şeyden yararlanılabileceği düşüncesini destekler biçimdeydi.
Özele doğru gidişi yönetmek amacıyla don Juan, insanın kendi olanaklarıyla bağımsız düşüncesini olumlu olarak vurguluyordu. Don Juan bu alandaki devinimin dolaylı ve ustalık isteyen bir şey olduğunu açıklamıştır; bu anılan örnekte, bu devinim, kertenkele aracılığıyla başarılabilmiştir. Asal aşamadaki ikinci yan olan daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidişin yönetimi için don Juan kurgusunun ağırlığını, bu algılamış bulunduğum sahneler düşüncesi üzerinde odaklıyordu ki bu da önbiliyle edindiğim ve istediğimce uzun bir süre incelenebilen yanıtlar olmaktaydı. Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğru gidişin yönetimi için don Juan, kullanılabilir sonuçların elde edilebilmesi için önbili konusunun yalın ve dolaysız olması gerektiği düşüncesini olumlu olarak vurgulamıştır.
Dördüncü olağandışı gerçeklik durumu da, Datura inoxianın içerdiği dostun kurallarının doğrulanması amacıyla başlatılmıştır. Doğrulanması beklenen kuralların belirli amacı, burada, devinimin bir başka biçimi olan bedensel uçuşla ilgiliydi.
Özele doğra gidişin yönetilmesinin bir sonucu da bedensel olarak havalara yükselmenin algılanması olabilir. Bu olağandışı gerçeklikte bulunduğunu sandığım davranışlarda ilgili daha önceki algılamalarımdan çok daha çarpıcı bir duyumsamaydı. Bedensel uçuş sanki bağımlı bir değerlendirme alanında yer almaya benzemekteydi, ve insanın kendi erkiyle devindiği izlenimini vermekteydi ki bu da daha geniş bir değerlendirme alanına doğru gidişin bir sonucu olmuş olabilir.
Havada uçma duyumsamasının öbür yanı da olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kulanımına doğru gidişin yönetilmesi sonucu ortaya çıkmış olabilir. Bunlardan birincisi, gerçekten uçuyormuş hissini veren, uzaklığın algılanması, İkincisi de söz konusu devinim sırasında insanın kendisini yönlendirebilmesi durumudur.
Bu deneyimimi izleyen hazırlık dönemi sırasında don Juan Datura inoxianın içerdiği dostun zararlı etkilerinden söz etmiştir. Ve anlattıklarım arasından şu bölümleri ayırmıştır: Özete doğru gidişin yönetilmesi için, don Juan havaya yükselmiş olmamı anımsayışımı olumlu olarak vurgulamıştır. Olağandışı gerçeklik durumunun öğelerini o sıralarda pek alıştığım gibi açık biçimde algılamıştım, ama, devinimi duyumsamam çok kesin olmuştu. Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğra gidiş, kurgu ağırlığının, büyücülerin çok uzak yerlere uçabileceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştırılmasıyla elde ediliyordu; ki bu kurgu, bir kimsenin bağımlı değerlendirme alanında devinmesinin ve bu tür bir devinimi olağan gerçekliğe çevirmesinin olasılığını ortaya
koymaktaydı.

Beşinci olağandışı gerçeklik durumuna, Psilocybe mexicananın içerdiği dost ile geçilmişti. Bu bitkiyi ilk kez kullanmaktaydım; ve yarattığı durum, kuralların doğrulanmasından çok bir deneye benzemişti. Hazırlık döneminde don Juan yalnızca bir kullanım yöntemi öğretmişti. Kanıtlanacak herhangi bir belirli amacı açıklamadığından ötürü bu durumun kuralların doğrulanması sonucunu doğurmadığı kanısındaydım. Gene de daha önce belirtilen olağandışı gerçekliğin asal aşamasının yönetilmesi şu sonuçları verecek biçimde tamamlanmıştır.
Özel toplam sonuçlara doğru gidişin yönetilmesi, bende, bu iki dostun birbirinden farklı olduklarını ve hiçbirisinin Mescalito’ya benzemediği algısını yaratmıştır. Psilocybe mexicananın içerilen dostu, bir nitelik—biçimsiz ve görünmeyen ve bedensizleşme duygusu uyandıran bir nitelik olarak algılamıştım. Daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidiş, ayrımsamayı sürdürdüğüm deneyim öncesindeki tüm çevremin olağandışı gerçeklikte kullanılabilir olması sonucunu doğurmuştu; yani, bağımlı alan yayılarak her şeyi kapsamıştı. Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğru gidiş ise, gündelik yaşam öğeleriymiş gibi görünmelerine karşın, bağımlı değerlendirme alanının öğeleri içinden geçebildiğim algılamasını yaratmıştır.
Don Juan, bu deneyimimle ilgili alışılan konuşmayı yapmama gerek görmemişti; sanki belirli amacın yokluğu, bu olağandışı gerçeklik durumunu salt uzatılmış bir geçiş dönemi biçimine sokmuştu. Ancak, bunu izleyen hazırlık dönemi sırasında don Juan, deneyimim sırasında gözlemlediği davranışlarımın kimileri üzerinde durmuştu. Don Juan, bir insanın nesnelerin ya da canlı varlıkların içinden geçebileceğine inanmamı engelleyen mantıksal çıkmazı olumsuz olarak vurgulamıştı. Bu kurgusuyla, bağımlı değerlendirme alanında algılanan olağandışı gerçeklik öğeleri içindeki devinimlerin belirli toplam sonucuna doğru gidişi yönetmişti.
Don Juan bu gözlemlerini ayrıca asal aşamanın daha kapsamlı bir değerlendirme alanı olan ikinci yanını yönetmede de kullanmıştır. Eğer nesneler ve canlı varlıklar içinde devinilmesi olası bulunuyorsa, o halde bununla birlikte bağımlı alanın da yayılması söz konusu olacaktır; devinim, çevrenin sürekli olarak değişmesine yol açtığından, bu durumun, bir kimsenin herhangi bir zamanda farkında olduğu deneyim öncesi olağan gerçeklik çevresinin tümünü kapsaması gerekir. Aynı kurgudan olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kullanılabileceği sonucunu da çıkarabiliriz. Nesnelerin ve canlı varlıkların içinde devinilmesi, bir büyücüye, olağan gerçeklikte gerçekleştiremediği, kesin bir üstünlük sağlamaktadır diye alınabilir.
Don Juan bundan sonra beni Lophophora williamsiinin yarattığı üç olağandışı gerçeklik durumuna daha sokmuştur. Buradaki amacı, kuralların doğrulanması üzerinde özel oybirliği sağlamanın ilerletilmesiydi. Bu üç durumu tek bir birim olarak işlemekteyim, çünkü üçü de art arda dört gün içinde yer almış, deneyimlerim arasındaki birkaç saat içinde don Juan’la hiçbir görüşmemiz olmamıştır. Bu üç durumun asal aşamalarını da şu ayırtkanlıkları taşıyan tek bir birim olarak ele almaktayım. Özele doğru gidiş, Mescalito’nun görsel ve öğretme yetisine sahip insanbiçimsel bir varlık olarak sezgilenmesine yol açmaktadır. Ders verebilme yetisinden, Mescalito’nun insanlarla iletişim kurabildiğini çıkarıyoruz.
Daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidiş, her iki alanı aynı zamanda algılayabileceğim bir noktaya kadar ulaşmıştı. Bu noktada, devinimleri dışında, bunlar arasında hiçbir ayrım yapamamıştım. Bağımlı alanda, kendi olanaklarımla ve istencimle devinme olanağını bulmaktaydım, ama bağımsız alanda, ancak Mescalito’nun yardımıyla devinebiliyordum. Örneğin, Mescalito’nun dersleri, bakmaktan başka bir şey yapamadığım bir dizi sahneden oluşmaktaydı. Olağandışı gerçekliğin daha yararcı kullanımına doğru gidiş, Mescalito’nun gerçekten doğru yaşam biçimine ilişkin dersler verebildiği düşüncesinden çıkmaktadır.
Bu dizideki son olağandışı gerçeklik durumunu izleyen hazırlık dönemi sırasında, don Juan şu birimleri seçmiş bulunuyordu. Özele doğru gidiş için, don Juan, Mescalito’nun bağımsız değerlendirme alanı içindeki devinmede başlıca etken olduğu ve onun, insanın önsezisel bir varlık olduğu düşüncelerini olumlu olarak vurgulamıştır. Don Juan, ayrıca, Mescalito’nun kendi adını söylemesini ve bana kimi ezgiler öğretmiş olmasını da yorumlamış, bu iki olgunun, Mescalito’nun koruyuculuk yetisinin örnekleri olduğunu belirtmiştir. Don Juan, Mescalito’yu bir ışık biçiminde algılamış olmamı, onun bana sonunda soyut ve sürekli bir biçimde görünmeyi kararlaştırmasına bağlamıştır.
Bu birimleri vurgulayan don Juan, onları, daha kapsamlı bir değerlendirme alanına doğru gidişi yönetmede kullanmıştır. Bu üç olağandışı gerçeklik durumu süresince, bağımlı alanla bağımsız alanın, olağandışı gerçekliğin aynı kertede önem taşıyan iki ayrı yanı olduğunu açık seçik algılamıştım. Bağımsız alan, Mescalito’nun derslerini verdiği alan olmaktaydı, ve bu olağandışı gerçeklik durumunun tek amacı bu derslerin öğrenilmesi olduğu için de, bu bağımsız alan mantıksal olarak çok büyük önem taşıyan bir alan oluyordu. Mescalito bir koruyucu ve bir öğretmendi; bu da onun görülebilir olduğu anlamına geliyordu. Ancak Mescalito’nun biçiminin, o deneyimin öncesindeki çevreyle hiçbir ilintisi bulunmuyordu. Öte yandan, Mescalito’nun derslerini öğrenebilmek için kişinin bir yolculuğa çıkması, olağandışı gerçeklikte devinmesi gerekiyordu; ve bu düşünce de bağımsız alanın önemini belirtmiş oluyordu.
Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kullanılmasına doğru gidiş, kurgularında tüm ağırlığın Mescalito’nun derslerinde odaklanmasıyla sağlanıyordu. Don Juan bu derslerin, insanın yaşamında son kerte gerekli olduklarını ileri sürüyordu; onun bu tutumu, olağandışı gerçekliğin, olağan gerçeklikte de değerli olabilecek biçimde daha yararcı olarak kullanılabileceğini açıkça göstermekteydi. Ve don Juan böyle bir düşünceyi sözlü olarak ilk kez dile getirmiş oluyordu.
İzleyen olağandışı gerçeklik durumu, ki öğretilerde dokuzuncu yeri almaktadır. Datura inoxianın içerdiği dostun kurallarının doğrulanması amacıyla başlatılmıştı. Bu durum da doğrulanacak belirli amaç, önbiliye ilişkindi ve daha önceki asal aşama yöneltmesi şu noktalarla sona ermiş oluyordu. Belirli ve toplu bir sonuca doğru gidiş, bir dizi tutarlı sahnelerin algılanmasına neden olmuştu; ve bunların önbili konusu olayları anlatan kertenkelenin sesi olduğu ve bu sahneleri gerçekten betimleyen ses duyuları oldukları ileri sürülüyordu. Bağımsız bir değerlendirme alanına doğru gidiş, bağımsız alandan yararlanabilmeyi olası kılıyordu. Buradaki özel yön lendirme don Juan'ın bağımsız alandan kimi özelliklerini alarak bunların olağan gerçeklikte kullanılabileceklerini belirtmesi biçiminde olmaktaydı. Bu bakımdan, önbilisel sahnelerin yararcı değeri ortada olmak gerektir; çünkü bunların, başkalarına yapılan edimleri, olağan yollarla gözlemleyemeyeceğimiz şeyleri açıkladıkları düşünülebilir.
Bunu izleyen hazırlık döneminde don Juan, bilgi adamıyla ilgili öbür tamamlayıcı temaları vurgulamıştır. Don Juan, uğraşımızı iki dostun yalnızca biri üzerinde, humito dostu üzerinde yoğunlaştırmaya yöneltmişti. Ancak, Datura inoxianın içerdiği dostla yakın ilişkiye girebilmemi de olumlu olarak vurgulamayı sürdürüyordu. Çünkü bu sonraki dost, kullanım yönteminin uygulanmasında yaptığım bir hatadan ötürü, kuralların esnekliğine tanık olmama olanak sağlamıştı. Don Juan’m Datura inoxianın içerdiği dostun kurallarını öğretmekten vazgeçeceğine ilişkin varsayımım, onun, deneyimimle ilgili anlattıklarımın hiçbir bölümünü, izleyen olağandışı gerçeklik durumlarındaki asal aşamaların yönetiminde kullanmak üzere ayırmamış olması sonucunda daha da pekişmişti.

Ardından, Psilocybe mexicananın içerdiği dostun kurallarının doğrulanması amacıyla üç olağandışı gerçeklik durumunun uygulanmasına geçilmişti. Bunları burada tek bir birim olarak ele almaktayım. Bunlar arasında oldukça uzun süreler geçmiş bulunmasına karşın, don Juan bu aralar boyunca, onların asal aşamalarını açıklayacak herhangi bir girişimde bulunmamıştır.
Bu dizideki ilk durum oldukça belirsiz olarak ortaya çıkmıştı; birdenbire sonuçlanıvermiş ve öğeleri kesin biçimlerde algılanamamıştır. Gerçek bir olağandışı gerçeklik durumundan çok, bir geçiş dönemine benziyordu.
İkinci durumda daha bir derinlik vardı. Olağandışı gerçekliğe geçiş dönemini ilk kez ayrı olarak sezgilemiştim. Bu geçiş dönemi sırasında don Juan, benden doğrulanması beklenen kuralların belirli amacının, devinimin don Juan’ın yoğun denetimini gerektiren bir başka yanıyla ilgili olduğunu açıklamıştı. Ben buna “başka bir kılığa girerek devinim” demekteyim. Bunun sonunda ilk kez olarak, olağandışı gerçekliğin asal aşamasının iki yanı ortaya çıkmış oluyordu: Geçiş dönemleri ve öğretmenin denetimi.
Don Juan ilk geçiş dönemi sırasındaki denetimiyle asal aşamadaki üç yanın denetimini saptamış oluyordu. Çabalarını, en başta, benim bir karga biçimine girme duyusunu algılayabileceğim bir belirli toplam sonuca ulaşma üzerinde yoğunlaşmıştı.
Olağandışı gerçeklikte başka bir kılığa girebilme olasılığı, öte yandan, bu tür devinimlerin yer alabildiği tek alan olan bağımlı değerlendirme alanının yayılmasına yol açıyordu.
Olağandışı gerçekliğin yararcı kullanımı, don Juan’ın beni, devinim için gerekli veriler olarak kullanabilmem için, dikkatimi, bağımlı alanın kimi belli öğelerinde yoğunlaştırarak yönetmesi biçiminde olmaktaydı.
Dizinin ikinci durumunu izleyen hazırlık dönemi sırasında don Juan deneyimimin herhangi bir bölümü üzerinde konuşmamayı yeğlemiştir. İkinci durumu sanki salt bir uzun süreli geçiş dönemi gibi ele almıştır.
Ancak, dizideki üçüncü durum, öğretilerin en can alıcı noktasını oluşturmuştu. Bu, asal aşamanın yönetimi sürecinin şu sonuçlara ulaştığı bir durum olmuştu: özele doğru gidiş, başka bir kılığa girme olarak ortaya çıkan rahat bir sezgilemeye yol açmış, ve bundaki başarım gözlerimi karga gözleri gibi odaklayabilmeme bile olanak sağlamıştı. Bu uyumlar sonucunda da, bağımlı değerlendirme alanının yepyeni bir yanını algılayabilmiştim— öğeleri oluşturan birtakım ayrıntılar— ve bu sezgilerim değerlendirme alanını kesinlikle genişletmişti. Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir biçimde kullanımına doğru ilerleme, bağımlı alanda da olağan gerçeklikteki kadar yararcı biçimde devinebileceğine ilişkin ayrımsayışımla en yüksek noktasına ulaşıyordu.
Son olağandışı gerçeklik durumunu izleyen hazırlık döneminde don Juan değişik bir deneyim sonrası söyleşi türünü başlatmıştı. Bu, daha anlatacaklarımı dinlemeden, anımsamam gereken bölümleri seçmesi biçimindeydi; yani, yalnızca olağandışı gerçekliğin yararcı kullanımı ve devinim üzerinde konuşmamı istiyordu.
Don Juan, bu tür anlatılarımdan, karga biçimine nasıl girdiğimi açıklayan bölümünü olumlu olarak vurgulamış ve özete doğru gidiş sağlamıştır. Ne var ki, yalnızca o kılığa girmemden sonraki devinişim düşüncesini önemli bulmaktaydı. Olumlu ve olumsuz vurgulamaları, anlattıklarımın içinden yalnızca devinimle ilgili olanları üzerindeydi. Anlattığım bir şey olağandışı gerçekliğin yararcı niteliğini artırıyorsa ya da bağımlı değerlendirme alanında devinir gözükmelerine karşın kendimi yönlendirmede bana yardımcı olan öğelere değiniyorsa, bunu olumlu olarak vurguluyordu. Bu devinimlerimin niteliklerini ya da yönünü açıkça anımsayamayışımı da olumsuz olarak vurguluyordu.
Daha geniş bir değerlendirme alanına doğru gidişi yönetmede, don Juan, kurgusunu, bağımlı alan içindeki öğeleri oluşturan o birtakım ayrıntılara ilişkin yabansı sezgilerim üzerinde yoğunlaştırmıştı. Kurgusuyla, beni, eğer dünyayı bir karganın gördüğü gibi görme olasılığı varsa, bağımlı değerlendirme alanının derinlemesine yayılması ve tüm olağan gerçeklik yayılgısını kapsar biçimde genişlemesi gerektiği varsayımına ulaştırmıştı.
Olağandışı gerçekliğin daha yararcı bir kullanımına doğru gidişi yönetirken, don Juan, ona anlattığım bu yabansı biçimde algıladığım öğelerin, kargaların dünyayı görüş biçimi olduğunu ileri sürmüştür. Ve mantıksal olarak o biçimde görmenin, olağan gerçeklikte rastlananların ötesinde bir görüngü alanına girmiş olmayı gerektirdiği ileri sürülebilir.
Araştırma notlarımdaki son deneyim, bir özel olağan gerçeklik durumuydu; don Juan bu durumu, kendi davranışlarıyla ilgili gizli bir süreçte olağan gerçeklik öğelerini ayırarak elde etmişti.
Olağandışı gerçekliğin asal aşamasını yönetmede kullanılan genel süreçler, bu ikinci özel olağan gerçeklik durumu sırasında şu sonuçları doğurmuştur: özele doğru gidiş, olağan gerçeklik öğelerinin kolayca ayırılması sonucunu yaratmıştır. Birinci özel olağan gerçeklik durumunda, çevrenin gizli yönlendirilmesi süreciyle ayrılan çok az sayıdaki öğeler, aynı zamanda olağan fikir birliğinden yoksun düzensiz biçimlere dönüşüyordu; ancak, ikinci özel olağan gerçeklik durumundaki öğeler çok daha fazla sayıdaydılar, ve tanınabilen öğeler olma niteliklerini yitirmemiş olmalarına karşın, fikir birliği sağlamaz duruma dönüşmüşlerdi. Bu türden öğeler, ola ki, ayrımsayabildiğim tüm çevreyi kapsamaktaydı.
Don Juan bu ikinci özel durumu, olağan ve olağandışı gerçeklikler arasındaki bağı pekiştirmek amacıyla ortaya çıkarmış olabilir. Ve bunu yaparken de, olağan gerçeklik öğelerinin hepsinin değilse de çoğunun, olağan fikir birliği sağlama yetilerini yitirmiş olabileceklerini göstermiştir denilebilir.
Ancak, kendi görüşüme göre, bu son özel olağan gerçeklik durumu, çömezliğimin son bir özeti olmaktadır. Apayrı bir bilinçlilik durumunda o denli yıldırıcı bir korkuya kapılmamın yarattığı şaşkınlık, gündelik yaşamın gerçekliğinin tartışılmaz olduğu konusunda beni kuşkuya düşürmüştü. Oysa, ben olağan gerçekliğe ilişkin konularda, o tartışılmaz diye bildiğim kesin gerçeklikten hep kendime fikir birliği sağlamada yararlanagelmiştim. O ana dek, çömezliğimin akışı, o kesinliğin çöküşüne doğru sürekli bir kurgulama olmuşa benzer. Don Juan’ın o son özel durumda kullandığı tüm çarpıcı yöntemler, hep, bu çöküşü gerçekleştirmeye yönelikti. Ve bu olgunun amacı da, o kesinliğin şaşırtıcı çöküşünün amacı da, beni bir başka gerçekliğin varlığını kabul etmekten alıkoyan son engelin ortadan kaldırılmasıydı: o başka gerçeklik de, özel oybirliğinin gerçekliğiydi.

21

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

Ek B
 
YAPISAL ÇÖZÜMLEME TASLAĞI
ÇALIŞMA DÜZENİ
BİRİNCİ BİRİM
BİLGİ ADAMI
•Bilgi Adamı Olmak Bir Öğrenim işidir•
*Açık seçik koşullar yoktur
*Kimi örtülü koşullar vardır
*Çömez, kişiselliği olmayan bir erk tarafından seçilir
-Seçilen kişi (escogido)
-Erkin kararları yoralarla anlaşılır

•Bilgi Adamında Sarsılmaz Bir niyet Vardır•
*Yalınlık
*Doğru yargılama
*Yenilik yapma özgürlüğünün yokluğu

•Bilgi Adamının Zihni Açık Olmalıdır•
*Bir yol arama özgürlüğü
*Belirli amacın bilinmesi
*Akıcılık

•Bilgi Adamı Olmak İçin Yoğun Çalışma Gereklidir•
*Zorlu biçimde çaba harcayabilme
*İstenen sonucu alabilme
*Savaşımdan kaçmama
*Bilgi Adami Bir Savaşçıdır
*Bir bilgi adamının saygılı olması gerekir
*Korku duyması gerekir
*Son kerte uyanık olması gerekir
-Niyetlerin farkındalığı
-Beklenen değişmelerin farkındalığı
*Özgüveni olması gerekir

•Bilgi Adamı Olmak Aralıksız Bir Süreçtir•
*Bilgi adamı olma arayışını sürekli yenilemesi gerekir
*Geçiciliğinin bilincinde olması gerekir
*Yürek taşıyan bir yol izlemesi gerekir

İKİNCİ BİRİM
•Bilgi Adamının Bir Dostu Vardır•
*Bir Dostun Biçimi Yoktur
*Bir Dost Bir Nitelik Olarak Algılanır
-Datura inoxianın içerdiği dost
1)Kadın gibidir
2)Baskıcıdır
3)Yeğindir
4)Ne yapacağı kestirilemez
5)İzdeşleri üzerinde zararlı etkileri vardır
6)Gereksiz erklilik verir
-Psylocybe mexicananın içerdiği dost
1)Erkek gibidir
2)Serinkanlıdır
3)Yumuşak huyludur
4)Ne yapacağı kestirilebilir
5)İzdeşleri üzerinde yararlı etkileri vardır
6)İnsanı aşırı sevinçle kendinden geçirir

•Bir Dost Uysallaştırılabilir•
*Bir dost bir araç yerine geçer
-Datura inoxianın içerdiği dostun ne yapacağı önceden kestirilemez
-Psilocybe mexicananın içerdiği dostun ne yapacağı önceden kestirilebilir
*Bir dost bir yardımcıdır

ÜÇÜNCÜ BİRİM
•Bir Dostun Kuralları Vardır•
*Kurallar Katıdır
-Dostun doğrudan doğruya işe karışarak kuraldışı durum yaratması biçimindeki istisna
*Kurallar Artmaz
*Kurallar Olağan Gerçeklik Durumlarında Doğrulanırlar
*Kurallar Olağandışı Gerçeklik Durumlarında Doğrulanırlar
-Olağandışı gerçeklik durumları
1)Olağandışı gerçeklikten yararlanılabilir
2)Olağandışı gerçekliğin bileşen öğeleri vardır
a)Öğelerde dengelilik vardır
b)Öğelerde benzersizlik vardır
c)Öğeler üzerinde fikir birliğine varılamaz
*Kuralların belirli amaçları
-Birinci belirli amaç, (Datura inoxia)nın sınanması
Kullanım yöntemi, yutma
-İkinci belirli amaç, önbili (Datura inoxia)
Kullanım yöntemi, yutma-emdirme
-Üçüncü belirli amaç; bedensel uçuş (Datura inoxia)
Kullanım yöntemi, yutma-emdirme
-Dördüncü belirli amaç; (Psilocybe mexicana)nın sınanması
Kullanım yöntemi, yutma-içe çekme
-Beşinci belirli amaç, başka bir kılığa girerek devinim
(Psilocybe mexicana)
Kullanım yöntemi, yutma-içe çekme
-Altıncı belirli amaç, başka bir kılığa girerek devinim (Psilocybe mexicana)
Kullanım yöntemi, yutma-içe çekme

DÖRDÜNCÜ BİRİM
•Kurallar Özel Oybirliğiyle Doğrulanırlar•
*Velinimet
-Özel oybirliğinin hazırlanması
1)Başka olağandışı gerçeklik durumları,
---Mescalito’nun neden olduğu durumlar:
a)Mescalito bitkinin içindedir.
b)Mescalito, bitkinin içindeki erkin kendisidir
c)Kuralları yoktur
d)Çömezliği gerektirmez
e)Bir koruyucudur
f)Bir öğretmendir
g)Belirli bir biçimi bulunur
---Olağandışı gerçeklikten yararlanılabilir
---Olağandışı gerçekliğin bileşen öğeleri vardır
2)Özel olağan gerçeklik durumları
---Öğretmenin ortaya çıkardığı durumlardır
a)Çevrenin sağladığı ipuçlarının yönlendirilmesi
b)Davranışlardan kaynaklanan ipuçlarının yönlendirilmesi
-Deneyimlerin özetlenmesi
1)Olayların anımsanması
2)Bileşen öğelerinin betimlenmesi
3)Vurgulama
a)Olumlu vurgulama
b)Olumsuz vurgulama
c)Vurgulama yokluğu
-Özel oybirliği sağlanması
1)Olağandışı gerçekliğin arızi aşaması
a)Hazırlık dönemi
---Olağandışı gerçeklik durumu öncesi dönem
---Olağandışı gerçeklik durumunu izleyen dönem
b)Geçiş dönemleri
c)Öğretmenin denetimi
2)Olağandışı gerçekliğin asal aşaması
a)Özele doğru gidiş
---Belirli tek tek biçimler
_Algılanan ayrıntıların giderek karmaşıklaşması
_Bilinen biçimlerin giderek yabancı biçimlere dönüşmesi
---Belirli toplam sonuçlar
b)Daha geniş bir değerlendirme alanına doğru gidiş
---Bağımlı alan
---Bağımsız alan
c)Olağandışı gerçekliğin daha yararcı kullanımına doğru gidiş
d)Özel olağan gerçeklik durumlarındaki özele doğru gidiş.

KAVRAM DÜZENİ
•ÇÖMEZ•
*Kavram düzeninin yanıltıcı biçimde benimsenmesi
*Kavram düzeninin içtenlikle ve doğru biçimde benimsenmesi
-Özel oybirliğinin gerçekliği
-Özel oybirliğinin gerçekliğinin yararcı değerleri vardır.

22

Cvp: 1. Kitap - Don Juan'ın Öğretileri

.